• 04 Haziran 2015, Perşembe 16:03
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ

 

Pazar günü oy kullanacağım için çok da memnun değilim.

Zahmetli iş.

Kaldı ki, yaptığım seçimlerin hayatıma yansıması, o zahmete ne kadar değer tartışılır.

(Köprü, tünel, milli gelir, insan hakları filan zaten benim hakkım. Ak Parti’nin yapıyor olması, diğerlerinin yanına yaklaşamaması, Ak Parti için ekstra bir övgü gerektirmiyor. İşlerini yapıyorlar. Bazen kötü yaptıkları da oluyor üstelik. Bir yandan yol yapıyorlar, bir yandan trafiği arttıracak saçma sapan AVM, rezidans kuleler. Ortalık ucuz zengin müteahhit kaynıyor.

Ben daha iyi şeyler istiyorum. Daha iyi bir hayatı hak ediyorum. Fakat Osmanlı’yı yıkanlar öyle bir sistem sokmuşlar ki milletin böğrüne, bir türlü tam manasıyla çıkmıyor. Neyse…)

Geriye dönüp baktığımda sadece midem bulanıyor.

Bu ülkeye Osmanlı’dan sonra “Cumhuriyet” adı altında demokrasiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan ama halkın kendi kendini yönettiği safsatasını dayatarak baskı rejimini getiren zihniyet halâ yaşıyor.

Adı CHP…

Halkla ilgisi olmayan…

Kurulduğu günden beri bu milletin mukaddesatına taban tabana zıt işlere imza atan bir parti.

Allah aşkına düşünün; benim yaşım yetmiyor, sandığa gidip sadece tek partiye o kullanmak nasıl bir manyaklık?

Adayların alternatifi yok.

Partinin alternatifi yok.

Adı seçim.

Yüzkarası…

Sonra Amerikan yardımına muhtaç kaldığımız için, yani o derece rezil halde olduğumuz için mecburen demokrasiyi kabullenip, vatandaşa oyunu açıktan attırıp, sayımı gizli yapmak.

Bu nasıl bir zihniyet? CHP zihniyeti.

Kurulduğu günden beri milletin reddettiği/ tokatladığı bir parti…

Başındaki şahıs SSK’yı batırmış; vaatlerde bulunuyor ve sözüm söz diyor. Çağdaş, ilerici, rakıcı aydınlarımız “Ulan, bizim içimizden hiç mi lider çıkmayacak” diye şişenin dibine vurmuyorlar da, varsa yoksa Tayyip Bey’e küfür…

Geçelim.

Devlet Bahçeli deyince aklıma gelen, poker masalarında çok başarılı olacak ifadesiz bir yüz hattı. Hayattan tiksinen bir hali var benim gibi…

Benden devlet adamı olmaz.

Halka hitap ederken (edemezken daha doğrusu) dövecekmiş gibi el kol hareketleriyle, zorlama kızgınlıklar ve çok basit sloganlar patlatan bir lider.

Hani bir iş verseniz nasıl yapar, nasıl eder merak ediyorum. Kendi dünyasında içine kapanık, asosyal bir mesafeli duruş. Orada özgür iradesiyle olduğuna inanmıyorum. Sanki bıraksalar, eski araba koleksiyonu ve bir iki soğuk kafa dengiyle ele güne karışmadan yaşayıp gitmek isteyecek bir ruh hali.

Ne rahmetli Türkeş’in karizması… Ne rahmetli Yazıcıoğlu’nun samimiyeti…

Geçelim…

Şimdi…

Kürt kardeşlerimiz mecliste temsil edilsin!

Her temsil edilecek olan için ayrı bir partiyi anlamsız buluyorum. Ak Parti’nin yarısı Kürt belki… Diğer partilerde de var.

O zaman benden asla oy alamayacak, marjinal bir parti demek.

Hele ki çözüm sürecinde, çözümü sırtından vurup, bir ayağını Kandil’e, bir ayağını Pensilvanya’ya uzatırsan, bunun adı açıkça ihanet ve kan ticaretidir. Müslüman Kürdün mahallesinde salyangoz satan bu partiyi anlamak çok zor.

Doğan Grubunun kucağına oturmak ise pastanın kreması.

Yerseniz.

Başka?

İş, aş Haydar Baş…

Herkese beş bin lira maaş…

(Aziz Nesin’i hatırlayan var mı? Birden aklıma geldi…)

Başka…

Erbakan Hoca ile Muhsin Başkan’ın kemiklerini sızlatan iki adam kol kola girmiş, paralel çeteye yataklık ediyor…

Kirli ittifak…

Geç gitsin…

Bir de tuzluklar var.

Bağımsız tuzluklar ama kapaklarını Pensilvanya açıp kapatıyor. Bir insan rezil olmak için niye bu kadar çırpınır veya neresini kaptırmıştır bu gizli tezgâha da, onuruyla bi kenara çekilip oturmaz?

Ah be Ak Parti…

Kala kala yine sana kaldık.

Hâlbuki iktidar yorgunluğu ve kibrine bir ders olsun diye Pazar günü uzatıp bacaklarımızı, seçim sonuçları mavalları ile geyik yapacaktık.

Fakat…

Memlekete yazık olacak.

Şimdi ortalık kazara kifayetsiz muhterislere kalırsa…

Yarın Abdülhamid Han’ın yüzüne nasıl bakarım?

Onu tahttan indiren piçlerin çocukları davul vuruyor; Ak Parti gitsin diyen her türlü mahlûkat da bir olmuş halay çekiyor.

Yedirirler mi bu saatten sonra.

Ben milletim!

Ziraat Bankası’na girerken “devlet” korkusuyla babam gibi ceketimi iliklemek istemiyorum.

Askeri lisenin önünden geçerken, istersem kornaya basabilirim.

Başıma da karışamaz kimse, imanıma da…

Duydun mu Pensilvanya!

Pazar günü yayılacaktım ama…

Maalesef.

Görev başına. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık