• 15 Kasım 2017, Çarşamba 16:48
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

ALEGORİK RETORİĞİN DİSKURU

Emin olun size ve sülalenize hürmetim var.

Yani başlıktaki, entelijansiyanın entelektüel olamamış entellerinin kullandığı “sözcük”lerle küfür etmiş filan değilim.

Sözcük… Kelime yerine…

Eski kelimelerin her biri, “kelime” dahil, fazilet hissi uyandırırken, yeni sözcüklerde bir orospuluk, bir şırfıntılık havası yok mu?

Sözcük… Cük ne lan? Öpücük gibi! Veya cücük! Küçücük… Tamam küçültme, azlık, sevgi, şefkat eki de…

Her eki, her yere takarsan!

Altı şişhane, üstü kaval!

Sel- salımız var bir de…

Sorun/sal…

Yaşamsal… Yani hayati… Peki şöyle olur mu? Yaşami veya hayatsal!

Hava soğuk. Genç kız üstüne bişey giymiş güya, göbeği hizası bir karış çıplak… Altında bir kot pantolon. Pantolonun yırtık ve eksik yerleri, olan yerlerinden daha fazla…

Diz kapağından bir karış aşağı, bir karış yukarı, kocaman parça kesilip atılmış.

Buna moda diyenin…

Ve Türkçeyi de böyle soyup, sonra yarı çıplak giydirenin…

Yedi sülalesini…

İncelemek gerek/ akıl var mı diye.

xxx

Buna karşılık, yerlisi ve bolca alternatifi varken, sırf “havalı”, “farklı” ve “üstün” görünme gayretinin seviyesizliği olarak aramızda dolaşan ithal kelimeler ise, paralı değil de, gecelik ilişkilerin çocukları gibi: Arsız ve ukala…

“Piç”im demiyor, ağzı kulaklarında “ben aşk çocuğuyum” diyor.

Xxx

Tam burada oturup bir kenara ağlasak yeridir.

Şeyh Galip 20’li yaşlarda hem divanını ve hem dillere destan “hüsn-ü aşk”ını yazdığına göre, Osmanlının çöküş döneminde bile lisanın zenginliği ve lisana hakimiyetin yüksekliği ile derinliği, Cumhuriyet’in hem alfabe değişikliği ve hem arı dil cinayetlerinin “kasıtlı” olduğunu anlamaya yeter.

Yeryüzünde böyle zehirli bir hançeri hem de iki defa kendi böğrüne saplayan başka bir millet yoktur.

Fatih Sultan Mehmed 19 yaşında iken 6 dil biliyordu.

Sadece o mu?

Neticede Arapça ve Farsça’nın yaygın olarak kolayca öğrenildiği ve bilindiği, Rumca, Sırpça gibi dillerin yanı sıra Batı’nın yükselişiyle birlikte Osmanlının son dönem ve Cumhuriyet’in ilk dönem münevverlerinin özellikle Fransızca’yı zorlanmadan öğrenip konuştuğu tarihi bir vakıadır.

Peki biz niye alfabemizi değiştirdik?

Sonra yabancı kelimeler diye Türkçeleşmiş olmalarına rağmen özellikle Kur’an-ı Kerim’de geçen kelimeleri niye katlettik?

Xxx

Cumhuriyet’ten sonra çok dil bilen kaç Cumhurbaşkanımız olmuş?

Çok dil derken, dört, beş, altı dil…

Ya üniversite hocalarımız?

Cumhuriyet neden inancını bile yeniden dizayn etmeye kalkıştığı milletin çocuklarına bir tanecik olsun yabancı dil öğretememiş?

“Toplumsal Uzlaşı (!)” adına salağa mı yatalım?

Xxx

Arkaik dekadansın analitik çözümlemesini hangi metaforlarla yapmak sorunsalımızı içselleştirir bilemiyorum.

Bu züppe, piç, haysiyetsiz, karaktersiz ve üslup düşmanı “dil”i anlamaya çalışmayın…

Kafanıza bir “huni” de taksalar,

“Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen

Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen”

mısralarını anlamaya kafa yorun ki, “insan” kalmak için bir ümidimiz olsun!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık