• 20 Ocak 2018, Cumartesi 15:17
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

KARNE TİCARETİ

 

Sosyal medyada paylaştığım üç-beş satıra gelen yorumlardan sonra, konuyu etraflıca yazmak şart oldu.

Benim çocukluğumdaki şartlar genel itibariyle şöyleydi. Okul yaşına gelmiş çocuk, elinden tutulur en yakın ilkokula kayıt ettirilirdi. Veliler herhalde öğretmenlerden daha iyi bilecek değillerdi ve çocuklar nasiplerine düşmüş öğretmenlerin kalitesine denk bir eğitim hayatı ile karşılaşırlar, yaratılıştan okumaya meraklı olanlar biraz daha fazla sivrilir, böyle olanlar da çevrenin “Bu çocuk okumalı” teşvikiyle yola devam ederlerdi.

Kolej, özel öğretmen/ özel ders ve yurtdışı okullar azınlığa mahsus ayrıcalıklardı.

Okul sayısı arttı, özel okullar çıktı, internet bilgiye ulaşmayı kolaylaştırdı, yurtdışı eğitim hevesi yayıldı filan derken, aradan geçen on yıllara rağmen bizim “eğitim sistemi”miz hala arızalı, hala adam edilmeye muhtaç.

Öğretmenlik asla manevi itibarına denk bir maddi itibar görmüyor ve çocukların- gençlerin ileride “öğretmen” olmak gibi bir aşkı/ şevki/ ideali yok.

Bu böyle olduğu sürece de zaten eğitim sistemini ne yaparsanız yapın, eğitim kadronuzun kalitesi hep tartışmalı olacaktır.

Fakat özel okullar ve şimdi kapanmış bulunan dershaneler sebebiyle bu sektörde ciddi bir rant olduğu farkına varıldı ki bu rantı adam devşirme için de dikkate alanlar vardı, şimdi neredeyse adı kolej/ özel okul olan binalar, kafanızı çevirdiğiniz her yerde ebeveynlere “gel-gel” yapıyor.

Bu özel okullar ne vadediyor?

Reklam- pazarlama sloganlarını bir kenara koyarsanız, muhatap olduğunuzda ilk olarak üniversiteye giriş başarısı önünüze konacaktır. Bir an aklınıza şu gelecek; neredeyse hiçbir özel okul bu üniversiteye giriş oranında diğerinden aşağı değil. Yani var bu işte bir çakallık. Fakat bunu sezdiğiniz an daha kuvvetli bir argüman önünüze konur: “Efendim çocuğunuzu öyle bir yere emanet etmiş olacaksınız ki, gözünüz arkada kalmayacak!”

Yani?

Yanisi şu…

Bütün devlet okullarında uyuşturucu, kavga, bela, rezillik diz boyu ama biz kendi evladımıza bakar gibi bakacağız…

Haa… Bak burası önemli… Yani başarı da bir yere kadar ama evladım telef olmasın merhametine kuvvetli bir atış…

Halbuki dikkatle araştırırsanız, kolejlerdeki öğretmenlerin tayinle/ atamayla bir devlet okulunda göreve başlamak için can attığını görürsünüz.

Çünkü özel okullar evlatlarımızı ne kadar müşteri/ sağılacak inek olarak görüyorsa, gider kalemi olan öğretmenlere de tersinden aynı gözle bakıyor.

Biraz da manevi endişeler var. Ve onun için bazı kolejler tercih ediliyor.

İşte filanca kolej filanca camianın ve dolayısıyla orada çocuklara manevi değerlerimiz de veriliyor. Veya müfredat aslında aynı olmasına rağmen eğitim kadrosunun inançlı olması, en azından çocukları koruyucu- özendirici bir faktör…

Aslında manevi duygularımız istismar ediliyor.

Sonuçta ne üniversite öncesi okullarımız arasında ne de her şehre açılan yüzlerce üniversitemiz arasında uluslararası “marka” olabilmiş tek bir müessesemiz yok!

Hal-i hazırda öğretmen olmak isteyen de yok…

Dolayısıyla ne yaparsak yapalım, öğretmenlik özenilecek ve gerçekten saygı duyulacak bir meslek olana kadar işimiz zor.

Evet ben geçmişte kolejlere verdiğim paraya acıyorum.

Buna rağmen ille de kolej diyorsanız sahibinin kim olduğuna, genel müdürünün nerden geldiğine ve ideallerine vâkıf olun…

Binaya ve sosyal imkanlara aldanmayın…

Fakat bende para foseptikteki kadar diyorsanız ve niyetiniz hava atmaksa…

Kim tutar sizi…

Yürüyün…

Çocuğunuzun her dönem teşekkür/ takdir vs. belgeleri garanti…

Vicdanınız rahat…

Ohhh, mis…

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık