• 18 Aralık 2019, Çarşamba 22:35
MURADÖZDİL

MURAD ÖZDİL

Şeytanın evi!

 

Adı “House Of One” . Türkçesi “Bir’in Evi” .

Aynı çatı altında “Kilise, sinagog ve cami!”

Bilimin, sanatın, özgürlüğün, insan medeniyetinin kendini getirdiği en ileri noktanın göstergelerinden biri…

47 milyon Euro’ya mal olacak bir proje…

ŞEYTAN’IN EVİ!

Berlin’de yapılması tasarlanan, FETÖ’nün de dahil olduğu şeytani bir proje…

“Hippi” kafalarında kamyon kamyon “dinlerin kardeşliği ve birlikteliği, savaşmayalum sevüşelüm, kaynaşalum dünyada barış olsun” laflarıyla pazarlanıyor.

Hazreti İbrahim aleyhisselam üzerinden kuruyorlar söylemi. İbrahim dinleri kafasıyla aleme “Deist Hippi Sevişgenleri” üretiyorlar bu tür şeytani projelerle. Hiçbir dini bilmeyen, öğrenmek de istemeyen, hayatını haz ve tatmin üzerine “şeytanın teklifleri doğrultusunda” tasarlamış “META İNSANIMSI”lar.

Ciddi Yahudiler, ciddi Hristiyanlar ve ciddi Müslümanlar tabii ki böyle bir saçmalığı ciddiye almıyorlar.

Yahudilerin ve Katolik olmayan Hristiyanların çok işine gelen projeler bunlar.

Bir diğer yandan da “Spiritüalizm” özellikle maddi meselelerini “insan eti yiyerek ve ağızlarından, kanlı salyalarını saçarak”  başarmış “orta sınıf ve üst orta sınıf” META İNSANIMSI’lar için “RUHİ ARINMA” fırsatları sunuyor…

Yoga, reiki, kabala uygulamaları falan filan…

Kıçınıza taytınızı geçirin ve unutmayın bu “RUHİ ARINMA” ayinlerinin “DİNLERLE İLGİSİ YOK”. Tamamen “ŞEYTANİ METAFİZİK UYANIŞ”…

Zaten mal varlığını insan eti yiyerek yapmış olan tipitiplerin umurunda da değil “dinle alakası varmış yokmuş” falan…

Maksat “RUHEN ARINMAK”…

META İNSANIMSI aynalara bakabilmek için buna muhtaç.

Peki Berlin’deki “House Of One” tarzı puştmodern “DİN ÇORBASI”nın amacı ne?

Din olgusuna hobi olarak takılan tipleri böyle “hobi bahçesi” gibi bir “hippi yuvasında” oyalamak.

O kalabalık çorbanın içindeki META İNSANIMSI’ların  değersizlik, yalnızlık ve boşluk duygusunu  güçlendirmek…

Şeytana tapanların kontrol ettiği ve yönettiği Küresel Kapitalist Kanser’in bütün dünyayı esir aldığı bir fiziki ve somut düzlem ortada dururken “şeytanın asıl savaş alanı”nda yani “metafizik inanç alanında”  milyonlarca ruh kıyameti kopuyor…

Şeytan’ın en önemli sloganlarından biri: “Hayat şartları ve dünyanın düzeni böyle.” cümlesi hemen herkesin zihnini ele geçiriyor.

Şeytan dediğin dünya ile ilgili “insanoğluna” yalan söylemeye tenezzül etmez.

İnsan da kim oluyor ki onu “YALAN”la kandırsın!..

Hayatın ve dünya şartlarının “ACI GERÇEKLERİ” insanları “ahlaksız, vicdansız, namussuz ve sefil” yaratıklara dönüştürmeye yeter.

Bugün dünyadaki en yaygın inanışlardan biri şeytana tapmaktır (Satanizm)…

Kabala satanizmi ve geleneksel satanizm olarak ayrılırlar. Geleneksel satanizm ise teist ve ateist satanizm takipçileri olarak kendini gösterir.

Hatta kutsal kitapları ve inisiye ritüelleri vardır. İnisiye ritüelleri ise kutsal gördükleri bir takım şeyleri okumak, sözleri söylemekle başlar ve toplu sapkın cinsellikle son bulur.

Spiritüel şeytana tapıcılık böyle değildir. O yol da “Nefsi Yaratıcıdan kopararak özgür kılma” yolunda yürür. Daha ruhani bir yöntem izler bunun için:

İnsana “Tanrılaştığını” zannettiren bir metafizik şeytani yolculuk:

KABALA ÖĞRETİSİ ile…

Kabala öğretisinde şeytandan falan bahsedilmez. İnsanın yaratımı sürecinde etkisi olmuş bir yaratıcı varlık vardır.

Kabala öğretisindeki “yaratıcı varlık” olan şeytan bizim bildiğimiz gibi tanımlanmaz.

Önce onun insanlardan istediği temel prensipler verilir:

Bu Kabala Tanrısı olan Şeytan insandan araştırıp sorgulayarak bilgi ve bilime yönelmesini; sanatsal estetik olarak algılarını geliştirmesini; her türlü özgürlüğün yılmaz savunucusu olmasını; aklın, bilimin ve sanatın yolunda “ışığa ulaşmasını” öğütler KULLARINA…

BİLİM VE SANATIN IŞIK SAÇAN TANRISIDIR “ŞEYTAN!” …

Kabala tanrısı “şeytan”ın birçok adı vardır…

Tetragrammaton , Lucifer (Işık getiren) , Amon , Asmodeus (tanıdık geldi mi!)  , Baphomet (Tapınakçı masonlar bu ismi sever)  , İştar , Lilith (bundan esinlenilmiş bir put vardı kabede) , Mania  , Pan (elide flütle ne sevimlidir “şehvet tanrısı”) , Pluto (ne sevimli köpekti) , Satan , Seth , Zeus….vs.

Astrolojide de “Jüpiter” ile simgelenir. Büyüme ve şans gezegeni Jüpiter eski yunandaki “Zeus”un Eski Roma Paganizminde (Çok tanrılı şeytan sülalesine tapınma dini) Jüpiter adını alır. Bütün Güneş sistemindeki gezegenler de Yunan ve Roma mitolojisinden alır adlarını. Sizce bir tesadüf mü?

Bu gezegenlere bu isimlerin verilmiş olması ve hala kullanılıyor olması. Doğudaki adları farklıdır bu gezegenlerin oysa ki.

Astroloji bilgisi kadim bir bilgidir. Bu bilginin kökenleri “Sabii”likten gelir. Astrolojiye göre varoluşunun %70’i su olan insan doğum ile birlikte gezegenlerin etkilerini ilk aldığı anda temel karakteristik özellik ve eğilimleri aldığı etkilere göre işlenir.

Doğum anında Güneş’in bulunduğu konum temel karakteristik özelliklerine, ayın bulunduğu konum duygusal eğilimlerine, 1. Evin bulunduğu burç ise bahtının şekillenmesine ve davranış eğilimlerine etki eder. Bunun dışında Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn’ün bulunduğu konumlar önemlidir.

Bir astroloğa doğum günü, saat ve yerinizi söyleyin sizi bir okusun ve hayrete düşün.

Aslında hayrete düşülecek bir şey yok. İnsanlık tarihin hiçbir döneminde bu kadar çaresiz ve kaybolmuş bir yere savrulmamıştı.

Bilgi dünyasının içindeki cehalet.

Zenginlikler dünyasındaki kesif yoksunluk ve yoksulluk.

Doğumla birlikte dünya imtihanımızın başladığı andan itibaren “dehşetli bir kavga”nın içindeyiz. Kabul edelim veya etmeyelim. Bu kavgadan kaçış diye bir şey yok. Kolay yoldan sıyrılmak diye bir şey yok. Önümüzde ölüm var. Hızla oraya yuvarlanıyoruz. Bahanelerin arkasına saklanmak, ben ne yapabilirim tuzağına düşmek, biz zayıfız ve güçsüzüz demek, bırakalım elalem versin kavgayı biz ekmeeeemize bakalım gözümüzü kapatalım gafletiyle sarhoş olmak haram bize.

Diğerlerini boş verin.

“İSLAM DAVASI!” haykırırken rüşvetle, yolsuzlukla şunla bunla ceplerini ağızlarını burunlarını dolduranları boş verin. Hatta sakının onlardan. Onların haram yedikçe canları tatlanır. Allah’ı üç kuruş için satan kuluna ihanet için kaderin fırsat vermesini bekler. Korkuyla yatar korkuyla kalkar. Korktuğu için de gün gelir sırtınızdan bıçaklar sizi.

Tek yapmamız gereken Allah’ı çokça ve sıkça anmak. Bu dünya bize göre ve bizim için değil. Ahiret yolcusuyuz bizler. Ölümden emin olmamızın, korkumuzla baş etmemizin başka bir yolu yok.

Şeytanın güçlü ve zengin kullarından ve bunların uşaklarından korkuyu ancak Allah’ı çokça ve sıkça anmak kurtaracak bizleri.

Allah ile doğrudan bir bağ kurarak bugünümüzden ve geleceğimizden emin olabiliriz ancak.

Allah kullarının yardımcısı ve tek sığınağıdır.

Onların güçleri de, mülkleri de, silahları da, etkileri de yalnızca bir sihirden ve illüzyondan ibaret…

Önce kendi gözlerini boyadıkları bir sihir ve illüzyon.

Onlara karşı sadece Allah bize yeter…

 

NOT: Sonraki yazılarım; 1. Obeliksler (Şeytanın Direkleri) 2. Saat Kuleleri ve 3.Cami minarelerinin mimari tarihi üzerine olacak inşallah…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık