• 27 Aralık 2017, Çarşamba 15:59
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

CANIM CENNETTE…

Yerli otomobile binecek yerli ve milli bir nesil yetiştiremiyorsak, hiçbir sayısal ilerleme bizi özlediğimiz hedefe götürmeyecektir.

Buna böyle inanmakla beraber, enseyi karartmıyorum.

Çünkü her ne olursa olsun, Rabbimizin de bir murad-ı ilahisi var ve o her ne ise mutlaka tecelli edecektir.

Öyleyse asıl olan bizim nerede durduğumuzdur!

Güzel, makul bir “giriş” tutturduk sanıyorum.

xxx

Şunu anlamak mümkün; insanlar savundukları fikirden veya bulundukları taraftan kolay kolay vazgeçmiyorlar.

Aslında böyle olmaması lazım.

Yani insan bir fikre veya bulunduğu tarafa menfaatlerinin değil de “gerçeğe/ doğruya ulaşma yolculuğu” sebebiyle gelmişse, bu yolculuğun sonunun olmadığını bilir ve her yeni bilgiyle/ tecrübeyle birlikte artan idrak ve irfanıyla fikrini zenginleştirir ve hatta revize eder ve hatta değiştirir, dolayısıyla fanatizmden de kurtulmuş olur.

Bu zik-zak yapmak, kıvırmak değildir.

Bu gelişmek ve ilerlemektir.

Eğer menfaat varsa veya fanatizm eblehliği sarmışsa, aynı fikri ve çakılı bulunduğu tarafı savunmak ve savunma stratejileri geliştirmekle harcar ömrünü.

“Ben dün ne söylediysem, bugün de arkasındayım!” tavrı her zaman mertliğe işaret etmez.

“Peki ya dün söylediğin yanlışsa, bu yanlışta devam mı edeceksin” diye sorarlar adama!

Peki biz bu giderek hızlanan bilgi bombardımanı/ enformasyon çöplüğü akıntısı/ yenilikler- gelişmeler hercümercinde sürekli arayış yorgunluğunun işkencesi altında ne yapacağız?

Sakin olacağız öncelikle.

Çünkü dengemizi sağlayan, yolculuğumuzda bizi çıkmaz sokaklardan kurtaran ilahi sabitelerimiz var!

Nedir onlar?

Helal ve haram olanlar…

Ölüm gerçeği…

Hesap günü durağı…

Ve Yaratıcımızın vadettiği cennet ve cehennem.

Öyleyse her fikir ve taraf, cennete yaklaştırdığı, cehennemden uzaklaştırdığı kadar kıymetlidir.

Menfaatleri uğruna, şöhret ve dünyalık aşkına “cennet pazarlayanlar”a aldanmak, emekli teyzelerin ve amcaların kapıya gelen sahtekâr pazarlamacılara aldandığı gibi aldanmış olur.

Yani bu aldanışın bir zavallılık tarafı vardır.

Bizim yerli otomobil yapmamız lazım. Yerli silah yapmamız lazım. Ama yerli sürücülerimiz olmayacaksa, pilotlarımız yerli uçaklarla tepemize bomba yağdıracaksa, kişi başı milli gelir bize ahlak ve vakar yerine, çılgın ve sapkın bir tüketim güruhu armağan edecekse…

Yani dünyalık kazancımızı, ahiret- sonsuzluk kazancına çeviremeyeceksek…

Olmaz olsun! demeyeceğim; onun yerine ahlakımızı/ inancımızı/ hedeflerimizi zaafa uğratan tuzaklardan kurtulup, cihanşümul mefkûremize varmak için gayretimizi bu sahaya da aktarmak zorundayız ısrarıyla “güzel”i tahkim etmeye çalışacağım.

Girişten sonra, gelişme kısmını da yola koyduk sayılır. İyi…

Xxx

Hedefe nasıl ulaşacağız peki?

Doğru olanda ısrar edeceğiz.

Yanlış olana karşı çıkacağız.

Bunu yaparken, samimi/ ihlaslı/ dürüst ve mert bir tavırla fakat fikrimizi ve irfanımızı geliştirerek/ arttırarak hareket edeceğiz.

Bir şahsın, partinin, cemaatin fanatiği değil, eğrisine eğri, doğrusuna doğru diyerek yanında veya karşısında veya arasında olacağız.

Şöhreti seven, ekranlardan düşmeyen, afişlerde resmiyle boy gösteren İslam Alimi olmaz/ olamaz. Din bilimcisi olur belki… Veya tüccarı…

Toplayarak, alarak, cebini doldurarak “hizmet” olmaz/ olamaz.

Vererek, dağıtarak, dünyaya değil ahirete yatırım yaparak “hizmet” olur.

Onun için iktidarın gücüne/ getirisine, vakıf ve hizmet kuruluşlarının makam ve menfaatlerine yamanmış asalaklara ve bu niyetle iktidara ve hizmete talip olan sahtekarlara, o emekli teyze ve amcalar gibi teslim olmayacağız.

Söylemiyle eylemi uyuşmayanlara haddini bildireceğiz.

Bardağa su koyarsan hava boşalır. Suyu boşaltırsan hava dolar.

Yani cem-i zıddeyn muhaldir.

Yani canım cennette, gözüm oynaşta olmaz!

Yani Amerika’ya hayran olup, vatana millete dine hizmet edemezsin.

Yani ihtiyacın yokken, vakıftan, hizmetten maaş alamazsın!

Yani koltuğun sıcaklığına alışmış mabadının fitnesini değil, vicdanının sesini dinleyeceksin!

Galiba giriş- gelişmeden sonra sonucu tam oturtturamadım.

Olduğu kadar!

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık