• 03 Ağustos 2017, Perşembe 14:46
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

CÜBBELİ VE ÇAKALLAR

On yıllar önce rahmetli dayımla Yenibosna’da buluşmuştuk.

Orada bir camide “Cübbeli Ahmet Hoca”nın vaazına gelmişti.

Onun “Daha neredeyse çocuk. Ama ilmi çok büyük…” dediğini hatırlıyorum.

Çarşamba cemaatine bağlı olarak yetişen ve cemaat içinde ayrı bir sevenler grubuyla dikkat çeken Cübbeli Ahmet Hoca’nın ilmini tartacak durumda değilim.

İlmine güvendiğim ve sevdiğim insanlardan gerçekten “ilim sahibi” olduğuna dair işittiklerim var.

Keza Fatih Altaylı ve Murat Bardakçı ile çıktığı programlardaki performansı, nihayetinde beğenin beğenmeyin boş bir adam olmadığının aşikâr delili.

Hatta sonrasında Türkiye Gazetesi’nde bir yazı kaleme alıp, Murat Bardakçı’nın Cübbeli’nin esprilerine tepeden bakan ve rahatsız edici gülme krizlerini eleştirmiş ve şu soruyu sormuştum:

Acaba Cübbeli Ahmet Hoca, inandığı gibi değil de, yaygın olarak herkesin giyindiği gibi giyinerek yaşasaydı acaba o programa o kadar ısrarla çıkarırlar mıydı?

O camiadan değilim. Ama o camiayı “Ehl-i Sünnet” biliyor ve saygı duyuyorum.

İsmail Ağa camiinde işlenen cinayetlerin aydınlatılamaması canımı sıkıyor.

Şehit Bayram Ali Hoca İmam-ı Rabbani Hazretlerinin ve Osmanlı’nın aşığı ve gerçekten ilim sahibi bir muhterem olarak muhabbet beslediğim bir şahsiyet.

Dolayısıyla ön yargısız bir biçimde takip ettim hep Cübbeli Hoca’yı…

Televizyon kurma projesi sırasında ekip olarak kendisiyle tanışmış ve görüşmüştük.

Etrafındaki yakın çalışma arkadaşlarından rahatsız olduğumu hatırlıyorum.

Sonra iftira ile hapse atıldı.

Cübbeli Hoca’nın meal ve tefsir hakkındaki konuşmaları “Ehl-i Sünnet” çizgide olmasına rağmen, radyosunda Hızlı Arapça Öğrenme reklamlarında bu akideye ters ifadeler yer alıyordu ve bu beni çok rahatsız etti.

Radyoyu arayıp ikaz ettim. Çirkin bir tavırla karşılaştım. Bunun üzerine savcılıktan aldığım izinle Cübbeli Hoca’yı hapishanede ziyaret ettim ve bu anormal durumu izah ettim.

İtiraf etmeliyim ki, birebir görüşmelerde seveceğiniz, sempatik, cana yakın bir adam.

Epey bir sohbet ettik. Birçok şeyi kontrol edemediğinden bahsetti.

Biraz hayal kırıklığı ile ayrıldım o ziyaretten. Sonrasında Fadıl Akgündüz’le ilişkisinin hem kendisine hem çevresine zarar vermesi, Cübbeli Ahmet Hoca'nın yakın çalışma arkadaşları tarafından yanlış yönlendirildiği kanaatine yöneltti beni hep.

Cübbeli Hoca’nın kitapları çok pahalı…

Bu asla bir hizmet anlayışıyla bağdaşmıyor.

Radyo ve televizyon hizmetleri için gereken maddi ihtiyaçlar için haddi aşan pazarlama faaliyetleri, Cübbeli Hoca’nın kendi sesinden kendi kitaplarını işportacı gibi sattırılması ilim adamı vasfıyla örtüşmüyor.

Hele “Kabir azabından koruyan kefen” ticareti diye eleştiri konusu olan meselenin izahı yok.

Gerçekten ilim sahibi bir adamı bu duruma düşürmek reva mı?

Sürekli etrafı tarafından kandırılması nasıl izah edilir?

Ehl-i Sünnet olduğuna inandığımız ve saygı gösterdiğimiz Cübbeli Ahmet Hoca, sebep olduğu tartışmalarla faydadan çok zarar verir hale geldi.

Dolayısıyla “Bu muhteremi kim kullanıyor?” sorusu ister istemez akla geliyor.

Yapma hocam…

Millete nasihat et.

Kur’an-ı Kerim’den ve hadis-i şeriflerden örneklerle vaazlarına eyvallah…

Ama pazarlamadan elini çek veya çevreni kuşatmış çakalların pazarlamasına alet olma….


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık