• 13 Şubat 2019, Çarşamba 22:13
MURADÖZDİL

MURAD ÖZDİL

Sarhoş delinin aşkı...

SARHOŞ DELİNİN AŞKI

“Biz, Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz.”

                                                                     Bakara Suresi 138

Aşkı öptünüz mü siz hiç?

Size sarıldı mı helalinden…

Aşkın ta kendisi…

Yalan Dünya’nın her türlü kepazeliğinden cennete dair anlar, dakikalar, günler, haftalar, aylar, yıllar koparmak büyük cesaret ister.

Aşkın kendisine teslim oldunuz mu. O çölleşmiş vadilerde “su su” diye kurumak yerine “Leyla Leyla” diye inleyerek Leylanın hakikatine süründünüz mü. Bir yandan sahici ölümün sahici korkusuyla ödünüz dışkınızla karışarak kanınızı zehirlerken. Diğer yandan her “Leyla” inlemenizle aşkla abdest alarak ruhunuzu temizlediniz mi. Nefes alır verir gibi. Hayatta kalma arzusuyla zehirlenen kanınız kılcal damarlarınıza kadar isyan ederken “Leyla” yetişti mi imanınızın imdadına.

Kaç gün yemeyi içmeyi bıraktınız da AŞK sizi doyurdu mu. Ne açlık ne de susuzluk hissetmeden KERBELA çölü gibi içiniz yanarken ruhunuzdaki “Leyla fikri” sizin yediğiniz, içtiğiniz, ruhunuzu serinleten rüzgar, üzerine düşeceğiniz toprak oldu. Toprağa düşme fikrine özlemle gülümsediniz mi.

İflah olmaz bilinen bir sarhoş alkolikle yıllar sonra karşılaşan AYIK ve DİRİ kişi AŞIK ADAM’a “sen nasıl içkiyi bıraktın” diye şaşırarak soruyorsun. AKLINA, AYIKLIĞINA, DİRİliğine şaşmalı senin. Adamın içine iman bir ateş gibi düşmüş. Hayatın kenarında köşesinde anlayamadığı her şeyi yine anlayamıyor ama görüyor ki akılları ne derse onu yapıyorlar.

Yiyorlar, içiyorlar, kazanıyorlar, akılları ne derse onunla sevişiyorlar. Kendilerine ayık diyorlar. Akıllı diyorlar. Ulan bu adam neden içiyordu. Neden ayık kalmaktansa kenarda köşede şişe dibinde sızıyordu. Sizin aynada yüzünüze tükürmeden aklınızı parlatarak kendinize sarılabilmek için sarıldığınız, tutunduğunuz şişenin içine attı kendini ADAM. Yaralarına sürdü içtiğini, geriye çıkanı yine yaralarına işedi.

Ne sizin gibi ayık gezmeye yüzü tuttu, ne sizin gibi sarhoşlukla akıl parlatmaya. Sizin aklınız erer mi lan onun aklına. Siz ayılmak için içerken o sarhoşluğun dibine sızmaya içti de sarhoş oldu.

Siz ne olabilenler ne ölebilenler sürüsü…

Ahlaksızlar, arsızlar, kendini akıllı sanan HAYAT SARHOŞU GAFİLLER.

Hepiniz birbirinize benziyorsunuz. Kiminiz 4 duble rakıyla aklını parlatıyor aynadaki aksine tapabilecek hale geliyor da içtiğine ve içene haram diyene sövüyor. İçki içmediği ve ayık olduğunu zanneden de siyaseten rezaletlere göz yumarak, tevil ederek, kendisinden olanın rezaletini bağrına basarak sarhoş.

Hepbiriniz kendinize AYIKsınız ve hepbiriniz HAKLISINIZ. Bu YALAN DÜNYA hakkınız. Alın ulan sizin olsun tepe tepe yiyin efendiler yiyin için sevişin. Dünya menfaatlenmesi sarhoşluğuna sizi NE AYIKTIRIYORSA onu kullanın kararınca. Sonra aksırana, tıksırana kadar yiyin ve hazzın dibine sızın…

O sarhoş alkolik içki içerken kenarda köşede sesi de çıkmıyordu. Bulaşmasınlar, tekmelemesinler, dövmesinler diye sessiz sedasız gezer, bir köşede sızardı.

Yayları gevşetip rahat sevişebilmek için bir yudum içtiyse AY’dan Yeryüzüne düşsün de paramparça olsun. Güneş içine girsin de külü kalmasın.

Namuslu bir mümin gibi kandırılmadıysa Allah belasını versin. Kandırıldığını hissettiğinde sırtından bir kılıç kalbine girip göğsünden çıkıyormuş gibi hissetmediyse yer yesin onu. İşte kavganın bitmek tükenmez tarafları hepinizin ortak yanı aynı.

HEPİNİZ AYIKSINIZ…

DÜNYA AYIKLARI SİZİ. NAMUS FUKARALARI. AHLAKSIZLAR!

O kenarlarda köşelerde rakı şişesinin dibinde sızmadan önce yaralarının acısını dindirdikten sonra acizliğinin, çaresizliğinin derinliğinin önünde dizleri üstüne devrildi gecelerce ağladı. Yaralarının ağrısına sızısına ağlamaya utandı. Aşkı en hatırlanası haliyle içinde tuttu da yaralarını deşe deşe döktü rakıyı yaralarının dibine köküne. Yaralarına ağlamamaktı maksadı.

Ulan onca AYIK AHMAK’ın ödünün patladığı onca dünya yarası aldı da gık demedi. Otuz kişi kendi kanına boyayıp, yıkayıp gönderdiler de babasına “düştüm” dedi sessiz sedasız kenara çekildi. Bıçak, tornavida, şişe yarası yara mı…Yaraysa he gülüm he. Anlatın kahramanlık destanlarınızı eşe dosta. Övünün ufucuklarınızla.  

O  yaralarını aşkı anlamaya çalışırken aldı. Her birinin sırtında izleri hala. Aşk yarası kapanır ama izi kaybolmaz. Hiçbir şey anlamadı aşktan. Sırtından yedi hançeri. Gözlerinden yaş değil kan geldi hançer sırtından girip göğsünden çıkarken. Siz aşk yarasının acısını bilir misiniz. Hangi ağrı kesici dindirirmiş deyin hele AYIK SAVAŞÇILARI ACIMASIZ HAYATIN.

Akıllının biri çıkıyor SARHOŞ DELİ’nin karşısına ve kendi gibi AYIK zannediyor onu ve içkiyi bırakmış olduğuna şaşırıyor. Acınası, zavallı, ahmak DÜNYA AYIĞI.

Ey AYIKLAR güruhu!

Siz onun yaralarına dokunmayı, görmeyi bırakın bir kenara gözlerinin içine bakamazsınız. Baksanız dünyanız yıkılır başınıza da öfkeyle tekmeler, ısırır, tükürür canından bezdirirsiniz de öldürmeyi AKLINIZ KESMEZ de bırakırsınız onu hırpalayıp yığdığınız yere arkanıza bakmadan kaçarsınız. Hayatınızı zindan edecek soruyu saplar sırtınıza gülümseyerek.

NEREYE GİDİYORSUN?

Nereye gittiğini ve gideceğini bilse gider miydi!

Ulan öyle mi gidilir. Öyle gidilmez öyle kaçılır. Kendinden kaçıyorsun.

Öyle gidilir mi ulan.

O sarhoş bir gün bir ayıldı aşksızlığa. Sizin şaşkın akılsız dabbeler gibi debelendiğiniz çöle. Öylece kalakaldı. O da gitmeye hazırlandı. Dünyanızdaki macerasını kendi eliyle bitirip gidecekti ve diyecekti.

“BEN BİR B.K ANLAMADIM BU İŞTEN. BİR DE BAKAYIM HELE. ANLAT GELDİM İŞTE.”

Siz hiç atıp bir kenara iki dünyayı şöyle bir yukarı bakıp ALLAH’a küstünüz mü?

“Ne oluyor ya. Ben hiçbir bok anlamadım bu işten” dediniz mi!

“Bana ne lan. Ben gidiyorum. Oynamıyorum.” dediniz mi?

Dünya Savaşı şaytanlığıyla dehşete kapılan ne kadar Batılı aydın ve sanatçı varsa düştüler umutsuzluk batağına.

Kleist, Zweig, Mayakovsi…

Nazım dediğin mayakovski özentisi bizim yavşak toplumumuzun yavşak soytarısı.

Mayakovski aldı başını gitti. Kimse anlamadı. O da anlamadığı için gitti zaten. Anlamsızlığa yenik düştüğü için def oldu gitti.

Yavşak Nazım’ın mezarının başında “hayatının bilmem kaçıncı ve son rus aşığı ve yoldaşı” ağladı.

Zweig II. Dünya Savaşı sürerken Güney Amerika’da cinnetin çok uzağında “hayat arkadaşıyla” birlikte yürüdü umutsuzluk bataklığının kollarına.

ÖLÜME…

Ulan hepimiz oraya gidiyoruz kör müsünüz…

Anlamaya mı çalışıyorsunuz HAYAT diye başınıza geleni yoksa alışmaya mı çalışıyorsunuz 3 duble rakıyla zihninizi parlatarak, ya da siyasal duruşunuzun kirlenmesine makul kılıflar uydurarak.

Alışın alıştırın kendinizi aferin de ÖLÜYORSUNUZ.

Zavallı dünya sarhoşları sizi.

Sizi gidi glu glu dansçıları sizi…Rahmetli Necmettin Erbakan’ın Batı taklitçileri için ettiği lezzetli laf. O da gitti hepimiz gideceğiz.

Halife Ömer sizin uyandığınız ayıklığa uyanmamak için bir adam tutuyor. Adam her sabah geliyor ve Ömer’e: “Ey Ömer ölüm var” diyor. Ömer bir gün adama bir daha gelmesine gerek kalmadığını söylüyor: “Sakalıma ak düştü!” .

Hey gidinin puştmodern Dünya Budalaları bizi. Gözlerde kaz ayaklarını gerdir olmadı botoksla olmadı makyajla kapat , ak düşmüş saçları boya üstüne boya, ölüm fikriyle hazlara saldır. Görmediğini gör, yemediğini ye, iç, denemediğin herze kalmasın. İyi güzel de ölüm var.

Ölüm var evet hayat kısa dibine kadar tüketmeli. 3 duble rakısız devam edemezsin aman aynadaki tanrılaşmış aksine tükürmeden.

Basıp, def olup  gidiyordu SARHOŞ DELİ AŞIK şu AŞK FUKARASI ÇÖL’den ayılmaya dayanamadığı için. Sarhoş olası da yoktu.

NEREYE GİDİYORSUN dediler. Öylece kalakaldı yine. Yine ağlıyordu. Ağlamak diye kader mi olur. Müminin kaderi yana yakıla ağlamak. Ağlamak için ağlamak…

Bir bebek gibi ağlamak…

AYIK adam sordu ona “Sen nasıl bıraktın içkiyi” yıllar sonra. Sorsaydı “sarhoş olmayı nasıl bıraktın.” . Ne derdi SARHOŞ DELİ AŞIK ona: 

Sarhoş olmayı bir kere bırakayım dedim canıma kast edecektim. Şimdi elhamdülillah her daim sarhoşum.

AŞK ve GÜZELLİK’le…

Artık susmuyorum da öylece kenarda köşede. Ne yapsalar Allah’tan biliyorum. Öldürseler beni Allah aldı canımı bileceğim. Ne durdum ne yavaşladım. Koşuyorum ölümüme. Sigara içerek mızıkçılık yapıyorum ölüm yarışımda. Kızacak ve soracak hesabını biliyorum.

Geçenlerde kendine Diyanet İşleri Başkanı diyen bir DÜNYA AYIĞI “Sigara haramdır” dedi. Soytarılık kadrosundan affolunur mu günahı bilmem. Reis’in hoşuna gitsin diye yemeyeceği herze var mı bilemem. Meraksız bir hayretle izliyorum DÜNYA AYIKLIĞI MÜCADELESİ adına yenen ne kadar herze varsa. Tabi gösterilenleri görebildiğim kadarıyla.

Ha bir de artık SARHOŞ demiyorlar bana DELİ diyorlar. Gülümsüyorum keyifle. Elhamdülillah. Gerçi sarhoş demelerine de alınmıyordum. Derdim değildi. DELİ demeleri de derdim değil.

Deliye deli diyorlar da ne oluyor ki zaten.

Aşkına demine kurban olduğum büyüklerim var. Çoğu yerin altında olduğu için ölü zannediyor yaşayan ölüler onları.

Aşk ile dirilen dünyadayken dünyada ölür. Bilmiyorlar.

Onlar kendilerini iyi hissetmek için korktukları, öfkelendikleri ve onlara ölümü hatırlattığın için sana her şeyi derler ve köşe bucak kaçarlar senden: Sarhoş derler, fasık derler, müşrik derler, zındık derler, kafir derler, deli derler, meczup derler, hasta derler…

Derler de derler…

Desinler…

Dedi ki SARHOŞ DELİ AŞIK içkiyi sürmem süremem ağzıma Aşka ve güzelliğe İSYAN olur. Korkarım.

Bir de korkarım ya içer de ayılırsam diye.

Ve şişenin dibine düştüğümde yeniden ya SARHOŞ OLAMAZSAM…

“Peki sen” dedi sonra:

Aşk seni hiç öptü mü imanla sarhoş ve yanan kalbinden.

Sarıldı mı sana helalinden.

Allah’ın insana doğumdan ölüme verdiği en büyük nimet.

AŞK’ın ta kendisi.

Sana gözü kapalı can fena ettiren.

“Anam babam yoluna feda olsun” dedirten O(sav)’nun varlığının GÜZELLİĞİNE teslim olmuş halde.

Madem ki Dünya’nın tapıcıları kendilerine ayık diyorlar. Varsın biz müminler sarhoş olalım. Varsın imanımız bizim mey(şarap)imiz olsun.

Siz dünyaya doyarken biz kenarda köşede AÇ ÖLELİM…

Herkesler Dünya’ya ayık olmanın peşine düşmüşken biz  O(sav)’nun AŞK’ıyla sarhoş olmuş olalım.

Allah’ın verdiği iman sarhoşluyla DOYALIM ve şükür edelim.

Allah İMAN nimetiyle sarmış seni de imanın alnından öpmüş seni.

Daha ne olsun…

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık