• 12 Ekim 2017, Perşembe 11:01
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

HAYAT YOLLARINDA/ ÖKÜZLE TRENİN AŞKI!

“Bi sağdan, bi soldan asan paşa” Kenan Evren’in ihtilal eylediği gün yaşım 13 idi.

Neden bunu söylüyorum?

Yaşça benden küçük olup da 12 Eylül öncesine dair kahramanlık hikayeleri anlatan geri zekalıların tuzağına düşmeyin diye.

Şimdi geriye dönüp baktığımızda ve hadisenin tam orta yerinde can tokuşturanların beyanlarından da anlıyoruz ki, taraflar “kandırılmışlar”…

İşin bu veçhesi zaten susmayı gerektiriyor.

Ancak hangi cihetten yiyip yamulduğunu itiraf edip eğlenecek ve eğlendirecek varsa, uygun zemin/ zaman şartlarında iştirak edilebilir.

Biz ancak polis kovaladığı zaman, eğitim enstitüsünden yukarı doğru kaçanları seyrederdik apartman girişinden, sonra bizon sürüsünün tozu yatıştığında, yerde çakmaklar, sigaralar, anahtarlıklar falan filan.

Hayır, elbette elalemin düşürdüğüne üşüşecek kadar görgüsüz değildik.  

Esnaf tekrar ticaret vaziyeti aldığında, “Sallandıracaksın dördünü de Boğaz Köprüsünün ayağına” muhabbetine kulak kesilirdik.

Adapazarı’na göre daha bi laik ve çağdaş olmasına rağmen Göztepe’nin de umumi efkârı, siyasetin memleketin içine ettiği ve asla da düzeltemeyeceği şeklindeydi. Demek ki, 12 Eylül’ün balans ayarı için epey bir vatan evladının ölmesi/ birbirlerini öldürmesi/ asayişin cılkının çıkması gerekiyordu.

Rahmetli babam, haberler başladığında nerede kaç kişi ölmüş spiker anlatırken “Sanki hava durumu sunuyor” derdi karamsarlık ve umutsuzlukla.

Yaşça benden büyük ve acısı derin okuyucuların şimdi içlerinde sızlayıp dile gelmeye kıvranan bütün menkıbeleri kadüktür. Geçmiş olsun.

Sağ- sol, Türk- Kürt, Alevi- Sünni, dindar- laik ve benzeri ayrıştırmaların tuzağına o zaman da düşmüşüz, sonrasında da…

Şimdi daha hassas çalışıyorlar.

Misal sağ, sünni, dindar kısım…

İnce ince, jülyen doğranıp daha özenli salatalar için hazır hale getiriliyor.

Cemaatler, mealciler, içi mütayit dışı mücahit hokkabazlar…

Önce bu salatanın hıyarı olmaya isyan edeceksiniz, kahramanlık ve menkıbe peşine düşmektense…

Sonra kaybettiğiniz kavramlar için savaşacaksınız “Van minut” diye posta koyup…

Nedir onlar?

Hizmet mesela…

İhlas mesela…

“Allah rızası için” ile başlayan bilumum cümlelerin prangalarını sökmek mesela…

Tam burası, “siyaset” ile “cihat”ın kıydığı “muta nikahı”na itirazın yeridir; kim ne kadar kıvranırsa kıvransın, “helal”e helal, “haram”a haram diyeceğiz. Uçkurumuzun keyfine göre fetva arayışına girmeyip, ekran güzeli hocalardan T.C. mühürlü diploma değil, Efendimize ulaşan sahih silsileli icazetnamelerini sorup, işkembelerinden değil, kara kaplı kitabın orta yerinden delil isteyeceğiz.

Yoksa, 10.Yıl Marşı’nın yeşil tonlusu ve dahi çistak makamlısı harcıalem ilahilerle uyuyup, uyuşmaya devam ederiz, sloganlar eşliğinde.

“Şehitlik tahtında Rabbe gülümser…”

Veya “Ankara’dan abim geldi!”

Yeşil popla, yeşilmişik oluruz.

10 Kasım’da “Özledik” diye manşet atanlarla, bilmediği, öğrenmediği ve dahi izinden gitmediği Alemlerin Efendisi’ne ilahi söyleyenler, aynı çıkmazda karşılaşırlar…

Nitekim veya döneme uygun düşsün netekim, kavgamızın temelinde “iman”dan/ “bilinç”ten önce cehalet, sefalet ve kandırılmışlığın öfkesi ve cevelanı var idi; sadece servis için yağını, limonunu ve dahi tuzunu bekleyen bir “gavurdağı”ndan ibarettik!

Üç koyun bile emanet edilmeyecek kadar ebleh triplerin paşasına, bu sofranın kurdelasını kestirdi “bizim çocuklar” diye sahiplenenler…

Şimdi daha hassas çalışıyorlar dedim.

Pensilvanya Papazına geleceğim ama sırf CHP’nin karşısında imiş görünen Demirel’i ve “bu adam nasıl orgeneral olmuş?” sorusunu es geçtiğimiz Evren’i hazmedebilmiş değilim.

İşte cihat ile siyasetin gayrimeşru aşkının sarhoşluğu, “kim kimdir”e uyandıramamış bizi.

Geçenlerde Veyis Ateş’in, hayatı bilinmeli diyerekten ekrana çıkardığı Ali Şen, Evren için yakın dostum, Demirel için büyük adam diyorsa…

Sahip çıkılacak kavramlar listesine “itibar”ı da ekleyeceğiz.

Geçen sezon bu iktidar zamanında ekranda evlendirmeye çalıştığımız oğlanlardan biri pezevenk, kızlardan bir kısmı vesikalı çıkmış iken üstelik…

RTÜK’ün neresine tükürsek suçtan sayılmaz?

Pensilvanya Papazının hizmeti taaa 1970’lerden kalkan upuzun bir katardı…

Pencerelerinden Vehbi Koç el salladı. Demirel salladı. Ecevit, Fuat Doğu, Yaşar Tunagür, İlber Ortaylı…

Upuzun bir katardı.

Ne uzun sürdü seyretmesi…

Şimdi mehteran bölüğü gibi, iki ileri bir geri, mecbur döneceğiz “öküzlük” hallerimize…

Su gibi akıp gitmeyecek halimizin hikayesi.

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık