• 08 Ağustos 2017, Salı 15:16
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

BEN OLMASAM VAR YA!

 

Önce sarsıcı bir yaşanmışlığı anlatıp altını çizeyim…

Sene 1994…

Genç ve heyecanlıydım…

“Ben olmasam, sanki her şey yarım kalırdı…” hissiyle yaşıyormuşum.

Askere gittim; kaçacak delik kalmayınca. (Niye kaçtın? Zamanında gideydin ya! Konumuz bu değil.) Evliydim. İlk oğlum 10 aylıktı.

Çok geçmedi…

Dünyanın bensiz de döndüğünü anladım.

Bensizliğin acısını çeken meğer iki kişi varmış: Eşim ve oğlum…

Hani arkadaşlarım, dostlarım, akrabalarım, yoldaşlarım?

Şunu da anladım.

Benim gibi düşünenlere karşılık benim duruşum da farklı değilmiş meğer…

Hepimiz kendimizi dünyanın merkezi zannedip, bir yalanın peşinde koşturup duruyormuşuz.

Xxx

Komşunun kapısını çalıp, “Evdeyseniz bu akşam size çay içmeye gelecekmişiz!” haberleşmesinin yaşandığı yıllarda, insanların arkadaşlarını ve komşularını “iş” ve “proje” bazlı değil, “insani ilişkiler” temelinde seçtiğini de o yıllarda anladım.

Xxx

Şimdi oturmuş yaşadığımız zamanlara “modern” sıfatını yakıştırıp, “modernizm”in tahliline kafa yoruyoruz.

Teknoloji mi modernizm?

Hayat ilişkilerinin ve alışkanlıklarının tekamülü mü?

Yoksa konfor mu?

Namusluca tarifini yapabilsek, modernizmin yere batasıca olduğunu söylemekten kaçınmayacağız.

Xxx

Üstadın “Muhasebe”sindeki gibi:

“Üst kat: Elinde tesbih, ağlıyor babaannem,

Orta kat: (Mavs) oynayan annem ve âşıkları,

Alt kat: Kızkardeşimin (Tamtam) da çığlıkları.

Bir kurtlu peynir gibi, ortasından kestiğim;

Buyrun ve maktaından seyredin, işte evim!

Bu ne hazin ağaçtır, bütün ufkumu tutmuş!

Kökü iffet, dalları taklit, meyvesi fuhuş...”

İşte tam bu noktadan baktığımızda, kız kardeşimizin eline tesbih verdiğimiz söylenemez. Üst katta ağlayan da kalmadı.

Zaten o üç katlı ahşap ev yok artık. Çoktan müteahhide verdik. Laf aramızda belediyede tanıdık vardı. İmarını da arttırdık. O fazladan çıktığımız katlara karşılık bir daireyi de sevabına yurt yaptık.

Modernizmi anlamış değiliz belki ama pekâlâ ayak uydurduğumuz söylenebilir.

Elimizde bir “taklit” fener, karanlığın içinde birbirini kovalayan iffet ve fuhuşun macerasıyla oyalanıp aydınlığı arıyoruz.

Bu arada birbirini kovalayanlardan hangisi iffet hangisi fuhuş, seçebilmek çok zor.

Xxx

Başta söyledim. O yanılgıdan kurtuldum. Dünyanın merkezi değilmişim.

Duvarda asılı bir kılıç var.

Ucuza aldım.

Bir şeyler hatırlatsın diye…

İçtiğim çayın lezzetinin peşindeyim.

Artık “hörelenmemiz” çaydan anlarız mesabesinde bir acizliği sergiliyor.

Kaldı ki, ağzımızın tadı, sindirim sistemimiz, midemiz çoktan bozulmuş….

Belki çay güzel…

Farkında değiliz.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık