• 10 Kasım 2018, Cumartesi 16:09
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

10 Kasım 5816

 

5816 sayılı kanun esasen varlığından rahatsızlık duyduğum bir kanundur.

Bu kanun, koruduğu iddia edilen kişiyi “zan” altında bırakmaktadır.

Bir ülkenin tarihine geçmiş bir şahsiyet neden kanunla korunsun ki?

Veya devlet adamlarının böyle bir korunmaya ihtiyacı varsa, tarihi yüzlerce büyük lider tarafından yazılmış Türk milletinin başka herhangi bir ferdi neden korunmuyor?

Ben babamla gurur duyuyorum ve eğer babam kanunla korunsa bu durumdan utanırım.

Neyse, sonuçta böyle bir kanun var ve yakın tarihimizle ilgili konuşurken ve özellikle mevzu Atatürk olunca bu kanun kapsamına girmemek için özen göstermek gerekiyor.

Gerçi özen göstermek derken yanlış anlaşılmasın; buluttan nem kapıp olmadık lafı olmadık manaya çekerler diye söylüyorum.

Bu 10 Kasım’ın geçen yılki 10 Kasım’dan farkı ne?

Soru budur ve yazımın konusu da buna dairdir…

Yasayla dikte edilen ve korunup kollanan “Atatürk sevgisi ve ilkeleri” dışında, Türk milleti hiçbir konuda birleşemez ve uzlaşamaz ön yargısıyla hareket eden bir çarpık anlayış var.

Bu ülkeyi millete rağmen milleti sömürerek yönetmek isteyen bir avuç azınlığın bu hezeyanları ve ajitasyonları karşısında 15 yıldır Türkiye’yi yöneten iktidarın basiretsizliği feci halde şaşırtıcı.

Yerel seçimlere giderken milletin tarihi bir ikaza hazırlandığını sezmiş olacaklar ki, “Bakın yine bu azınlık size zulmetmeye geliyor” görüntüsü veriliyor diye düşünüyorum.

Muhasebeci çakma diplomat Öztürk Yılmaz’ın bile Ak Parti’ye çalıştığını söylesek yanlış olmaz.

Andımız tantanası Ak Parti’ye nasıl birkaç puan kazandırdıysa…

Türkçe ezan muhabbeti de Ak Parti’yi sandıkta ikaz etmeyi düşünen kitleleri düşünceye sevk etti.

Karizması ve cesaretini bugüne kadar alkışladığımız Recep Tayyip Erdoğan bir türlü beklenen pozisyonu alamıyor aksine kendisini iktidar kılan kitleyi derinden yaralamaya devam ediyor.

Önceki seçimde “münafıklar” diye fırçaladı.

Sonra bakanlar kurulu ve cumhurbaşkanlığı kurul üyeleri seçiminde milleti ters köşeye yatırdı.  

Bayram değil seyran değil kadınları camiye çağırdı.

Ardından yatay mimari- dikey mimari tartışmasıyla, son 15 yılda imar işlerini başkaları yönetmiş gibi bir havaya girdi.

Parti içinde yaptığı tercihlerle her seferinde ciğeri kediye emanet etmekten kurtulamadı…

“Bana eşinizi dostunuzu aday diye tavsiye etmeyin” derken başta damadı ve birçok aile yakınının halihazırda ne işlerle uğraştığını unuttu…

Yüzyılın lideri diye bağrımıza basmışken, bağrımızı üşütmeye başladı…

Ve kaotik ortamda bir de baktık ki, Cumhuriyet başkanlık sistemiyle çağ atlayacakken, neredeyse hatalı fabrika ayarlarına dönmek üzere…

Benzerini ancak İsrail’de görebileceğimiz paganist anma törenleri tekrar hortladı…

Yılmaz Özdil, isimleri Atatürk, Gazi, Mustafa Kemal, Adam, Paşa vs. olan popülist- ticari kitaplarına yenilerini eklemek için ellerini ovuşturuyordur herhalde…

Aslında 5816 sayılı kanun bu tarihi şahsiyeti korumuyor, birilerinin hırpalayarak kullanmasına ve şahsi emellerine alet etmesine yardımcı oluyor.

Ak Parti’nin hem alternatifinin olmaması ve hem de Türkiye’de iktidar adayı muhalefetin bulunmaması siyasi tabloyu içinden çıkılmaz hale getiriyor.

Allah sonumuzu hayretsin.

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Ömer Ömer 10.11.2018 22:42

......sozun bittiği yer

m oz m oz 12.11.2018 10:19

Allah u Teala Hz bizimledir, ümmet muhhammedin izzet ve şerefini yükselt Ya Rab, biz sana, Resul'une sav layık değiliz ama sonun sonunun sonuyuz, yardım et Allah'ım

Halil Halil 27.11.2018 22:56

Bu yazıya ilk günlerde yorum yazmamıştım, gerek görmemiştim, yazılanların yeterli olduğunu düşünmüştüm. Şimdi ise tek kelimelik bir ifade ile memleketin ahvalini özetleyeceğim: KANDIRILDIK! Gün geçtikçe bu ifadenin manası hakkında daha da derinleşen fikirler edineceksiniz. Geçen her gün daha iyi anlayacaksınız bazı şeyler için geç kalındığını. Durumun aslında ne kadar vahim olduğunu anlamanız için size küçücük bir ipucu vereyim: Bu ülkede başladığı günden beri hiç aksamadan, başarı ile devam eden bir proje varsa, o da 1997' de "bin yıl sürecek" naraları ile başlatılan 28 Şubat sürecidir! Halbuki 28 Şubat' tan zaferle çıktığını zanneden zavallı Müslüman halkımız, 28 Şubatçıların bu ifadesini gülünç bir hezeyan olarak hatırlayıp dalga geçiyordu!!! Kandırılıdık, hem de nasıl kandırıldık. Gün gün bu sözlerim üzerine düşündükçe gerçeği daha iyi anlayacaksınız.

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık