• 01 Ekim 2014, Çarşamba 14:03
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

Bir insan soyadını neden değiştirir?

“Ülker”, bisküvi gibi bir işle başlayıp Türkiye’nin en büyük ve zengin şirketi olma macerasında son derece “meraklı” ve “başarı” dolu bir hikâyeye sahiptir.

“Sahipleri Müslüman adamlar” algısı Türkiye’de “iş yapan” bir algıdır ve “Türkiye”nin de gerçek resmini ortaya koyar.

Herhalde bu algının en çok ekmeğini de “ülker” yemiştir.

Yirmi yıl kadar önce Konya Karaman’da tanınan bir bisküvi şirketinin sahibi olan bir ailenin mensubu ile konuşurken, saf bir muhafazakâr gazeteci merakı ile “Yahu, dedim, Eti’nin sahipleri gayr-i müslim midir? Ülker dindar bir aile bilinirken, rakibi Eti için tam tersi bir algı işliyor.” diye sordum.

Birden hiddetlenen arkadaş, Eti’nin sahibinin dindarlığını ve faziletlerini anlatıp, kasıtlı bir algı anarşisi oluşturulduğundan bahsetti ve çılgına döndü.

Bizim idealist arkadaşlarımızın, kültürel / sosyal faaliyet veya yayın için reklam ve destek almak umuduyla kapısını çaldığı ilk firma Ülker’di ve genelde ya eli boş dönüyorlardı veya sadaka kabilinden aldıklarıyla gittiklerine bin pişman bir halde…

O zamanlar, her gelene bir şeyler vermenin zorluğunu düşünüp iyimser davranıyordum.

Hatta Sabri Ülker hayattayken, oğlu Murat Ülker’in ismen bilinmesine fakat şeklen tanınmamasına sempati ile bakıyordum: “Demek ki şöhretten hoşlanmıyor. Halkın arasında rahatça dolaşmayı tercih etmek güzel bir şey.” diye düşünüyordum.

Spora yaptığı yatırımlar gerçekten hizmettir.

Fakat Bedri Baykam’ın boş çerçevesine verdiği para Murat Ülker’i benim hafızamda zaten bıçak sırtında durduğu yerden, olması gerektiği yere konumlandırmaya yetmişti.

Zaten hakkında koruma kanunu yok; sevmek zorunda da değilim.

Fakat Ülker’in bir zaman askeriyede boykot edilmesinin ne kadar işe yaradığı ve millet tarafından sahiplenildiğinden tutun da, yazımın sonuna alacağım biyografi bilgisi ve soyadı değişikliği benim için ciddi bir muammadır.

Ve şunu sormadan edemiyorum: Bu kadar “muhafazakâr” bilinen bir marka, milli ve manevi değerler adına ne gibi eserler ortaya koymuştur?

Sonuçta Ülker deyince benim aklıma spora yatırım, Bedri Baykam’a yatırım, Harvard’a yatırım geliyor artık.

Ayrıca “muhafazakâr” ve “gönül rahatlığı” gibi kriterleri öne almak istediğimde GİMDES’in sitesine girip “Helal Sertifikalı” marka ve ürünlere bakıyor, bir zamanlar Aytaç’ı takip ettiğim gibi Torku’yu takip ediyorum.

“Sabri Ülker, 1920 yılı sonbaharında Kırım’da doğdu. Ailesi 1929 yılının Ağustos’unda Türkiye'ye göç ederek İstanbul'a yerleşti. 21 Haziran 1934 tarihinde soyadı kanunu çıktığında, Sabri Ülker’in babası “Berksan” soyadını aldı. Sabri Ülker (Berksan) İlkokulu 2. Sınıfın sonuna kadar Kırım’da okuduktan sonra 3. Sınıftan itibaren Kadırga İlkokulu'nda okudu. İlkokuldan sonra İstanbul Erkek Lisesi'nin orta okul kısmına kaydoldu. Orta ikinci sınıfta iken parasız yatılı sınavını kazanarak Bilecik Lisesi'ne gitti. Ortaokulu Bilecik'te, liseyi Kütahya'da okudu.

Daha ilkokul yıllarında yaz tatillerinde ağabeyi Asım Ülker ile birlikte Besler Bisküvi Fabrikası'nda çalıştı.

 

Mühendis olmak istiyordu. Ancak koşullar buna elvermedi. Yüksek öğrenim için Sultanahmet İktisadi ve Ticari İlimler Mekteb-i Âli'sine kaydolduğunda 2. Dünya Savaşı da başladı.

Sabri Ülker, yüksek öğrenimini bitirdiğinde, savaş da sona erdi. Sabri Ülker(Berksan) 24 yaşında henüz öğrenci iken 1944 yılında abisi Asım (Berksan) ile Besler Bisküvi fabrikasından abisinin arkadaşı bir Musevi olan Hayim Vitali Nahum ve şekerleme işinin üstadı olan Rum asıllı Palasko adında biriyle, işe 4 ortak olarak başlamışlardır.

1944 yılında Sirkeci'deki Nohutçu Han’ın üçüncü katındaki küçük bisküvi atölyesini satın aldılar. Bu 100 metrekarelik eski bir atölyede tamamen borç para ile işe üretime başladılar. Bu atölyedeki başarısının ardından 1948 yılında eski Sağmalcılar Köyü'ndeki Takkeci Camii'nin hemen yanında, bisküvi üretimi için bir fabrika kurdular. Zamanla zenginleşmeye başladıklarında Palasko işten ayrılmış ve diğer 3 ortak kollektif şirket halinde işe devam edilmiştir.

1953 yılında, Sabri ve abisi Asım “Berksan” soyadını bırakıp, soyadlarını “Ülker” olarak değiştirdiler. (Berksan soyadının uzunkavakaltındayataruyuroğlu gibi acayipliği de yok halbuki!)

Daha sonraları şirket ortaklığından Hayim Vitali Nahum’da ayrılarak iki kardeş devam etmişlerdir.

Sabri Ülker,aynı zamanda da TEMA Vakfı'nın kurucuları arasında yer almaktaydı.

Eşi Güzide Ülker'i 2010 yılında kaybeden Sabri Ülker'in Ahsen Özokur ve Murat Ülker adında iki çocuğu var. Ahsen Özokur, Ahmet Davutoğlu’nun dünürüdür.

Sabri Ülker yaşlılığa bağlı nedenlerle 12 Haziran 2012 tarihinde 92 yaşında İstanbul’da vefat etti.”

Neyse, neticede Ülker bu ülkenin önemli bir markasıdır.

Tercihlerine ve başarılarına saygı duyup, toplumda var olan algıya daha yakışır bir manzara sergilemelerini umuyorum. (Bu son cümle eğreti durdu ama olsun!)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık