• 20 Mart 2018, Salı 10:58
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

Bazıları emekli olamıyor nedense!

Bugün “şeriat”la yönetilmiyoruz fakat dilimizde darb-ı meseldir; “Şeriatın kestiği parmak acımaz!” deriz.

Peki, şeriatla yönetilmiyor olmamıza rağmen, Diyanet İşleri Başkanlığı bir mesele hakkında fikir ileri sürerken veya hüküm verirken Türk Ceza Kanunu’na mı bakacak? Şeriatın ne dediğine mi?

Şeriat kelimesini kullanıp, bilgisiz fikir sahiplerini rahatsız etmeyelim de şöyle diyelim: Kur’an-ı Kerim’e ve Hadis-i Şerifler’e ve bu iki kaynağın ilimlerinde allame olmuş İslam Büyüklerinin kitaplarına mı bakacak? Yoksa ilgili konudaki cari kanunlara mı?

Bir fert olarak, tam bu noktada bir yandan devletin kanunlarına ters düşmeden ve üstelik devletin kanunlarına riayet ederek, inancım açısından da durumun ne olduğunu öğrenmek istediğimde yani…

Diyanet ne yapıyor? Ne yapacak? Nasıl yapacak?

Türkiye öyle garip bir ülke ki, youtubea düşmüş bir görüntüde ne idüğü belirsiz bir adam dini bir konuda ahkam kesiyor, bir yandan deist olduğunu söyleyen fakat Müslümanların yaşadığı bir ülkede kendinde kanaat önderi hali vehmeden konuşma özürlü “gasteci”, fetvanın kelime anlamını ve dinin hangi ilminde ne manaya geldiğini bilmeden konuşuyor:

-Yani şimdi bunlar, eeeııı, yarın öbür gün bizi asansöre bindirmezlerse, çıkar adam binemezsin der!

Yavşak felsefeci aynı kabı yaladığından sürekli al gülüm- ver gülüm çanakçılık oynuyor/ yalaşıp duruyorlar ekran köşelerinde.

Ulan youtubeda “gel beni becer” diyenler de var.

Keh keh keh gülüp geçiyorsunuz.

Düzmece Zaman gazetesi milyon sattığını iddia ederken, onunla sidik yarışına tutuşan Doğan Medyasının abur cubur gazetesi de o rakamlara yakın sattığını iddia ederek ortalığı kasıp kavuruyordu.

Gazete aynı gazete, tirajı o zaman iddia ettiklerinin beşte biri…

Şimdi o malum kahvehane, berber, gar gazetesinin dünkü nüshasında tam sayfa Haydar Dümen’e gelen en ilginç sorular diye akla ziyan bel altı rezillikler sergileniyor, bir başka sayfada yurdum insanıyla dalga geçer gibi pespaye şiirler yayınlanıyor, bütün bu paçavra görüntünün içinden her zamanki sakillikleri ve densizlikleri ile “Çanakkale Billboardlarında bir tek Atatürk yok!” diye çemkiriyorlar.

Haydar Dümen sayfasıyla, yatak çarşafı ve tahrik olma malumatının arasında ne fark var ey ebleh çağdaş kafa?

Ondan sonra bu zevat/ bu zihniyet yeni bir 28 Şubat rüzgârı tezgahlayarak post-mizah bir “irtica hortluyor” hezeyanıyla operasyon çekmeye çalışıyor.

Uyuşturucu tüccarından Hoca Ali Kalkancı, pavyondan ağa düşmüş ağlak genç kız… vs.vs.

Bütün bunlar olurken Tirabizon Hocaları “Ehli Sünnet Birliği” komedisi peşinde… Doğan görünümlü Şahin misali, Ehli-Sünnet görünümlü Vehhabi- Selefi kafalar “Onu öyle demek istemedim. Bunu şu maksatla söyledim.” tevilleriyle orta nokta bulmaya çalışıyor.

Ulan sen Hazreti Ebubekir’e dil uzattın mı? Uzattın...

Ulan Sen Fatih Sultan Mehmed’e, Abdülhamid Han’a haddini aştın mı? Aştın…

Ne birliği? Karadeniz işi FISkobirlik…

Ve yine bütün bunlar olurken, Diyanet’e doyamayan eski başkanlar, eski allameler, bir kenarda vatana millete dua ediyor olmaları gerekirken “kulis” karanlıklarında yeni rotalar çizmeye çalışıyorlar.

Zaten Diyanet’e bağlı vakıflar, kurumlar, üniversiteler olmuş bu zatların oyuncağı…

Da… Bu ne hırs ey pir-i faniler… Oturun oturduğunuz yerde, millet bişey zannetsin… Haddi zorlayıp, ahir ömrünüzde rezil olmak da var… Meydanı boş, milleti enayi mi zannediyorsunuz.

Yapmayın…

Hele Cumhurbaşkanımızın ağzından çıktı diye “Din İşleri Yüksek Kurulu” eksenli iştahlar dikkatimizden kaçmıyor…

Beni de karşı tarafın sloganlarına ittirdiniz:

“Dini siyasete alet etmeyin…”

“Dini ticarete alet etmeyin…”

xxx

Halbuki Diyanet sadece milletin değil devletin de Diyaneti…

Yani Diyanet Yavuz Sultan Selim’den değil Allah’tan çekinen ve sakınan Zenbilli Hazretleri gibi omurgalı bir tavır içinde olmalıdır. Ve mesela şu sorulara kıvırmadan cevap verebilmelidir:

“Bir bölgede belli bir imar izni varken, ama belediyeyi kafaya alarak ama belediye yetmezse ilgili bakanlıkta adamını bularak herkese tanınan haktan daha fazla hak elde etmek için rüşvet vermek veya hatırla özel izin çıkarmak caiz midir?”

Böyle bir soru için Diyanet topu imar mevzuatına mı atar, yoksa helal/ haram noktasından söylenecek bir hüküm var mıdır?

Yine soruyorum:

“Belli bir göreve gelmek için torpil yapmak/ yaptırmak caiz midir?”

Diyanet’e soruyorum:

“Ankara’da iş bitirmek için, o işin meblağı üzerinden belli bir komisyon almak caiz midir?”

“Tesettür nedir? Nasıldır? Niyedir?”

Şimdi…

Bir soru daha:

İmam-ı Gazali, İmam-ı Birgivi, Ebussuud Efendi Hazretleri gibi alimlerin bugünkü imam-hatip ve devamında ilahiyat fakülteleri tedrisatıyla yetişmesi mümkün müdür?

Mesela “müçtehid” seviyesinde bir İslam alimi olmak için bilinmesi gereken ilimler ve varılması gereken seviye nasıl tarif edilebilir?

Kime Hadis alimi denir?

Kim Kur’an-ı Kerim’i tefsir edebilir? Tefsir için Arapça bilmek yeter mi? Yeterse, ana dili Arapça olanlar anasının karnından tefsir alimi olarak mı doğuyorlar?

“Horoz’dan kurban olur”, “Kur’an-ın bir kısmı atılmalıdır” diyen adamların ilahiyat fakültesi dekanlığı yaptığı bir Türkiye’de yaşıyoruz.

“Hazreti Adem’in de babası vardı. Evrime inanmak lazım” diyen adamın dini kanal işlettiği ve vaaz verebildiği bir Türkiye’de yaşıyoruz.

İtalyan klasik erotik programı tutti fruttiye tur bindirecek müstehcenliklerin içinde ve pavyon dekoru eşliğinde mehdilik iddia edenlerin yayın yaptığı bir Türkiye’de yaşıyoruz.

Tasavvuf müziği safsatasıyla başlayıp, uyduruk sözlü çakma ilahileri pop/ caz/ fantastik ritimlerle icra eden programların işgali altındayız.

Eyüp Camii etrafındaki kitapçılarda ve benzeri tezgahlarda “Damping” sloganlı, çirkin pazarlama usüllerine teslim olmuş Kur’an-ı Kerim ticareti hakkında Diyanet ne düşünüyor.

Uçuran ve kaçıran ve dahi şapadanak sonuç vaat eden “Dua Kitapları Sektörü” Diyanetin ilgi sahasına giriyor mu?

Xxx

Ordumuz Afrin’de zafer kazanırken…

Üstelik seçim sathı mailinde…

Yook… Öyle demeyin…

Ama bir karış vatan toprağı…

Ama imanım…

İkisiyle de kimse oynayamaz.

İkisi de birbiri olmadan yapamaz…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ali vural ali vural 20.03.2018 12:17

mükemmel yorum... tirabizon hocaları ifadesine üzüldüm.yörem islama hizmet eden çok alim çıkardı ve çıkarıyor. bazı hataları da var bu insanların ama alinterlerine de saygı duymliyizr.hatalarını da elestirmeliyiz.biz müslümanlar birbirimiz ile dalga geçerken kafiri ve haini mutlu etmemeliyiz.

Cevap: Demesem olmazdı. Kadir Mısıroğlu üstad da Trabzonlu. Başımızın tacı... Cüppeli Ahmet Hocayı da takip ederim fakat özensiz davranıyor. İhsan Şenocak Nurettin Yıldız'ın Eshab-ı Kiram efendilerimiz ve Osmanlı için söylediklerini duymamış galiba. Bedri Gencer'in, Ebubekir Sifil'in, Ahmet Şimşirgil'in, Ekrem Buğra Ekinci'nin olmadığı bir toplantı "Ehli Sünnet Birliği" adıyla lanse ediliyor ve belli çevrelerin dilinde oyuncak oluyor. Dikkat etmek lazım. 

m oz m oz 20.03.2018 12:31

Allah cc rzı olsun, bin kere razı olsun, yüreğinize - bileğinize - kaeminize kuvvet versin, sağlıkllı uzun ömürler versin de bu gerçekleri haykırmaya, uyuyanları uyandırmaya devam edin...

seyhan sacak seyhan sacak 20.03.2018 13:04

guze bir yazi.birde terorist yetistirip barindiran universitelerle ilgili bir yazi yazi bekliyoruz.Allah razi olsun

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık