• 21 Şubat 2018, Çarşamba 15:09
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

Hangi Dağın Delisi Olsam?

HANGİ DAĞIN DELİSİ OLSAM…

 

Nurettin Yıldız bir video yayınlamış. Yatağa diyor, öyle bir giriniz ki, hemen uyuyacak kadar yorgun ve uyuyabilecek halde olun. Neden? Yatağa girip de uyuyamazsan şehvet sararmış…

Ulan o şehvet olmasa, sen nasıl olacaktın?

Bugün meselemiz bu mudur?

Veya yatağında helalin var ise niye sırtını dönüp uyuyasın?

Xxx

Öbür tarafta Kasımpaşa Şeyhi Uşşaki Fatih Nurullah Efendi, “Aloo, hüloo, oğlum, yemezler…” soslu fevkalade nezih üslubuyla “şöhret” olmaya karar vermiş durumda.

Tekkesindeki folklorik, Anadolu Ateşi çizgisindeki zikir/ dans/ gösterileri yeterince dikkat çekmeyince, önce “Elimi öpen cennetliktir!” herzesini sürdü piyasaya.

Ardından da Recep Tayyip Erdoğan’ın misyonunu tamamladığını iddia etti.

Nihayetinde Hazreti Muaviye’yi hedef alarak, “Bizim yolumuz ehl-i beytin yoludur” gibi sloganik bir çıkışla Peygamber Efendimiz’in kayınbiraderi ve vahiy kâtibi, yine Efendimiz Aleyhisselam’ın dua ettiği büyük sahabesini o gevşek diline doladı.

Bir içtihat farkı sebebiyle karşı karşıya gelmiş ve birbirlerinin aleyhinde konuşmamış ve son nefeslerine kadar birbirlerini suçlamamış bu büyük insanların arasına neden giriyorsun? Senin fitne bulaşığı elini öpen cennetlik oluyor da, onlar ki her biri için Kainatın Efendisinin iltifat ve duaları var ve o muazzez “Habibullah”ın yüzünü görüyorlar, sesini işitip, elini tutuyorlar ve cennetlik olamıyorlar. (Amcası da gördü, dinledi salaklığına düşmeyin!)

Cüppeli Ahmet Hoca da dayanamayıp her zırlayana cevap vereceğim diye kendini paralıyor.

Xxx

Bunların muhtevasını bir kenara bırakalım.

Çünkü muhtevanın tartışılacak bir tarafı yok; bu adamların 28 Şubat Ali Kalkancısı gibi bir odak tarafından üflendikleri aşikâr.

Bunlar tekkeci/ tarikatçı gösterilip, Ehl-i Sünnet’e saldırı malzemesi için kullanılan piyonlar.

Bir de hep temas ettiğimiz mealci/ fıtratçı/ bi kısmı İran’dan beslenen, bir kısmı Siyonist ailelerin vakıf- dernek- yerli ve yabancı şirketlerince semirtilen hadislere düşman, Efendimiz’e saygısız, Kur’an-ı Kerim’i siper ederek/ kullanarak ilimsiz- amelsiz- laik düzen din bilginleri var…

İsimlerini sayıp da içimizi karartmayalım.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü geliyor aklıma ve ben tiplerine, üsluplarına bakarak istikametimi ayarlıyorum.

Kızıyorlar bana… İnsanların yüzünden/ tavrından nasıl hüküm çıkarıyorsun diye…

Zor değil ki. İlmiyle amel etmeyeni ilmiyle amel edenden ayırt edemeyeceksek…

İlmiyle amel edeni, ilmiyle ihlaslı amel edenden ayıklayamayacaksak…

Zaten elif-ba’dan öteye gidilmemiş demektir.

Zahmet edin! Temel gibi şeyinize göre hoca değil, aklı başında kriterlere göre hoca arayın. Aradığınız hoca;

Bir- Şöhretten kaçsın mesela…

İki- Hocalık kisvesi geçim kaynağı olmasın...

Üç- Mesela hadisleri tartışıyor ve uydurma hadis diye tutturuyorsa, ona göre uydurma olmayan hadislerden bahsedip bahsetmediğine bakın. Çünkü bütün hadis tartışmacıları uydurma hadis diye tepinirler/ tamam peki size göre uydurma olmayanlardan neden bahsetmiyorsunuz deseniz, kem küm ederler. Başlarlar şu numaralı sure, bu sayılı ayet diye beyninizi yontmaya… Çünkü kaynağa en yakın dönemde yaşamış büyük muhaddisler o toplama, inceleme ve tasnif işini yapmışlar. Uydurmaları ayıklamışlar. Bugün hadis tartışanların tamamı “Peygambersiz İslam” projesinin elemanlarıdır.

Bu ve benzeri temel kriterleri oluşturmak zor değil. Sonra bakın bakalım kim uyuyor, kim uymuyor kriterlerinize. Uyanların fotoğrafları ile uymayanların fotoğraflarını ayrı ayrı birleştirip tablo yapın. Hangi tabloya bakasınız geliyorsa, gidin o tarafa Allah yolunuzu açık etsin. Müstehakınızı bulursunuz.

Xxx

Diğer taraftan düne kadar Necip Fazıl’ın “Utanırdı burnunu göstermekten sütninem” mısraında ruhunu bulan tesettür, önce örtünmeden giyinmeye zıpladı. Sonra modası çıktı. Sonra cılkı çıktı. Derken muhafazakâr/ İslamcı/ mütedeyyin -ne derseniz deyin- kesimin hatunları evden bir çıktı ki sormayın gitsin…

Şimdi önce kermeslerde/ hayır işlerinde güya ve sonra nargile salonlarında, cafelerde, otel restoranlarında, arkasından kürsülerde, ekranlarda, “Gazali’yi okursak sokağa çıkamayız!” aydınlığına kavuşup, “Bizim erkeklerden neyimiz eksik” merakı ve arkasından…

Demek ki, sırtını dönüp hemen uyumayacaksın Nurettin Yıldız’ın dediği gibi…

(Kadınlar cahil mi kalsın? Evde hapis mi yaşasınlar? sorularıyla da zevzeklik etmeyin!)

xxx

“Pornoma dokunma!” pankartı açan kitlenin, mütedeyyin kitleyi cinsel istismar ve sübyancılıkla suçlamasının nasıl bir tuzak olduğunu algılamayan ve “Yorganı çekince hemen uyuyun. Şehvetlenmeyin” yollu ahmakça vaazlar veren, elini öpene cennet vaat eden hocaların olduğu bir ortamda vallahi “Hangi dağın delisi olsam da, bir kırıntıcık huzur bulsam” diye dertleniyorum.

Fakat ne yaparsınız; şairin dediği gibi “Körolası hanede evlad-ı iyal var!”

Kıyamam...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


m oz m oz 23.02.2018 20:12

abi Allah cc yar ve yardımcınız olsun, Afrin de mehmedimiz elinde silahla nasıl dini mübini islama hizmet ediyorsa elde kalem aynı hizmeti yapıyorsunuz, Mevlam razı olsun, hep söylüyoruz , öyle mühim bir hizmet ifa ediyorsunuz ki, aman ankara ilahiyatın mealist-deistik sünnet düşmanlarını ve ali kalkancıvari tipleri deşifreye devam. sağolun varolun

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık