• 10 Kasım 2014, Pazartesi 16:00
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

AT İZİ, İT İZİ...

Gezi olayları sırasında Apo posterleri ile Atatürk posterleri yan yanaydı.

Ak Parti düşmanlığı, bir araya gelmesi mümkün olmayan tarafları saçma sapan bir tiyatro oyununda bir araya getirdi.

Arkasından “Paralel Yapı” gerçeği, yine bir araya gelmesi mümkün olmayan başka tarafları bir araya getirdi ve “Vatanseverlik” temelinde epey geniş bir kitle ortak ses çıkarmaya başladılar.

XXX

Fethullah Gülen fitnesi, ülkeyi traji komik bir biçimde ikiye ayırdı. “Ortak payda” büyüsüyle bir araya gelenlerin içinde, kendi cücük düşüncelerine rol çalmak isteyen bir yığın fraksiyon var.

Onun için, aynı hizada saf tutma refleksinin iyi analiz edilmesi gerekiyor.

Bunu yapamazsak, bir badireyi atlatırken, birçok badirenin temelini atmış oluruz.

XXX

Önce bütün gelişmelerden bağımsız bir şekilde milletin röntgenini çekmek lazım.

Her şeyden önce Türkiye’de problemsiz bir şekilde bir araya getirilebilecek en güçlü kitle, etnik kökenine bakılmaksızın ehli sünnet sünni Müslüman kitledir.

Osmanlının temeli de bu kitledir.

Çanakkale’de omuz omuza ölen de…

Şia ajanı mezhepsizler, Peygamber inkârcısı mealciler, Atatürk’ü dindar göstermek isteyen, rakıyı milli içecek kabul eden, 1923 model bağnazlar, bu kitlenin içinde cerahati günden güne büyüyen sivilcelerdir.

Sivilce…

Yanağınızda küçücük bir nokta olarak çıkar ama verdiği rahatsızlık baş ağrıtır.

XXX

5816 numaralı kanun, koruduğu iddia edileni “korunmaya muhtaç” gösteren, devlet ve millet açısından da yüz karası bir kanundur. Fatih Sultan Mehmed gibi bir kahramanın kabri başında “türbeye yardım” kepazeliği yaşanırken, ülkeyi kurduğu iddia edilen ve milletin tamamı tarafından çok sevildiği ileri sürülen bir şahsı kanunla korumak ancak acizliktir.

Kimden koruyorsunuz?

Neyse, konuyu dağıtmayalım.

Paralel çete, kimileri tarafından “dini” bir yapılanma gibi algılansa da, bu yapılanmanın hiçbir tarafında ve detayında “din”e uygun bir nokta yoktur. Hatta böyle algılandığı için, “din” ve “dindarlar” açısından “zarar veren” bir hüviyete sahiptir.

Hükümet bu rezillikle uğraşırken, geçmişteki gevşekliğinin ağırlığına ilaveten, şimdi bu çeteye karşı çıkan herkesle fütursuzca kol kola giriyor ki, yarın bu da bir fatura olarak önüne gelecektir.

Bu fitnecilere karşı çıkan herkes hükümetin ve hükümetin “Büyük Türkiye” idealinin savunucusu ve yoldaşı değildir.

Şimdi “antiparalel” bayrağı alan herkes aynı safa koşuyor ama darbeci, mezhepsiz, Müslüman değilim diyen alevi, dönme, ulusalcı, mealci kalabalığından “anlamlı” bir tablo çıkaramazsınız.

“Paralel çete” elbet çöker.

Fakat anti paralel diye yıldızı parlatılan içi boş ve ithal kafalar, korkarım hükümetin ayağına pranga olacaktır. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık