• 13 Haziran 2019, Perşembe 18:25
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

Lay lay lom...

 

Çok konuşulan dizilere karşı alerjim var. Ama bu sonuna kadar irademe hâkim olabildiğim anlamına gelmiyor.

Lost’u da finaline yakın zamanlarda sıfırdan başlayıp seyretmek zorunda kalmıştım; çünkü hakkında konuşulanların abartısı, sektörün kıyısında bir adam olarak ilgisiz kalmamı kaldıramaz diye düşünmüştüm.

Game of Thrones’ta da aynı şey oldu.

Belki iç sıkıntımın ve dayanılmaz rezil siyasi atmosferin tesiriyle yıllardır kulak tıkadığım diziyi, elime kumandayı alıp ilk sezon dvd’lerinden başladım seyretmeye.

Ulan diyeceğim, -çünkü kaskatı kesilmiş göğsümün derin bir nefesle rahatlamasına eş değer bir tepki olarak çok işe yarıyor- yedi krallık ve ötesinde bir tane aklı başında adam olmaz mı?

Ejderhalar, büyüler, ölülerin savaşları, bol erotizm, aşırı kan/mezbaha atmosferinin tek gerçeği var; entrika…

Bizim kültürümüzle ve coğrafyamızla uzaktan yakından alakası olmayan bu fantastik dünyadaki karakterlerin neredeyse hepsi hayatımızın içinde ama…

Piç kral bozuntusu kifayetsiz muhteris Joffrey geberene kadar bana hep siyasi aktörlerimizden birini hatırlattı. Anası da…

Keza Küçük Konsey’in iki iğrenç şirinliği “hadım muhbir” ile maliyenin başındaki “milli pezevenk” gerçek üstü dünyanın tanıdık simaları olarak seyirciyi kuşatıyor hemen.

Bizim kripto elit azınlığın kutsadığı ilk dönem salak Yeşilçam melodramlarından tutun, tarafların tamamına doğal olarak nefret duyduğumuz kahramanların yer aldığı yabancı filmler de dahil, hep bir taraf yakın gelir biz seyirciye/ çoğunlukla hani ezileni tutarız filan…

Game of Thrones güncel siyasi atmosferimize denk bir kaotik manzara sunuyor, meyledeceğiniz yeri bulmakta zorlanıyorsunuz. Hatta bulamıyorsunuz. 

Mesela, sonunda muhtemelen elinde üçün biri kalacak olan “Gece Nöbetçileri” tanıdık bir “hareket”i çağrıştırıyor. Küçük Konsey'in Büyük Üstadı Fetö'yü hatırlatıyor; peki ya Yüce Serçe?

Karakterlerin sıfatları ne kadar üstünlük ve fazilet üzerine ise o kadar aşağılık tipler... Sözde ruhbanların ve asillerin dünyasında ensest ve sübyancılık kol geziyor.  Herbiri ayrı bir puşt...

Seyredilir mi?

Evet diyemem, vebali var…

Sapık, vahşi, ahlaksız, erdemsiz bir dünyanın kaosu nihayetinde… 

Seyretmemiş olan belki lafıma itimat eder, seyredeceği varsa da vazgeçer ama…

Makyajı akan ve yandaşlarına bile tedirginlik veren İmamoğlu’na karşılık, Beylikdüzü’nün imar/ rant çarkını servis yaparken, hemen caddenin karşısındaki sıvanıp tüyü dikilmiş Esenyurt rezilliğini görmemek nasıl bir mide genişliğidir?

Ha Game of Thrones, ha içinde debelendiğimiz ve bize reva görülen vasat...

Gerçi sözümden dönecek değilim…

Ayrıyeten partisini ve milletini iplemeyen fanatik Ak Partililerin benim bir oyumu önemsediklerini de zannetmiyorum.

Vicdanım beni bağlar; CHP’yi hiçbir şart altında midem kaldırmaz, gözümü kapar Binali Abi’ye selam çakarım Turist Ömer gibi…

Fakat 23 Haziran da elbet geçer…

Ve ömrümüz olursa, Milli İrade Platformunun iftarı gerginliğinden, Amerika’ya koşan Joffrey’e kadar ne varsa birikmiş, illa ki hatırlatır, konuşuruz. 

Neden haddi aşar bir tavırdayım? Neden görmezden gelmenin konforunu tercih etmiyorum?

Çünkü sırtımızda taşıdığımız zevatın gerçekler karşısında ders ve vaziyet almak yerine öfke ve kibir nöbetleri sergilemesi insanın asabını bozuyor.

Bu yazı da “ahmak ayıklayan” yazılardan oldu…

Hayırlısı…

Bazen yorumlarının yayınlanmadığına itiraz edenler oluyor; ayıklandıklarının farkında değiller.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık