• 22 Ağustos 2017, Salı 20:04
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

“BİZ” KAZANACAĞIZ!

 

Önce şunu itiraf edelim ki, Ak Parti hükümetlerinin yetersiz olduğu konuların başında eğitim geliyor.

Yeni eğitim yılında yapılacak müfredat değişikliğinin açıklanma biçimi de tam bir acemilik, kör gözüm parmağına sakilliği içinde gerçekleşmiş ve kamuoyunun hafızasında evrim teorisinin çıkarılması, cihat kavramının müfredata sokulması olarak anlaşılmıştı.

Doğru bir şey yapıp bunu anlatamıyorsan veya yanlış anlaşılmasına sebep oluyorsan, bu işi yapamıyorsun demektir.

İşte bu cihat kavramını diline dolamayı fırsat bilenlerden biri de Fatih Altaylı idi.

Programına katılan iki konuktan biri Ankara İlahiyat Fakültesi’nden Şaban Ali Düzgün ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Prof.Dr. Bedri Gencer idi.

Ankara İlahiyat Fakültesi deyince duracaksın.

Şaban Ali Düzgün, konuşma üslubu, açık “e”leri bol tribal dili, konunun cihat ve kendisinin de ilahiyat fakültesi hocası olmasına rağmen dini kavramlardan kaçınarak konuşması ve dahi bütün İslam büyüklerinden asker arkadaşı gibi ismiyle bahsetmesi zihniyetini açıkça ortaya koyan unsurlardı.

Bu tür çağdaşçılık oynayan ve seküler çevrelerimizin okşamayı ihmal etmediği “din”cileri kolaylıkla anlamak mümkün. Ne anlatırlarsa anlatsınlar, tahammül edilmez konuşmalarının sonunda İslam’ın dinlerden bir din ve Müslümanların da o dini anlayamamış cahiller ordusu olduğu zehabına kapılırsınız.

Ortak hususiyetleri, toplumu bu noktaya sürüklemeleridir.

Şaban Ali Düzgün’ün, Bedri Hoca stüdyoya gelene kadar “one man show”unu Fatih Altaylı hiç araya girmeden hayran hayran dinlemiş, Bedri Hoca geldikten sonra hem Altaylı hem Düzgün hop oturup hop kalkmaya başlamıştı.

Bedri Hoca cihat kavramını adam gibi tarif edip sonra da oynanan oyunun vahametine dikkat çekip konuyu “deizm” tehlikesine, inancın yaşanmayıp sadece tartışılmasına ve peygambersiz Müslümanlığa getirince, Şaban Ali Düzgün seyirciye yutturdukları bir çuval incirin berbat oluşunun telaşıyla neredeyse amuda kalkacaktı itiraz ederken…

Hani FETÖ’yü bahane edip cemaatlere vurmaya çalışan zibidilere insan sormak istiyor; başta Süleymaniye Vakfı olmak üzere İslamoğlu’nun Akabe’si, televizyonu nasıl finanse ediliyor. Ve Diyanet uzantılı kurumların havaya saçılan kaynakları ile Ehl-i Sünnet karşıtı sözde din adamları ile odakların ultra rahat hayatları nasıl meraka konu olmuyor.

Oluyor.

Biz merak edip araştırıyoruz.

Bugün Allah rızası için bir iş yapmaya kalkacak olsanız üç kişiyi bir araya getirip dandik bir yer kiralamak ve sonra giderlerini karşılamak ne kadar zahmetlidir, düşünmek lazım.

Halbuki Peygamber Efendimizi yok sayan, insanların itikadını bozmak için uğraşan ve adını bir çırpıda sayabileceğimiz çeşitli çap ve ebatlardaki çeşit çeşit adamın ve bağlı oldukları dernek, vakıf, birlik ve kuruluşun hiç ama hiç maddi problemi yok.

İpin ucunu tutuyoruz ve takip ediyoruz.

Karşımıza şaşırtıcı sonuçlar çıkıyor.

Elbette vesikasını koymadan ilan edemeyiz. Fakat devletten bol müteahhitlik işi alan bazı firmalar ve ucu Almanya’ya, İngiltere’ye ve hatta Vatikan’a çıkan ilişkiler ağı elbette “Osmanlı Torunu” olan bu milletin önüne konacak.

İslam Dinine düşmanlık edenlerin ipliği pazara çıkacak.

Bu çalışmalar tabii karşı tarafın çokça şikâyet ettiği cemaatlerdeki kriptoların da tespitinde çok işe yarıyor. Onları da atlamayacağız…

İslamiyet’ten kaçış olmadığını anlayan din düşmanları, en azından İslamiyet’i bozarak hedeflerine ulaşmaya çalışıyorlar. Geçenlerde “Medyamit”te Rockefeller’in 1960’larda Pakistan’daki bir cemiyete Kur’an-ı Kerim’in çağdaş tefsiri için nasıl para aktardığını anlatmıştık.

Bugün Rockefeller ve benzeri yerli/ yabancı finans devlerinin boş durduğunu mu zannediyorsunuz?

Sonuç olarak bu işlerin parayla bir yere kadar gideceğine, “iman” sahiplerinin bütün hainlerin üstesinden geleceğine olan inancımızı belirtelim.

Para gevşetir… Konuşmanız yumuşar… Cüretiniz artar… Fakat aklı da örter…

Gerçek “ihlas” sahiplerinin yardımcısı ise “Allah”tır.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık