• 29 Eylül 2018, Cumartesi 19:11
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

Günaydın! Hoşgeldiniz!

Sadece köşe yazarlarından vaz geçmedim… Medyayı da bundan on- on beş sene önceki gibi takip etmediğimi defalarca belirttim.

Kaldı ki takip edilmeye değer olup olmadıkları için değil, mesleğin içinden bir meraklı olarak askerlik yaparken bile her Allah’ın günü 3-4 gazeteyi ve haftalık dergileri düzenli okumuş- incelemiş bir deliydim.

Sağ- muhafazakâr medya son derece dardı. İşten atıldık mı gidecek yerimiz yoktu. Ak Parti’den sonra iyice genişledi ve hatta bütün medya neredeyse tekelimize girdi…

Ve fakat bu tekelin altında küçük küçük çetecikler ve menfaat birliktelikleri hem medyayı ve hem mesleği zehirledi.

Karşı taraf diyebileceğimiz Sözcü, Cumhuriyet vs. ise ciddiyetten ve fikir namusundan zaten çok uzaklar…

Dolayısıyla her gün takım gazeteyi (yani yayınlanan bütün gazeteleri) önüme alıp yaşadığım ve saatler süren kâğıt ve mürekkep kokusu eşliğinde haber ve fikir denizinde yüzme zevki artık yok.

Görüntülü ve elektronik habercilik de aynı durumda.

Ama manşetlere üstün körü şöyle bir bakmaya, çeşitli sebeplerle bazı isimlerin neler yazdığına ve nelerle uğraştığına göz ucuyla muttali olmaya devam ediyorum.

Bazen de sosyal medyada paylaşılan bir link götürüyor bazı köşe yazarlarına…

Tenekeci arkadaşın da şairliğinden ve hasbiliğinden gelen bir ayrıcalığı vardı gönül dünyamda.

“Böyle mi olacaktı?” yazısını okuyunca kızdım.

Anlaşılan muhit (!) baronları ve ekip (!) çetebaşları, kendi paçalarına doğru yaklaşan bir tehlike sezmiş olacaklar ki, memleketin ahvali için ufak ufak ses çıkarmaya başlamışlar.

“Genç subaylar rahatsız!” tadında “Yeni Şafak Ekibi tedirgin” başlığı atsak, duruma gayet “cuk” oturacak.

Tenekeci’si, danışmanların şahı Aydın Ünal’ı, her konuda fikir sahibi Ankara grisi Hasan Öztürk’ü filan hükümete yani Recep Tayyip Erdoğan’a ayar vermeye başlamışlar:

-Adalet yerlerde sürünüyor…

-Yerel seçimler geliyor, belediyecilik bitmiş.

-Kibir Ak Parti’yi esir almış.

-Vaziyet fena, hiç yazasımız yok!

Günaydın…

Bütün kızlar pardon aydınlar toplaşıp bir program yapsanız ya… Bu tedirginlik sadece Yeni Şafak ve şürekasıyla mı sınırlı acaba?

Hasan Öztürk Turgay Güler’i alır gelirken, Nuh Abi Halime’yi getirir, Bekir Ergün’ü, Barlaslar zaten hazır kıta, Avni Abi epeydir yok onu da bulun, araya yarım cümleler serpiştirip dinlendirir hazirunu, Ersoy, Küçük, Uğur bir de karşı mahalleden Hale, Lale, Jale…

Ortaya karışık uçak medyası bir toplaşsın da herkes eteğindeki taşı döksün…

Kimler rahatsız kimler hala memnun anlayalım yani…

Gerçi epeydir “yeni” vurgusuyla bazı nevzuhur isimler servis edilmeye başlandı. Sarı topik sakallı ve espirikli bir arkadaş var mesela… Eski İBB basın danışmanı var mesela…

Fakat gerçekten “yeni” bir şey yok.

Müstefid olamıyoruz kardeşimmm.

Neyse, lafı uzatmayayım.

“Ben demiştim…” demeyi sevmiyorum… Hele, “İlk defa ben dedim” kibir abidesine tüy dikmek…

Velakin şu satırlar iki önceki yazımızdan:

“Ne olacak?

Şu olacak:

Gayet zamanında ve Allah rızası için ifade ettiğimiz eleştireler karşısında akil ve faziletli havalara girip bizleri ihanetle suçlayıp karşı çıkanlar var ya…

Sıra onların isyanına geliyor…

Onları yem boruları kesildiği için düne kadar yaladıkları kaba çövdürürken göreceğiz ve “Hayırdır, ne oldu?” demeye tenezzül etmeyeceğiz.”

Başlığına da “Maçın kopma anı yaklaşırken” demiştik.

Tahminimizden önce kopacak galiba…

Yani bu işte bir McKinsey kokusu var ama hayırlısı…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık