• 01 Haziran 2018, Cuma 13:31
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

Bunu siz yaptınız!

Cağaloğlunda gazeteciliğe başlayıp ve ilk adım olan ofisboyluk merhalesini geçip “muhabir” olabildiğimizde aldığımız maaş ile gazetenin genel yayın müdürünün aldığı maaş arasında anlaşılabilir bir fark vardı.

Rakamlarla örneklemeye çalışayım, muhabir bugünün parasıyla 2.000 TL civarında alırken Genel Yayın Müdürü’nün maaşı da 8-10.000 TL arasındaydı.

Güneş Gazetesi yayın hayatına başlarken piyasayı alt üst etti ama buna rağmen bizim piyasamız bu çalkantıyı birkaç sene sonra konsolide etti.

Genel Yayın Müdürü’nün en büyük lüksü senede birkaç yurt dışı seyahat ve Ankara’da önemli toplantılara çağrılmak ve diğer taraftan belki patrondan zaman zaman ekstra jestiyonlar almaktı.

Yılbaşında müdürlere gelen ipek kravat, markalı kalem vs. gibi hediyelere özenirdik. Bizlere gelen en fazla birkaç ajanda ve not defteri olurdu.

Allah için o zamanki genel müdürler de bu kravat ve kalemlerden heveslerini alınca biraz başarı göstermiş arkadaşlarına hediye eder onların gönlünü alırdı.

Cağaloğlu’nun ara sokaklarında dolaşırken berberlerde, esnaf lokantalarında bu genel yayın müdürlerine rastlamanız son derece doğaldı ve mutlaka selamlaşıp ayak üstü laflayacak bir samimiyet bulunurdu.

Dediğim gibi o zaman zirvede sayılabilecek yönetici ve yazarlar ulaşılabilecek yakınlıktaydı ve azimle onların makamına göz dikebilir, hedefleyebilirdiniz.

Xxx

Bir bakan vasıtasıyla randevu alıyorsunuz TRT’nin o zamanki kanal müdürü/ koordinatöründen…

Özel kalem müdürü, sekreter vs. gibi engelleri aşıp randevulu olmanıza rağmen çok kısa bir süre için kabul ediliyorsunuz ve beyefendi makamında o sırada bir kuaför marifetiyle abuş çehresine tanrısal bir görkem katabilmek için tıraş oluyor…

Gözünün ucuyla bakıyor, “Ne istiyorsunuz, çabuk olun, dünya beni bekliyor, küçük işleriniz için ayak altında dolaşmayın” havalarında bir kibir yayılıyor etrafa pis pis…

Çünkü o ekrana da çıkıyor…

Çünkü o Cumhurbaşkanı ile de görüşüyor…

Çünkü o uçak müdavimi…

Çünkü o…

O var ya maddi ve manevi aşmış artık bütün dağları dereleri…

Xxx

Zübük ekranda soru sorarken o makamı kendisine ihsan ettiğini düşündüğü siyasi karşısında fındık faresi gibi aciz ve tedirgin…

Kekeleyerek ve mıyıltıyla kurmaya çalıştığı cümleler “Türkçe”ye fahişe muamelesi yapıyor…

Lakin o pespaye ve seviyesiz program bittiğinde tekrar tanrılaşıyor…

O var ya…

O çok büyük…

Xxx

Ulan bizi bu hale getiren de siyasetçiler…

Bizi bu hale getiren de iki satır fazla haberini yapmamız gazetecinin cebine zarf, koynuna karı, ahlakına zaaf sokuşturan iş adamları…

Şimdi at izi it izine karışmadı, iz yok iz…

Bataklık…

Xxx

Açıklama yapmış adamın birisi…

Rahatsız olanlara kapak olsun:

Kitapta geçen Tayyip Erdoğan-Fethullah Gülen görüşmesiyle ilgili iddialar, ne yazık ki somut herhangi bir bilgiye ve belgeye değil, tamamen o dönemdeki bazı dedikodulara dayanmaktadır. Zaten kitapta da buna dair hiçbir bilgi ya da belgeye atıf yoktur.

Xxx

Sizi sokacak o kadar çok yılan beslediniz ki…

Müstehaksınız…

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık