• 12 Mart 2018, Pazartesi 13:27
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

Maalesef gerçek!

 

Günün birinde Türk kültürü ve edebiyatı içinde çok büyük bir yere sahip olacağını düşünüyordum.

Zeki bir adamdı ve kalemi de kıvraktı.

Kalemiyle “hizmet” etmek herkese nasip olmazdı. Ve yerli yerinde kullanınca bir kalemin tesiri, en modern silahlardan daha fazladır diye inanıyordum.

Bilmem sanatkâr ruhlu oluşundan mıydı ama her şeye karşıydı. İsyankardı.

Recep Tayyip Erdoğan’ın siyaseten en zor dönemlerini yaşadığı günlerde onu acımasızca eleştiriyor, ondan kurtulmamız gerektiğini söylüyordu.

Olayların sadece göründüğü gibi olmadığını, en azından gazetecilik dürtüsüyle net bir şekilde bilemediğimiz arka planları çözmeden hüküm vermemek gerektiğini belirterek yola getirmeye çalışıyordum.

Dünyanın en kibar insanı olarak tanınmasına, bilinmesine rağmen konu Recep Tayyip olunca dilini tutamıyor, en ağır sözleri söylemekten geri kalmıyordu.

Sadece söylese iyi…

Yazıyordu da…

Bir gün “Hayvan herif” tabirinin çok ağır olduğunu, haklı bile olsa bu kadar galiz bir hakaretin şiire yakışmadığını söyledim.

Ve ekledim, “Ben bu adamı seviyorum. Tamam sen sevmeyebilirsin. Fakat hakaret etmene izin veremem. Böyle devam edeceksen görüşmeyelim.”

Umursamadı.

“Bırak şu korkak herifi” dedi…

“Korumalarının arkasına saklanan bir kadından farkı yok. Ekranda esip gürlediğine bakma. Sarayında rahat eden bir baykuş o” diye ilave etti.

Ayrıldım yanından.

Bir daha da görüşmemeye karar verdim.

Zaten uzun zamandır sadece bu hakaretlerine değil, gemi azıya almış mealci- reformistlerin peşine düşmesine de bozuluyordum. Nereden beslendiği belli olmayan, masonik ilişkileriyle her türlü gücü ve etkiyi rahatça kullanan sözde din adamı kılıklı ajanlara bayılıyordu.

Haftada bir yazdığı gazetedeki son yazısı, “İslam’ın günümüz şartlarına göre revize edilmesi” üzerineydi.

“Çüş” dedim içimden… “Sen kendini revize et!”

O sapık fikirlerin yer aldığı makalede Recep Tayyip Eroğan’ın “Ayran milli içeceğimizdir!” lafına da bozulmuş, “Göçebe kafalı bir barbarı başkan yaparsan, bütün dünya kadeh kaldırırken sen bıyıklarındaki ayranı silersin ancak!” diyordu.

Yönetimin milleti böldüğünü, ayrıştırdığını, akıl almaz bir zulüm ve baskı ile iş gördüğünü söylüyor fakat bu kadar ağır yazı yazmaktan da korkmuyor işin tuhaf tarafı, kendisine en ufak bir dava bile açılmıyordu.

Yine bir gün reformist, peygamber tanımaz mealcilerin gazına gelmiş, Tayyip Bey’in İslamiyet’e aykırı işler yaptığını iddia ederek “O düpedüz kafirdir” diyerek saçmalığın zirvesini yoklamıştı.

Ben, bugün yarın ensesinden tutup tıkarlar hapse diyordum ama işin enteresan tarafı ne hükümet, ne Tayyip Bey zerre miskal kaale almıyordu bu adamı.

İyi tanırdım. Bu kadar hakaret ve küfüre rağmen karşı tarafı sinirlendiremediği için kibrinden kuduruyordu büyük ihtimal…

Tayyip Bey’e hayvan dedi, kâfir dedi, iblis dedi, korkak dedi, ölüp gitmezse daha çok çekeriz dedi…

Dedi de dedi…

Kendi milletini geri kalmış, gerici olarak görüyor, Avrupa’yı, Japonya’yı öve öve bitiremiyordu. Hoş yeri geldiğinde şiirin gazıyla Batı’ya da sövüyordu ama dengesizdi işte.

Ak Partiyi kapatmak isteyenlerin aleyhine bir satır yazmadı.

Abdullah Gül’ün eşi başörtülü diye kıyamet koparanları alkışladı hatta…

Derdi belası Tayyip Bey’e sövmekti.

Baktı kimse iplemiyor, sonra çekti gitti memleketten…

Şimdi yurtdışında “modern meal” diye bir tefsir üzerinde çalışıyormuş.

Birkaç kere benimle irtibat kurmak istedi.

Yüz vermedim.

Müslümanların reisine bu kadar hakaret eden, itikadı bozuk, dengesiz bir adamı üç-beş sağlam şiir yazdı diye affedemem…

Sen kimsin ki, memleketin başındaki adama, sevmesen bile, görüşlerini beğenmesen bile, hayvan dersin, kâfir dersin, domuz dersin, korkak dersin, baykuş dersin, iblis dersin…

Bunun neresi sanat?

Bunun neresi insanlık?

Xxx

Diyeceksiniz ki, kim bu terbiyesiz?

Sevgili Tayyip Bey’in yerine, Ulu Hakan Abdülhamid Han’ı koyun, o terbiye özürlünün kim olduğunu anlarsınız…

İçinde boğulduğumuz ahmaklığı da…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Mehmet ce Mehmet ce 12.03.2018 14:11

İnanın okudukça kim bu kim bu diye diye dedim kesin Abdulhamit r.a aykırı bakan baykuştur diye hakkattende doğru çıktı kaleminize saglık

Muhteşem Muhteşem 12.03.2018 17:01

Döktürmüşsün, ama eleştireceğim. Ülkede 1 satır okumaya alışmamışlara, muhteşem bir tarihi ders vermişsin, bir de "aklınızı kullanın, SAHTE KAHRAMANLAR'ı görün" demişsin. Çok zor dostum, kimse inanmaz bugün kahraman sandığının hainin en önde gideni olduğuna. Şiiri bulsunlar bari; 20. yüzyıldan da utanmaz hayvan, Sofranda şarap yerine ayran.

Sevda Goktas Sevda Goktas 13.03.2018 22:01

Harika tek kelimeyle

Halik Halik 14.03.2018 05:55

Mehmet Akiften bahsediyor günümüzden geçmişe ışık tutarak.

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık