• 21 Eylül 2017, Perşembe 15:04
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

+18

Kimileri “Kur’an yeter” diyor…

Bunların kimler olduğuna ve hangi sebeplerle böyle dediği detaylarına şimdi girmiyorum. Fakat “Kur’an yeter” diyen ve hadis-i şerifleri önemsemeyen en meşhur dört zatın toplam yayınlanmış yüz kadar kitabı var. Şimdilik, “Madem yetiyor, ne halt yemeye kitap yazıyorsunuz?” diyeyim.

Biz de “Kur’an-ı Azimüşşan öyle bir kitaptır ki, onun tefsirini ancak Efendimiz yapmıştır. Efendimiz Aleyhisselamın sözleri ve hayatı aslında tefsirdir. Bizim gibi insanların anlayıp yaşayabilmesi için Efendimiz’in gönderilmesi ve ona nazil olan vahyi bize hem anlatarak ve hem yaşayarak öğretmesi, o ilahi kitabın mütemmim cüzüdür.” manasında konuştuğumuzda, “Besmelesiz” ilişkinin mahsulü bazı mahluklar “Demek, Kur’an yetmez diyorsunuz ha!” yollu sinsiliklerle saldırıya geçiyorlar.

Ulan dangalak, sen daha benim Türkçemi anlamıyorsun!

Nerede kaldı ki, Kur’an-ı Kerim’i okuyup bütün bir İslamiyet’i ve nasıl yaşayacağını anlayasın!

Ben bütün bir İslam Medeniyeti boyunca üzerinde mutabakat olan büyük İslam Alimleri’nin isimlerini sayıp hürmet ediyorum. (Üzerinde mutabakat olmayan da pek azdır!)

Adam beni cemaatçilikle suçluyor.

Zavallıya demek lazım ki; “önce şu prensibi hafızana kazı”:

“Sui misal emsal olmaz!”

Xxx

İki sebepten haklı ve fakat provokatif başlık kullandım.

  1. Öfkeliyken kendimi tutamıyorum. Baştan hazırlıklı olun.
  2. Normalde edeben ima ve remizlerle anlatılması gereken bir iki mevzuya direk dalacağım.

Xxx

Mealcileri, reformistleri, modernistleri eleştirirken, bu zevatın neredeyse tamamına yakınının samimi olmadığına inancım sebebiyle net ve sert bir tutum takınıyorum. Yanlış yolda olduklarına inanmama rağmen bu hallerinde samimiyet görsem, daha usturuplu davranırım.

Ben gazeteciyim.

Hadiselere gerçekten objektif bakmaya çalışırken, arka planına da dikkat kesilirim.

Mesela biz Allah rızası için ve tavizsiz bir güzel ahlak ile üç kişi bir dernek kurmaya kalksak, o derneğin ofisi, sıradan giderleri vs. gibi masraflarını bile karşılayamayız.

Fakat adam Moon Tarikatıyla ilişkili bir zatın projesi olarak hızlandırılmış bir akademik kariyere sahip oluyor. Vakıf kuruyor. Mekân ve mekanlar tutuyor. Çalışmalar yapıyor. Ne sempatisi ne hitabeti böyle bir sözde “hizmet” için elverişli. Yani sıradan bir vatandaş cebinden çıkarıp 5 lira bağışlamaz. Fakat yanlış işleri için yürüttükleri faaliyette maddi sıkıntı çekmiyorlar.

Bu gazeteci refleksi ve analitik değerlendirme açısından dikkat çekicidir.

Sonra ister istemez hem Rand Corp.’ın rapor ve tavsiyeleri, hem Siyonist ailelerin “İslamı Modernleştirme” çabalarına cömert bağışları akla geliyor.

Peki sadece bu düşüncelerle mi tavır alıyoruz?

Hayır!

Bu güruhun tuttuğu yol, Peygamber Efendimiz de dahil, bütün bir İslam Medeniyetinin köşe taşlarını yok sayıyor.

Sebep?

“Gerek yok. Onlar yanlış yapmışlar. Kur’an yeter!”

Xxx

1400 senelik medeniyetin içinden süzülen en faziletli örnekleri ağzımıza aldığımız zaman hemen “Menkıbecilik ve hurafecilik” ezberiyle suçlanıyoruz.

Siz eğitim ve öğretimin İmam Hatip ve İlahiyatlarla başladığını mı sanıyorsunuz? Veya pek bi sevdiğiniz El Ezher ile?

E bu düpedüz cehalet.

Üstelik irfan ve hikmeti de taliplerin müktesebatına kurdela gibi takan alimleri, onların derslerini, medreselerini yok saymak size bedavadan söz söyleme hakkı veriyor değil mi?

Önce şunu anla ki, ben senin ne İmam Hatibine ne de İlahiyatı’na karşıyım. Bu eğitim kurumlarını eleştirirken, şunu da söylüyorum. İlahiyat mezunu nasıl adam gibi bir Arapça öğrenemeden mezun oluyorsa, diğer devlet okulları da adam gibi bir yabancı dil öğretemeden mezun veriyorlar.

Halbuki Arapça’ya tam bir vukufiyet olmadan din eğitimi nasıl olacak?

Dudak büktüğünüz medrese müfredatı işe buradan başlıyor. Neyse…

Bizim eğitim problemimiz dini sahayla sınırlı değil.

Okuduğunu anlamadan ve düşünmeden kudurmana gerek yok.

Xxx

Daldan dala mı atlıyorum? Anlamakta zorluk mu çekiyorsun? O zaman Türkçe öğreneceksin. Türkçe’yi iyi bilmek, bu dilin ana dilin olmasıyla kazanılmıyor.

“Abdullah Efendi’nin Rüyaları”nı okudun mu?

İlk defa mı duyuyorsun. Al oku. İlk okuyuşta bütün edebi zevk ve derinliğe kavuşacak şekilde anladığını iddia edebilirsen gel yanıma. Gel ki senden istifade edeyim.

Xxx

İnsanın herhangi bir uzvu “kerih” sayılabilir mi?

Sayılamaz. İnsana ait bir parçanın, ceset haline gelmiş bir vücudun parçası olsa bile, ne şekilde muamele göreceği, belki Kur’an-ı Kerim’de yazmaz ama Efendimiz Aleyhisselamın bildirmesi ve tatbikiyle bilinir.

Dolayısıyla sen Kur’an-ı Kerim’de sıkça geçen insanın yaradılışı ve üremesi hadisesine aracılık eden bir uzvu, pornografik algıların sebebiyle fuhuş aparatı ve belki sadece hacetlenme aracı olarak görüyorsun. (Görme. Ve bakma. Tavsiye edilmez. Fakat bu o organı aşağılamaz.)

Nihayetinde sana vasıta olan ebeveynlerinin ameliyesi, Efendimizin tavsiyesi ile Besmele ve dua ile başlar.

Haydaaa!

Şaşırma!

Kalp ve beyin gibi müstesna gördüğümüz uzuvlarımız da hastalanabilir…

İçinde yediklerimizin posası bulunan ve tahliye edemediğimiz zaman bizi türlü sıkıntılara sokup kalbimize ve beynimize bile sirayet edebilecek kadar hasta eden sindirim sistemimiz de…

Cima, abdest, taharet hem hayatımızın ve hem ibadetlerimizin temelinde yer alan çok önemli kavramlardır. Bu konuda neyi nasıl yapacağını nereden öğrendin?

İşkembe çorbası sever misin?

Ağız da mübarek uzuvlarımızın başında gelir.

Xxx

Sen şifayı nerede ararsın?

Kur’an-ı Kerim’de aramaz mısın?

Kur’an-ı Kerim şifaya işaret etmez mi?

Eder…

Niye doktora gidiyorsun?

Doktora gitmeyi de özünde Kur’an-ı Kerim doğru bulmaz mı?

Peki, Kur’an-ı Kerim’de Peygamber Efendimiz’e uymakla ilgili net ve kesin bir emir yok mu?

(Allah indinde hak din ancak İslam’dır.) [A.İmran 19]

(Sizin için din olarak İslam’ı beğendim.) [Maide 3]

(Kim İslam’dan başka din ararsa, bilsin ki, o din asla kabul edilmez.) [A.İmran 85]

(Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin. İşlerinizi boşa çıkarmayın.) [Muhammed, 33]

(Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içlerinden ırmaklar akan Cennetlere koyar. Kim yüz çevirirse, onu can yakıcı azaba uğratır.) [Feth 17]

(Yüzleri ateşte evrilip çevrildiği gün: Eyvah bize! Keşke Allah’a itaat etseydik, Peygambere de itaat etseydik! derler.) [Ahzab 66]

(Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya 107]

(Resulullah’ta sizin için güzel örnekler vardır.) [Ahzab 21]

(Ey sevgili Peygamberim! Onlara de ki, eğer Allah’ı seviyorsanız ve Allah’ın da, sizi sevmesini istiyorsanız, bana tâbi olunuz! Allah bana tâbi olanları sever) [Ali İmran 31]

(Allah ile resullerinin emirlerini birbirinden ayırıp ikisi arasında bir yol tutmak isteyen kâfirdir.) [Nisa 150,151]

Xxx

“Hocasına, şeyhine bağlılığı Allah’a şirk koşacak derecede…”

Aslında daha edepsiz bir kibir ve ukalalıkla zemmettiğiniz bütün tarikat ve cemaat müntesiplerinin hakları sizi haklamaya yeter. Onun için beyninize kazınsın diye yazımın girişindeki akideyi hatırlatıyorum:

“Sui misal emsal olmaz!”

Hocaya, şeyhe muhabbet ve hürmet, elbette ki Efendimiz ve Alemlerin Rabbi için daha yüksek bir muhabbet ve hürmeti de mündemiçtir.

Aksi nasıl düşünülebilir?

Fakat siz, bu muhabbet ve hürmeti, “Protokolü sevmiyorum bea!” yavşaklığı çizgisinde değerlendirirseniz, mübarek arkadaşlarının Efendimiz Aleyhisselam’a “Anam babam sana feda olsun!” ifadesinde kendini bulan adanmışlığa akıl erdiremezsiniz.

Bana ne mealci sapkınlara eş kendi menfaatinin peşinden koşan sapkın sözde şeyhlerden…

Medreseyi, tarikati, tasavvufu neden sahtekarları baz alarak değerlendireyim?

Orada yol doğru, doğru adamların yanı sıra yolda yanlış adamlar var…

Burada yol yanlış…

Anlayabiliyor musun? Cık mı?

Gerçekte bu gayretim sizi hizaya getirmekten çok (bu mümkün görünmüyor), meseleye ilgi duyanlarla dertleşme niyeti taşıyor.

Yoksa siz yanlışlıkla akademi anfisine girip hiçbir şey anlamayan fakat çıkıp sinirlendiğinde el kol hareketleriyle vızırdayan anaokulu öğrencileri gibisiniz…

Anaokulu…

Anne baba şefkatine muhtaç çocukların zapt edilmeye çalışıldığı modern zamanlar ıslah evi…

Okşamaya kalksanız ısırır hani…

Çok uzadı…

Muarızlarım öfke kusarken “bildiklerini” ve “öğrendiklerini” ima ile müthiş bir doygunluk hali sergiliyorlar.

Fakat bilin ki, bu kardeşiniz okudukça cehaletiyle yüzleşen sıradan bir mümin…

Ben sadece “Efendimiz’e aşk”ın ve ona “aşık” olanların hukukunun gayretiyle konuşuyorum.

Besmeleyi her işte prensip haline getirelim.

Euzü çekerek de şeytanların şerrinden Rabbimize sığınalım.

 

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık