• 17 Ağustos 2018, Cuma 11:23
MURADÖZDİL

MURAD ÖZDİL

İç savaşa hazır mısın ey muhalif!

İÇ SAVAŞA HAZIR MISIN EY MUHALİF?

İşitmekten hiç bıkmayacağım bir sözdür “Az uyumlu ol ; bu öfke , bu inat , bu muhaliflik neden?”

Bu kadar uyumsuzluk , öfke , inat ve muhalifliğin bir zemini yok mu. Şu manyakça akışın içerisinde kafanı gözünü yarmayı bir kenara bırakıp günün ne kadarında bir kıyıya çıkıyorsun ve düşünüyorsun. Bir siyasi partinin başına itiş kakış lider olsam kendimi yakıştıramam oraya. İlk seçimde kendimi beğenmem gider diğer partiye oy atarım. İlk kongrede muhalifime. O benden daha mı değersiz , daha mı kötü , daha mı yararsız. Neden ben?

Kapitalizm ve Sömürü Düzeni içimize yerleşmiş , damarlarımızda akıyor görmüyor musunuz. Bizi Müslüman ; dahası Mümin yapan nedir? 1400 yıl öncesinden çok daha kalabalık bir Dünya’ya açtım gözlerimi. Doğduğum gün Maraş’ta bir mahallenin etrafı çevrilmiş ve küçük çaplı bir iç savaş yaşanıyordu. Bir alevi öğretmenin öldürülmesinin ardından bir sinemaya bomba atıldı. Ardından bir alevi mahallesinin etrafı kuşatılarak iki gün iki gece can pazarı kuruldu. NATO vatanseveri devlet memurları iş başındaydı ve 12 Eylül 1980’de İç Savaş’a bir son vererek VATANI KURTARDILAR. 

“Our boys have done” dedi bir CIA ajanı ABD Başkanı Carter’ın kulağına eğilerek. Bu cümledeki “Our Boys”u 12 Eylül Darbecileri zannedenler var. Hayır. Our Boys 15 Temmuz gecesi Büyükada’da Graham Füller Başkanlığında karargah kuran CIA heyetiydi. 15 Temmuz ihaneti Akıncı Üssünden yönetilmiyordu. Onlar hiçbir haine ne böyle bir insiyatif verirler ne de “our boys” diyerek payelendirirler. Satılık , kiralık veya gafilden “our boys” olmaz. 1997 yılında “Amerikalılar istemezlerse kimseye dünyanın değişik yerlerinde hiçbir iş yaptırmazlar.” Diyen bir satılık sahte Mehdi’nin iyi eğitim almış satılık , kiralık ve gafil kitlesinden de. Şimdilerde FETÖ diyorlar bu ihanet şebekesine.

Peki bu “Our Boys” kimler oluyor…

            I.Dünya Savaşı sonunda İngiltere’nin ekonomik bir mağlubiyet sonucu yenilerek terkettiği tek ülke Türkiye oldu. Osmanlı Coğrafyasında Çanakkale Savaşı gibi derin bir ekonomik yara alan Güneş İmparatorluğu Kut’ül Amare’de yüz kızartıcı bir teslimiyet yaşadı. Bütün bir Mezopotamya Ordusu teslim alındı. 6 ay olarak öngörülen savaşın 4 yıl sürmesi ekonomik zaafiyeti beraberinde getirdi.  II.Abdülhamid’in seküler okullarında yetişen kadrolar bütün yurtta Müdafaa-i Hukuk ve Kuvvayi Milliye oldular. İngilizleri ekonomik olarak ısırmaya devam ettiler bir 4 yıl daha. Biz buna İstiklal Savaşı dedik.

            İngiliz geri çekilirken Türkiye’deki ekonomik çıkarlarını pazarlık paylarının da zayıflığından ötürü neredeyse 100 yıllığına ağırlıkla İzmir’de yaşayan azınlık gruplara teslim etti. 400 yıldır Sabetaist ve Levanten deniyor onlara. İsimleriyle , bize dönük yüzleriyle bize benzeyen bizden olmayanlara. Genç Türkiye’nin ilk İktisad Kongresinin İzmir’de toplanması tesadüf mü. Mustafa Kemal büyük hüzünle karşıladığım bir konuşma yapmış orada. Neredeyse hiçbir karşılığı olmamış bir konuşma ve hiçbir kararı uygulamaya geçirilmemiş bir İktisad Kongresi.

            Bahsi geçen azınlığın en avantajlı olduğu y anı iyi eğitimli ve parayı nasıl kullanacağını bilen bir gelenekten geliyor olmalarıydı. Ekonomi ve bürokrasiyi iyice kuşattıktan sonra Gazi Mustafa Kemal’i etrafındaki zevat olarak öyle bir kuşattılar ki nefes alamıyordu. Ve Mustafa Kemal şüpheli ölümünü hazırlayan hamleyi 9 Ekim 1935 yılında yaparak Mason localarını kapattı. O yılın şubat ayında sağlığında bozulmaları hissetmişti.  “Beni Türk doktorlarına emanet ediniz” diyen Atatürk kimlere emanet edilmişti. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün vefatı II.Dünya Savaşının kazanlarının kaynadığı yıllardı. Aylar sonra da Dünya’nın yeninden bölüşümü savaşı patladı. Cumhuriyet Devrimi’nin yediği ilk evladı kurucu önderi oldu. Diğer kurucu babalar uzun ömürler yaşadılar.

            II. Dünya Savaşı sırasında ekonomik olarak daha da güçlenen İzmir kökenli “our boys” Sabetaist ve Levantenler özellikle bürokrasideki güçleri sayesinde Varlık Vergisi yıkımını yaşamak bir yana daha zengin ve güçlü çıktılar. Ülkedeki Rum , Ermeni ve Yahudi vatandaşların malları vergi borçlarını dahi zor karşılayan yok pahalarına el değiştirdi. Ekonomiye sahip olan güce sahip oluyordu ve bilmesi gereken bunu çok iyi biliyordu. Dur dedikleri duruyordu , geç dedikleri geçiyordu , yürü dedikleri yürüyordu.

            Fethullah’a da yürü dediler kendi bahçelerinde. İzmir’in Kestane Pazarında Fethullah’ın ilk “Müslüman” kitlesi “our boys” Sabetaist ailelerdi desek ne buyurulur. İstiklal Savaşı kahramanı Alvarlı Efe’nin oğlunu “Atatürke hakaret etti” diyerek tutuklatan Fethullah GÜLEN’deki cevheri keşfederek bu ailelerin şefkatli kucağına teslim edenler kimler peki. Mehmet Fuat DOĞU ; ülkenin (NATO’nun)  istihbarat teşkilatının kurucusu ve devrin CHP Genel Sekreteri Kasım GÜLEK (95 yaşında Washington DC’de vefat etti). Bu kadar tesadüf ancak planlanabilir.

            Bahsi geçen “our boys” Sabetaist aileler Türkiye’nin laik seküler güçlerini temsil ediyorlardı. 68 kuşağının Marksist-Sosyalist hareketlerine bazılarının evlatları pek kaptırdı kendilerini. Günü geldi Kudretli ebeveynlerinin yerlerini doldurdular ama Halkla bir şey paylaştıklarına tanık olamadık Burjuva veledi hızlı Sosyalist önderlerinin. İşler istedikleri gibi gitmeyince “banene küstüm” dediler o “canla başla kurtarmaya azmettikleri”  HALKA. Dar ağaçlarına yine halk çocukları gitmişti oysa ki. Tuzu kurular da DESTANLARINI yazdı.

Diğer taraftan da ABD ufak ufak oyuna girmişti. 71 muhtırasında tahtrevalliyi kurduklarını gördük. Ziverbey Köşkünde işkence gören Sabetaist fikir önderlerini de. Her yerdelerdi. Bugün Suriye’de vekalet savaşından bahsediyoruz. Türkiye’de 12 Eylül Darbesini hazırlayan İç Savaş neydi?

            Bizim hikayemiz 28 Şubat 1997 sürecinde başladı. İktidarlarının hançerini kalbimize sapladılar. Necmettin ERBAKAN bir cumhuriyet çocuğu olarak siyaseten iktidara gelerek ve millete hizmet ederek düzenle barışabileceğimize ve “bu vatanın öz evlatları olduğumuzu” barış , huzur ve sükunet içerisinde ispat edebileceğimize inanıyordu. Öyle olmadı.

            28 Şubat sürecinde “şeriat tehlikesinden” kurtularak derin bir nefes alan laik seküler çevreler “Our Boys” ailelerin kendilerine verilen gücü devretmeden önce son bir ekonomik vuruş hazırlığında olduklarını tabii ki bilmiyorlardı. Öyle ya denilene göre “28 Şubat 1000 yıl sürecekti” . 4 yıl sürdü. 2001 Ekonomik kriziyle altın vuruşu yaptılar ve sahneden çekilmekle kalmadılar. Çoğu iktidar sahibi aile medya , fabrika , banka ne varsa sattı savdı gitti. Sermayenin ve gücün hızla el değiştirdiğine tanık oluyorduk. Devir teslim yapılıyordu muhtemel bir Graham FÜLLER ve Rockafeller iktidarına.

            Peki Gezi olayları ve 15 Temmuz’a nasıl geldik…

            Ergenekon Davası bugün FETÖ dediğimiz örgütle yöntem ve araçlarını değiştiren Kudret Sahiplerinin geçmişte bırakmak istedikleri yöntem ve araçları tasfiye girişimiydi. Yeni “HİZMET ERLERİNİN”  eskileri tasfiye operasyonu. Kavganın başladığı ve tozun dumana karıştığı yer. Oyunu bozan hamle neydi.

28 ŞUBAT DAVASI…

27 Şubat 2011’de vefat etmişti Necmettin ERBAKAN. Allah ona bir 28 Şubat daha göstermedi. Hemen ertesi gün başlatıldı 28 ŞUBAT İHANETİ’NİN soruşturması.

28 Şubat 2011 tarihinde. O gün ağladığımı hatırlıyorum. Sol kulağımda bırakılan çınlama ve hafif baş ağrısı mıydı sebebi ; sabahları beni çekilmez kılan asabiyet.  Kalbi kırılmış bir çocuğun sızısı o kadar da taşmasın mı. Atilla İLHAN’ın vefatını öğrendiğinde de öyle ağlamıştı o çocuk. Hrant Dink abinin altı delik ayakkabılarına da. İlk ve ortaokul yollarında az mı su girmişti altı delik ayakkabılarımıza. Bütün bu kalp sızıları değil mi “NEDEN OLUYOR BÜTÜN BUNLAR” diye sorduran , okutan , öğreten , dizine oturtan ,  anlatan ve “TERK-İ DAVA”  ettiren.

“Our Boys” generaller vardı 28 Şubat hainlerinin yanı sıra yargılananlar arasında. Bir gecede milletin varlığının yarısını bir ekonomik krizle çalanların askerleri. 2000 ve 2001 Ekonomik krizlerinde gecelik nokta atışlarla Milletin ekmeğini , suyunu , okul çocuğunun defterini , bebeğin sütünü çalanların…

Ergenekon Davası’yla eski tüfeklerden iktidarı devraldıklarını ilan eden FETÖ’yü rahatsız eden ilk adımlar atılmaya başlandı. Gelir musluklarına dönüktü yapılan hamleler. Ardından Mit krizi geldi. Ülke’nin İstihbarat Teşkilatının başına yaptığı hamle ile FETÖ’nün güç gösterisine tanık olduk.

Ardından Gezi Olayları geldi…

Gezi Olayları yıkılan bir duvar ve sökülen 5 ağaç için başladı. Bir yandan eylemcilerin çadırlarını yakan , TOMA’lara kimyasal karıştıran polisler şimdi FETÖ’den hapiste ; Kahraman polis hain eylemcilerin hakkından geliyor haberleri yapan TV kanalları kapandı ve yöneticileri FETÖ’den hapiste. Gezi olayları bu milletin kan dökülen ve cana mal olan ilk büyük yarılmasıydı.

Ve 15 Temmuz…

Ateşi ve ihaneti gördük…

Bağdat caddesinde tankları alkışlayan “Atatürkçüyü” de gördük ; Boğaziçi Köprüsünde şehid olan “gerici” profesörü de…

Çengelköy’de halka ağız dolusu sövdükten sonra namaz kılan “Müslüman” albayı da gördük ; Taksim Meydanını kapatan “solcu” vatan aşıklarını da.

Bu milleti Gezi Olayları ve 15 Temmuz ile karpuz gibi ikiye yardılar. Birbirlerini pek tanımayan ; tanımadığı için de korkan ; korktuğu için sevmeyen iki ayrı sürüye bölündük. Her iki sürü de birbirlerini “VATAN HAİNİ” olmakla suçluyor.

Bütün kalp sızılarım bir yana bana diyorlar ki: “Az uyumlu ol ; bu öfke , bu inat , bu muhaliflik neden?” . Kapitalizm ve Sömürü Düzeni içimize yerleşmiş , damarlarımızda akıyor görmüyor musunuz. Bizi Müslüman ; dahası Mümin yapan nedir? 1400 yıl öncesinden çok daha kalabalık bir Dünya’ya açtım gözlerimi ve neler gördüm, neler de göreceğim…

Hangi sürüye uyayım , nasıl öfkelenmem , nasıl inat etmem. Başta kendime muhalefet etmezsem nasıl görürüm önümü.

Peki ben neredeydim…

Gezi Olaylarında dostlarımlaydım , 15 Temmuz gecesi de Atatürk Havaalanında…

Hiç kimse benim dostuma zarar veremez. Kuleli Askeri Lisesinde raconumuzdu. Arkadaş, dost satılmaz ve  ne kadar nefret edilirse edilsin  “Cumhuriyetimin Cumhurbaşkanına” kimse cesedimi çiğnemeden dokunamaz.

            Peki çok mu şey istemiş olurum kendini “gezici” olarak tanımlayan bir seküler laikten veya  15 Temmuzcu’dan “Abi bırak höykürmeyi de şu hain dediğin insanlarla bir çay iç iki sohbet et ve konuşmadan dinle. Kim bu insan. Ne diyor.”  desem…

            “TERK-İ DAVA” etmiş bu muhalif öyle yapıyor ve soruyor:

            Aynı ülkeyi paylaştığın kardeşinin gözünü oyacağın bir İÇ SAVAŞA HAZIR MISIN?        

            Bütün kalp sızılarım bir kenara ben inadına hiç hazır olmayacağım…

 

 

 

 

 

 

           

 

 

 

 

 

           

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


muhammet güner muhammet güner 17.08.2018 18:55

''Cumhuriyetimin Cumhurbaşkanına''bu sözü bu insanlar bir anlasa kardeşim.her şey daha güzel olacak.ağzına sağlık güzel yazı.

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık