• 22 Mart 2019, Cuma 18:21
MURADÖZDİL

MURAD ÖZDİL

Kıskançlık ve nefret üzerine...

ŞEYTAN’IN ÜVEYSİ FİLOZOFU DÜCANE: KISKANÇLIK VE NEFRET ÜZERİNE

 

“Kıskançlık sevginin karşılığının verilmemiş olmasından doğan kederdir. Nefret ise bizim acımızdır.”


Baruch SPİNOZA (1632-1677)


 

Daha HAHAMLIK EĞİTİMİ ALDIĞI SIRADA profesyonel din yaşantısına son veren Spinoza'nın tanımlamaları çok net, güçlü ve değerli...Değerli diyorum nitekim bugün bir bakkala giderek bu tanımlamaları yaparak su bile alamazsınız. Bence bu çok derin, uçurum gibi bir trajedi. Hazreti  İbrahim Aleyhisselamın Cebrail Aleyhisselam ile kıssasını aklıma getirdi:

 

Cebrail Aleyhisselam Allah’ın Hazreti İbrahim’i HALİL’i (dost) edinmesi üzerine onu denemek için yeryüzüne iner ve malının mülkünün çokluğundan söz açar. Hazreti İbrahim bütün malın ve mülkün Allah’a ait olduğunu ve kendisinin de emanetçi olduğunu söylemesi üzerine Cebrail:“Subbuhun, Kuddusün ve Rabbunâ ve Rabbul-melâiketi verrûh.” - Rabbimiz en Yüce ve en Kudsî, her eksik sıfattan temizdir, hem meleklerin ve hem Rûh’un(Cebrail’in) Rabbidir.-   der…

 

Hazreti İbrahim’in bu söz çok hoşuna gider ve bir daha söyler misin diye sorar. İnsan kılığındaki Cebrail sözü tekrarlaması karşılığında mallarının üçte birini ister Hazreti İbrahim’den. Hazreti İbrahim kabul eder ve Cebrail Aleyhisselam sözü tekrar söyler. Hazreti İbrahim bu kez bu sözü kendisine öğretmesini ister Cebrail’den. Cebrail bu kez kalan malının yarısını ister. Hazreti İbrahim hemen kabul eder. Cebrail Aleyhisselam sözü Hazreti İbrahim’e öğretir. Hazreti İbrahim bununla da yetinmemiştir. Cebrail Aleyhisselamdan bu sözü kendisine ezberletmesini ister. Cebrail Aleyhisselam bunun için kalan malının tamamını ister. Hazreti İbrahim kabul eder ve Cebrail Aleyhisselam ona bu sözü ezberletir.

 

Subbuhun, Kuddusün ve Rabbuna ve Rabbul-melaiketi verruh…

 

Biz şu puştmodern çağda dahi kendine Müslüman denmesinden utanmayanlar, kalbi eğrilip büğrülmeyenler, içinden “bakma Müslümanım ama sizin gibiyim” diye çırpınmayanlar, neye talibiz ?

 

40 yaşlarında falan. MÜSİAD –Müs(lüman)takil Sanayici Ve İşadamları Derneği- Başkanı’nın “Bir lokma bir hırka Müslümana yutturulan zokadır” gibi KÜSPECE lafına karşı  bayrağı eline alan ve kafasına gözüne, nalına mıhına ateş eden Dücane CÜNDİOĞLU’nu hatırladım.  Ağzı bir iyi laf yapıyordu. Maşallah subhanallah…

 

Sonra Elif SHAFFAK denen pembe mabadıyla doğmuş FETÖ PRENSESİ BEYAZ TÜRK’ün “AŞK” adlı romanımsı ÇÖPLÜĞÜ’ne verdi veriştirdi. Sırf mavimsi kanını çoğaltmak için DAMIZLIK FETÖ PRENSİ’nden çocuk yapan lezbiyen romancı. Hah o işte. Tabi bu verip veriştirmeleri YENİ SHAFFAK denen “SATANİST BEYAZ TÜRK ENTELİJANSİYA MAFYASI YAYIN ORGANI’nda” yapıyordu.

 

Dücane söz konusu “AŞK” adlı romanımsı rezilliği öyle bir yerden yere vuruyordu ki. Romanımsının her yerinden akan din ve tasavvuf cehaletini bütün açıklığıyla ortaya koyuyordu. Sözüm ona Mevlâna, tasavvuf ve AŞK anlatan rezilliği…

 

Fazlurrahman tarihselcilerine, İbni Teymiyye papağanlarına, Mutezile angutlarına karşı BEN HURAFEPEREST’im gibisinden aşkınca ve taşkınca laflar ediyordu.

 

Toplumun geleneksel inanışlarına dokunmanın tehlikelerine değiniyordu. Dini görünümlü tartışmaların aslında siyasi alt yapısı olduğunu cesurca söylüyordu. Cumhuriyetin seküler kuruluş ideolojisine göndermeler yapıyordu. Hurafeleri ayıklamak adı altında yapılan faaliyetin sekülerleşmeye (ALLAHSIZLAŞMA) hizmet ettiğinden bahsediyordu.

 

Dinin içerisinde “akla uygunluk” peşine düşmenin anlamsızlığına dokunuyordu. Aklı esas alan seküler batılı için bütün dinlerin inananlarının bir çeşit “hasta şizofren” sürüsü olduğunu gözlere sokuyordu.

 

Gelenekçi gençlere tasavvuf kokan hikmetler şıfıttırıyordu…

 

Sonra GEZİ PARKI eylemleri oldu…

 

Dücane CÜNDİOĞLU’nu Gezi Olaylarına “ruh” üflemeye çalışırken gördük TV’lerde…

 

Gezi’ye RUH üflemeye nefesi yetmedi Dücane’nin…

 

Bir ara Çamlıca Camii’ni diline doladı. Öyle bir zırvalıyordu ki “konuşana değil konuşturana bak” kokuyordu. Sahibinin sesi halleri bir yana birlikte programlara çıktığı BEYAZ EFENDİ’lere bir laflar parlatıyordu vay babam vay.

Ne zaman nerede söz verilse 17 yaşında ülkücü davadan hapislere girdiğini falan anlatır. Kandırıldığını anlamıştır sonra sonra. Ve her nasılsa bir aydınlanma gelmiştir kendisine. Hüdayınabit (ALLAH’ın OTU) hale getirmiştir kendini.

 

Bir taraftan 12 Eylül’de hapis yatmakla övünürken, bir diğer yandan da “KANDIRILDIM” mesajı veren “Allah’ın Otu” Dücane sonraki yıllarında okumaya ilme verir kendini. Esas macerası ise “AYDINLANMA VE UYANIŞ” macerası gibi görünüyor.

 

Hüdayınabit (ALLAH’ın OTU) ucuz makyajı altında işlerin nasıl yürüdüğünü farketmiş, memleketin MAVİ KANLI EFENDİLERİ’nin kesif KUDRETinin hissi kalbel vukuu ile haşyetle titremiş ve EFENDİLERE biat etmenin dayanılmaz hafifliğiyle ahir ömrüne bir şenlenme gelmiş görünüyor.

 

Dücane EFENDİler için büyük iş gördü ve hala da görüyor. İmam – Hatip ve İlahiyat Fakülteleri tezgahıyla maalesef çocuklarımızı ve gençlerimizin bir çoğunu kendine tarihselci (Fazlurrahmancı) diyen modernist ve postmodernist hareketlere kaptırıyoruz.

 

Daha doğrusu bireyselleşmeyle kamaşan akıllarıyla İman ve İslam’ı anlama ve yorumlama gayretinin tuzağına düşüyorlar.

 

Mutezile ve İbni Teymiyye’nin leşlerini diriltiyorlar DÜNYA SARHOŞU  akıllarıyla…

 

Dücane de tam da bu noktada devreye girerek bunların karşısında GELENEKÇİ EHL-i SÜNNET duruşun bir DÜŞÜNÜRÜ kılığında gelenekçi gençleri TEKERLEME GİBİ KONUŞMALARLA  ayartıyor…

 

16 yıllık AK PARTİ iktidarı bu. Dindar zenginlerin “aç karnını doyurma derdi” olmayan, aç zihin ve kalplerinin TASAVVUFA MEYLETTİĞİ gençler var. Bu yeni zengin zümrenin genç dimağları şeyhlere şıhlara kaptırılır mı? Kaptırılmaz. Sinek düşecek korkusunu atıp bir kenara ardına kadar açtılar ağızlarını gençlerin bazıları da. Dücane’nin peşine takıldılar.

 

Gezi Parkı Olayları’na kadar bu marka sevmeyi temiz giyinmek diye örten, lüksünü sadelikle şıklaştıran, her yerde her zaman misler gibi kokan (Her yer dedimse kendi semtlerinde -Bağcılar, Esenyurt, Samandıra değil-) grubun tuhaflaştığını gördük. Başta Dücane CÜNDİOĞLU…

 

Gezi Olaylarına RUH BİÇME GÖREVİ Dücane’ye verilmişti SATANİST BEYAZ TÜRK MAFYASI’nca. Lan ne oluyor bu adama demeye kalmadan Çamlıca Camii İnşaatını diline doladı. Birlikte programa çıktığı BEYAZ TÜRK MAFYASI ÜYELERİNE bakın. Aralarına almış “mavimsi kanlılar” onu. Nasıl mutlu nasıl mesut bizim köyün buzağısı Dücane. Nasıl aşkla, şevkle, iştiyakle laf parlatıyor.

 

15 Temmuz’dan sonra tüy dikti. İngiliz “masmavi kanlıların” güttüğü “mavimsi kanlı” BEYAZTÜRK ENTEL MAFYASI’na karıştı artık. Tutabilene aşk olsun Dücane’yi.

 

Babasının sahabe sevgisinden Dücane ismini vermesi bu muymuş? Dücane iki canlı demek. Dücane’nin de iki canı, iki ömrü olacakmış meğerse…

 

Dücane EFENDİLERİNİ buldu ve BEN’ini taşımak istediği HEYKELSİ zirveye doğru taşımaya başladı. Felsefeyi o biliyor, Kuran’ın en eski kaynaklarına kadar yorumlarından haberi var, Çağın ruhunu o kavramış, kek başınalığıyla öyle bir yere tırmanmış ki haydaman da haydaman…

 

ŞEYTAN BİLE KISKANIR MI Kİ…

 

İnancımıza göre insan dünyada iki bilgi arasında sınanmaktadır Allah tarafından:

 

  • Allah’ın varlığının bilgisi (İMAN)
  • ŞEYTAN’dan öğrendiğimiz ALLAH’ın dışındaki bütün bilgiler.

 

Zerre kadar şakası olmayan bir dünya imtihanının İMAN TALEBELERİYİZ. Kalp cebimizi imanla doldururken diğer taraftan da döküp saçmamaya çalışıyoruz.

 

Şeytan’ın cennette hayat ağacından bir yılan suretinde Adem’e uzattığı meyvenin BİLGİ olduğunu biliyoruz. Allah’ın bilgisi (İMAN)’nın dışında bütün BİLGİ’ler…

 

Isaac Newton’un başına düşen ve bugün bir cep telefonu ve lap top markası olarak “ısırılmış elma” olarak logosunu gördüğümüz BİLGİ!

 

Ve dünyada bu bilgi ile hayatta kalmamızı sağlayan AKIL!

 

Şeytan’ın o sonsuz bilgi ağacında bir yılan suretinde olmasını sinsilik falan diye yorumlamak çok SIĞ’dır. Bugün sağlık ve tıpla ilgili birçok simgede yılan vardır. Yılan “SONSUZ YAŞAMI” temsil eder…

 

Şeytan Adem’e BİLGİ yoluyla Allah’ın hükmü ve kaderinden bağımsız olarak SONSUZ YAŞAM’a ulaşılabileceğini VAAD ETTİ!

 

Adem’e “BİLGİ yoluyla kendi kendinin TANRIsı” olma vaadinde bulundu…

 

Son söylemleriyle inancı “ergen işi” olarak tanımlayan ve yetişkin olmanın “akıl ve bilgi” ile olabileceğini söyleyen ŞEYTAN’IN VAİZİ DÜCANE CÜNDİOĞLU’na zamanında bir mübarek “sen üveysisin” demiş de bununla da övünür KİBİRLİ BİR HALLE kendisi.

 

Üveysilik nere Dücane nere…

 

Tasavvufta “üveysilik” Veysel Karani’nin Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Aleyhisselamı dünya gözüyle görme fırsatı bulamamış olmasına rağmen O’nun ahlakıyla ahlaklanmasına nisbet edilerek vardır.

 

Veysel Karani’dir ki “Allah’ı bilirseniz başka şey bilmeseniz de olur, Allah sizi biliyorsa başkası bilmese de olur” diyen Tabiin’in en önde geleni ve Sıffın Savaşı’nda Hz. Ali tarafında yer alan şehid…

 

Üveysilik bir Mürşid-i Kamil cismen ve bedenen vefat etmiş olduğu halde feyizlenmektir. Dünya gözüyle görmese de kalbini ona bağlayarak haliyle hallenerek feyizlenmek demektir.

 

Peki bu Dücane Cündioğlu kimin “ÜVEYSİ”siymiş!

 

“İman ergen işidir ve yetişkin bir birey olarak akla ve bilgiye (ŞEYTAN’a) tutunmak lazımdır” diyen Dücane…

 

“Din ve İman vicdanlara geri çekilmelidir, dünya işlerinden tümden eli kolu budanmalıdır” diyen Dücane…

 

“Tasavvuf uyuşturucudur” diyen Dücane…

 

SATANİST MAVİ KANLI EFENDİLERİ’nin seküler akıl ve bilgi DİN’inin pırıl pırıl VAİZİ Dücane CÜNDİOĞLU kendini İMAN ile uyuşturmuyor. AKIL ve BİLGİ ile aydınlığa uyanmış…

 

Bu yazıyı bu derece sertlik ve netlikte yazmak gerekliliği şahsımca icab etti nitekim Dücane’yi bizim gelenekçi ve tasavvuf meraklısı gençlerimizin arasına bir RECCAL gibi saldılar…

 

Reccal Hazreti Ebubekir’in Yalancı Peygamber Müseyleme’ye gönderdiği ulak. Reccal Müseyleme’nin gücü ve ordusundan etkilenir ve ona katılır. Müseylemeye birçok yandaş kazandırır. Kuran’a kendi yalanlarını söylettirerek…

 

Ne diyeyim Dücane (İki canlı);  kandırıldığını belirttiğin ilk hayatındaki masumluğunu belki hatırlar da ikinci hayatından tiksinirsin belki…

 

Benden sonra tekrar et:

 

Eşhedü enla ilahe illAllah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Sinan Çimtay Sinan Çimtay 15.06.2019 11:09

Allah bizi sırat-ı müstakim den ayirmasin. Ayrilmissak da döndürsün.

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık