• 06 Ağustos 2017, Pazar 21:48
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

KONUMUZ FAHİŞENİN NAMUSU DEĞİL!

 

En kolay yazı konusu, bir kişi veya konu hakkında net taraf olarak yazmaktır.

Lehinde veya aleyhinde.

Muhatabınızı ikna edersiniz veya edemezsiniz ama şöyle başı sonu belli bir şeyler çiziktirmek için çok da zorlanmazsınız.

Problem olan, bir konuyu içindeki çelişki ve bağlantılı olduğu konularla birlikte ele alıp sonuca varmaya çalışan yazılardır.

Analitik düşünerek, (TDK tasarruflu davranmış, analitik için sadece “çözümlemeli” demiş… Merak edenler için) bütünü parçalara ayırıp ayrı ayrı ele almak, sonra birbirleriyle ilişki ve ilintilerini tahlil etmek vs…

Biz E-6’nın tenha mahallerinde kamyon şoförlerine el eden fuhuş işçilerine de “fahişe” diyoruz. Daha sistematik usullerle çalışan ve aracıları vasıtasıyla beş yıldızlı otellerde meslek icra edenlere de…

İki tarafın da hedefi para kazanmaktır.

İki taraf da aynı sanatı icra ederler…

Fakat iki tarafı aynı fotoğraf karesi içinde göremezsiniz. Farklı sosyal çevrelerin insanlarıdır. Benzerlikleri onları bir araya getirmeye yetmez.

Eğer geliyorlarsa, o zaman büyük bir pazarlama tröstünden bahsetmek mümkün olabilir. Dikkat çekicidir. Tek kalemde 3-5 yüz Euro kazanılan bir mecranın yanına, buruşuk küsuratları da ilave etmeye çalışmak, ekonomik teorilere terstir.

O zaman ekonomiyi aşan bir ahlaki durum/ organizasyon ve kumpas düşünülebilir.

Esasen bizim kimin evinde çekildiğini tam da bilmediğimiz ancak aynı salonda sohbetin dibine vurmuş gözüken Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Hidayet Türkoğlu, Mustafa İslamoğlu, Caner Taslaman, Mehmet Okuyan ve Emre Dorman fotoğrafına şaşkınlığımız anlaşılabilir şaşkınlıktır. 

Yaşar Nuri Öztürk ile Abdülaziz Bayandır ilintisi gibi mesela…

İster istemez insan var olan çelişkileri es geçemiyor. Neden, nasıl sormaya başlıyor.

Basketbol, varoş, sosyete, felsefe, İran vs.

Aynı sepette…

Aaa, İbrahim Kalın da Hidayet’in arkadaşı…

Aaa, Mehmet Okuyan’ı da Beyaz TV’ye Ramazan’da Mehmet Görmez tavsiye etmiş…

Filan, falan…

Fetö’nün dizi dibinde fotoğraf veren herkesi nasıl yakın takibe alıyorsak, vatan- millet- devlet endişesiyle, içinde çelişki ve şüphe barındıran her şeye de böyle yaklaşırız. Neticede “Peygamber Efendimiz”i postacı gören, evrime inanan, Ehl-i Sünnet omurgamıza farklı yönlerden ve farklı usul ve üsluplarla kasteden herkesin ensesindeyiz…

Dinlerarası Diyalog ile 15 Temmuz’u ilintilendirebiliyorsak…

Google’a “Dinlerarası Diyalog” yazıp derinlemesine araştırdığınızda, bize bir açıklama borcu olan yüzlerce isimle karşılaşacaksınız.

Mustafa İslamoğlu’nun Fetö güzellemesinden, İbrahim Kalın’ın akademik çalışmalarına, Ali Bardakoğlu ve Mehmet Görmez’in gayretlerinden Adnan Oktar’a kadar…

Acayip memleket…

Fetö Papa’yı yalarken, geniş bir kesimin Hocaefendisiydi…

Hooop. Ne oluyor orda? demedi kimse… Başta Diyanet!

Adnan da kedicikleriyle kafa bulmaya devam ediyor; e özgür ve demokrat bir ülkeyiz…

Ona da kimse ses çıkarmıyor. 

Filozofu, İrancısı, Basketbolcusu yemek yemiş/ susalım mı?

Salağa mı yatalım yani.

Midemiz almıyor…

Yoksa makamlar için haddimizi aşıp ille de şu olsun diyecek değiliz.

Fakat devletimizin bekası için, koltuk işgal edenlerde şu üç hususiyeti aramaya devam edeceğiz.

Liyakat, sadakat ve ahlak...

Devletin kasasından çalanlarla baş etmek kolay da, milletin imanından çalanlar mutlaka tasmaları sınır dışında olan ajanlardır.

Abartıyorsun, demeyin.

Konumuz fahişenin namusu değil; organizasyon büyük, problem bu...

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık