• 01 Eylül 2018, Cumartesi 11:27
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

İhtiyaç sorulmaz, görülür!

Facebooktan arkadaşım (henüz ruberu tanışamadık) Ernail Büyük şöyle bir paylaşımda bulunmuş:

‘’Nasılsın, iyi misin? Bir ihtiyacın var mı?

+Senin için ne yapabilirim?

En son kime sormuştuk…”

Ben de altına şunu yazdım; haddimi aştığıma çok kez şahit olmuşsunuzdur:

“İhtiyaç sorulmaz, görülür…”

Xxx

İnsan ölümlerde, hastalıklarda, krizlerde, düğün ve bayramlarda içe dönük muhasebelerle daha çok karşılaşıyor.

Birilerinin varlığı, yanında olması, kimi zaman şaşırtıyor.

Veya o an olmayan birileri akla geliyor, gözleri görmek istediği simaları arıyor…

Düğün dernek işlerini oldum olası sevemedim. Kaçtım.

Mesela anneciğimin cenazesinde, Karamürsel’den İstanbul Beylikdüzü’ne gelip gönlümü ferahlatan Mustafa Mercan’ın iki düğün davetine de icabet etmedim; küstü, kırıldı, kızdı ama bilirim defterden silmemiştir.

Amca çocuklarım var. Neticede akrabam. İyi olsunlar. Duacıyım. Babamın da annemin de cenazesine gelmediler/ gelemediler…

Demek ki, yakınlık kan bağından öte bir şey…

Demek ki, Mustafa Mercan akrabadan yakın…

Xxx

Hasta ziyaretlerine gitmeyi de becerebildiğim söylenemez.

“Ne alaka” diyeceksiniz. İp üstünde cambazlık yapmaktan bahsetmiyoruz, alt tarafı zaten tanıdığın birisini ziyaret edip, geçmiş olsun dileklerini iletecek ve yapabileceğin bir şey var mı bakınacaksın…

Doğru…

Üstelik bu faziletli, tavsiye edilen, insanı insan yapan, derinliğini ve üstünlüğünü arttıran bir iş…

Ne demek becerememek?

Düğün- dernekten kaç…

Hasta ziyareti olunca becereme…

Anlaşılır bir tarafı yok. Evet kabul ediyorum. Eşekliğin dik alası!

Xxx

Üstelik bütün bu arızalarıma karşılık, yakınlarımın vefatında etrafımın kuşatılması, rutine soktuğum kalp krizlerinde eş- dost ve arkadaşlarımın üzüntü ve telaşesi nasıl da memnun ediyor beni!

Nasıl da üzüntümü hafifletip, hayata bağlanmaya zorluyor beni…

Yani gitmeyen, gitmeyi güya beceremeyen bir adam olarak, bana da kimse gelmesin diyebilecek güce sahip değilim.

Demek ki, insan gibi davranmayı öğrenmenin sonu yok…

Gayretimi arttıracağıma söz veriyorum! (İnşallah)

Xxx

Lakin yazıya sebep olan meseleye dönecek olursak, dünya elbet imtihan dünyası ve Rabbim insanı kınadıklarıyla yüz-göz etmeden canını almıyor.

Rahmetli babamın göğsünü kabartacak eğitim ve iş başarılarım olmadı maalesef ve fakat ergenlik dönemi dangalaklıkları dışında kavgamız da olmadı, küsmedik birbirimize çok şükür, daha doğrusu küsmediysek onun alicenaplığındandı… İstese işlediğim bir çok kabahat ve saygısızlığı mesele edip yüzünü çevirebilirdi.

Fakat babamın neyini ve nesini kınadıysam/ beğenmediysem en az bir fazlasıyla ve çoğu zaman çok fazlasıyla başıma geldi.

Geçmişte yazmış ve anlatmışımdır, tekrar olacak belki ama en basitinden bir misal vereyim; makarnayı ve pilavı domatesli sevmezdim, rahmetli babamın seviyor oluşuna da itiraz eder, saçma sapan bir bilgiçlikle makarna ve pilav domatesli olmaz/ olabilemez diye kök söktürürdüm.

Şimdi afiyetle indiriyorum mideye…

Evet; kınamak ve imtihan dünyası…

Xxx

Zor zamanlarda yapılacak olan yapılmalıdır.

Lafı edilmemelidir.

Ben son on küsur yıldır çektiğim birtakım sıkıntılarla etrafımı bıktırdım/ farkındayım. Onun için balatayı sıyırmış bir tecrübenin aşmışlığıyla söylemekte beis görmüyorum.

Eğer sevdiğiniz birisine “Yapabileceğim bir şey var mı?” diye soruyorsanız, o sevdiğinize uzak kalmışsınız demektir.

Onun için Ernail’in paylaşımının altına alınmayacağını bilerek patlattım yorumu:

“İhtiyaç sorulmaz, görülür!”

Eh…

Her zaman olduğu gibi…

Kendime söylüyorum ve bu mesuliyet ve fazileti kuşanmak herkesten çok benim görevim.

Ve eğer sevdiğim, sevdiğime inanan bir dostum, beni arayıp, “Senden şunu beklerdim. Ama yapmadın!” diye azarlarsa, buna bir iltifat kadar sevinirim.

Derken, nefes alırken bir sıkıntı hissediyorsunuz.

Önce beş-on saniye “geçer” diye bekliyorsunuz.

Geçmiyor, soldan soldan bir ağrı ve uyuşukluk başlıyor…

Yanınızda dirayetli ve becerikli bir sevdiğiniz varsa (ben çok şanslıyım bu konuda)…

Uzanıp ambulansın gelmesini bekliyorsunuz.

Ve o sırada en çok ve gerçek ihtiyacınızın “dua” olduğunu anlıyorsunuz…

xxx

“İnsanların en hayırlısı…” hadis-i şerifinin müjdesine nail olalım inşallah…

Not: Asalet sonradan kazanılmaz. Zenginlik ve fakirlik de… Fakat iyi olan ne ise öğrenmeye ve yapmaya çalışmak lazım. Sakın sakın eşinize, dostunuza, arkadaşınıza yemek ısmarlamak istediğiniz zaman “Gel sana bir kebap yedireyim…” gibi kibir, ukalalık, sonradan görmelik fışkıran ifadeler üslubunuzda asla yer bulmasın. Ismarlayın, ısmarladığınız hesabı ödediğinizin farkında bile olmasın, hatta davetinize icabet ederek, yemeğinizi – ikramınızı kabul ederek size lütufta/ iyilikte bulunduğunu hissettirin. “Nerde bu incelikleri anlayacak adam” derseniz, demeyin, olsun, siz yapın, eğer asilseniz yaparsınız zaten. Anlaşılmamak sizi eksiltmez…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


X x x X x x 01.09.2018 20:15

Gidip gelmek yaramış abimize bir türlü bağlantı kuramıyorduk sizinle sonurtkan bir suratınız var gibi itici gelsenizde çekiyordu benliğiniz bizi kendinize korkuyorduk birşey deme terslenir azarlanır diye size tavsiyem hastanın dr a yaklaştığı yaklaşın çevrenize herkezi beğenmeye bilirsiniz lakin herkezi parça parçada olsa kendinize benzetebilirsiniz

Taylan Atasoy Taylan Atasoy 05.09.2018 11:20

Aynı dertler murat bey

sabahat Aydoğan sabahat Aydoğan 26.09.2018 14:38

Bir de ben ekleyeyim. Dua istenmez alınır

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık