• 14 Temmuz 2019, Pazar 16:20
MURADÖZDİL

MURAD ÖZDİL

Sonun başlangıcı 15 Temmuz

SONUN BAŞLANGICI 15 TEMMUZ

“İnsanlardan, inanmadıkları hâlde, "Allah'a ve ahiret gününe inandık" diyenler de vardır.” 

                    Bakara Suresi  8. ayet

Yalan bir dünyada yalanlara ayak uydurabildiğince yolların açılıyor ve yürüyorsun. Yürüdükçe bir şeyler eksiliyor senden hissediyorsun ama daha yürüyecek o kadar çok yolun var ki. Bir arkana bakıyorsun geriye dönmek de ayrı bir meşakkatli ve fırtınalı yolculuk. İçindeki sıkıntını büyüterek yürümeye devam ediyorsun yolunda. Uzaklaşıyorsun kendinden. Uzaklaşıyorsun insanlığından. Ömründe kıyametler kopara kopara. O kıyamet ki koptuğunda ettiğin hiçbir iyilik fayda vermez. O bahtsızların sırtlarını döndükleri gerçek ortaya çıktığı o kıyamet anından sonrası için yaşayanlara selam olsun…

Gerçeğin öfkeli meczublarına…

 

Bunlar Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.”

Bakara Suresi 9. Ayet

 

Allah’ı bırakıp kimlerle neyin uzlaşmasından yemlenip demleniyorsunuz ey gafiller, ey ayılmak bilmeyecek sarhoşlar.

Sizin sarhoşluğunuzun geçmesi için rızık diye yiyip içtiğinizi tevbe oruçlarınızda günlerce ağız dolusu kusmanız lazım gelir. Kibirle tiksintiyle baktığınız kenar köşede sızan gariban sarhoşa kurban olun siz. O sızdığı gecenin sabahına ayık uyanacak.

 

 

 

“Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.”

                    Bakara Suresi 10. Ayet

 

Peki ya siz?!

Allah’ı bir kenara bıraktınız da kimlerle hangi pazarlıklara giriştiniz de nerelerde uzlaştınız. Biz gariban müminler bilemedik de siz bildiniz değil mi. Dünyanın gerçeklerine uyandınız. Efendilere domalmadan yol yürünemeyeceğine, adam yerine konulmayacağınıza, güç ve iktidar putundan payınızın olamayacağına dahası oldurulmayacağına uyandınız. Bir gözlerinizi açtınız ki “gerçeğe!” bütün köşe başları tutulmuş.

Bir istihbarat örgütünün (Kuş Yumurtası) olmadan sözü dinlenir meşhur bir AKADEMİSYEN olamazsınız, Onların “özgürlük ve medeniyet türkülerini çığırmadan” size nefes aldırmazlar. Hatta karşı durursanız bir trafik kazasına da kurban gidebilirsiniz. Ama eğer asgari müştereklerde “şeytanın hakiki uşaklarıyla” UZLAŞIRSANIZ yer yer “HAKİKATLERİ ANLATABİLME” fırsatı da bulursunuz. Elden geldiğince öyle mi… Prof kılıklı bilmem ne üniversitesi, bilmem ne vakfı, bilmem ne derneği, Fazlurrahman’ın paltosunun altından çıkma Diyanet ve bilmem ne bela kılıklı “yavşak sürüsü”…

 

“Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.”

Bakara Suresi 7. ayet

 

15 Temmuz 2016’da bu milletin dert yüklü kalbinin “İslam’ın son Kalesi” olduğunu bütün dünya gördü. Tiananmen Meydanı’nda bir Çinli üniversite öğrencisinin tankın önüne fırlamasının davulunu çalanlar 15 Temmuz gecesi bu milletin gösterdiği duruşa gözlerini kapattı. Anlamsız hayatlarını hoyratça oradan oraya sürükleyen KAFİR sürüsü başka ne yapacaktı ki.

Peki ya Rixos oteller zinciri sahibi  Fettah TAMİNCE’nin 4 FETÖ davasından “tereyağından kıl çeker gibi” sıyrılarak üzerine bir de Taksim AKM ihalesi verilmesi…

Buna kim tepki gösterdi?

Bir 15 Temmuz gazisi.

15 Temmuz gecesi üst üste iki tankın üstünden geçtiği. İkinci tankın da kolunu ezdiği Sabri ÜNAL. Gazi maaşını kestirdi. Aldığı kadarını geri ödeyeceğini duyurdu. Verilen GAZİ MADALYASI’nı iade etti.

15 Temmuz gecesinden sonra bazı namussuzların orasını burasını darp edip gazilik başvurusu yaptığını ve bir kısmının da utanmadan “gazi maaşı” aldığını biliyoruz. Yüksek makamlarda yakını olanlar bu ballı maaşı cebe indiriyorlar hala.

Sabri Ünal’a kim “yahu dur kardeşim ne yapıyorsun!” dedi. “O işler bildiğin gibi değil. Etme!” dedi. Kimin yüzü kızardı Sabri Ünal gazi madalyasını iade ederken. Kim duydu sesini!?

Bunun üzerine Tamince ne yaptı?  Türkiye Cumhuriyeti’ne açıktan savaş açtıklarını gösterircesine bütün sermayesini İngiltere’ye kaçırmayı başarmış FETÖ bağlantısı on yıllardır konuşulan ve herkesçe biline Ülker grubu ile “STRATEJİK EVLİLİK” manevrası yaptı.

Dubai’de gerçekleşen bu düğüne kim tepki gösterdi.

Nihal OLÇOK…

15 Temmuz şehidleri Erol OLÇOK ve Muhammed Tayyip OLÇOK’u her 15 Temmuz gecesi acıyla ve hüzünle hatırlayacak olan bir eş ve anne…

Zincirlerini kimin tuttuğunu hepimizin bildiği trol sürüsü vampirce, yamyamca saldırdılar kadına. Ağızlarından salyalar saça saça.

Şimdi aynı trol ordusu KADEM’in “İstanbul Sözleşmesi”ni topluma yedirmeye çalışma girişimlerine karşı duranlara saldırıyor.

Ve bunlar kendilerine MÜSLÜMAN, MÜTEDEYYİN, MUHAFAZAKAR falan diyorlar…

Hasssss…

Kalpler ve kulaklar “egemen şeytan uşaklarıyla” yapılmış uzlaşmalar ve anlaşmalarla mühürlü…

Görmüyorlar, duymuyorlar, kalplerinde Allah’ın hediyesi merhametin zerresi kalmamış.

Bu namussuzlukları iteleyen organize KAFİR SÜRÜSÜNDEN bahsetmiyorum efendiler…

İçimizdeki Allah ve ahiret davasını unutmuş, ahiret sorgusuna inancı zayıflamış “sarhoş dabbelerden” bahsediyorum.

Elin kafiri tabii ki Allah’a, kitabına ve dinine açıktan savaş açar bu zeminde. Açıktan açığa haykırır zulmünü ve rezilliklerini.

Özgürlük naraları atacak tabii. Canımın istediğiyle sevişirim, kürtaj insani haktır, ibnelik özgürce savunulmalı, her türlü sapkınlık kişinin bireysel sorumluluğundadır ve özgürce savunulmalıdır. Bunların ana vatanında neler oluyor haberiniz var mı?

Medeni Kanunumuzu aldığımız İsviçre’de reşit olan bireyin “ensest birlikteliğe” girmesi suç olmaktan çıkarıldı. Ayıp da değil. Çocuk pornocusu pedofililer “gösteri yaptılar pankartlarla sokaklarda. Her türlü rezillik serbest ve yaygın zaten. Aile denen yapı “ekonomik bir yapı” yalnızca. Bazı inançsal zorunluluklar icabı “çocuk yapma” bahtsızlığına düşenler ayaklarına bağladıkları “çocuk prangasından” bin pişman devam ediyor hayatlarına.

Çok başka dürtüsel tatminlerin çok başka yaratıkları onlar…

Boyunlarına kravatı bağlayıp, döpyeslerini giydiler ve ruhlarındaki kötü kokuyu ustaca bastıran parfüm kokularıyla karşımıza çıkıyorlar ve de çocuklarımıza öğretmek için yarıştığımız muhteşem lisanları konuşuyorlar diye aklımız yerinden oynuyor. Ha bir de zengin ve güçlüler. Ağız sulandırıcı diğer faktör.

Ama KADEM hala bu milletin “MÜMİN”liğini “CAHİLLİK” olarak görmekte ısrar ediyor. Bizi “MEDENİ BATI”nın normlarıyla yarıştırmak için bir hayli ısrarlı ve gayretli.

İstanbul Sözleşmesi denen “kafirlik” ve “rezalet”lere MİDESİ KALKMADAN imza atan ve bu kepazeliği savunanlar…

Sizin sarhoşluğunuza ulaşmak hiçbir içki ve uyuşturucuyla mümkün değil.

“Oku” emrinin Allah tarafından Resulullah Hazreti Muhammed Aleyhisselama vahyolunduğundan itibaren Mekke’de Müslümanlar büyük işkencelerle sınandılar. Nifak ve Münafıklık Medine döneminin imtihanıydı.

Örgütlü ekonomik ve siyasi bir güç olmanın sonucu olan bir büyük imtihan. Münafıklar insan içinde “ben Müslüman’ım” diyenler. Bu tür dünya orospuları ve kaşarlarına “öyle diyorsun ama buna böyle demeyi, şunu şöyle yapmayı Müslümanlığın neresine sığıştırıyorsun “ dediğinde ŞEYTANİ KİBRİ VE ÖFKESİ TAŞAR!:

  • SEN KİM OLUYORSUN DA ALLAH İLE ARAMDAKİNE KARIŞIYORSUN!

Bunların bazıları kendilerini kandıranlar sürüsü. Erat rütbesindeki kendilerine zararı olan zavallı münafıklar. Acınası ahmaklar sürüsü. Üzerinde durmaya değmez.

General rütbelerindekiler içimizde…

Siyaset, güç ve iktidar dışkısını her yerlerine bulaştırmışlar. Kalplerinden dolu dolu Allah demeyi unutmuşlar.

Allah onların her yaptıklarını “dil yamultmalar ve ağız eğriltmeleriyle” onaylayan “oyuncakçı dede”leri gibi bir şey olmuş.

Allah derken biz hesap vereceğimiz varlık sebebimizi anarken onların “varoluşlarının hizmetçisi” bir Allah anlayışları var.

Kafirlere benzemişler ve KENDİ HAYATLARININ TANRISI OLMUŞLAR...

Kafirler bunun farkında ve çabaları bu ama onlara benzemeye çalışanlar ayırdında değiller.

Onların gerçekleri şeytanın gördükleriyle AYNI. Onlara göre güç ve iktidara uzanmanın yolu Allah’a teslim olmaktan geçmiyor…

 

“Bunlara, "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde, "Biz ancak ıslah edicileriz!" derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.

                              Bakara Suresi 11. Ayet

 

Küffar oyunu çok kalifiye ve sağlam oynuyor. Biz ahiret davasının yolcuları doğrudan küffarın ve şeytanın davasının muhatabı değiliz. Öyle sanıyoruz yalnızca. İçimize saldıkları “elhamdirilillirillirilillri yar Müslüman”lar 28 Şubat sürecine kadar bir hayli kullanışlı oldu.

Ancak postmodernite (ben buna orijinal tabir olarak puştmodernizm veya puştmodernite diyorum) ile birlikte “elhamdirlillirilillri yar Müslüman”ların veletleri İslam’ı sıkıcı bulan bir nesil olarak yetişti. Onlar deist. Bütün dinlere bir mesafeleri var. Faydalı bulduklarına “like atıyorlar”.

Bizim inanış biçimimizi “akılcı!” bulmayan, yaşayış tercihlerimizi yeterince “medeni!” bulmayan, düşünüş biçimimizi yeterince “entelektüel ve felsefi!” bulmayan münafıklarımız ÇOLUĞUMUZA ÇOCUĞUMUZA MUSALLAT OLMUŞ durumda. Ve içimizdeler. Payelerini, profluklarını, popülerliklerini biz izafe ediyoruz. Kendi başımıza biz bela ediyoruz.

Kendi bireysel faydaları uğruna bizi bir an düşünmeden “sırtımızdan bıçaklamaya hazır” bir BİLİM ADAMLARI, KANAAT ÖNDERLERİ, POPÜLER SİYASETÇİLER güruhuyla iç içeyiz.

Büyük oyunu görüyorlar ve “stratejik hamleleriyle” zekaları pırıldıyor.

Müslüman toplumunu “ıslah ediyorlar” ve “insanlığın kutlu yürüyüşüne” Müslümanlar olarak ayak uydurabilmemiz için Allah’tan ve Resulünden ne kadar feragat ederek ne kadar orospulanırsak karizmayı çizdirmeyeceğimize karar veriyorlar. Medyada onlar alkışlanıyorlar.

Kuşatılıyoruz…

Bir çeşit Hendek savaşı halini idrak ettiriyorlar bize…

İflahımızı kesiyorlar…

Top yekün kuşatma altındayız ve içimizdeki münafıklar bizim durduğumuz yeri “anlamsızlaştırmak” mücadelemizde “gayretten düşürmek” için sinsi sinsi didiniyorlar.

Kalplerindeki korku büyük:

“Onlar güçlü. Ya onlar kazanırsa?!”

 

“Onlara, "İnsanların inandıkları gibi siz de inanın" denildiğinde ise, "Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?" derler.(4) İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler. İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz" derler.

                    Bakara Suresi 13,14. Ayet

 

Oysa ki insanın ölmesi ve toprağa karışması “zafer”inin yanında onların kazanacağı büyük zaferlerin değeri ne.

Gerçekten safça inananları kandırmak ne kolay. Hayatın sert gerçeklerinden kaçışlarına tanık oluyorlar ve –çok acıyorlar bu medeniyetten uzak hallere-. Hayatı tatminkâr yaşamanın püf noktaları.

Ama hepimiz bir gün öleceğiz. Onlar sana hayatın “gerçek”lerini öğretirlerken “bir gün öleceğiz” konseptini de zihninde hallettiler. Madem ki hayat kısa çal o zaman orkestra; donlar halay başı mendili; haydaaaaaa.

Bir gün öleceğimiz gerçeğini dahi sınırsız tatminin “reklam sloganı” ettiler.

“Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.”

                                                                     Bakara Suresi 15. Ayet

Bir eski bakanın Cumaları twitterdan paylaştığı “bakara suresi” ayetlerinin arasında yukarıdaki de var mıydı. “BU BAKARA İYİ MAKARA” diyen “dindar parti bakanı”nın da 17-25 Aralık savaşına kadar korunup kollandığı günleri gördük.

15 Temmuz gecesi belki birilerinin laboratuarıydı. Bizi denediler yeniden. Elhamdülillah verdiğimiz mesaja.

15 Temmuz 2016 Allah’ın kendine Müslüman diyen kullarını işaretlediği bir geceydi.

Gecenin alkol sarhoşları çarpışmadan önce şadırvanların yolunu tuttu. Yediği içtiği helal aslanlar döküldü sokaklara. Allah umulur ki bizleri bir sonraki “şehadet fırsatı” için o gece işaretledi.

Gerisi mi…

Gerisi canına, evladına, malına mülküne sarıldı ve titredi.

16 Temmuz akşamüstü’nün aslanları onlar…

Sonrası mı…

Sonrası KIYAMET…

Kendine Müslüman diyenler 15 Temmuz gecesi “hangi duyguyla dolu olarak neredeydik?” diye sormalılar.

Ahiret öyle aralara kaynak yapılabilecek bir ortam değil…

15 Temmuz bu coğrafyada “sonun başlangıcı”nın habercisiydi…

Kalıcı zannettikleri birçok put için…

Başta Cumhuriyet ve bütün mitolojik masalları…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Nedim Çağlar Nedim Çağlar 16.07.2019 01:20

Tek kelimeyle hârika!!! Kalemine,yüreğine sağlık

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık