• 10 Mart 2019, Pazar 13:30
MURADÖZDİL

MURAD ÖZDİL

Mavi kanlı efendilerimiz!

MAVİ KANLI EFENDİLERİMİZ SABETAİSTLER - TARİKATLER 3

“Sakladım, söylemedim derdimi. Gizli tuttum. İçime attım. Sustum, uyuttum.”

                                                                     SABETAİST MEZAR TAŞI YAZISI

Bu yazıya “BİR KARAKAŞ SEVDİM” başlığı koymaya kararlıydım. Sonra başımı daha fazla belaya sokmaya karar verdim. Madem başımı büyük belaya sokma gayretindeyim dedim bari bir abdest alayım, yasemin esansımı da sürdüm, amber tütsümü de yaktım. E ne duruyorum öyleyse…

Peki siz gerçeği duymaya hazır mısınız?

Emin misiniz?

Bu topraklarda kendilerini varoluşsal olarak SAHİPLERİMİZ olarak gören MAVİ KANLI EFENDİLERİMİZ var desem.

Bu milleti sopayla dürtülerek yönettikleri SIĞIR SÜRÜSÜ gibi gören SABETAİST EFENDİLERİMİZ.

II. Abdülhamid düştüğünden beri iktidarlarını ve Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri de üzerimizdeki SAHİPLİKLERİNİ ve EFENDİLİKLERİNİ ilan ettiler desem.

Bizi SIĞIR SÜRÜSÜ ve kendilerini de EFENDİLER olarak gören YAHUDİ “DÖNMESİ” SABETAİSTler bu cüreti bir alay sapıklıkla yoğrulmuş asli YAHUDİ DİNLERİNDEN alıyorlar desem.

Sabetay Sevi denilen SAHTE MESİH canını kurtarmak için Müslüman olduğundan beri 400 yıldır toplum içinde Müslüman taklidi yapıyorlar desem.

Müslüman olmakla da kalmayarak SATANİST KABALİST ÖĞRETİLERİNİ ve SAPKIN GELENEKLERİNİ geleneksel tarikatlerimize de bulaştırdılar desem.

Bugün Mevlevilik denince, Kenan Rıfai denince, “İrfan yolu” denince, Alisiz ve Allahsız Alevilik denince akla SAPIK SATANİST SABETAİST EFENDİLERİMİZ geliyor desem.

Hatta bir dönem Selanik, Balkanlar ve İstanbul’da Nakşibendi tekkelerine bile ŞEYH yetiştirmeyi başaracak kadar sızdılar desem.

Bize ders kitaplarında Vakayı Hayriye diye anlatılan Yeniçeri Ocağının kaldırılması ve Bektaşi Tarikatine saldırılarak tekkelere sözde Nakşi şeyhlerinin yerleştirilmesi SABETAYCI EFENDİLERİMİZ’in operasyonuydu desem.

Bu namussuzların katlettikleri ilk Osmanlı Sultanı II. Osman(Genç)’dı desem. Evet. Genç Osman devletin elden gittiğini ve Seferad Yahudileriyle Sabetaycıların elinde oyuncak olmaya başladığını görmüştü. Anadolu’dan bir ordu toplayarak Sultanı olduğu devleti geri almak için harekete geçecekti...

Ne yaptılar, yaptırdılar II. Osman’a desem.

Kurtuluş Savaşımız İngiltere Yahudileriyle Türkiye Yahudileri arasındaki ÇIKAR ÇATIŞMASININ ayyuka çıktığı yerde vermek zorunda kaldığımız bir savaştı desem.

Türkiye Cumhuriyetini SABETAİST EFENDİLERİMİZ kurdular desem.

Bir SIĞIR ÇİFTLİĞİ gibi kurdular ve 100 yıldır da yönetiyorlar desem.

ETİMİZDEN, SÜTÜMÜZDEN, DERİMİZDEN ve bilumum sakatatımızdan itina ile faydalanıyorlar desem.

Peki biliyor musunuz çok yakın zamanda Atatürk’ün mezun olduğu Şemsi Efendi(Şimon Zvi) mektebine adını vermiş şahsın 6. göbekten turunu Ilgaz ZORLU bu coğrafyada kurulan ilk YAHUDİ DEVLETİ’nin İSRAİL DEVLETİ olmadığını söylediğini…

Hangi devletmiş peki modern zamanda kurulan ilk YAHUDİ DEVLETİ?

TÜRKİYE CUMHURİYETİ desem…

Ve kurdukları Türkiye Cumhuriyeti’nde yalnızca kendi geniş ailelerini İNSAN olarak gören ve biz “insansı kalabalıkları” eko-sisteme dahil diğer HAYVANAT VE NEBATAT gibi yöneten MAVİ KANLI EFENDİLERİMİZ’in BAĞLI olduğu Türkiye Cumhuriyetinin; hatta bu coğrafyanın son dört yüz yılda gördüğü EN DERİN, EN EZOTERİK, EN ŞEYTANİ, EN GİZLİ, EN İÇE DÖNÜK, EN TEHLİKELİ ve EN GÜÇLÜ TARİKATİ’ne sahipler desem…

Kendilerinden bu isimle bahsedildiğinde ŞEHVET, KİBİR, ŞİDDET,ÖFKE ve EFENDİLİK damarlarında kaynıyor desem.

SABETAYİSTLER…

Çok mu iddialı oldu. Buraya kadarki kısım “Euzubillahimineşşeytanirracim” kısmıydı.

Daha yeni başlıyoruz. Koltuklarınıza sıkıca yapışın gerçeğin; gerçeğimizin dokularına doğru yolculuğa geçiyoruz…

Bismillah…

Esasen Müslümanın kıyametinin Kerbela’da kopmuş olduğuna inanıyorum. Eğer Hazreti Hüseyin ve Kerbela’da birlikte şehid olduğu Evlad-ı Resul ve dahi sahabe evladı silah arkadaşları bize bu dünyanın iyi ve yaşanılır bir yer olabileceğine dair  umudumuzla birlikte şehid olmadıysa neden Hazreti Hüseyin’e  “Cennet çocuklarının efendisi” diyoruz ki. Onu şehid ederek ahiretini katletmek için deliren MANYAKLARI ikna etmek için çırpındı.

Ama olmadı…

Kurtaramadı Hazreti Hüseyin evlad-ı Reslu’ü katleden bahtsızları…

Kaça sattılar ahiretlerini…

Bugünün dünya delileri kaça satıyorlar…

Onlara sorsan ben deliyim…

Bazılarına göre zır deli…

Dünya delileri için kıyamet o gün orada koptu. Hazreti Hüseyin’in şehadetinden sonra biz O(cc)’nu sıkça anarak kendi kıyametimizi kovalıyoruz yalnızca…

Olan biten yalnızca buyken Dünya Manyağı SATANİST KABALİST BİR TARİKAT bu coğrafyada EFENDİCİLİK oynar mı; oynar.

Osmanlı Devleti’nin son büyük Sultanı II. Abdülhamid’i tahttan indirdikleri 1909 yılından beri bu coğrafyaya hükmeden EFENDİLERİMİZ onlar. Bildiğiniz dünyanızın EFENDİLERİ.

SAHİPLERİMİZ…

SATANİST KABALİST SABETAİST aileler…

Ne kadar mal mülk biriktirebileceğinize ve nasıl yaşayacağınıza, ne ile besleneceğinize, ne kadar dindar yaşayamayacağınıza, kiminle evlenemeyeceğinize, ne düşüneceğinize, ne hissedeceğinize onlar karar verirler.

Pop Starın en alası da onlar, Sinemacıların da onlar, en duayen müzik adamın da onlar, Nobelli romancın da onlar, akademisyenin en ordinaryusu ve de en bilineni onlar, milletin en düşünen filozofu, milletin ne istediğini bilen sağcısıyla solcusuyla politikacısı onlar, dini bilen en dindarı onlar, en kibar nazende mutasavvıf onlar, Allah’a bile bizden daha yakında en ön sırada yeri kapmışlar, en iyi okullarda onlar okur, en iyi onlar eğitilir, topluma yön verecek en stratejik yerler her daim onlara ayrılmıştır, vatan kurtarılacaksa onlar kurtarır, satılacaksa da en iyi fiyatı verene içinde yaşayan SIĞIR SÜRÜSÜ HALKIYLA birlikte Haraptar köyü gibi onlar satar ve SATACAKLAR…

Bu milleti ONLAR KURTARDILAR!

Bu devleti ONLAR KURDULAR!

Yeri geldi ONLAR SATTILAR!

1912 yılında Abdülhamid Han’ı “göz önünde dursun” diye sürgün ettikleri ANA YURTLARI “Selanik”i  kendi aralarındaki KAPANCI – KARAKAŞ çekişmesi uğruna sattı KAPANCI SABETAİSTLER.

16.000 askerine tek kurşun attırmadan teslim oldu namussuz Hasan Tahsin KAPANCIZADE SABETAYCI GENERAL. Fransa falan derken İsviçre Zürih’te öldü.

Bir özgeçmişte “Selanik’ten 1912’de göçen Balkan göçmenidir” ifadesi aklıma iki dev ismi getiriyor.

Cemil MERİÇ ve Alev ALATLI…

Cemil MERİÇ’in “BU ÜLKE” kitabını okumayan bu ülkeyi bilmekten, tanımaktan, hissetmekten bahsedebilir mi?

Alev ALATLI’nın bir dünya entelektüeli “merhamet ve barış elçisi” kimliğini kim kabul etmez. 1993 yılıydı. Lise öğrencisi olduğum dönemde bugün FETÖ denen ÖRGÜT’ün “IŞIK EVİNDE” İslam Katolik-Cizvitliği (Nurculuk diyorlar kendileri) eğitimimi alırken Alev ALATLI Zaman gazetesinin “VİTRİN ENTELEKTÜELİYDİ” ve ev dedikodularından birisi Alev hanımın Aydın DOĞAN ile yaptığı bir röportajı sırasında viskiyi fazla kaçırarak fazla ileri geri konuşması ve ses kaydının FETÖ’nün elinde olmasıydı. O yüzden medya devi Aydın FETÖ ile fazla uğraşamıyordu falan. 1993’ün FETÖ dedikodusu. Bir diğer dedikodu ise FETO’nun Milli Güvenlik Kurulu kararlarından harfiyen haberi olduğuydu. Hem de asker bir üye tarafından bilgi sızdırılıyordu.

Sahi FETÖ dediğimiz cemaat İzmir Kestane Pazarında ilk zengin cemaati SABETAİST KARAKAŞZADE ailelerin arasında nasıl kök saldı?

FETO kimdi sahi. 1930’ların Türkiye’sinde Edirne’li bir kızla Erzurumlu bir “hoca” hangi görücülere binaen tanıştı da yuva kurdu. FETO doğdu bu evlilikten.

FETO’yu daha 17 yaşlarındayken Mehmet Fuat Doğu (Milli İstihbarat Teşkilatının Kurucusu) ile tanıştıran kimdi?

CHP Genel Sekreteri Kasım GÜLEK..

Kasım Gülek “SABETAYCI EFENDİ SAHİP!” yüz küsür yaşında Washington DC’de öldü…

FETÖ’nün ilk koleji “İZMİR Yamanlar”ın ilk müdürünün Sezen Aksu’nun babası olması tesadüf mü sizce?

Peki FETÖ’nün Güney Afrika’daki 6 “IŞIK OKULU”nun finansmanının ALARKO tarafından karşılanmış olması tesadüf mü. Alarko ortağı Üzeyir GARİH’in bir dönem FETÖ okullarının bütün dünyada açılmasına verdiği destek…

 

Üzeyir Garih’in öldürülmesinin üzerindeki örtü…

 

Tesadüf mü? Tesadüflere İman "Allahsız Sığır Sürülerine" efendilerinin çiğnettikleri AFYONDUR...

 

Kahraman lazım mı?

YUNAN İŞGALİ’ne karşı İLK KURŞUNU ATANNN KAHRAMANNN KARAKAŞZADE SABETAİST EFENDİ SAHİP var…

Bir diğer Hasan Tahsin…

Hatay Dörtyol’da gariban halk çoktan örgütlenmiş ayaklanmış Fransız’a karşı ve şehit vermeye başlamış bile ARABIYLA TÜRKÜYLE, ALEVİSİYLE SÜNNİSİYLE…

Onlar telef olan SIĞIRLAR. Şehit dediğin MAVİ EFENDİ KANINI DÖKEN Hasan Tahsin gibi olur…

Selanik’in elden çıkmasından sonra İngiliz Yahudileriyle Anadolu Yahudileri arasındaki ÇIKAR SAVAŞI’na biz ne diyoruz:

KURTULUŞ SAVAŞI…

Yahudi Hahambaşısının 1912 yılında Selanik’ten ilk durak İzmir’e kaçmak zorunda kalan KARAKAŞ SABETAYCILARI’nı tekrar Yahudiliğe girme isteklerini kabul etmeme sebebi ne biliyor musunuz?

Soy belirsizliği…

Kutsal gördükleri bir SOY BELİRSİZLİĞİ üstelik. 400 yıl devam ettirdikleri bir rezil gelenek. Her 22 Mart’ta Sabetay Sevi’nin sözde yeniden doğum gününü coşku ve huşu içinde “sapkın toplu cinsel ayinle” kutladıkları “KUZU BAYRAMI” veya “DÖRT GÖNÜL BAYRAMI” da dedikleri bir iğrençlik. İşte bu yüzden yeniden Yahudi dinine dönemedi KARAKAŞ’lar.

İzmir hahambaşı onları “Yahudiliğin piçi” ilan etti Yahudi olduklarını kabul etmekle birlikte “DİN’e geri kabullerini” reddederek.

Peki bu EFENDİLERİN çıkar çiftliği olarak kurdukları Türkiye Cumhuriyeti’nin yine EFENDİLİK İNANIŞLARINA GÖRE; biz “sığır sürüsü millet” ne oldu da bütün bunları bilir olduk.

Pandora’nın kutusu nerede ve neden açıldı…

Kurulan yeni cumhuriyetin parsasını paylaşmak üzere KAPANCI – KARAKAŞ aileleri arasındaki kavganın alevlenmesi üzerine Türkiye Cumhuriyeti Meclis Kürsüsünde ifşa oldular KARAKAŞZADE MEHMET RÜŞDÜ EFENDİ tarafından…

Sevilesi ilk SABETAİST! Tanrılar diyarı olimposun “sığır sever” MERHAMETLİ SAHİP’i…

Karakaşzade Rüşdü’den SABETAYCI SAHİPLER hakkında 1924’de öğrendiğimiz ilk bilgiler şöyle:

- KARAKAŞ’lar tam olarak Yahudidirler, Yahudice dua ederler. Büyük kısmı cahildir…

- KAPANİLER aydındır. Hurufata hiç önem vermezler. Fakat Türklerle de hiç karışmak istemezler. Sadece menfaatlerini düşünürler.

- YAKUBİLER sayıca azdır. Ancak yüz kadar kalmışlardır.

- Türkiye’deki tüm Yahudiler On Beş Bin kadardır(1920’lerde).

SABETAYCI SAHİP EFENDİLER arasındaki ilk çatlak “YAKUBİ KOLUNDAN” gençler arasında II. Abdülhamid Han zamanında çıkmıştır. Bu aslan parçası gençler Sabetay Sevi’nin şarlatan olduğunu ilan ederler. Böyle bir zümreye mensup olduklarından dolayı hicap duyduklarını belirtirler ve bir DERGİ çıkarırlar. Bunların çoğu Müslümanlığı ve Türklüğü kabul eder…

Sivas doğumlu bir başka KARAKAŞZADE ise İstanbul Hukuk Fakültesi, İsviçre’de pedagoji ve psikoloji eğitimi derken (20’li yıllarda okunuyor bu okullar) hayata Sivas’ta ilkokul öğretmeni olarak başlar. Milli Eğitim kadrolarında hızla yükselir ve Sivas milletvekili olur. Sonra İstanbul vekilliğiyle devam eder. Durdurulamaz BAŞARI VE KARİYERLERdir bu MAVİ KANLI EFENDİLER’in hayatları. Bu ilkokul öğretmeni sadece çocuk kitapları yayınlamıştır. Bir kitap haricinde. Çocuk kitapları dışındaki tek kitabının adı:

SABETAY SEVİ’dir…

Bu Sivaslı MAVİ KANLI EFENDİ’nin adı İbrahim Alaeddin GÖVSA’dır. Yine Şişli Terakki Lisesi ( Selanik’teki SABETAYCI MAVİ KANLI EFENDİ YETİŞTİREN Şemsi Efendi Mektebi’nin İstanbul’a taşındıktan sonra aldığı isim)’nde müdürken bazı öğrencilerin eşyaları arasında Arapça dualar bulduğunu kaydeder. Ona göre eğer Müslümanları kandırmak için ezberlemiyorlarsa bu Arapça duaları aileleri gerçekten Müslüman olmuş olabilirler. İbrahim Alaeddin Gövsa’nın eğitimciliği ve çocuk kitaplarıyla süslü kariyerinin zirvesi Ziraat Bankası yönetim kurulu üyeliğidir...

KAPANCI ve KARAKAŞ’lar arasındaki kavga hem kurdukları Cumhuriyetin parsasını toplama kavgasıdır. Hem de eko-sisteme dahil gördükleri “milleti” nasıl dönüştürecekleri hususundadır. Milletle daha içli dışlı olmak zorunda kalan KARAKAŞ’lar “Türkiye Cumhuriyeti insansılarının(Talmuda ve EFENDİLERİN inancına göre böyledir) nasıl dinsizleştirileceği ve sekülerleştirileceği” ile ilgili daha uzun vadeli ve yumuşak geçiş planları vardır. Ancak 50’ye kadar KAPANCI’ların üstünlüğü sebebiyle Türkiye halkı baskılar, idamlar, isyanlar ve katliamlarla sınanmıştır.

Şeyh Said ve Dersim İsyanlarında onbinlercemiz öldürüldük. Çiftlik kurallarına uymuyoruz diye. Kendimizi İNSAN ZANNEDİYORUZ diye. Daha ne eziyetler.

1930 yılında KAPANCI – KARAKAŞ kavgası öyle sertleşti ki İzmir Suikasti komplosu dahilinde KARAKAŞ kolundan idamlar gerçekleşti.  Doktor Nazım gibi. Mustafa Kemal’in apar topar İzmir’e gitmesi ve “Kurtuluş Savaşı” komutanlarının tutuklanmaları ortalığın nasıl toz duman olduğunu göstermektedir. İsmet İNÖNÜ’nün araya girmesiyle ortalık yatışmış olsa da çatışmanın ve çatlağın ne kadar derin ve büyük olduğunu gösterir…

İzmir Suikastinden 30 yıl sonra Doktor Nazım’ın damadı ve yine KARAKAŞ’lardan bir demokrasi kahramanımızı katlettiler. Çok sevmiştik biz o SABETAY MAVİ EFENDİ KANINDAN kahramanı…

Adnan Menderes…

Sonrası mı?

Ülkeye NATO’nun girmesinden sonrası KIYAMET!

Sağ- Sol çatışmalarıyla ikiye bölünen ve birbirini katleden bir millet.

EFENDİLER Milleti YÜKSEK ÇIKARLARI için satranç tahtasına sürdükleri kalabalıklar olarak gördüler daima.

Eko-sisteme dahil insansı sığır sürüsü. Yine hatırlatıyorum. Talmud öyle diyor…

Talmud’a göre yalnızca Yahudiler TANRI’nın buyruğuna muhatap olan İNSANLARdır… Geri kalan kalabalıklar eko-sisteme dahil insansı hayvan sürüleridir…

İçiniz daraldı ve ben de başımı belaya sokabilmek için elimden geleni yaptım. Artık Cuma namazı için mahalle camisine giderek muhtemelen Ankara ekolüyle yetişmş Fazlurrahmancı imamın elindeki kağıttan RUHSUZ, ÖLGÜN ve DEF-İ HACET eder gibi okuduğu muhtıra hutbeyi dinlermiş gibi yapabilirim. Kılacağım iki rekat farz. İnşallah o da kalbimde “iyi ve hayırlı ölüm arzum”u diri tutar.

Bu dünyada o SABETAYCI MAVİ KANLI EFENDİLER’in elinin altında ne kadar nimet varsa BAŞLARINA ÇALSINLAR.

Bana Rabbim yeter inşallah. Rabbimin zikriyle ahiret umudumu diri ve taze tutmak tek çare ve şifa kaynağım. Hazreti Hüseyin’in etrafını Kûfeli hainler sardıklarında etrafındaki yüzlerce bahtsıza haykırdığı söz geldi aklıma:

YOK MU KARŞIMA ÇIKACAK ERKEK!

Çıkmadı. Sırtına sapladılar mızrağı…

Onların ölüm dedikleri ne güzel bir dirilişti oysa ki.

Şeytanın kovulduğu ve insanlardan kurduğu ordunun kokusunu dahi duyamayacağı…

Cennet’e…

Cennet çocuklarının efendisine selam olsun…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


osman kibar osman kibar 10.03.2019 23:38

allah kalemini keskin kılıç eyleye..

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık