• 21 Ekim 2020, Çarşamba 13:56
MURADÖZDİL

MURAD ÖZDİL

Şeriat ayaklanması!

ŞERİAT AYAKLANMASI

Açıkça davetimdir:

Bir önceki yazımda bahsi geçen “tehlikeli namazlar”ım sonunda hepten kafayı yedirmiş olacak demek ki.

Mahallemdeki, şehrimdeki, ülkemdeki, dünyadaki bütün şeriatsız “müzülmanlar”ı şeriatlerini ayaklandırmaya davet ediyorum. Şeriat ticaretiyle milyarları vuran ağalara sesleniyorum “sattığınız şeraitin az siz tadına bakın”.

FETÖ’nün Türkçe olimpiyatlarına hem katılmış hem de konuşmuş ancak bir yandan da yatırım sepetinin diğer kefesine Menzil Nakşiliğini de eklemiş yeni Ankara Üniversitesi Rektörü. Seni de şeriat ayaklanmasına davet ediyorum. Tvittırdan rahmetli Muhammed Raşit Hz(ks)’nin vefat yıldönümlerinde mesajlar atarak yatırım sepetini zenginleştiriyormuş. Ankara Üniversitesi Rektörlüğüne atandıktan sonra ilk işi oraya bir DIRAR MESCİDİ açmak olmuş.

Ey rektör gel seninle şeriatı ayaklandıralım.

Bir başka “sonradan menzilli” GATA’ya Başhekim olmuş gelmiş 60 yaşlarına. Emeklilik de yaklaşmış siyasete atılası var. Nasıl atılsa nasıl atılsa! Hah! Vermiş bir beyanat: “Erkekler ikinci kadını almalı falan filan”. Sonrası görevden alınmalar ve zulüm altında inim inim inlemeler. E siyasete bir yerden başlamak lazım. Zulümle inlemek kadar ballı kaymaklı başlangıç mı var. 2020 Ak Parti iktidarı da yerse en güzel yerden pastasını siyaset balıyla şenlendirerek yürür nurlu ufuklara.

Lan doktor menzilli gel seni de davet ediyorum şeriat ayaklanmasına.

Ak Parti Kadın kolları 81 ilde Abdurrahman DİLİPAK’a dava açtı. O Abdurrahman Dilipak ki “Bu din benim dinim değil” kitabını lise yıllarımda Sultanahmet Kitap Fuarından almış koklamışım. Kitap koklamayı severdim ben. Çok severdim o zamanlar. Yatılı okul öğrencisiydim. Annemi babamı koklayamadım kitap kokladım onun yerine. Davamı kokladım her seferinde.

Çok ağladık davamıza…

Ve o sıkma ceketli Ak Partili çağdaş ve modern özentiler Abdurrahman DİLİPAK’ı mahkemeye verdiler. Abdurrahman DİLİPAK bir an önce yazısını imzaya açmalıdır. Bu görüşlerine ortak olanlara borcudur.

Bir an önce yalnız kovboyculuğu bırakmalıdır.

Yazısının altına bir imza var burada.

Bu arada Kemalistler ağızlarını bıraktılar en kaba etleriyle gülüyor hallerinize ey davacılar. Modern görünme çabalarınızın üstüne bir de böyle tüy diktiniz. “Adres göstermeyen yazının adresi”ymiş gibi dava açtınız. Ak Partinin “Lezbiyen, İbne, Travesti, Biseksüel ve (artı) yani her bir çeşit fantezist” sevici İstanbul Sözleşmesi onaylayıcı AKEPE PAPATYALARI kim?

Yoksa siz misiniz?

28 Şubat’ın acılı günlerinin hatırına

Sizi de şeriat ayaklanmasına davet ediyorum.

Geçenlerde bir yemeğe davet edildim. Sevildiğim ölçüde sevmem böyle sosyalleşme zorunda kaldığım yemekleri, davetleri falan. İcabet ettim. Neredeymiş?

Pukka’da…

Tevbe Estafurullah…

Nişantaşının Huqqa’sı varsa Elazığ’ın Pukka’sı var.

Saçma sapan bir yemeğe saçma sapan paralar vererek yan masanızda aç sefil ve fakir bir zibidinin oturmamasını garantilediğiniz bir mekan. En yazar ve entel mintanlarımı, fularlarımı, şapkalarımı giyinip giyinip gidigidiverdim.

İstanbullu ve yazarsanız “UZAYLI” gibi ilgi çekiyorsunuz. İlgiyi çekme yöntemim de çok profesyonelcedir.

Susarım…

Gülümsemem bile.

UZAYLI GİBİ DAVRANIRIM…

Sonra biri der ki: “Merhaba. Burası Dünya. Biz dostuz.”

Söz konusu yemek sıkıcı ve bunlatıcı ego parlatmaları arasında imdat dedirtecek diye korkmuştum başta ama öyle olmadı.

Eski Ak Parti Milletvekili, iş adamları falan olan bir akşam yemeğinden korkmakta haklıydım ama keyifliydi. Eski milletvekili abimiz sırf laf olsun diye Elazığ şehrimizin sanat açısından bakir bir şehir olduğunu söylemesi üzerine az kabalaştım.

Bir kere tanımlama dandik. Bakirse ben almayayım. Bakireyse de almayayım. Düşündüğün her şeyi söyleyemiyorsun ne kadar öfkelensen de. Bir yerin bakir olmasıyla çorak olması arasında büyük fark olduğunu belirttim. Belediyesinden bürokrasisine kadar çorak zihinlerle uğraşmayı dilemediğimi anlattım. Açık yürekliliğime ve salakçasına dürüstlüğüme direnemedi. Şehrini birkaç ay içinde çözmüş olduğumu kabullendi.

İstanbullu olmamdan mütevellit “İstanbul’un betonlaşma sorunu” üzerine bir “iç hesaplaşma ve eleştiri” rüzgarı esti. Salak salak baktım önce etrafıma. Yahu ben doğma büyüme İstanbulluyum ve rahatsız değildim durumdan. Bu süreçte ilişkileri yoluyla zenginleşenler rahatsızdı.

Öz eleştiri yapıyorlardı!

Tevbe Estafurullah!

Tutulduğum namus belasından dolayı hep doğru zamanlarda doğru yerde olmama rağmen bu zamanlama ve yerleşmeyi “NAKDE VE KUDRETE” tahvil edememiş bir salak olarak İstanbul’un bir emlak cehennemine dönüştürülmesini AK PARTİ açısından canhıraş bir şekilde savundum.

Diyemedim ki “Len hepiniz oradaydınız. Ne oluyor size.”

Milletin cebine doğrudan dadanmadan 28 Şubat’ta dindarıma kanlı dersler vermiş. Hayatları ve gelecekleri söndürmüş “Allahsızların” gücüyle baş edecek iktidar nasıl sağlanacaktı.

Sermaye işi bu, zenginlik işi. Seksen sene milleti soyarak zengin ve muktedir bir şekilde çeteleşmiş Allahsızları nasıl bertaraf edecektik.

60-120-180 ay vadeyle satılan dairelerle…

İstanbul seçimi neden kaybedildi. Deniz bitti vatandaşın cebine elleştin de ondan.

İktidar olmanın dinle imanla cartla curtla ne ilgisi var.

Doğru zaman doğru yer diyorum ya.

Bakın doğduğum büyüdüğüm Sur İçinde bir ortaokul ve lise öğrencisiyken FETÖ’nün ışık evlerinde İslamın Nurcu Katolik-Cizvit dindarlığına eğitildiğim yıllardaki Işık Abilerimden birinin kim olduğunu öğrendim yıllar sonra…

Savcılığa söylediğimi burada söylesem diliniz tutulur.

Ah bilemedim yemlenmeyiiiii. Adam olamadımmmmm. Gitti baralarrrrr, gudretlerrrrrr, mevkiiilleeeerrr…

Getme! Deyemedim. Benim yüzümdeeeeeeeeeeen!

Bunun yerine yaralanmayı, berelenmeyi tercih ettim. Düşmeyi, kalkmayı, çamura ve hatta boka bulanıp kendimi temizlemeye gayret etmeyi seçtim.

Onları da toptan şeriat ayaklanmama davet ediyorum.

Abi aspergerim ben. Bana bir şeyi doğrudan söyleyeceksin. İmadan anlamıyorum.

Bana Müslüman olacaksın dediler. Oldum. Dindar olacaksın dediler. Olmaya gayret ettim. Çoğu zaman olamadım.

Sonra bir de baktım ki ooo hoooo ooooo!

Yemekteki eski milletvekili abimi ve çok hoş sohbet REYİZİMİZ’le yakın mesaisi olmuş iş adamı arkadaşımı ki sanırım iyi arkadaş olduk  ve Elazığ eşrafını da davet ediyorum…

Şeriat ayaklanmasına.

Daha birkaç gün önce Markar ESAYAN öldü. Ak Parti milletvekili. Sevdiğimiz saydığımız bir GAVUR. 15 Temmuz’da bir tvit atmış ki haydaman.

Devlet ricali tabanda bizim gibi “şeriatçı, gerici, moderneleşememiş taş kafalı, tarikatçi falan”nın hala maalesef bol miktarda var olduğunu bildiği için ölçülü üzüntü belirtmeler ve baş sağlığı dilemelerle konuyu idare ettiler.

Ama yalama bol. Gavurla gavur olmaya razı olacak kadar cahil.

Rahmetler, cennet mekanlar falan filan.

Babalarının mülkünden tarla dağıtıyorlar. La cennetten arsa satışı hristiyan adetidir.

Endülüjans derlerdi fakir köylüyle üç dönüm cennet arsası satardı kilise.

Hah öyle bir kiliseden kaldırıldı cesedi ve ermeni mezarlığına tabutun içinde gömüldü.

Siz kimin cennetini kime dağıtıyorsunuz cahil trol sürüsü.

REYİZ’imiz de “Ömerlerrrrrrr istiyorummmm. Yetiştirinnnnn” diye çırpınsın dursun.

Al sana Ömercikler. Markar kardeşini cennette yanına kondurdular.

Bu parti aşkı dininden önce gelen ağzı sulanıkları önce İslam’a davet ediyorum.

Benden sonra tekrar edin:

Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne….

Muhammeden resulullah demezsen olmaz dangalak. FETÖ’den aldılar da size mi verdiler o ihaleyi.

“İyi adam Müslüman olmazsa da cennete gider” kafirliğinin yeni temsilcisi de siz misiniz? Konuşma le devam et. Devam etmezseniz sizi “şeriat ayaklanmama” davet edemem. Gün gelir vuruşuruz yani. Yatırım sepetinizi genişletin derim.

Ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu.

Aferim. Şimdi sizi de davet ediyorum şeriat ayaklanamama Eyyyy hristiyan kardeşlerine cennette tapu dağıtan cahil ahmak sürüleri…

Ve…

Siz sayın Cumhurbaşkanım. Sayın Recep Tayyip Erdoğan…

Bugün Rebilüevvel ayının başı. Hz. Peygamberimiz aleyhisselam’ın doğduğu ay. Etrafında bir tane Hz. Ömer zuhur etse diğerleri gözünü oyar kenara fırlatırlar. Sen ki “Ömerler yetiştirin” diyorsun. Resulullah Efendimiz ve Kur’an bir tane Hz. Ömer yetiştirdi. Başka Ömer de yetişmeyecek.

Ömer yetiştirmek gibi boş bir davayı dillendirmek yerine Ömer’i yakala. Tut Ömer’i. Otur diz dize…

Müslümanların kıyametinin Kerbela’da koptuğuna inanan bir garibanım ben.

Eğer Hz. Hüseyin Kerbela’da kendine Müslüman diyenlerce değil de cihad meydanında Kafir ordusunca şehid edilmiş olsaydı ne olurdu.

Bütün nefes alan Müslümanlar Dünya’yı onun kanına bulamazlar mıydı!

Öyle olmadı.

Evlad-ı Resulü kendine Müslüman diyenler katletti!

Biz Hz. Hüseyin’e “cennet çocuklarının efendisi” dedik.

Peki katledenler neyin nesi?

Kerbela Müslümanların ümmet olmak yolundan saptığı yerdir.

Kerbela Müslümanların cinneti ve kıyametidir.

Kerbela’dan sonra Müslümana Hz. Hüseyin’den başka “hedef adam” kalmamıştır.

Diyeceğim o ki.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan seni de “şeriat ayaklanmasına” davet ediyorum.

Dava dava diyorsun ama ortada dava mava kalmadı.

İçinde ne kadar varsa şu “şeriati bir ayaklandır” sen de içinde.

Şeriat en çok sana lazım…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


osman kibar osman kibar 23.10.2020 02:40

eh arada ayaklanmak / ayıklanmak gerek

Önder Yalın Önder Yalın 23.10.2020 12:46

Tespitleriniz hem çok önemli hem de tashihe muhtaç Murad Bey. Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik tavsiyenizi gereksiz buldum zira kendisinden başka dava uğruna her şeyini siper eden başka bir lider bulunmamaktadır. Yazılarınızı ilgiyle okuyoruz, beğeniyoruz fakat son paragralarınızı size yakıştıramadım. Üslubunuz, yaklaşımlarınız Ali Şeriati'ye denk; takdir ediyorum. Sizin gibi bakış açısına sahip çok az yazar bulunmakta. Özgünlüğünüz takdire şayan. Bir Seyit Kutub kıyamı kokuyor, Hasan El Benna'nın ilmek ilmek mücadelesindeki azim esiyor satırlarınızda. Fakat Cumhurbaşkanımızın içeride ve dışarıda nelerle, kimlerle nasıl mücadele ettiğini düşünürseniz Reis'imize haksızlık olmuyor mu biraz? Bu toplumun dinamiklerine göre siyaset şekillenir. Sizden Karabağ, Azerbaycan ve Ermenistan konusunda bir yazı bekliyoruz. Kerbela'hın her yerde her zaman bulunduğuna dair tespitiniz minvalinde. Hayırlı Cumalar.

Mehmet Mehmet 05.11.2020 14:51

Yalnız kimse bize Müslüman ol dediği için olmuyoruz, Allah emrettiği için Müslüman ve dindar oluyoruz. ifadeleri biraz sakıncalı bulduğumu belirtmem lazım.

Murad ÖZDİL Murad ÖZDİL 05.11.2020 17:20

Önder Yalın'a... Yorumunuzun beni tahrik ettiğini söylemeliyim. Ancak bu çok namuslu Nagehan'ın Çok namuslu Bakanı "tahrik" etmesi gibi olmadı. AB Uyum yasaları çerçevesinde zinanın suç olmaktan çıkarılması dahi Sayın REİS'imizi "şeritaini ayaklandırmaya" davet etmem için kafidir. Ki daha neler var. Biz muhatabımıza ulaşamasak dahi elimiz klavyeye değdiğinde kendimizi Allah'a karşı sorumlu hissediyoruz. Bahsettiğiniz isimlere gelince. İyi niyetinizden yazdığınızı düşünmesem bütün bu isimlere benzetilmeyi bir hakaret ve iftira olarak görürdüm. Demek ki kendimi daha yi ve açık ifade etmem gerekiyormuş. Nitekim bahsi geçen şahısların kafir veya müşrik olarak damgalayacağı yerde durmayı bir gurur vesilesi sayarım. Basit bir tarikat müridanıyım. Bahsi geçen şahısların "sözde" mücadele araçları peşlerine takılanların boyunlarına peşinen geçirdikleri ilmiktir. Kur'ana dönmeyi bo kadar yanlış anlamış ve aksettirmiş bir anlaşyış görmedik ve mücadele alanlarımızdan en kanlısı burasıdır. selam ve dua ile

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık