• 11 Ocak 2020, Cumartesi 20:12
MURADÖZDİL

MURAD ÖZDİL

Şeytanın direkleri: Dikilitaşlar...

ŞEYTANIN DİREKLERİ: DİKİLİTAŞLAR

Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikilitaşlar, fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.

                              Maide Suresi 90. Ayet

 

Kış geldi.

Bir sokak lambasının sarı ışığında yere süzülen kar tanelerini hayranlıkla ve şaşkınlıkla seyredebiliyorum içime işleyen soğuğa aldırmadan. Ufuktaki dağın üzerinde bembeyaz bir şapka.

İnsan yapısı anteni görmezden gelerek içime çekiyorum mevsimi.

Gribe, soğuk algınlığına ve her türlü mikroba virüse şifa bir soluk çekiyorum ciğerlerime.

Fantastik bir dünyaya doğmak gibi göz alabildiğine bembeyaz örtüye tanık olmak. Kış tenime değer değmez eriyor avuçlarımın içinde. Aşk sancısını derinlerine gömmüş bir sevgilinin donmuş göz yaşları gibi kar taneleri.

Hiçbiri birbirine benzemiyor.

Kışı hiç tatmayacak mümin bir gönülden dökülen damlalar dünyanın kirine pasına inat yere düşene kadar iyi bakmasını bilene sırrını açan eşsiz kar tanelerine dönüşüyor. Avuçlarıma dolsunlar istiyorum eriyip aslına dönmeden; biraz daha izleyeyim. Su oluyorlar ve avuç içlerimi ıslatıyorlar. Kar taneleri böyle konuşuyorlar işte. Temizlen yıkan şifa bul diye su oluyorlar. Temizlen dünyanın kirinden pasından avuçlarının içindeki suyla. Bir şarkı duyuyorum kar tanelerinin hal dilinden:

 

Güneş doğdu ve battı aşkın çocuklarının üzerine; zaman değemedi tenlerine; sonbaharın son yaprağı gibi kedersiz süzüldüler kaderlerine…

 

Aşkın çocukları müminler hem kendi ömürlerinde hem de dünyanın kışı kıyametinde sonbaharın son yaprağı gibi süzülmüş ve düşmüş olacaklar toprağın merhametli göğsüne…

 

İstanbul ile son buluşma kaçamağımda delice gelebilecek bir şey yaptım. Çemberlitaş’ta aldım soluğu. Hızır makamının bulunduğu söylenen Atik Ali Paşa Camii’nde bir dolu dünyalık dilediğim duamı ettim. Ardından Çemberlitaş’ın dibinde aldım soluğu. Elimde yedi tane taş ile.

Ve ilk taşı attım:

Bismillahi Allahuekber rağmen lişşeytani ve hizbihi.

 

Roma’da bulunan Apollon tapınağından sökülerek I. Konstantin tarafından MS 330 yılında İstanbul’a taşındı bu “dikilitaş” ve tepesinde güneşi selamlayan bir Apollon heykeli vardı.

 

Ardından ikinci taşı attım:

Bismillahi Allahuekber rağmen lişşeytani ve hizbihi.

 

Apollon heykelini söktürerek yerine kendi heykelini diken Konstantin Roma’nın başkentini İstanbul’a taşımıştı ve adı bundan böyle Konstantinopolis olarak anılacaktı.

 

Üçüncü taş:

Bismillahi Allahuekber rağmen lişşeytani ve hizbihi.

 

Hristiyanlıkla 200 yıldan uzun süren kanlı çarpışmalar sonunda dini Roma’nın pagan (putperest) gelenekleriyle buluşturan I.Konstantin Roma’nın ilk Hristiyan İmparatoru oldu ve İstanbul da Hristiyan İmparatorluğun ilk başkenti.

 

Dördüncü taşı da attım:

Bismillahi Allahuekber rağmen lişşeytani ve hizbihi.

 

İstanbul’un Fatih Sultan Mehmed tarafından fethedildiği 1453 yılına kadar bu Çemberlitaş’ın tepesinde bir haç dikiliydi.

 

Beşincisi:

Bismillahi Allahuekber rağmen lişşeytani ve hizbihi.

 

İstanbul’un fethiyle birlikte haç Çemberlitaş’ın üstünden söküldü.

 

Altıncı taşı da attım:

Bismillahi Allahuekber rağmen lişşeytani ve hizbihi.

 

Putperest Pagan tapınağından sökülerek İstanbul’a yerleştirilen bu “dikilitaş” semte adını vermiş halde hala orada duruyor.

 

 

Son taşı attım:

Bismillahi Allahuekber rağmen lişşeytani ve hizbihi.

 

2006 yılında Mekke’ye Hacc için gidenlerin şeytan taşladıkları Mina’da “şeytan taşlama yeri” restorasyona alındı ve 2008’de bitti. Hacılar burada ellerine aldıkları 7’şer adet taşı 3 ayrı mahalde “Bismillahi Allahuekber rağmen lişşeytani ve hizbihi” diyerek atarlardı. Restorasyondan sonra çok göze çarpmayan dehşetli bir değişiklik olmuştu. Şeytanı temsilen dikilen taşlar değiştirilmişti.

 

2006 yılına kadar İstanbul’daki “Çemberlitaş” ve Sultanahmetteki biri hiyeroglif yazılı biri biri örme iki “dikilitaş gibi olan ŞEYTAN TAŞLANAN DİKİLİTAŞLAR kaldırılmış ve yerlerine şekli değişik kayalar yerleştirilmişti.

 

Kur’an’da “şeytan işi pislik” olarak tanımlanan bu “dikilitaş”lar neydi peki? Nereden geliyordu şöhretleri de şehirlerin göbeklerinde yerlerini aldılar.

 

Ve biz 2006 yılına kadar bu dikilitaşları “Bismillahi Allahuekber rağmen lişşeytani ve hizbihi” diyerek taşlıyorduk.

 

Çemberlitaş’ı taşladıktan sonra Sultanahmet’e indim. Sultanahmet Meydanı olarak bildiğimiz yerin göbeğinde sırayla 3 dikilitaş bulunur. Bunlardan en eskisi üzerinde antik Mısır hiyeroglif yazıları olan Theodosius dikilitaşıydı. M.Ö 1500 yılında Karnak’taki Amon Tapınağı (Güneş Tanrısı Tapınağı)’nın önünden sökülerek MS 390 yılında İstanbul’a getirtilmişti. Ardından hemen yanına orjinali birbirine sarılı 3 yılan olan ve “tılsımlı olduğu” söylenen yılanlı sütun ve hemen yanında da 2006 yılına kadar Hacı’ların Mina’da taşladıklarının aynısı “taştan örme dikilitaş” yapıldı…

 

Gülümsedim çünkü ceplerimde üçüne de yetecek kadar taş vardı.

Tam 21 tane…

 

Siz hayalinizde bu taşları atarken ben dikilitaşların İstanbul’daki hikayesini anlatayım.

 

Sultanahmet Meydanındaki sıralı üç dikilitaş “arabalı at yarışlarının, gladyatör katliamlarının ve asi infazlarının yapıldığı” Hipodrom Meydanı’nın merkezinde bulunuyordu. Burası bir Stadyum merkeziydi.

 

Fatih Sultan Mehmed ve II.Bayezid’in yıkmaya kıyamadığı bu rezilliği 1509 depremi yıktı. Bugün resimlerde gördüğümüz Konstantinopolis neredeyse tamamen yerle bir oldu bu depremle. İstanbul’u 10 metre büyüklüğünde dalgalar vurdu. İstanbul nüfusunun dörtte biri şehrin altında can verdi. Anadolu’da Şah Kulu İsyanı çıktı kesilen ağır vergiler sebebiyle. Bütün bir devlet sarsıldı…

 

Dikilitaşlar yerinde kaldı. Ve Meydanın adı değişti…

 

AT MEYDANI oldu tarihine hürmeten…

 

AT MEYDANI ise Yeniçeri Ayaklanmalarıyla nam saldı birkaç yüzyıl boyunca…

 

Devleti bir başka taraftan silkeleyen Bab-ı Ali de hemen yakınlardaydı…

 

“Bismillahi Allahuekber rağmen lişşeytani ve hizbihi.”

 

Bu dikilitaşların hemen yakınına yapılan harika yapı Sultanahmet Camii’ni yaptıran I.Ahmed 27 yaşında vefat etti.

 

Peki neydi bu “DİKİLİTAŞ”lar…

 

Bu taşların diğer adı OBELİSK’tir. Antik Mısır’da efsanevi bir sebebi vardır bu dikilitaşların diklmesinin.

 

Geb ve Nut (Güneş ve Ay) birbirlerine yapışıklarken birbirlerinden ayrılırlar ve bunlardan ikisi erkek ikisi kız dört çocuk doğar.

 

Osiris, Isis, Seth ve Nephthys…

 

Soylu tanrısal kanı korumak için normal sayılan şekilde kız çocuklarını erkek çocuklarıyla ensest bir şekilde evlendirir.

Osiris ile Isıs (DEAŞ terör örgütünün İngilizce kısaltılmış adı) ; Seth ile Nephthys…

 

Seth hem bu eş paylaşımını hem de yerini beğenmez ve Osiris’i öldürerek cesedini 13 parçaya ayırarak ülkenin çeşitli yerlerine gönderir. Isıs kocası Osiris’in ceset parçalarını bir araya getirir ama 12’sini bulabilmiştir. Ceset parçalarını birleştirir. Son kalan parçayı da çamurdan yapar ve bir ayinle Osiris’i diriltmeyi başarır. Birlikteliklerinden Antik Mısır’ın en büyük tanrısı sayılan HORUS doğar. Isıs’ın bulamadığı için çamurdan yaptığı parça ise…

 

OSİRİS’İN CİNSEL ORGANI’dır…

 

Antik Mısır’ın “çamurdan cinsel organ”la doğan EN BÜYÜK TANRISI’nın doğumu şerefine Mısır Firavunları tapınak ve piramitlerin girişlerine işte bu OBELİKS (DİKİLİTAŞ)ları dikmişlerdir…

 

İstanbul’u Paganlanmış Hristiyanlığın başkenti yapan I.Konstantin Hz. İsa inanışını da HORUS KÜLTÜ ile harmanlamış ve İstanbul’a OSİRİS’İN ÇAMURDAN CİNSEL ORGANLARINI dikmiştir.

 

Kur’an Maide suresi 90. Ayette “şeytan işi pislik” olarak adlandırılan ve Mina’da taşlanan DİKİLİTAŞ (OBELİKS)’ların hikayesi işte budur.

 

Ve 2006’da restorasyon bahanesiyle bu dikilitaşlar Mina’dan kaldırıldı.

 

İstanbul’da ise 3000 yıllık iki taş Çemberlitaş ve Theodusius dikilitaşlarının yanı sıra üçüncü bir örme dikilitaş öylece duruyor.

 

Bismillahi Allahuekber rağmen lişşeytani ve hizbihi…

 

Peki bu kadar mı?

 

Değil…

 

İngilizler Londra’ya “saat kulesi” kılıfıyla o güne kadar yapılmış en büyük DİKİLİTAŞ’ı 1859 yılında yaptı ve ardından “şeytani görevi” yerine getirmek adına çalışmaya devam etti.

Osmanlı ve Mısır ile “borçlandırma üzerine kurulu” iyi ilişkilerinden faydalanarak Mısır’da yaptığı Arkeolojik kazılarla gömülü halde DİKİLİTAŞ(OBELİSK)leri çıkardı ve başta Londra, Washington, Avusturalya, Tokyo, Peru, Moskova başta olmak üzere Dünya’nın “enerji merkezleri” olarak bilinen (Ley Hatları kesişim ana noktaları) yerlere taşıyarak dikti.

 

Bunlardan en büyüğü 66 metre yekpare granitten olan Washington’da olandır. Mısır’dan Washington’a bir “sanat tarihi!” yolculuğu.

 

ANTİK MISIR SATANİST TANRISI HORUS’UN ANITLARI…

 

Dünya’nın dört bir yanında…

 

Ancak 2006’da “şeytan taşlama yerinden” de söküldü 3 DİKİLİTAŞ(OBELİSK)…

 

Bunun yerine 2002’de Kabe’nin başucuna mezartaşı gibi devasa büyüklükte bir DİKİLİTAŞ(OBELİSK) diktiler. Hem de tepesine ŞEYTAN’IN EVLİYASI BAAL’İN BOYNUZU’nu da kondurarak…

 

ZEM ZEM TOWER dediler.

 

Bu DİKİLTAŞ’ın bahanesi ve kılıfı da SAAT KULESİ’ydi…

 

Kabe’nin baş ucunda MENAT putuna şöyle bir bakın bakalım hacılar…

 

BİG BEN’den ZEMZEM TOWER’a…

 

Ben ise Allah şahid olsun diye bu yazıyı yazdım ve sizinle paylaştım…

 

Bu dikilitaşlara yolunuz düşer mi bilmem ama ben yolum kesiştiğinde elime yedi taş alıyorum:

 

Bismillahi Allahuekber rağmen lişşeytani ve hizbihi

 

Not: Bir dahaki yazımda Saat Kuleleri’nden bahsedeceğim…

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


murat murat 13.01.2020 15:54

istanbuldaki dikililere bir örnek de beşiktaşta süzer plaza binası.. üsküdardan bakınca ç.k gibi görünüyor.. dikey mimari adına atılmış en büyük kazıktır kendisi..!

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık