• 02 Nisan 2019, Salı 1:46
MURADÖZDİL

MURAD ÖZDİL

Milletin gerçek düşmanları!

MİLLETİN GERÇEK DÜŞMANLARI

Gündelik siyaset yazmaktan her zaman sıkıldım, bunaldım, zaman zaman tiksindim, gerildim. Siyasetin kirli doğasından dolayı. Siyaset mi bilmiyoruz, entrika fukarası mıyız, drama yazarıyız da “haydaman da hamaset” yazıktırmak zor iş mi…

Kurban olduğum milletim bir seçim ve bir sınav verdi yine…

Asgari ücretle evinin yolunu bulmaya çalışan “GERÇEK SÜPER KAHRAMANLARIM” .

Kasımpaşa’nın evladını ADAM yapan, ADAM’ı da REİS yapan MİLLET’im…

15 Temmuz’da can verdi sokak sokak. Sonra bir baktı ki FETÖ KODAMANI Tamince’ler aklanıp paklanıp AKM ihalesi veriliyor.

Gitti “15 Temmuz gazilik madalyasın” iade etti. Ard arda iki tankın karşısına çıkmış ve ikincisinin altına kolunu bırakmıştı…

Kimin umurundaydı o “15 Temmuz Gazisine” bir genç kızın AŞK ile bakmasının zorlaşması…

Her genç kız o gencin ilk önce koluna bakacaktı…

Ve o genç koluna gururla bakamaz hale nasıl geldi…

Kim verecek o 15 Temmuz gazisi gencin gururunun öfkeye ve o kızın karşısında utanca dönüşmesinin hesabını!?

Ben vereyim hesabımı hemen şuracıkta!

7 Ağustos 2018’de “Davullu Deli” diye başlık atmış ilk yazımı karalamışım şuraya. Aklımı yitirdiğimi biliyorum elhamdülillah. Namus mu akıl mı dediler. Tutundum namusuma. Aklımı uçurup götürdüler. Bir mecazi davul yaptım kendime derme çatma.

Vallahi de billahi de mecazsız  yatacak yerim yoktu o yazıyı yazdığım gece…

Allah’tan başka kimsem de yoktu Tallahi de.

Bakın nasıl bitirmişim o yazıyı:

Sonra bak gökyüzüne.

Davulu ben yaptım.
Nasıl güzel çaldım mı?

Sonra gururla göğsünü kabart ve yürü onların bilinmez ve meçhul zannettiğine doğru...
Rabbinin kucağında uyumaya...”

 

Yalan bir aşkı tekmelemiş, Rabbimin kucağında (mecaz yapıyorum lan!) yaralarıma tuz basa basa acıdan baygınlık geçirmeye uyku diyordum…

 

Devamında derdimiz ne olmuş!

“İÇ SAVAŞA HAZIR MISIN EY MUHALİF!” diyerek kendime seslenmişim.

 

Gezi ve 15 Temmuzcular diye milletin karpuz gibi ikiye bölündüğünü yazmışım…

 

Kim bu milleti ikiye bölen içimizden beslenen, semiren, kanımızı emerek  can bulan MİLLETİN GERÇEK DÜŞMANLARI diye sormuşum sonra.

 

Tecahülü Ârif diyorlar ya bilmiş de bilmezden gelerek ürkmeden, tırsmadan, çekinmeden yazıktırmışım…

 

“Fetö gitti Fetöcülük Kaldı Yadigar” demişim, “Fetö’nün ayak sesleri” demişim…

 

Ve birçok yazımda FETÖ’nün 15 Temmuz’dan sonra daha büyük tehdit olduğunu yazmışım. AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı “FETÖ tehdidi bitti” derken FETÖ Parti kurmuş meclisi sallıyordu…

 

Biz bilemedik tabi FETÖ’den hala korkup tırsmayı. Yatırım sepetlerimizi çeşitlendirmeyi…Aklımız yok ya deliyiz biz…

 

Namus dediğin de KAÇ PARA ki…

 

Geçen yılın Eylül’ünden bugüne bazı yazı başlıklarım…

15.03.2019 İstanbul neden kaybedilemez?
17.02.2019 İkinci 31 Mart Vakası
29.01.2019 Tavşankakası Cumhuriyeti!
16.12.2018 Müslümanlar iktidarmışpışpış!
02.12.2018 Fetönün ayak sesleri
21.11.2018 Bahtı kara zencileriz!
07.11.2018 Şirk pazarlığı veya ekmek davası!
29.10.2018 İntikam için dönecekler!
01.10.2018 1397 adet "Reis" ceketi siparişi!
14.09.2018 Fetö gitti, Fetöcülük kaldı yadigar!
09.09.2018 Hainlik ve ihanetin patolojisi

 

Allah’a çokça şükrettiğim bir husus da bu yazılardan “tek kuruş para kazanmamış” olmak. Nasıl güzel bir baht yazılanların namusu ve elde söz kılıcı “MİLLETİN GERÇEK DÜŞMANLARI”na sallamak.

Elhamdülillah.

Peki şimdi ne olacak…

Kavga daha yeni başlıyor…

Sıkı durmalıyız yerimizde. Birbirimize çürümüş ve kokuşmuş hayaller satmaktan vazgeçmeliyiz. Ayaklarımızı yere basmalıyız.

İman ve ihlas ile saflaşma, ahlak ve namusumuzun peşine düşmeliyiz.

Zalimden, hainden, namussuzdan şikâyet ederken bir kendimize dönmeliyiz.

O namussuzun namussuz olduğunu bile bile ekmek sattık, ev kiraladık, iş yaptık.

Ekmeğimizi yedi, suyumuzu içti, evimizde yatağımızda yattı, bizimle birlikte nefes aldı ve buna MÜSAADE ETTİK…

Sonra da ortalık toz duman oldu ihanetten namussuzluktan diye şikâyet ediyoruz. Reis veya Devlet temizle bunları diyoruz…

Biz ne yaptık. Ne kavga verdik.

“Bedir’den ne öğrenmeliyiz?” diye yazı yazmıştım Kasım 2018’de…

Bedir’in 70 esirinin fidye ile serbest bırakılmasına Allah’ın Enfal suresi 67,68’inci ayetlerinde Hz. Ömer ve Hz. Ali’yi haklı çıkaran dehşetli uyarısına temas etmiştim.

Ardından Uhud geldi…

Bir amcasını serbest bırakan Resulullah Efendimiz en sevdiği amcası Hz. Hamza’yı şehid verdi. Salıverilen 70 esire karşılık 70 şehid.

Sonrası ne peki?

Sonrası Hendek Savaşı…

Ve şimdi desem ki size…

Suret-i haktan görünen hasmımız bütün gücünü toplayacak ve etrafımızı kuşatacak. Bizi dünyanın soytarıları olmaya davet edecek. Kandıramadıklarının da etrafını kuşatacaklar…

Özellikle Menzil, İsmail Ağa cemaatlerini zor günler bekliyor. Her yanımızdan kuşatılacağız…

İstanbul neden kaybedilemez dedik!

Neden kaybedilmemeli dedik!

94 ruhu nedir dedik!

94 ruhunu ağzına ciklet eden ve Ankara’da fırıldak Mansur’a kaybeden Mehmet Özhaseki bir kere olsun Rahmetli Necmettin Erbakan Hoca’nın adını ağzına aldı mı.

Özhaseki’yi iddia ediyorum aylar sonra unutacağız ve adını hatırlamayacağız.

Biz Erbakan hocayı andık 94 ruhu denince.

94 Ruhu Siyonistlere açılmış savaştı dedik!

Allah bana REİS denen filmi yazmayı nasib etti.

Hasetçilerin hasedinden Allah korudu elhamdülillah…

İttiler, kaktılar, ettiler.

94 Ruhuydu o film…

Bu milletin hikayesiydi…

Ve…

SATANİST I. SİYONİST BASEL KONGRESİ VE 94 RUHU yazımdan beri kılıcımı “Don Kişot” misal “MİLLETİN GERÇEK DÜŞMANLARI”na sallıyorum…

 

Bu ülkeyi kurma ihalesi verilen “DEVLETİN 100 YILLIK SAHİPLERİ”ne…

 

Bu MİLLET’i  “SIĞIR SÜRÜSÜ”  gibi görmek dini ve itikadı olan İzmir Hahambaşısının “PİÇ” ilan ettiği “MAVİ KANLI YAHUDİ EFENDİLERİMİZ”e…

 

Bu ülkenin mümin Müslümanlarıyız…

 

Aşk ve ölüm kadar gerçek, özgürlük kadar çetin kavgamız…

 

“Davullu Deli” yazımı yazdığım gece yatacak yerim yoktu…

 

Bu yazdıklarımdan tek kuruş kazanmadım. Tek kuruşluk rant da elde etmedim. Derdim de olmadı…

 

Aradan yedi ay geçmiş. Yatacak yerim var. Az sonra güç yüklemesi ve kondisyon sağlamak üzere “Spor Salonuna” gideceğim. İyi beslenme ve sıkı spor ile bir haftada 6 kilo verdim. Gençliğimde boks yaptığım sıralardaki kadar sıkı hırpalayabiliyorum artık salondaki kum torbasını…

 

AK PARTİ’nin rantla popo ve göbek semirten kodamanları REİS korkusuyla tiril tiril titriyorlar ve Yerel Seçimin kazananlarından ihale koparabilmek için nerelerinden esneyeceklerini hesaplıyorlar.

 

Ben ise kondisyon çalışmasında güç verecek kafein, yeşilçay, mate çayı, ve iki limondan ibaret içeceğimi hazırladım. Eşime zevkle yemek yapıyorum.

 

Arada üç beş kuruş kazandıracak ufak tefek işler oluyor. Yoklukta elhamdülillah dedik. Az rızık damlıyor şaşkınlıktan ne yapacağımı şaşırıyorum ürkerek… 

 

Allah’ı çokça zikretmenin ve şükretmenin dışında her şeyin boş olduğuna imanımı kuvvetlendirmesini diliyorum O’ndan…

Ahiret davamda güç kuvvet vermesini…

Bu arada milleti goy goyla, boş sloganlarla, tribün amigoluğuyla uyutma peşine düşerken GAFLET SARHOĞLUĞUYLA uyuyanlara da soruyorum.

Zaman zaman şahsıma “kendine dikkat et, sert yazıyorsun, her yere sallıyorsun, sövüyorsun, edepsizsin.”

Ar, namus, dava elden gittikten sonra edepten ne fayda…

Ben Adıyaman Menzil köyünün Hüseyin evladı seyyid sahibine, imanımın vesilesine canını bağlamış, yürüdüğü yoluna ve aldığı nefesine kurban sefiller sefili Murad…

Size soruyorum…

Verilecek bir hesabınız yok mu?

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık