• 18 Şubat 2019, Pazartesi 13:05
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

Mantık tecavüze uğrayınca...

MANTIK TECAVÜZE UĞRAYINCA…

 

Mantığı metreyle, dirhemle ölçüp tartamazsınız…

Ama buna rağmen sağlam ve tartışılmaz donelere yaslanarak çalışması lazım…

Maalesef öyle olmuyor…

Aciz ve kusurlu insan işin içine girdiği için, “mantık” da “bana göre” tuzağına düşebiliyor.

İnsan…

Sübjektif/ göreceli/ rölatif…

Acizliğinden ve kusurlarından ancak şehvetinden arınabildiği kadar uzaklaşabiliyor.

Ve mantığa tecavüz eden karşımıza hep “şehvet” olarak çıkıyor…

Xxx

Diyorum ki, Abdülhamid Han siyasi bir şahsiyet olmanın ötesinde aynı zamanda Müslümanların halifesi değil miydi?

Evet öyleydi…

Peki… Bir adam gençlik heyecanı ve ahmaklığı ile ve dahi şartların gazına gelip bu büyük Halife Sultan’a karşı çıkabilir mi?

Evet, çıkabilir…

Birçok örneği var üstelik.

Bu karşı çıkış, bu sebeplerle anlaşılabilir.

Fakat bu büyük Halife Sultan’a yazdığı fabl/şiir karışımı manzumelerde korkak, baykuş, hayvan, merkep, zalim, melun, kızıl kâfir, iblis diyebilir mi?

Yok… Diyemez. Daha doğrusu dememeli…

Veya o gençlik heyecan ve ahmaklığı sükûnet bulduğunda bu alenen işlediği rezillikten alenen pişman olmalı…

Olmuş mu?

Hayır…

Pişmanlığını koy kenara, işlediği rezilliği kitaplarından çıkarmış mı aklı başına gelince?

Hayır.

Onu için sevmem ben kardeşim Mehmet Akif’i… Abdülhamid Han’dan midesi bulanıp kusan adamı bir değil bin marş yazsa sevmem…

İslam şairi dolmasını hiç yutmam…

Ama mesele bu değil…

Mesele, Abdülhamid Han’a bu kadar küfürü tevil eden dangalaklar, Akif’i sevmemeyi büyük hakaret kabul ediyorlar…

Şimdi ben mi mantıksızım?

Yoksa Akif’i put edinmiş zavallılar mı?

Xxx

İstanbul için en doğru aday olduğuna inandığım Binali Yıldırım, “Fatih bölgesini eski İstanbul ilan edeceğiz” diyor. Garibim bir şeyler söylemek zorunda fakat yukarı tükürse bıyık, aşağı tükürse sakal… Ne dese boş, ne vaat etse mantıksız… İstanbul’a reçete olarak sunacağı her formülün hastalık denklemini kendi partisi oluşturmuş.

Fatih Bölgesini ve özellikle Sultanahmet ve civarını “piç” eden uzaylılar mı idi?

Türbeler, camiler, medreseler yumağı bir yüzük taşını, açıkhava meyhanesi ve kerhanesi haline getiren adamı milletvekili yapmadınız mı?

Dikey mimari ve yanlış nüfus yığılmaları için yirmi yıldır ne yaptınız?

Diğer taraftan nereye sokuşturulacağı problem olan Mevlüt Uysal da Büyükçekmece’de kınayı bol bulanın yaptığı gibi her tarafı afişe boğarak seçimi alacağını zannediyor.

“Büyükçekmeceye kapalı Pazar gelecek!”

Ee, zaten gariban bir vatandaş olarak benim bildiğim üç tane var…

Bu sloganı sana ittiren kazma, ola ki seçilirsen nasıl bir ekiple çalışacağının da işaretlerini veriyor.

Vah, vah, vah…

Daha önce ilan ettim; bu yerel seçimde Binali Abi’ye isteyerek, Mevlüt Bey’e de kerhen oy vereceğim.

Nasreddin Hoca’nın sirke menkıbesindeki kadar müşkül vaziyetteyiz. Neyin daha kötü ve en kötü olduğunu bildiğimizden, Ak Parti’ye bir kez daha “Eyvallah!” edeceğiz…

Fakat kardeşim illa eş-dost, kardeş- yeğen, Başakşehir ekibi, evlat hatırı manyaklığından kurtulup kampanyalarınızı ya adam gibi yapın, ya da hiçbir şey yapmayın çünkü zaten vereceğimiz “oy”un sebebi siz değilsiniz. Vaatleriniz hiç değil.

Mantık lütfen…

Reis+ bütün medya bizim+ millet bize mahkûm = Seçimi alırız!

Bak vatandaş elini tükrükledi; Allah rızası için dikkat edin…

Xxx

Amma velakin şehvet, mantığı köprü altında sıkıştırmış…

Sonrası ver Allah ver!

Ötesine dilim varmıyor…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık