• 02 Temmuz 2019, Salı 17:16
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

Ahmak mıyız?

Millet ahmak mı?

 

Amerika’nın çocuğu kifayetsiz ve fakat bu millete reva görülmüş Cumhurbaşkanı Cağaloğlu’na Türkiye Gazetesi’ni ziyarete gelmişti.

Kenan Evren’den bahsediyorum.

O sıralar Türkiye Gazetesi ve bağlı şirketlerinde kadın- kız çalışmazdı.

Henüz “Haydi kadınlar sokağa, partiye, camiye, çıkın evden” diyen bir Başkanımız yoktu.

Müslümanların eziyet gördüğü bir dönem olmasına rağmen evet hiç kadın çalışan yoktu ve Evren denen zımbırtı arıza çıkarmasın diye göstermelik birkaç hanımefendiyi o gün oralarda istihdam etmişlerdi rica minnet.

O gün gericiydik de, şimdi ilerici miyiz; mesele bu değil… (Büyük mesele de, yazının konusu değil.)

Neyse, Cumhurbaşkanının koruması sekiz- on Mercedes 190, Cağaloğlunun dar sokaklarında öyle ustaca manevralarla ortalığı birbirine katmıştı ki, aslında ben zevkle izliyordum fakat rahmetli babam “Şu israfa bak!” diye öfkelendi.

O zamanlar muhtemelen bendeniz ofisboyluktan bir tık yukarıda sıradan bir çalışanken, rahmetli babam da Erenköy servisinin şoförlüğünü yapıyordu.

“Amma yaptın baba… Neticede Cumhurbaşkanı. Banliyö treniyle gelecek hali yok.” diye itiraz ettim.

Şunun için bu hatırayı paylaştım ki; bir, geldiğim yeri biliyorum… Mesleğe ayak işleri ile başlamıştım ve şoför İlyas Amca’nın oğluydum.

İki, buna rağmen “temsil” denen meselenin künhüne o yaşta vakıfmışım demek ki… Ucuzla ucuzluk arasındaki farkın anlaşılmasını beklemek bir yazar olarak hakkımdır.

Yani mesele devlet ve makam olduğunda gereği yapılır. “Pembe İncili Kaftan” ninnileriyle büyüyen atarlı giderli bir milletiz biz…

Az önce Metin Özer’in yazısını okudum; aşka geldim.

Metin Özer madde madde ironiyle karışık özür dilemiş hem de seçim mağlubiyetine sebep olanlara giydirmiş.

Fakat itinayla Recep Tayyip Erdoğan ve ailesini pamuklara sarıp saklamış.

Şurada anlaşamıyoruz/ veya derdimi anlatamıyorum.

Ömrünü bu millete ve devlete adamış bir adamın ve ailesinin yediği- içtiği- giydiği- harcadığı ve her ne ise yaşantısı bize asla batmaz…

Başkan ve ailesinin toplu konutlarda mütevazı bir hayat sürmesini filan istemiyoruz.

Bu düpedüz eblehliktir; anlatmaya çalıştığımızdan bunu anlayanlar da eblehtir.

Uzatmayacağım.

Sakin Reis’in yazdığı gibi kimse bana 13 binden 800 bine çıkan farkın makul bir açıklamasını yapamaz… Yapamaz da…

Ortada bir sakillik ve net bir mağlubiyet var…

İşte buna istinaden “Reis” deyip sevdiğimiz adamın, “Kendimizi anlatamadık” gibi milleti suçlar tavrı bırakıp “Şunu yanlış yaptık” veya “Şu ve bu yaptıklarımızın yanlış olduğunu idrak ettik” gibi net mesajlarını bekliyoruz.

Araya kimse CHP, İP, HDP, Saadet martavalı katmasın.

Onlardan bir şey bekleyen yok.

Onların yaptıklarına şaşırmak da ayrı şaşkınlık.

Benim derdim “biz”le…

Kartal İmam Hatip tercihiyle ilgili konuşacaksınız.

Güneysulu hemşeri muhabbetiyle ilgili konuşacaksınız.

Berat ve Berat’ın takımıyla ilgili konuşacaksınız.

Kamuoyunu domine ettiğinizi zannettiğiniz ve millette karşılığı olmayan medyanızla ilgili konuşacaksınız.

Kadir, Melih, Necmi el çektirmeleriyle ilgili konuşacaksınız.

Yanlış aday tercihleriyle kaybetmenin nasıl bir acizlik olduğunu konuşacaksınız.

Beka meselesinin nereye uçtuğunu konuşacaksınız.

Bülent Arınç, Abdülkadir Aksu, Mevlüt Uysal tayinleriyle ve bol keseden dağıttığınız maaşlarla ilgili konuşacaksınız.

Külliyenin hücrelerine kadar tıkıştırdığınız ballı maaşlı/ havalı makamlı fakat işe yaramaz danışmanlarınızın ne işe yaradığıyla ilgili konuşacaksınız.

Yenilenen seçim sürecinde İstanbul’u kazanmak için değil, kaybetmek için nasıl gayret gösterdiğinizi konuşacaksınız.

Beni ve bu milleti ahmak yerine koymayacaksınız.

Çünkü…

Halâ alternatifiniz yok.

Mevcut partilerden ve Ak Parti eskilerinden umudumuz da yok.

Kasımpaşalı damarımıza güvenip bir de kendimize çekelim “van minut”u…

Hele ABD’nin kucağına oturarak sağlanacak bir stabilizasyonla iktidarı uzatma zavallılığına girilirse, o zaman alternatifsizliğin de anlamı kalmaz…

Bu ülkenin “patriot”larını hafife almayın.

Görmezden geldiklerimizi ve artık görmezden gelemediklerimizi düzeltin ki, samimiyetiniz belli olsun.

Bir daha diyorum.

Allah rızası için diyorum.

Milleti ahmak yerine koymayın.

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Vatansever Vatansever 02.07.2019 20:02

Kendimizi anlatamadık cümlesinde milleti suçlama yoktur. Eksikliğin kendilerinde olduğunu kabullenmek vardır. Yanlışların tabiki de düzeltilmesi gerekir.

XYZ XYZ 03.07.2019 04:15

15 Temmuz'dan önce(bir hafta pkk, bir hafta daeş ortalığı patlatıyorken) kendisinden dua talebiyle Belediye Başkanlarını, Yardımcı Ayarındaki adamlarını, Külliye Imamını dahi yollayıp dua istedikleri zatlara bugün pkk'cı, fetö'cü yaftası vuruyorlar. (Ulema sizin parti sözcünüz mü?)Firaset'i ve Basiret'leri kapanmış bir biçimde sona doğru varıyorlar. Kendi sonlarını kendileri hazırlarken, birde utanmadan milleti suçluyorlar. Dua talep ettikleri zatlara dahi, hain yaftası vuruyorlar, eğer bu devran bir tersine dönerse, kimler hain, kimler kahraman olur, o zaman görürüz. Bir musibet bin nasihatten hayırlıdır sözünü bunlar halen anlamıyorlar. Daha Din Güncelleyecekler ve bu konuda çok ciddiler, imanın en zayıf kısmı olan kalben buğz bile kalmamış ne diyelim. Nu’mân İbni Beşîr radıyallahu anhümâ Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim, dedi: “Helâl olan şeyler belli, haram olan şeyler bellidir. Bu ikisinin arasında, halkın birçoğunun helâl mi, haram mı olduğunu bilmediği şüpheli konular vardır. Şüpheli konulardan sakınanlar, dinini ve ırzını korumuş olur. Şüpheli konulardan sakınmayanlar ise gitgide harama dalar. Tıpkı sürüsünü başkasına ait bir arâzinin etrafında otlatan çoban gibi ki, onun bu arâziye girme tehlikesi vardır. Dikkat edin! Her padişahın girilmesi yasak bir arâzisi vardır. Unutmayın ki, Allah’ın yasak arâzisi de haram kıldığı şeylerdir. Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçücük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur. Eğer o bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalbdir.”

arda arda 03.07.2019 20:54

Kendimizi anlatamadık cümlesinde Murat Bey'e katılıyorum. Sahi anlatmanız gerekenlerin zerresini bile mevzu etmediniz. Neyi anlattınız da millet anlamadı.

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık