• 05 Ekim 2018, Cuma 15:49
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

Muhasebe -I-

MUHASEBE -I-

Aslında tuhaf zamanlar yaşıyoruz ve tuhaf işlerle meşgulüz…

Bu sosyal medya denen zımbırtı yokken, konvansiyonel medyanın tek taraflı ve fakat bugüne göre daha iyi olduğunu ancak bugün anlayabildiğimiz yayınlarına muhatap olur, sadece tüketici olarak ve tüketici kalarak pozisyonumuzu bilir hayatımıza devam ederdik.

Şimdi tartışıyor, çare arıyor, yol gösteriyor, gürültü- patırtı koparıyoruz.

Bunu bizden bekleyen yok.

İşin can alıcı noktası, bizim açımızdan bir karşılığı da yok.

Tek taraflı konvansiyonel medyanın tek sesliliği bir yandan ve sosyal medyanın cazibesi diğer taraftan kendimizi sanal bir meydanda vatan kurtaran kahramanlar olarak bulduk.

Marvel evreninin uyduruk süper güçleri gibi dünyaları kurtarıyoruz.

Neden?

Hadi biraz kafa yoralım…

Xxx

Ben de pekâlâ biliyorum ki, ülkede olan yanlışları ne kadar dillendirsek ve aşikâr kılmaya çalışsak da, bu yanlışları düzeltecek olanların bu durum asla umurlarında değil.

Neden umurlarında değil.

Çünkü sistem bizden yana değil onlardan yana işliyor.

2004 yerel seçimlerinden önce yapılan ankette Ak Parti seçmeni önlerine konan 5-6 isimden biri olan Kadir Topbaş’ı istemediğini, onu sonuncu yaparak ilan etmişti.

Ama bu sonuncu vatandaşı Recep Tayyip Erdoğan aday gösterdi.

“Madem bana soruyorsun, fikrime neden saygı göstermiyorsun?” diye kimse efelenmedi.

Lider böyle istiyorsa vardır bir bildiği deyip sonradan FETÖ’ye dümen kıran ve damadıyla gündem olan Topbaş’ı defalarca seçti.

FETÖ balonu patlayınca da Tayyip Bey’in metal yorgunluğu edebiyatı ve arkasından ısrarlı baskılarıyla Melih Gökçek gibi, Necmi Kadıoğlu gibi görevden el çektirildi.

Topbaş niye gitti? Suçluysa neden yargılanmadı?

Bu apaşikar bir karartma olarak utanç tarihine geçmiş bir skandaldır.

Peki FETÖ’yü tehlikeli yapan neydi? Sadece devlete kastetmesi mi?

“Dinlerarası diyalog” rezilliği ve ihaneti en az devlete kastetmesi kadar vahim değil miydi?

Diyolag işleri usulca FETÖ’den ayrıştırıldı çünkü ama iktidarın akıl hocası reformist kafalar ama diyanet ve ama iktidarın en yüksek temsil dilinden seslendirilen “Haydi kızlar camiye” saçmalığı, kökünde bu diyalog itikadıyla birleşen bir zihniyete sahip/ bu zihniyetin ürünü.

Mesela muhalefetin diplomasını tartıştığı, bizim tartışmadığımız Recep Tayyip Erdoğan dini bütün bir mümin kişidir. Güzel Kur’an-ı Kerim tilavet eder. İmam Hatip mezunudur. Ve fakat dinde söz söylemeye muktedir bir islam alimi midir?

Hayır değildir!

Ama hoyratça dini meselelere dalmakta beis görmemesi milletin asabını bozmaya devam ediyor. Cühela takımı ise liderin dindarlığı noktasından bakarak bu reformist efelenmeye için için seviniyor.

Öyle değil mi ama…

Kamusal alan saçmalığından geldik bugünlere ve kadınları- kızları mitinge, partiye ve nihayet camiye çağıran bir liderimiz var. Daha ne olsun?

Aslında liderden beklediğimiz millete yakın olması, tutarlı bir çizgide hareket etmesi, haddini bilmesi, haddini bilmeyene de haddini bildirmesi şeklinde özetlenebilir.

Fakat Recep Tayyip Erdoğan bize Kadir Topbaş’ı yutturduğu gibi, yine bizi “kriz” olmadığına da inandırmaya çalışıyor. İyi etmiyor.

Bir ilçenin rüzgâr rejimini bozacak derecede rezil kepaze imar izinleriyle belediyeciliğin yüz karası olan Necmi Kadıoğlu meselesini yok sayıyor ve “Bana kimse yakınını aday adayı olarak dayatmasın” diye başlayan tuhaf bir beyanla kafalarda soru işaretleri oluşturuyor. Yani artık tutarlı değil…

“İyi de Başkan, hele bir kendi yakınlarını, Emine Hanım’ın yakınlarını filan ayıkla bi zahmet…

Sonra Fatma Betül Sayan Kaya’nın yakınlarını…

Ondan sonra beni salak yerine koy… Razıyım!” diyesim geliyor, diyorum da ister istemez, ama manzaraya göz yummadığımız ve manzarayı anlattığımız için keyfimiz kaçıyor.

Rumelihisar kıyısından boğazı seyredip rahatlayayım diyorum; bakıyorum karşı kıyıda köprünün yanı başında kocaman çürük bir azı diş gibi şehircilik faciası… Efkârlı gözlerime takılan bir balıkçı, “Reis’in arkadaşı İshakol Boyalarının sahibi o gördüğün manzaranın sebebi” diyor…

Boğaz ki “Bırak talanı, gürültü bile yapılmamalı” haykırışlarıyla sürekli tecavüz ettiğimiz nazlı bakire…

“Vayyy, sen ufak tefek hataları eleştirip CHP’nin ekmeğine yağ mı sürüyorsun?”

Ekmeği 1,25’ten 1 TL’ye sabitleme şovuna karşılık, belediyelerde dönen rezilliklerin millete maliyetini yazsak insaf ehli olan “McKinsey’e ne hacet! Biz zaten zenginiz!” der…

Tayyip Bey işi ehline veriyor mu?

Tayyip Beyin kadrosu işi ehline veriyor mu?

Tayyip Beyin kadrosu işin ehli mi?

Liyakat?

Xxx

FETÖ ile mücadele tam bir fiyaskodur.

Özhaseki’nin FETÖ bulaşıklığına istinaden “81 milyon içinde FETÖ’ye merhaba dememiş olan var mı” savunması “Merd-i kıpti şecaat arz ederken sirkatin söylermiş” hesabı bir ahmaklık…

Ak Parti var olduğu günden itibaren Ak Parti’ye oy vermiş bir iş adamı arkadaş “Bu görüp göreceğimiz son seçim!” derken ne demek istiyor?

Xxx

Bütün okulları İmam-Hatip yaptınız…

İyi güzel…

Bütün İmam Hatipleri de bina itibariyle şahane yaptınız…

İyi güzel…

Söz konusu inşaat olunca binalarda problem yok.

Yok ta…

İçi boş binaların…

Ve modern, çağdaş, sağın- solun herkesin sevdiği Milli Eğitim Bakanı, (hani şu sürekli yapacağı yerde şöyle olmalı, böyle olmalı, bunu hayal ediyorum fantezileri anlatan adam… Hani şu Abbas Güçlü’nün “Biri ona bakan olduğunu hatırlatsın” dediği için bozulup Abbas Güçlü’ye çizik atan adam…) şimdi büyük bir devrim olarak İmam Hatipleri kapatıp, güya normal okullarda din eğitimini arttırıp, bu boş binaları değerlendirme peşinde…

Xxx

Boş verin bunları…

Serhat’e söyleyin, “Emekliye zam” haberlerini daha görünür kullansın…

Millet enayi, yer nasıl olsa…

Biraz Yeni Akit’in sesi çıkardı. Devlet Arşivleri skandalını haber yaptı. Aynı gün haberi geri çekti gelen baskılar üzerine…

Abdurrahman Dilipak, sitemizde de iktibas ettiğimiz ve medyanın kör- sağır kaldığı eleştirisi için ertesi gün “Tam da öyle demek istemedim” diye titredi durup dururken…

Yani biz niye meydandayız sorusunun cevabı; meydan boş kaldı da ondan…

Devam edeceğiz bu mayınlı meseleye…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Mücahit kaya Mücahit kaya 05.10.2018 19:44

Akp.den önce herkesin din davası vardı akparti bu nu kullanarak iktidar oldu .ama iktidara getiren en onemli etken 2001 kriziydi simdi akpartililerin din davası derdi yok tek dert var iktidarın imkanlarından nasıl nemalanırim? Gerisi kimsenin umurunda degil dinini vatanini düsünenler ise tahkiki.iman sahibi olanlar onlarında sayıları o kadar azki allah sayılarıni artırsın Harabat ehlini hor görme s akir Devineye malik viraneler var.

Mehmet ce Mehmet ce 08.10.2018 01:10

durmak yok yola devam makam mevki şöhret eşliğinde alkışlar içerisinde yolunu kaybedenler kendinize gelin yoksa fena bi tokat geliyor bu gemi batmasın diye ugraşırken gemiyi batırmaya çalışanlara benzettiniz milletide kendinizide bu gemi çok su aldı çok

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık