• 24 Temmuz 2019, Çarşamba 23:47
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

Bu hesap görülecek!

BU HESAP GÖRÜLECEK!

Rahmetli babamın ve neslinin ceberut devletin baskısı altında karakolun önünden geçmemeyi tercih ettiği ve devlet bankasının kapısından girerken ceket iliklediği vasatı unuttuk mu?

Hayır…

Şimdi sokağa saldığımız kadınlarımızın sadece üniversitede değil her alanda başını örtüp gerisini koyvermesini de “kazanç” hanesine yazacak kadar ebleh değiliz…

Pardon, çoğul konuşmamalıyım belki de…

Halinden memnun olanların ve fakat neye memnun olduklarının farkında olmayanların çokluğunu hesaba katmam gerekiyor.

Elbette sağlığımızı perişan ettiğini sonradan çakozladığımız margarin için kuyruğa girdiğimiz zamanlarda, hayat daha sahiciydi ve o hayatın mesuliyetini hisseder şekilde yaşadığımızı da es geçmemeliyim.

Kıbrıs çıkarması sırasında mavi- kırmızı defter kaplama kağıtlarından karartma yaptığımız günler çok acizdik de şimdi S-400’lere kavuşunca neye kafa tutar hale geldik? Bunun mu farkına varıp muhasebeye girişmeliyiz yoksa toplumsal cinsiyet eşitliğinin ne tür bir ibneliğe savurduğunu mu tartışmalıyız, hazır çok özgür ve başkanlık sisteminin nimetleri içinde mutlu mesut yüzerken…

Artık eskisi gibi CHP menkıbeleriyle kimlik inşa etmenin işe yarayacağına inanmıyorum.

Bu millet yüzyıl gereğini yaptı ve CHP’nin karşısında durmayı, yediği onca dayağa rağmen başardı.

Dolayısıyla CHP nedir, neden kurulmuştur, neyi vaat edip neyi yapmıştır ve hal-i hazırda neyi temsil etmektedir; biliyoruz.

“Egemenlik milletindir” deyip egemenliğin azınlığa teslim edilmesi…

Millete sorulmadan ve millete rağmen bir sözde cumhuriyet ile laiklik öcüsüyle kovulmuş demokrasinin yokluğunda totaliter bir yönetim…

Tek parti rejimi… Açık oy gizli tasnif manyaklığı… “Ulan Öküz Anadolulu” hezeyanında kendini bulan bir tepeden bakış…

“Köylü milletin efendisidir” deyip çarığı olmayan köylüye silah zoruyla şapka giydirilmesi…

Sayın sayabildiğiniz kadar.

O CHP’nin bugünkü temsil yüzü Kemal Kılıçdaroğlu’dur… Başkaca da söze ihtiyaç yoktur aslında… Dolayısıyla CHP’nin kalibresini, kalitesini kaset marifetiyle koltuğa oturtulmuş bu zat sadece Türkiye için değil, bütün dünya için, apaçık bir şekilde yani kavraması kolay bir şekilde anlatmaktadır.

Onun için yüzyıldır CHP’ye rağmen korumaya çalıştığımız kimliğimizi, artık CHP sayesinde elde tutabilme imkanını kaybetmiş bulunuyoruz ve ilk defa bu mevzuda bugün CHP’yi suçlamak akıl ve akil işi değildir.

“Kaybedecek bir saniyemiz yok” diyen Ekrem’in mazbatasının üstündeki kelebekler dağılmadan yıllık izne ayrılmasına şaşırmak ve bunun üzerinden moral bulmak veya “Bak, biz demiştik” havası basmak, devlet bankasının önünde ceket ilikleyen adamın içindeki koru harlamaz; zaten içimizdeki inanç ateşinin, üstüne boca edilen makam, mevki, para, hırs, imar aşkı, ihale zaafı, kavunlu nargile kokusu, mebzullüğünden sebep Hacı Murat’tan itibarsız mersolar vs.vs. sayesinde dumanı bile kalmadı.

Bizi ayakta tutan ve aidiyet takviyesiyle ihlas arttıran cemaatlerin, bir nevi Büyük Kulüp, Lions, Rotary öykünmesiyle level atlama çabaları, müntesiplerin de artık kılı kırk yarmasına kadar vardı…

Meşrebine göre mürşit aramak ameliyesinden vazgeçip, hangi cemaatin ne tür maddi ve manevi promosyonlar ve dahi imkân kapıları açtığının hesap edilmesine kadar…

Aman “ben demiştim” tarafından almayın ve fakat Fetöcülük için 3M yani Modern Muhafazakâr Masonluk benzetmesini yaptığımda, murdar ettiği çayı murdar ettiği adamlara postalayıp çay keyfimizin içine edecek kadar iğrençleşen mahluk bütün vatan sathında “itibar” sahibi idi…

3M Kulübü de doğal olarak muteberdi; dinlisi dinsizi hücum etmişti, klasik masonluğun bütün kapıları açtığı gibi bunlar da bütün kapıları açıyor diye…

Mesela birçok örneği yaşanmış olmasına rağmen Risale-i Nur Camiasının söz söyleyecek abileri çıkıp da “Hoop, kardeşim, yine bizim üstümüzden yol olan bir ihanet şebekesi var” demeyi beceremediler.

Adnan’ı da seyrettiler…

Papanın önünde ihtiramla eğilen kepazeyi de…

15 Temmuz’dan sonra Fetö’ye reddiye yazan Diyanet gibi, iş işten geçtikten sonra günah çıkaranların halini “özür” kabul edecek miyiz?

Yoksa “ses” çıkarmamak, bir nevi risk almamak ve itibarlı/ avantajlı kulüpler haline dönmüş cemaatlerinin konforunu bozmamak için miydi?

Allah ve peygamber sanki mecburen var ve dolayısıyla üçüncü sırada mecburen benim şeyhim…

Bir de şeyhimin kitapları…

Gerisi yalan…

Mı?

Xxx

Hızlı gittik.

Bu hızı idrak etmeyen/ etmek istemeyecek olan ilahiyat, diyanet, ankaracılar, kuramercilerin ağız suları da bozar bizi…

Yok öyle, resmi tedrisatın karanlık koridorundan geçerek üfürme akademik unvanlarla din satıp/ din tartışmak…

Şunu diyorum; ama imam- hatipte okurken ama ilahiyatta… İman şartı aranmayacak… Amel şartı aranmayacak… İhlas şartı hiç aranmayacak. Düpedüz vasat bir teolog olarak tornadan çıkacaksın ve benim Ehl-i Sünnet Medeniyetime ayar çekeceksin…

Yok öyle…

Suratının rabbiyesiri silinmiş terbiyesizler yine fink atmaya başladı ekranlarda; Gazali’ye düşmanlar… Osmanlıya karşılar… İran’a hayranlar…

Biz de malız!

Xxx

Halbuki büsbütün ve sadece fabrika ayarlarına dönmenin telaşındayız…

Abdülhamid Han-ı Sâni Efendimizin “Mızraklı İlmihal” bereketinde yetişmiş nur yüzlü, eli öpülesi şeyhlerinden rastgele on tanesinin fotoğrafını bir tarafa koyun, bir tarafa da televizyonlara en çok çıkan on din tüccarını…

Hala tereddüt eden nasipsizdir der geçeriz.

Xxx

Devlet Bankalarının kapısında ceket ilikleten zulmün mimarları, o nur yüzlü şeyhlerin postlarına birkaç nesil geçmeden enterne ettikleri yavşakları oturtmayı başardılar ve o yüzden İstanbul Sözleşmesi üzerimizden geçiyor, her türlü kademsizlik ayağımıza takılıyor, dini- diyaneti ranta satar hale geldik.

Mabadımız azıcık iktidar gördü; her tarafımız oynadığı için “margarin kuyruğu” günlerinin iman asaletini arar olduk.

Xxx

Zor imtihan, şüphe yok…

Kimse “Ama şunu yaptık, bunu hallettik” diye gevelemesin…

Bir bardak suya bir damla idrar karışınca suyun tamamı artık necistir. En azından hala midesi olanlar için.

Velhasıl, muhasebe zamanı…

CHP üzerinden hamaset parlatıp züğürt tesellisiyle elimize bir şey geçmez…

Neyi kaybettik, neyi kazandık?

Bu hesabı görmek zorundayız.

Yani, bir cemaate mensup olmak artık ne anlama geliyor, şimdi onunla yüzleşeceğiz.

Bu da girizgahı olsun!

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


tt tt 25.07.2019 11:36

adnan da feto da birer örgüt.. hem de dünya çapında çok güçlü destekleri olan örgütler.. bunlara maalesef kimse dokunamıyordu.. hatırlarsanız adnan 90 lı yıllarda Tantan tarafından tutuklatılmıştı ve onca suça rağmen salıverildi.. adnan kaldığı yerden devm etti.. yani sayın yazar abim.. biraz atıp tutmuşsunuz.. gücümüz yok zayıfız .. müslümanlar zaif.. maalesef..

CEVAP: Atar tutarım da... Bunlar güçlüydü kimse dokunamıyordu ifadenizi eğer içimizdeki beyinsizler onları salya sümük yıllarca yalamasaydı anlardım... Zayıflık başka, basiretsizlik ve ahmaklık başka...

 

m öztürk m öztürk 25.07.2019 17:01

merhum mağfur esad coşan hocaefendi'den : “İslam'da cemaatle beraber olunması tavsiye edilir. Cemaatle beraber olmak "hakla", "hakikatle" beraber olmaktır! Tek başına olsa bile, hakikatle beraber olan cemaattir. Hakikatten kopmuş olanlar, milyonlarca da olsa tefrikadadır.” “Bugün maalesef tüm İslâm âlemi emperyalist güçlerin sultası altındadır. Kuş uçurtmazlar, takip ederler... Hem de kendisi takip etmez... Amerika seni John'la takip etmez, Smith'le takip etmez. Adı senin benim gibi olan Müslümanla takip eder; canına okur. O milletin içinden çıkmış hain vasıtasıyla takip eder ve millete en büyük zararı, kendi içinden çıkmış insanlara yaptırır. Parayla satın alır, ajan edinir ve öyle kullanır.” “Herkese ajan demiyoruz; metot bilmediğinden, ilimden uzak olduğundan emperyalist onu kullanır, fark etmez. Sahte bir takım organizasyonlar var, topluyorlar insanları etraflarında, ondan sonra onları toptan satıyorlar! Götürüyor, olmadık yere bağlıyor... Mü'min feraset gözüyle bunları anlayabilmeli. Hizmet ediyorum diyen insanları, organizasyonları irfan teraziniz ile tartın!” “Böyle birtakım insanlara, organizasyonlara körü körüne bağlanmayın! Her birinize istiklâl tavsiye ediyorum. Hür olun, hizmeti kendiniz tespit edin, yapmaya çalışın!” “Emperyalistlerin türlü oyunları var. İslâm, bir kimsenin hizmetiyle yürüyecek hâle gelirse, o kimseyi yok ederler, öldürürler, satın alırlar, tehdit ederler. Ne yapmak lâzım? Hizmeti yaygınlaştırmak lâzım, herkesin lider olması lâzım. "Tek lider, vazgeçilmez insan..." diye bir şey olmaz. Bakın, Filistinli çocuklarla niye başa çıkamıyorlar? Hepsi lider.” “Bir lidere, tek hocaya, tek ekibe bağladığı bir yığın insanı, böyle üzüm salkımını sapından tutar gibi, istediği yere götürüyor!” “Onun için, teşkilât kurdurtuyorlar; teşkilâtın başına kendi adamlarını --hain bir kimseyi-- koyuyorlar. Öteki insanların hepsini, üzüm salkımı gibi oraya buraya götürüyorlar.” “Müsaadeli, ağabeyli, bilmem neyli hizmet olmaz... Tâbî olmayın kimseye! Bana da tabi olmayın! Bana tabi olursanız, beni sıkıştırırlar. Ondan sonra, "Sen bu adamlarına şöyle yap!" derler. İslâm'a, Allah'ın emrine tabi olun! Allah'ın dinine hizmet edin! Tek başınıza olsanız da, hakla beraber olun!

Hatice Sancaktar Hatice Sancaktar 25.07.2019 20:28

İslâmcı Ağır Abi, Sen İn Bu Trenden.. Rahmetli Niçe abi, bir gün Rahmetli Neneme demiş ki; eğer hareket eden bir trene binmişseniz, o trende geri gitmeniz size bir şey kazandırmaz, nenem de bi gün bana demişti. Hey gidi Niçe, işte ! Erdoğan muhalifi olmak illa da, tam da böyle bir şey. Seksen yıllık çürümüş, kokmuş, devlet geleneği darmadığın olmuş, batının önünde el pençe divan duran, sokağı ile kavgalı günlerde bir trene bindik, gidiyoz bi alamete. Ama iyi ama kötü. Hataları ve sevaplarıyla !... Ammmaaa gel gelelim bizim İslamcı ağır abilerimiz bir lider ya da insan istemiyorlar. Hep Tanrı gibi olsun istiyorlar. Hiç bir zaman yanılmasın, herkesin gözünden adam mı değil mi anlasın, hırsızı, arsızı ve yankesiciyi yakalasın, etrafında olup bitenden tut dünyanın öbür ucunda olan bitini de duysun, görsün ve müdahale etsin. haini, alçağı ayağaına asla tökez olmasın istiyorlar. Hem diyorlar ki adamı putlaştırmayın hem de adamdan beklediklerini töbe haşa Allah'tan bile bu kadar beklemiyorlar ! Kişisel çıkarları, hırsları ve kaprisleri nedeniyle illa da Erdoğan muhalifi olacağım diyen bizim mahallenin İslamcı ağır abileri, meşakkatli ve raylarının her gün dinamitlendiği bu trende ağır aksak, topallaya topallaya, sevabı günahıyla ileri gitmek yerine, muhalif olma pahasına hep gerisin geri gidiyorlar. İn abicim trenden ! hem ileri gitmek isteyip hem de bu trende geri geri giderek böyle hiç bi yere varamazsın. Taşın altına elini koymadan, sırtından pıçaklanmadan, tuzu kuru kuru git parti marti neyin kur, dernek vakıf kur, kitap yaz sat hep teoride kalsın yazdıkların ama trende geri geri gitme. İn abicim in trenden. Sanal gündemlere, trol resimlere dandik dandik yorumlar yazarak, sağdan soldan gelen her habere sazanlama atlayıp Erdoğana nasıl vole çakarım derdiyle hakka batılı karıştırırak Şirk'e girme, in ve biz seni en son durakta bıraktığımız gibi hatırlayalım... Yusuf Kahraman

CEVAP: Trenin sahibi biziz... Sabrederiz. Hem de çok sabrederiz. Ama biz inmeyiz... İndiririz... 

Mediha Armağan Bıyık Mediha Armağan Bıyık 26.07.2019 07:52

Eksiği var fazlası yok! Hislerime tercüman oldu! Keşke vefakâr -fedakar bir ekibin sırtındakiler ,bindikleri dalı kesmeden biraz düşünselerdi!! El uzattıkkarı dalların gölge olduğunu anlardı! Eskiden canımız yandığında duamızda kabul görüyordu.Şimdi yanacak canımız yok,.Ruhumuz ölmüş. Sadece tarlaya odaklanmışız. ( istisna ki yok kadar az onlara sözümüz yok)... Yüzümüz kaldıysa islâm adına ,duamızı yapalım. Yarab içimizdeki beyinsizlerin yüzünden bizi cezalandırma. Bize yardım et. İslamın ve insanlığın son kalesi vatanımı (iç-dış) her türlü şer odağından koru.

XYZ XYZ 29.07.2019 22:09

Hatice Sancaktar(Yusuf KAHRAMAN!!!), kimsenin kimseden hatasızlık ve kusursuzluk beklediği yok, hele hele İlahĺıķ iddiası hiç yok, Mıllete öyle bir budala muamelesi varki "KADEM" meselesinde gördük ki, seçim zamanı beka beka diyenlerlere, "BEKASIZLAR!!!" aynı saftalarmış. Kimsenin Erdoğana vole çakmak gibi bir derdi yok, kimin kime voleyi çaktığı belli, öyle yok trol mrol muhabbetleriyle kimseyi sus pus etmeye kalkmayın. Aldıkları ahlar, basiretlerini kapamış son sürat çöküşe giderken illaki dostâne uyarılar olacak, Kanuni Sultan Süleyman'ın sut kardeşi Yahya Efendiye yazdığı ve cevap olarak "NE ME LAZIM BE SULTANIM" diye cevap verilen mektubu bir araştır. Ne güzel dünya vur Millete trol damgasını, sıyrıl işin ıçersinden. Unutma "Mazlumun ahı, yıkar ŞAHI"

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık