• 17 Eylül 2017, Pazar 19:05
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

ÇUVALLADIK !

 

Önce şunu itiraf etmeliyim ki, içinde bulunduğumuz siyasi, ahlaki, kültürel ve popüler vasat öylesine sinir uçlarımıza bastırıyor ki ne soğukkanlı olabiliyoruz ne de gerçek bir kararlılık sergiliyoruz.

Son bir aydır “medyamit”te yaptığımız bazı haberler ve sonrasında aldığımız tepkiler üzerine tutarlı ve faydalı bir duruş sergilemenin zorluğunu yaşıyoruz.

İki örnek yaşadık. Şimdilik Diyanetle ilgili olana bakalım.

Malum Mehmet Görmez gittikten sonra yerine kimin geleceği merak konusu olmuştu.

Çünkü Diyanet İşleri Başkanları’na genel olarak baktığımızda, toplumun çoğunluğunu temsil eden ehli sünnet muhafazakâr kesimin “İşte bu!” diyeceği bir isim bugüne kadar o makamda maalesef bulunmadı.

Selçuklu ve Osmanlı’dan tevarüs “Mızraklı İlmihal” sağlamlığındaki bir itikat ile Peygamber Efendimizin ve arkadaşlarının izinde bir manevi hayatı vaaz eden bir ilahiyatçı profilini diyanetin başında görmek istiyoruz. Fakat buna mukabil oryantalistlerin etkisinde reformist, modernist dincilerin hakimiyeti söz konusu oldu hep.

Mehmet Görmez’in arkasından ağlayanların, çıkıp Musa Carullah için de söz söylemeleri ve onu onaylamaları gerek.

Kaldı ki hem Bardakoğlu’nun hem Görmez’in dinler arası diyalog bulaşıklığı zaten can sıkıcı.

Emin Aşıkkutlu Hoca’nın adı geçiyor ve neredeyse “kesin” gözüyle bakılıyordu ki, atama uzadıkça uzadı ve Ali Erbaş’ın ismi dolaşmaya başladı.

Kabaca bakınca Prof.Dr. Ali Erbaş’ın üç ay önce Yalova Üniversitesine atanmış olması, bu ihtimali zayıflatıyordu. Diğer taraftan Fetöcü KADİP üyeliği, Abant Toplantılarına katılımı, sahası itibariyle yayınlanmış kitaplarının Hristiyanlık üzerine oluşu, bu kitapların bazılarının daha arka kapaklarında kendini gösteren dine bakış açısındaki sıkıntı, makalelerinde yer alan Peygamberlerden bahsediş tarzı son derece negatifti.  

Biz de bu faktörleri öne çıkararak aleyhte bir haber yaptık.

Bunun üzerine kendisi bize ulaştı ve bir önceki makalemizde yer alan samimi beyanını dile getirdi.

Biz de insanız. Ve beyana itibar ederiz. Ali Erbaş Hoca’nın nezaketi ve samimi beyanları üzerine aleyhte haberi geri çektik.

Fakat ne oldu da Aşıkkutlu birilerini rahatsız etti ve ne oldu da birileri Ali Erbaş’ı gelinlik kız gibi iki hafta önce Yıldız Camii’nde Cuma Hutbesine çıkarıp Tayyip Bey’e sundu ve kabul ettirdi.

Birileri her makama istediği gibi pazarlama yapıyor ve “yalnız”lığı gün gibi aşikar Tayyip Bey de bir şekilde her işe müdahil olarak bütün sorumluluğun tek adresi oluyor.

Dolayısıyla Türkiye’de işlerin Tayyip Bey’in iki dudağı arasında gibi görünmesi felaketini yaşıyoruz. Yani Cuma Hutbesinde görüp ikna olmanın izahı ne?

Bu kimin ısrarı?

By Lock’çu birisi aradı diye hassas davranıp, arananı görevden alacaksın…

Ama en önemli görevlendirmelerde bu hassasiyeti göstermeyeceksin. 

İşin bu noktaya gelmesi nasıl bir acziyet.

Aynı acziyetin eseridir ki; “Teog’u istemiyorum!” çıkışı eğitimde çuvalladığımızın en üst makam tarafından itirafı oluyor.

Sayın ve Sevgili Cumhurbaşkanım, adı yüz kere değişen bu sınav sistemini ıslah edecek bir Milli Eğitim Bakanınız olamadı demek ki 15 yıldır.

Veya 15 yıldır Milli Eğitim’in başındakiler ne iş yaptı acaba?

Bu feci manzaranın kestirmeden vicdanımdaki sonucu şudur:

Çuvalladık.

Cumhuriyet elitlerinin elinden iktidarı alınca “Ne oldum budalası”na döndük.

Muhafazakâr kadrolarımız makam, mevki, para, pul, karı, kız vs. gibi dünyalık tuzakların içinde can çekişiyor.

Bu çöküşün yanında, yola birlikte çıktığı en yakın arkadaşlarının ikircikli duruşları da Tayyip Bey’in sahaya oğlunu, damadını, şusunu, busunu sürmeye itti ki, yutkunup duruyoruz.

Bütün vakıfların, derneklerin Bilal Erdoğan yönlendirmesine girmesi…

Bakanlık koltuğuna rağmen damadın özel okulculukta kayınbiraderine rakip olması…

Açabileceğimiz ve fakat hiç de yeri zamanı olmayan tonla başlık var.

Bir acayip kuşatılmışlık…

Bir modern zamanlar kaht-ı ricali…

Şimdi Birleşmiş Milletlerde muhtemeldir ki dünyaya meydan okuyan şahane bir duruş sergileyebilir Sayın Recep Tayyip Erdoğan…

Sevinir ve gururlanırız.

Fakat içeride işler hamasetle yürüyecek gibi durmuyor artık.

Yanılmak istiyorum…

İnşallah yanılırım.

Yanılır ve “çuvalladım” diye anlatırım size samimiyetle…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık