• 05 Nisan 2019, Cuma 0:40
MURADÖZDİL

MURAD ÖZDİL

Kimin savaşı?

KİMİN SAVAŞI?

Sultan II. Abdülhamid tahttan indirildiğinden beri bu milletin üstüne bir kabus gibi çöken ve yüz yıldır bu milleti “kanı emilecek sürü” gibi gören içimizdeki  MAVİ KANLI YAHUDİ KANSIZ PİÇLER yine ve yeni planlarıyla ortaya çıkmaya başladılar.

Piç kelimesi ağır gelmesin. Yüz yıldır milletin sırtına kanını emmek için çökmüş SABETAYCI SAPKIN YAHUDİ ELİTleri 1912 yılında İzmir Hahambaşısı “piç” oldukları gerekçesiyle “Yahudilik dinine” kabul etmedi…

Hala içimizde Müslümancılık, beyaz Türkçülük, milliyetçilik, solculuk ve hatta İslamcılık oynuyorlar…

En son 28 Şubat gibi bir hengamenin ardından 27 Ağustos 1999 depreminin de sarsıntısını da fırsat bilerek 2000 ve 2001 Ekonomik Krizlerinden bu milleti 252 Milyar dolar soydular. Alıp götürdüklerinden geri kalanı millet borçlandı…

252 milyar dolar ne demek. Kundaktaki bebekten 4000 dolar çaldı köpekler demek…

5 kişilik bir ailenin 20.000 doları. İşte bu yüzden çalışıyoruz çalışıyoruz ama bir ev almak hayal bize. Çaldılar geleceğimizi şerefsizler.

28 Şubat sürecinin asker, bürokrat, politikacı, medyatör ve bankacı şerefsizleri de önlerine atılan kemikleri yalayarak doyuruldu.

Bu milletin emeğini, terini, kanını, biz 28 şubat çocuklarının geleceğini çaldılar.

Bundan 8 ay önce yine tevafuk 27 Ağustos 2018’de ikinci yazımı yazdım.

“İÇ SAVAŞA HAZIR MISIN EY MUHALİF”

Bildiğimiz hayat ile zihninde gemileri yakmış bir “davullu deli” muhalif olarak kendime seslendiğim yazım.

I.Dünya Savaşı’nda İngilizlere verdiğimiz yüz yılda toparlanabilecek büyük ısırıklar ve derin yaralardan bahsettim. İngilizin giderken milletin başına SABETAYCILARI efendiler olarak bıraktığını yazdım. Kısaca 15 Temmuz’a gelene kadar bu millete ne tuzaklar kurduklarını ve bütün bu ayrışmadan ve milletin kanından nasıl beslendiklerini…

Aslında niyetim bir matruşka gibi “MİLLET’İN GERÇEK DÜŞMANLARI”nın başımıza sardığı belaları ve ördükleri çorapları “KOMPARTMANLAR HALİNDE” zamana yayarak dökmekti. Bütün yazılarım aslında bu bütünün bir parçası…

O yazıda Milletimizin GEZİ OLAYLARI ve 15 TEMMUZ ile bir karpuz gibi İKİYE YARILDIĞI’nı anlattım…

8 ay önce bu milletin adım adım bir İÇ SAVAŞA HAZIRANDIĞINI görüyorduk.

Ve muhtemel bir İÇ SAVAŞ’a rağmen milletime 8 ay önce böyle bir kapışmanın tarafı olmadan önce karşıt görüşündeki kişiyle bir oturup çay içmesini dinlemesini ve anlatmasını söylemiştim.

MAVİ KANLI ŞEREFSİZ YAHUDİ PİÇ EFENDİLERİMİZ 1994 Ekonomik Kriziyle milleti soymadan önce yapabiliyorduk bunu.

O uğursuz 1993 yılından önce…

Ve 1994 Ruhu ile başladı hareketimiz elhamdülillah.

Rahmetli Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN Siyonizmin doğduğu şehir olan BASEL’de   Siyonizmin fikir babası “Theodor Herzl”n adının verildiği salonda SİYONİZM’E SAVAŞ AÇTI…

Bugün Devlet Başkanımız olan Sn. Recep Tayyip ERDOĞAN’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazandığı seçim 1994 Ruhunun ilk zaferiydi…

28 Şubat Süreci ve ardından gelen ekonomik krizle bu Millet cezalandırıldı. Milletin umutlarını bağladığı Ak Parti hareketinin kucağına da FETÖ’yü verdiler.

İktidarın şartı ve bedeli SABETAYCI YAHUDİ EFENDİ’lerin kucağında doğan ve büyüyen FETÖ bıçağını böğrümüzde taşımaktı…

Bir şair abimin bir şiirinde;

"Gerekirse koynumuzda
yılanlar beslenecek, bileceğiz.
Terimizi derelere akıtıp
öfkemizi denizlerde boğacağız
Gecenin sustuğu yerde
ölümle burun buruna molalar vereceğiz"

Dizelerini getirdi aklıma…

GEZİ OLAYLARI’nın sahadaki tarafları kimlerdi?

Bir tarafta GEZİ EYLEMCİLERİ ki kıyamet gibi bir ortam. Her telden öfkeli insan var.

Diğer tarafta eylemcilerin çadırlarını yakan FETÖ’cü zabıta, FETÖ’nün İstanbul Emniyet müdürü ve bugün bir çoğu görevden ihraç edilmiş FETÖ Emniyetçileri…

Anavatanı İngiltere’ye kaçan aktör bozuntusu Mehmet Ali ALABORA ne diyordu:

Mesele sadece Gezi Parkı değil arkadaş, sen hâlâ anlamadın mı? Hadi gel.”

FETÖ’nün MİT TIRLARI İHANETİ’nin suç ortağı Can DÜNDAR yine kaçtığı Anavatanı Almanya’dan aynı mesajı veriyor bugün…

“Mesele sadece İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı değil arkadaş, sen hala anlamadın mı. Hazır ol!”

GEZİ EYLEMLERİ sırasında eylemcilerin karşısında görünen FETÖ  Terör Örgütü 15 TEMMUZ 2016 gecesi millete yüzünü gösterdi.

15 Temmuz baskını öncesinde milleti kim hazırladı muhtemel bir darbe girişimine karşı?

Hangi medya ve sosyal medya organlarından hazır olun gazlamaları yapıldı?

HİÇ…

REİS’imiz ÇIK dedi ÇIKTIK… ÖL dedi ÖLDÜK!

Şimdi canımızın kanımızın hesabını mı soracağız…

Mesele bu değil.

Mesele şu ki memleket kaynıyor…

FETÖ kanseri 15 Temmuz’dan sonra bütün vücudu sardı. Etkin mücadele edilemedi. Belediyelerden temizlenmediler, Bürokraside tutunmayı başardılar, Parti kurup meclise girdiler, tevbe ettiler, haraç verdiler, biat ettiler, solcu oldular, sosyalist oldular, çakma ükücü oldular, şu oldular bu oldular…

15 Temmuz’dakinden daha büyük ve daha karanlık bir bela oldular…

İNTİKAM İÇİN DÖNECEKLER diye yazdım!

Benim CHP seçmeni, AK PARTİ seçmeni , Vatan Partili, MHP’li ve hatta HDP’ye oy atan akrabalarım var, arkadaşlarım var, tanıdıklarım var.

Seçimden önce “İSTANBUL NEDEN KAYBEDİLEMEZ” diye yazdım. İstanbul bizim davamızın namusudur, onurudur, 94 Ruhudur İstanbul’da kazandığımız zafer…

İstanbul havasını soluyanın, suyunun içenin aşkıdır, sevdasıdır. Ağzımızdan küfür kıyamet eksik olmaz sokaklarında, döver gibi severiz biz AŞK’ımızı…

İstanbulluyuz biz…

Şimdi İstanbul ikiye bölündü. Bir karpuz gibi ikiye yarıldı. İstanbul’u kimse bırakmak istemiyor. Öyle bir kör düğüm İstanbul…

İstanbul en son Osmanlı’nın SON İMAPARATOR’u II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle sonuçlanan 31 MART AYAKLANMASI ile kan gölüne döndü…

Yerel Seçimlerin 31 Mart’a denk gelmesi beni bir irkiltmişti ve yine “İKİNCİ 31 MART VAKASI” başlığıyla bir yazı yazmıştım…

Ancak 1908’de vuku bulan 31 Mart Ayaklanması Rumi takvime göredir. Ayaklanmanın başladığı tarih miladi olarak hangi tarih biliyor musunuz?

13 Nisan…

Sandıklara itirazlar bu tarihte bitecek ve YSK İstanbul’da kazanan adayı 13 Nisan’da açıklayacak…

Tesadüfün bu kadarı?!

At izi it izine karışmış halde, her yerimizden FETÖ’cü fışkırırken, bütün siyasi partiler içten içe kaynarken…

Hele AK PARTİ…

Binali YILDIRIM seçimi bu süreçte çok önemliydi. Yumuşak yüzlü, gerilim peşinde olmayan, akıllı ve tecrübeli bir siyasetçi. En önemlisi ise REİS’e yakınlığı ve DAVA’ya sadakati…

CHP’nin 15 Temmuz’dan sonra FETÖ tehlikesine dair gösterdiği sorumsuzca politikalar bir yanda, diğer taraftan FETÖ ile etkin mücadelede çok zorlandık.

İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bir çok Devlet Kurumu ve Bakanlık bürokrasisine dair FETÖ temizliği konusunda ne kadar zorlandığını biliyoruz.

Sağcısı, solcusu fark etmeden iş ilişkileri, akrabalık ilişkileri ve birçok kurumda birbirlerine sıkıca yapışmaları FETÖ temizliğini çok zorlaştırdı.

Gelinen noktada bir yandan EKONOMİST GÖRÜNÜMLÜ TETİKÇİLER  “ekonomi ekonomi” diyerek bir başka muhtemel  BÜYÜK SOYGUN’un sinyallerini gazlarken İstanbul halkını Yerel Seçimin galibi üzerinden SOKAKLARA DÖKMEK kimseye hayır getirmeyecek…

Millet en büyük kaybeden olacak…

Çatışmanın hangi tarafından olduğunun bir önemi yok…

Bir kısım “yandaş görünümlü” medya seçim “sürecine dair başarısızlıklarını” örtmek için çırpınırken 15 TEMMUZ NARALARI atmaya başladı bile.

“Büyük oyun” komplo teorileri havalarda uçuşuyor…

Yalnız bu Amerika’yı eğer az çok tanımışsak ve gerçekten de söylendiği gibi bu kadar detaylı bir hazırlık yaptılarsa çatışmanın HER İKİ TARAFINA DA YATIRIM YAPMIŞ OLABİLİR Mİ?

İngiliz aklının bu ülkede oynadığı alışıldık ve bildik oyun bu değil mi.

Hadi CHP, FETÖ, HDP tabanı gazlayacak ve sokaklara salacak diyelim. Bu devletin İçişleri Bakanı yok mu?

Süleyman Soylu eminim uyumuyordur. Binali YILDIRIM gerektiğinde en doğru dokunuşları yapacaktır, bu sokak gazlamalarına şerbetli MHP Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ yerinde KAYA GİBİ duruyor…

En önemlisi de Devlet Başkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN…

Hala yerinde…

Bu neyin telaşı?

15 Temmuz naraları atarak “İç Savaş Hazılığı” komplosuna ÇATIŞMA TARAFI hazırlama gayreti de ne oluyor?

15 Temmuz Gecesi Devlet Bahçeli MHP Genel Merkezi’nden sokaklarda çatışan ülkücü vatandaş ve polisleri idare ederken , İçişleri Bakanımız Süleyman SOYLU da Ankara sokaklarını FETÖ’cü Hainlerden geri alıyordu..

İstanbul’da Atatürk Havalimanında yüz binlerdik REİS’in bulunduğu binanın etrafını sarmış halde…

Kimse bizi goy goylamadı, gaz gazlamadı…

“ÇIKIN!” dedi “ÇIKTIK”…

Mesele ne zaman DİN, İMAN, VATAN, NAMUS meselesi olur; bilir bu MİLLET…

Gün NAMUS günü olduğunda REİS öl dediğinde ölürüz de inşallah…

Gözümüz kulağımız da onlardadır.

Gözümüz kulağımız Başkanımız Sn. Recep Tayyip ERDOĞAN’da, Sonra İçişleri Bakanımız Süleyman SOYLU’da ve Devlet BAHÇELİ’de…

Geri kalan sesi gür çıkan “YALTAK YALAMA ZERZAVATLAR” hangi gündem ve vesileyle parazit yapıyor henüz bilmiyorum.

İlla ki çıkar kokusu yakında…

Bir an önce temizlenmesi gereken zihni ve kalbi karanlık GOYGOYCULAR’a gelince…

Can vermek mabad vermeye benzemez…

Bizim davamız ahiret davası. Onun da işaretini 22 yıl önce Sn Recep Tayyip ERDOĞAN Siirt’te verdi ve bedelini ödedi:

2015 Aralık’ta yazdığım senaryo da böyle bitiyor:

Minareler süngü Kubbeler miğfer

Camiler kışlamız Müminler asker

KİMSE BİZİ SİNDİREMEZ…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık