• 21 Nisan 2020, Salı 14:53
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

"Kız gibi meclis"i kutlamak!

Salgın dünyanın başına bela olduktan sonra bugüne geldiğimizde, bir Türk vatandaşı olarak rahat, huzurlu ve bizi yönetenlere genel anlamda müteşekkirim.

Alkışladığımız doğru işlere ilaveten, ancak şimdilerde farkına vardığımız başka doğru işlerin de yapıldığını ve yapılıyor olduğunu görüp sevindim.

Gerçekten Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki yönetimlerin en bariz başarısı sağlıkta kendini gösteriyor. Allah razı olsun. Üstelik birçok eksiklikleri ve aksaklıklarına rağmen. Daha önceki eleştirilerimden caymış değilim. Sonuçta iki kalp krizine ilaveten başka saiklerle de sistemin yanlışlarını biliyor ve yaşıyoruz. İstanbul’da kalp krizleri esnasında müdahale edebilecek hastane sayısı özellerde çok fazla iken devletin hastanelerinde son derece sınırlı. Ve ambulans sizi koca koca devlet hastanesi binalarını es geçip derme çatma binalardaki ve fakat anjiyo/ stent kabiliyeti olan özel hastanelere götürüyor. Neyse, geçelim.  

Bunlara rağmen sağlıkta devleti yok sayarak ve devletten ümidi keserek yaşadığımız yılları da gayet iyi biliyoruz. Bu sebeple en ufak bir sıkıntımızda devletin var olduğunun güvenini yaşıyor olmak, hakkı teslim etmeyi gerektirir. Şükretmediğimiz nimeti kaybederiz.

Keza bu süreçte Fahrettin Koca samimiyeti ve gayreti ile şaşırtmıştır. Ona da müteşekkiriz.

Sağlık tehdidine karşı savunma kabiliyetinin klasik savaşlara karşı savunma kabiliyetine eklemlenmesi gereken bir döneme girdik. Tam bu noktada Türkiye’ye insansız hava araçlarını kazandıran Selçuk Bayraktar’ın sahip olduğu enerji ve birikimi sağlığa da kanalize etmesi aşı çalışmalarının içinde olabilmek kadar sevindirici ve gurur vericidir.

Bu güzel örneklerin çoğalması lazım.

Süleyman Soylu örneğinde olduğu gibi, millet kimin arkasında duracağını biliyor.

xxx

İşte bu süreçte yaşadığımız gelişmelerle pekişen “Biz de varız!” duygusunun sebebi yüz yıllık meclis veya cumhuriyet değildir.

İkinci Dünya savaşından yıkılarak çıkan Almanya’nın neyi ne kadar zamanda başardığı ortada…

Keza hemen akabinde atom bombasıyla yerle bir olan Japonya’nın macerası…

Biraz daha yakına gelirsek Kore Savışından sonra start veren Güney Kore’nin geldiği seviye…

Yani Cumhuriyet kazanımı yalanlarıyla uyuşacak değiliz. Batıya özenti içinde geçen sefahat yıllarını uygarlık hanesine yazmak ahmaklığın daniskasıdır.

Biz bu noktaya yüz yılda gelmedik. İçimizdeki hainlere rağmen… Millete yapılan darbelere rağmen… Amerikan ve İngiliz uşaklarına rağmen… Özal’ın açtığı yoldan, Recep Tayyip Erdoğan ile son kırk senede geldik.

Ki bu kırk senede de içimizdeki hainler hem medyada, hem mecliste, hem askeriyede hiç rahat durmadılar. Post moderninden, milleti bombalayan darbelere kadar her türlü çirkefliği gördük.

Rakı- balık/ Ulus- İstiklal devşirmeleri sakalı bahane etti, başörtüsünü bahane etti, kendi yetiştirdiği ajan şeyhleri bahane etti… Ve milletin ilerleme aşkının önüne geçmek için çağdaşlık maskesiyle her türlü rezilliği sergiledi.

Anıtkabir’i haşa “Kâbe”, Nutuk’u kutsal kitap gören sözde uygar cahil kriptolar, değerlerimizi örselemek için rejimden aldıkları güçle sürekli saldırdılar.

Bu aşağılık ajanlara ve çirkinliklerine rağmen kırk yılda oldu ne olduysa…

Teknolojiye tapan manyaklar, rahmetli Özal’a kadar evlerimize telefon bile bağlatamadığımızı, en küçük konforun bu milletten esirgendiğini hatırlamak zorundalar.

Seksenlere kadar biz sürünürken Almanya ve Japonya o sıralar tur üstüne tur bindiriyordu ilerleme adına…

“Kız gibi meclis”lerin ve cumhuriyetin yüz yıllık eseri değildir geldiğimiz noktadaki var olan başarı… “Kız gibi meclis”lere ve yanlış cumhuriyete rağmendir.

Ama bu macera bütün arızalarıyla bizim maceramız. Hesap peşinde değil, ilerlemeyi sürdürme peşindeyiz.

Xxx

Hal böyleyken Adana’daki sahra hastanesi ucubeliği ile Başakşehir Hastanesini kıyaslayarak sarhoşluk yaşamak bana göre değil.

Ve evet, onun için İstanbul’un kaybının hesabını ortada tutuyor ve sebep olanları affetmiyorum.

“Vaki olanda hayır vardır” inancına paralel olarak bu kayıp iki şeye yaramak zorunda.

İlki Ak Parti, yanlışlarının özeleştirisini, başarısız olanlara iş vererek değil ipini çekerek milletle paylaşacak…

İkincisi seksen öncesinden bihaber olarak sandığa gidenler, anlatamadığımız rezilliği yaşayarak görüp ders alacaklar.

Kız gibi meclisle övünenler, kör topal gidişatımızın bilmem kaçıncı yılını kutlayabilirler.

Benim tarihim Samsun’da başlamadı.

Bizim içimizden çıkan iktidara hesap sormak da benim hakkım.

Şehir hastanelerini alkışlarım, Fahrettin Bakan’ı Süleyman Bakan’ı gayretleri için tebrik ederim ama ilk tedbir paketindeki havayolu taşımacılığı kdv indirimi saçmalığını ve müteahhitlere peşinat kıyağını yok saymam. Partinin kadın kollarının iki üç bin liralık eşarp takan marka manyağı, İngiliz takım elbiseli arızasından kurtulması gerektiğini söylerim.

Tavuk dönerci Bayram’dan hala kurtulamadığımızı söylediğim gibi.

Çapsızların hala itibar görmesi, işini iyi yapanlara da haksızlık…

Bir tarafta aile ilişkileri kontenjanından koltuğa yapışanlar…

Bir tarafta Süleyman Soylu, Fahrettin Koca…

Xxx

Hamasetle gidemeyiz…

Hele güfteye uymayan ve çalıntı olduğu iddia edilen bir besteyle milli marş söyleyerek varacağımız bir yer yoktur.

Yanlış iliklenen ilk düğmeye kadar gitmemiz ve sonra düzelte düzelte arızalarımızı ortadan kaldırmamız şart.

Bu revizyon kimin canını yakarsa yaksın.

Gerçek acıtsa da şifadır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık