• 16 Aralık 2018, Pazar 19:28
MURADÖZDİL

MURAD ÖZDİL

Müslümanlar iktidarmışpışpış!

DİNDAR MÜSLÜMANLAR  İKTİDARDAYMIŞPIŞPIŞ

İktidar olmak veya iktidarda olmak; muhalif olmak, muhalefet olmak veya muhalefette olmak. Tuğla gibi kitaplar yazdılar bütün bu kavramlara dair, bilgi yığınağı.

İktidar olmak ile iktidarda olmak arasında fark var mı peki. Sizce 14. Yüzyılda Moğol İmparatorlukları Konfederasyonu Başkentler başkenti KARAKURUM’dan icazetli ANADOLU SELÇUKLU SULTANI olmakla Kosova Fatihi ve şehidi I. Murad Hüdavendigar olmak arasında fark yok mu?

24 Temmuz 1923’te Kurtuluş Savaşı şehitlerimizin zaferleri üzerinden Lozan’da İngilizlerle yapılan kan pazarlığı büyük ölçüde başarıyla tamamlandığında İstanbul hala İngiliz işgali altındaydı.

Cumhuriyet kurulduktan sonra en önde Kemalist geçinen; hatta Atatürk’ü bir “yarı tanrı” mertebesine yükselterek etrafını kuşatan; 2. Dünya Savaşına aylar kala da 5 yıl boyunca zehirledikleri “Yarı Tanrı”larını tanrı mertebesine yükselterek yani öldürerek bu kez de ölüsünden rant ve mangır demlenen İSTANBUL VE İZMİR ELİTLERİ işgal yıllarında rahatlarını zerrece bozdular mı…

İşgal yıllarının köşk ve konak balolarının kiralık ve satılık namusları. Ağızlarından “Atatürk olmasaydı baban kimdi bilmezdin” lafı düşmeyenler dedelerinin yakışıklı İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan subayı olmadığından ne kadar emin atıp tutuyorlar bugün. O İstanbul elitlerinin doymak bilmez nesilleri. İzmir’in Sabetaist ve Levanten soysuzları hele…

İktidardan düşmek bilmeyen namus ve ar fukaraları.

Ama iktidarda olmak bu. Başka şeye benzemez. Adamı liboş da yapar, gomünüst de eder, Kemalist de olurlar, İslamist olmayı da becerirler satanist de… Pragmatist ve oportünisttirler hattı zatında…

Böyledir bu işler. Bizim dedelerimiz şehid olur Mustafa Kemal’in “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı kanla sulanmadan terkedilemez.” emriyle…

Din için, iman için, namus için…

Onlar işgal subaylarına balolar tertib ederler karılarını kızlarını beğendirme yarışına girerler…

Bu millet kendi iktidarını soluklanır ve şehadetle de kemale erdirirken onlar İKTİDARDA olmanın tadını çıkardılar ve hala çıkarıyorlar.

İKTİDAR’ı veren değişir, İKTİDAR ALETİ ve İŞLEVİ zamana ve zemine göre değişir ama işlerin yürüme biçimi pek değişmez. O iktidarı imanında taşır insanımız. O satılık ve kiralıkların ELİNE VERİRLER İKTİDARI…

İngiliz’in, ABD’nin, İtalya’nın, İspanyol’un GAVURU…

Lozan sonrası İngiliz fiilen vatanımızı terk ederken öyle yaptı.

4 yıl tadını çıkardıkları İstanbul ve İzmir’deki İKTİDARlarını, İzmir’in Sabetaist ve Levantenlerinin; İstanbul’un Şişli ve Moda semtlerinde öbeklenmiş elitlerinin ELİNE VERDİLER ve GİTTİLER…

Mustafa Kemal’in dediği gibi “geldikleri gibi gittiler” …

Ve Mustafa Kemal İstanbul ve İzmir’e 1930’a kadar uğramadı…

İstanbul ve İzmir elitlerine tiksintisinden…

Irak 250 bin ABD askeriyle işgal edildiğinde yine Anadolu insanımın imanı bilenir, öfkeden deliye döner. 250 bin namusa aç şerefsiz postalı olduğunu bilir o işgalin.

Elitlerimizin bilinçaltında ve hatta genetik havuzundaki hatıralar daha farklı tabii.. Onlar seküler akıllarıyla iktidarda olma dilini konuşurlar.

Peki nereden geliyor bu iktidar değirmeninin suyu ve nereye uzanıyor bu İKTİDAR’IN kökü…

Batı’nın Endülüs kütüphaneleri yağmasıyla Antik Yunan’ın Şeytani Pagan Kültürüyle Avrupalıyı buluşturan Katolik ve Cizvit papazlarıydı. Kitapların yazıldığı dili bilen az sayıda eğitimli insanı kiliselerden başka bir yerde bulamazdınız 15. Yüzyılda. Düşünün Germanlar (Almanlar) daha ağaçlardan avlanmak için iniyorlar. Uyduruk antropolojik taş çağı atalarından halliceler. Mimar Sinan camiler, köprüler yapıyor aynı sıralarda.

Ancak Avrupa’nın Antik Yunan’ın şeytani bilgisiyle İKTİDAR olmasının bir bedeli vardı. Her zaman aynıydı bu bedel. İktidar olmadan İktidarı almanın bedelidir bu. Sana verilenin karşılığını ödersin. Günümüz “iki ayaklı”sının neyi nerede kaybettiğini bilemeyen budalalar gibi ararken birbirlerine çarptıkları ve bulamayınca da kendi kaybolmuşluğuna  sarıldığı…

İnsanın EN DEĞERLİ VARLIĞI’ndan…

MASUMİYET’inden…

Dindarların Türkiye’deki iktidarı öyle mi?

“Kovulmuş şeytandan Allaha sığınan ve Allah’ın adıyla her işini yapanlar… Allah’ın varlığına ve birliğine inananlar… Kıyamet Gününe inananlar… Sadece Allah’a yönelen ve O’ndan isteyenler, Allah’tan sapkınların yolundan sakındırıp doğru yola iletmesini  dileyenler…”

Bugün Türkiye’de İKTİDAR’dalar öyle mi…

Vallahi elhamdülillah öyleyse ama bundan neden BİZİM HABERİMİZ OLMADI…

Türkçe ibadetçi ŞAŞKIN ÖKÜZLER! Tırnak içerisindeki cümleler Fatiha suresinin TÜRKÇE TERCÜMESİ’dir… Siz Allah’tan bunları istediniz de neden BİZİM HABERİMİZ OLMADI?

Yani memleketteki hangi siyasi partiden RANT YALANIRSA YALANSIN cümle SİYASET ESNAFI; CHP’lisi, Ak Parti’lisi, MHP’lisi, HDP’lisi, İyi Parti’lisi bütün ÇIKAR SAVAŞLARINI bir kenara bıraktı…

MASUMİYET VE NAMUS YARIŞINA VE KAVGASINA GİRDİ…

Ve bizim bundan haberimiz yok…

Vah bize vahlar bize öyleyse…

Semavi dinler denilen dinlere göre İnsan cennette yaratılmıştır. Kuran’daki Bakara Suresindeki 30-39 ayetlere göre de melekler Allah’ın insanı yaratacağını haber aldıkları zaman “yeryüzünde kan dökecek ve bozgunculuk yapacak bir varlık yaratacaksın ve biz de ona mı secde edeceğiz” derler. Ve Bakara 30. Ayette Allah Resulüne “hatırla ki” der. Resulullah’a insanın yaradılışına dair olan bir olayı hatırlamasını ister ve insanı “halife” olarak tanımlar. Allah’ın temsilcisi…

Yine devamında Allah “ben sizin bilmediğinizi bilirim” der ve İBLİS’İN dışında bütün melekler secde ederler. Allah insana “bütün isimleri” öğretmiştir. Allah insana cennetteki bir ağacı gösterir ve “bu ağaca yaklaşmayın” buyurur. Bilindik hikayedir. Şeytan o ağacın dallarında bir yılan olarak belirir ve ağacın meyvelerinden yemeyi önerir. Hristiyan ve Yahudilere göre önce HAVVA yer meyveden ardından ADEM.

Peki neydi bu meyve? Yahudi ve Hristiyan kaynakları bu meyveye çok kolaycı ve günü kurtaran bir yorum getirmişlerdir: “CİNSELLİK” Kadının erkeği cinselliğiyle ayartması falan. Bunun üzerinden kadını şeytanlaştırma Hristiyanlıkta ortaya çıkmış ÇOK AĞIR BİR HASTALIKTIR. Bakın 14. Yüzyıl’da Papalık 2 milyon dul kadını “Şeytanın hizmetçisi cadı” ilan etmiş, diri diri yakarak öldürmüş, malına mülküne de el koymuştur. Kadınların cadı ilan edilerek yakılmasının asıl sebebi mallarına el koymaktı. ŞEYTAN’IN İKTİDARI işte tam olarak böyle bir şey. Batı’nın Şeytani Katolik Hristiyanlığı Tapınak Şövalyeleri tarafından yükseltilen Şeytan’ın maskesiz İKTİDARINA karşı Ortodokslardan Hz. Meryem kültürünü araklamıştır. Şeytana çağıran Havva’ya karşı bir erkeğin eli değmeksizin hamile kalan Meryem. Tabi burada da başka bir paradoks ortaya çıkmış olsa da Katolik Kilisesi kadınları da cemaatine kazandırmıştır. Halk arasında yükselen Protestanlaşmaya karşı.

Tabii Katolik Protestan kavgasında 10 milyonlarca insan katledilmiştir. Pislikte birbiriyle yarışan Batı Avrupalı’nın canının iki düşmanı vardı. Kara Veba ve Mezhep Savaşları…

Şimdi bir taraftan dünyayı kana boyarken ŞEYTAN’IN İKTİDARINI medeniyet diye pazarlıyorlar…Değişen bir şey yok. Sadece şimdilik Batı halklarının birbirlerini katletmesi RASYONEL DEĞİL ŞEYTANIN KIYAMET BARONLARI için. 1939-1945 arasında 60 Milyon birbirini katletti ve ırzına geçti zaten. Çok uzak bir tarihte değil. 50 yıl önce.

O rezil insanlık kıyımından sonra bile hiç utanıp sıkılmadan kendilerini medeniyetin, aydınlanmanın, ilerlemenin, insanlık değerlerinin, özgürlüğün temsilcisi olarak satabiliyorlar ve bizim diyarlarımızda bu ŞEYTANİ DİNİN müminleri var ne yazık ki…

Düşünebiliyor musunuz bir yandan kadına özgürlüğün beşiği oluyor BATI, bir yandan da her türlü pornografinin, genelevlerin, kadının en ağır şekilde özgürce aşağılamanın KAPİTALİZM’in kuralları çerçevesinde “alan razı veren razı” şeklinde değer bulduğu bir yer.

İnsanları kadın ve erkek diye ayırarak kadını KAPİTALİZM DİŞLİLERİ arasında tüketmek için uydurulmuş kepazeliğe de FEMİNİZM dediler. Kadının özgürlüğüymüş, kendine sahip kadınmış. Söz konusu kadın dürtülerinin arzuladığı erkeklerle çiftleşebilmeye devam etmek adına giysiler, ayakkabılar, yaşlanma belirtilerini kapatan kozmetikler satın alabilmek için yıpranan ve kendini hırpalayan KAPİTALİZMİN ZAVALLI KÖLESİ’nden başka ne oldu peki?

Oysa biliyoruz ki insan yaradılışında bedensel cinsiyetini belirleyen hormonun yanında diğer cinsiyetin hormonunu da barındırır. Yani her erkek dişilik hormonu, her dişi de erillik hormonu taşır. Anne karnında bedensel cinsiyetin belirlendiği evrede bir hormon diğerine baskın gelir ve insan bedensel olarak o cinsiyetle doğar.

Ağaç, elma ve yılan kılığına girmiş ŞEYTAN… Aslında bu denklemde neyin ne olduğunu bulmak çok kolay. Google’a bu üç kelimenin yanına “LOGO” yazarak arama yapın… Ağacın ’bilgelik, elmanın bilgi ve yılanın da “sonsuz yaşamı” temsil ettiğini çok rahat görebilirsiniz. Birbirine sarmalanmış iki yılan tıpta çok kullanılan bir sembol değil midir? Elma’nın anlamını ise elinizdeki akıllı telefonun logosuna bakarak çok rahat anlayabilirsiniz.

ŞEYTAN insanı BİLGİ ile kandırdı. Allah’ın varlığının bilgisi dışındaki her şeyden bahsediyoruz. Öyle ya insanın cennet gibi bir yerde Allah’ın varlığı ve sıfatlarından başka hangi bilgiye ihtiyacı vardı ki. Şeytan’ın ilim halkasına toplanmanın bedeli neydi.

Şeytan’dan öğrendikleri DÜNYA BİLGİSİ ve ALLAH’IN BİLGİSİ arasında dünyada sınanmak. Gayet adil görünüyor. Ancak şu da var ki, dünya ŞEYTAN’IN ÇÖPLÜĞÜ. İnsanın sınavı şeytanın çöplüğünde özündeki cevheri Allah’ın bilgisi ve isimlerini zikrederek karartmadan sahibine teslim etmek.

Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınmadığımız her işte şeytanın iktidarına uyanıyoruz. İşlerin aslında nasıl yürüdüğüne dair akıllı ve mantıklı fikirler zihnimize üşüşüyor.

İşte dünyada Allah’ın izin ve mühletiyle ŞEYTAN’a verilen iktidarı arzulayanlar şeytanın bilgisiyle İKTİDARDALAR…

ŞEYTANIN KIYAMET BARONLARI şeytanın iktidarda olduğu dünyada onun köleleri ve dünyanın efendileri olma sevdasındalar. Ancak sonsuz yaşam hala şeytanın müminlerine attığı en büyük kazık.

Biz Allah’ın müminleri ise Allah’ın sonsuz iktidarını kalben onu anarak kalplerimizi karartmamak adına canını dişine takanlarız.

Dindar Müslümanların iktidarda olmadığını iyi biliyoruz. Olmayacağız da. Biz İKTİDAR’ın ta kendisiyiz Allah’ı anmaktan dönmediğimiz sürece.

Yüce Allah’ın son Resulü Hazreti Muhammed aleyhisselamın yoldaşı ve dostu Hazreti Ebubekir’e dediği gibi: “İstemez misin dünya onların ahiret bizim olsun.”

O bize işte bunu öğretti. Dünya iktidarını hiç kovalamadık ki biz İKTİDARDA olalım. Bizi pışpışlamanıza ihtiyacımız yok ey İKTİDARDAKİLER.

Biz Allah’ı anmayı ve rızkın helalini Allah’tan istemeyi dert edinmiş müminleriz inşallah.

DÜNYANIZ DA SİZİN OLSUN, DÜNYA İKTİDARINIZ DA…

Biz böyle iyiyiz.

Siz şeytana dünya nimetleri peşinde tüketilmiş “LEŞ”lerinizi sunarken biz Allah’ın zikriyle “DİRİ” kalplerimizle onu hırsından çatlatarak gideceğiz ŞEYTAN’IN İLMİYLE MAMUR DİYARI DÜNYA’dan inşallah.

Peki yine din, iman ve namus için can verme günü gelirse ne olacak. İşte öyle günlerdir akla karanın, hak ile batılın seçildiği…

15 Temmuz gibi…

Onlar ise çoktan başladılar kendilerini alıştırmaya ar namus pazarına. Ruhu ve kalbi ölü “LEŞ”leri her yerde görmüyor musunuz? Medeni yaşam tarzı, new age hallenmeleri adı altında…

Allah bizi zikrinden ve dosdoğru yolundan ayırmasın.

Amin…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


osman kibar osman kibar 18.12.2018 00:20

23 figüratifine dair olumlama örneklemeleri hiç yakışmamış. tşkr.

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık