• 03 Ocak 2021, Pazar 22:30
MURADÖZDİL

MURAD ÖZDİL

Erdoğan'ın "Mehdi" beklentisi...

ERDOĞAN’IN MEHDİ BEKLENTİSİ

“Namuslu olmak ne zor şeymiş meğer! Bir gün Almanların pabucunu yalayan ertesi gün İngilizlere takla atan, daha ertesi gün de Amerika’ya kavuk sallayan soysuzlar gibi olmak istemedik. Yalnız ve yalnız bir tek milletin önünde secdeye vardık. O da kendi cefakeş milletimizdir. Meğer ne büyük günah işlemişiz! Kanunlu, kanunsuz baskılar altında ezile ezile pestile döndük. Bugünün itibarlı kişileri gibi, kese doldurmadık, makam peşinde koşmadık. İç ve dış bankalara para yatırmadık, han, apartıman sahibi olmak, sağdan soldan vurmak ve milleti kasıp kavurmak emellerine kapılmadık. Bütün kavgamızda kendimiz için hiçbir şey istemedik. Yalnız ve yalnız, bu yurdun bütün yükünü omuzlarında taşıyan milyonlarca insanın derdine derman olacak yolları araştırmak istedik.
Bu ne affedilmez suçmuş meğer! Neredeyse, yoldan geçerken mide uşakları arkamızdan bağıracaklar: “Görüyor musun şu haini! İlle de namuslu kalmak istiyor ve ahengimizi bozuyor…”
Çalmadan, çırpmadan, bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hattâ bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?
Namuslu olmak ne zor şeymiş meğer! Bereket, zora katlanmasını bilen bu millet de namuslu.”

                                                    Sabahattin Âli (1947)

Sabahattin Ali bir yıl sonra CHP FAŞİST DİKTATÖRLÜĞÜ tarafından öldürüldü. Çengelköy’deki evinde öldürülmüş olmasına rağmen “milletin milli duygularını tahriş edecek” bir masal uyduruldu katledilmesiyle ilgili.

Mahkemede Trakyalı milli duygulara sahip köylü rolündeki MAH(MİT’in eski adı) mensubu Ali ERTEKİN onu Bulgaristan sınırını geçirmek için anlaştığını sonra da “Bulgar Ordusuyla birlikte dönecem ve Türkiye’yi çok fena yapacam.” dediği için onu öldürdüğünü söyledi. İşte bu MİLLİ DEĞERLERİNE BAĞLI NAMUSLU vatandaş  (MAH mensubu) dört yıl ceza almış ve Menderes Hükümetinin genel affıyla 1 yıl hapis yattıktan sonra serbest kalmıştı.

Sabahattin Ali’ye yaşarken “SALAK” gözüyle bakan memleket AYDINCIKLARI öldürüldükten sonra “NAMUS ABİDESİ” haline getirdiler.

Eğer yukarıdaki sözler o son cümleyle bitiyorsa “NAMUS TİMSALİ” gören haklı olduğu kadar ölüsünün ardından “SALAK” diyen de haklıydı.

Bereket, zora katlanmasını bilen bu millet de namuslu.”

Salaktı. Nitekim memleketimin “akıllı insanı” bu cümlenin o kadar da gerçek olmadığını bilir. Ne kadar iyi bilirse kellesini o kadar uzun süre korur. Millet’e yaslanıyormuş gibi yapar. O sözlerle gaz verir. Ama asla yüzde yüz inanmaz böyle saçmalıklara…

Sabahattin Ali’nin yukarıda çizdiği tablo Mustafa Kemal’i katleden “mide uşakları”nın 10 yılda ne hale geldiğini çok açık gösteriyor. Ancak ben bahsettiği milletin bir ferdi olarak onun söylediği kadar namuslu değilim.

Sabahattin Ali’nin cesedi bulunamadı. Mezarı boş…

Sabahattin Ali cinayeti için hala CHP günah çıkarmadı. Bir özür dilemedi. Neden…

Sabahattin Ali bir şiirinde Atatürk’e hakaret ettiği gerekçesiyle 1932 yılında hapis yatmıştır:

 

MEMLEKETTEN HABER

hey anavatandan ayrılmayanlar
bulanık dereler durulmuş mudur?
dinmiş mi olukla akan o kanlar?
büyük hedeflere varılmış mıdır?

 

asarlar mı hâlâ hakka tapanı?
mebus yaparlar mı her şaklabanı?
köylünün elinde var mı sabanı?
sıska öküzleri dirilmiş midir?

cümlesi beli der enelhak dese
hâlâ taparlar mı koca t…….?
ismet girmedi mi hâlâ kodese?
kel ali’in boynu vurulmuş mudur?

Sabahattin Ali 1932

1 yıl yattığı hapisten genel afla çıktı ve 2 yıl işsiz ekmeksiz kaldı öğretmen Sabahattin Ali ve yine bir şiirle kavuştu karın doyurabileceği bir memuriyete:

“Daha pek doymamışken yaşamanın tadına

Gönül bağlanmaz oldu ne kıza, ne kadına

Gönlüm yüz sürmek ister yalnız senin katına

Senden başka her şeyi bir mangıra satıyor

Sensin, kalbim değildir, böyle göğsüme vuran

Sensin ‘Ülkü’ adıyla beynimde dimdik duran

Sensin çeyrek asırlık günlerimi dolduran

Seni çıkarsam, ömrüm başlamadan bitiyor

Hem bunları ne çıkar anlatsam bir dizeye?

Hisler kambur oluyor dökülünce yazıya

Kısacası gönlümü verdim Ulu Gazi’ye

Göğsümde şimdi yalnız onun aşkı yatıyor.”

       Sabahattin Ali 1934

Bu dizeler bana kendini Şemse (Recep Tayyip Erdoğan) aşık Mevlana’ya benzeten bir iş adamını hatırlattı.

Hani şu bir ömürde MAOCU GOMÜNÜST, GAPÜTALÜST, SÜYASAL İSLAMCU olduktan sonra Mevlevi olmadan MEVLANA olmayı başarabilmiş Ethem SANCAK…

Sabahattin Ali’nin aşkı daha ucuza gitti maalesef. Ama Milli Eğitim Bakanlığında memuriyete atandıktan sonra ikinci aşkını buldu ve evlendi kendisi…

Nihayetinde bütün bir Dünya Savaşı’nı NAZİ hayranlığıyla ve ırkçılığın yükselişiyle geçiren Türkiye siyasetçilerinin savaş sonrası ABD’den Marshall yardımlarını kapma peşinde köpekleşmesini hicvetmesi Sabahattin Ali’nin canına mal oluyor.

1946 yılında sopalı adam karşılamalı ve “açık oylama gizli tasnif”li genel seçimlerinde CHP’nin DP’ye karşı müthiş SEÇİM ZAFERİ’nin ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin en ses getiren mizah dergisi MARKOPAŞA’yı kurdu Aziz Nesin ile birlikte. Yanlarında bir çırakları vardı.

Rıfat ILGAZ…

Maşhur Hababam Sınıfı’nın yazarı…

Rıfat Ilgaz sokaklarda dövüldü, Aziz Nesin karakollarda ve en sonunda…

CHP Kodamanları Sabahattin Ali’yi öldürttüler…

Milli köy romanları ve şiirler yazan bir öğretmene tahammül edemediler…

Traji-komik olan ise Sabahattin Ali’nin şiirlerinden bestelenen şarkı türküleri KEMALİST GENÇLİĞİN barlarda çığırıyor olması…

Peki bir namuslu çıkıp dedi mi Ey CHP Sabahattin Ali’nin cesedine ne oldu. Mezarı neden boş. Neden katletti SAĞIR İSMET onu…

Hangi İsmet?

Mustafa Kemal’in çay içtiği bir akşam yemeğinde Celal BAYAR’ın aktarımına göre viskiyi fazla kaçırıp “Memleket meselelerini içki sofrasında mı konuşacağız” diye parlayan İsmet İNÖNÜ…

Neyse bu konulardan iki yazımda bahsetmiştim. Okuyucu hala sadede gelmemi bekliyor.

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN Cumhurbaşkanlığı Kültür Ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni’nde bir konuşma yaptı. “Beklenen ve özlenen sanatçı” gibi bir şeydi ana fikri.

Muhakkak ki dinleyenler mest olmuştur. Biraz Necip Fazıl’ın “Gençliğe Hitabesi”nden esintiler; biraz da FETÖ Lideri Fethullah GÜLEN’in “Hizmet İnsanı” güzellemesinden titreşimler ve biraz da Cemil MERİÇ’in aforizmalarından esinlenilmiş entel hallenmeler…

DEHŞETE KAPILDIM… 

Konuşmanın daha başından Cumhurbaşkanımızın hitabetine yazılmış bir şiir gibi duruyor. Cumhurbaşkanımız da “ha güzel olmuş, tumturaklı laflar, hisli cümleler var” demiş ve metni tasarlayanları da tebrik etmiş ve okumuş.

Metnin Yusuf KAPLAN tarafından yazıldığını tahmin ediyorum. Asrın Cemil MERİÇ’i olma aşkıyla tutuşan ve sanat sepet işleriyle bu kadar ilgili ve ağzı laf yapan neredeyse tek entelimiz. Camiadaki itibarı da sinema doktorasını İngiltere’de eylemiş olmasından geliyor.

Bir süredir tepemizde “SANAT TEORİSYENİ” olarak boza pişiren sanat ve sinema ağamız olarak konuşma metnini Yusuf KAPLAN’ın kaleme almış olduğuna iddiaya girebilirim. Eh muhtemelen İbrahim KALIN beyefendi de kaba metnin az kıçını başını düzeltmiş. Vermişler Cumhurbaşkanımızın önüne.

Bütün konuşmaya muhafazakar sanat camiasının genel görüşüyle cevap vereyim:

“La bizim mütedeyyin kısmı anlamaz la sanattan manattan. Yapamayık lo biz öyle yüksek sanat filannn”

Yahu bu memlekette İSLAMCI ZÜMRE tarafından bile adam yerine konabilmek için neseben piç (İzmir hahambaşılığı öyle diyor) Yahudi Asıllı TÜRKLÜĞÜ, İSLAMLIĞI ve MODERNLİĞİ yeniden yazmış bir çevreden olmanız ŞARTTIR.

Yücel ÇAKMAKLI, Mesut UÇAKAN, İsmail GÜNEŞ gibi Anadolu çocukları ağzı soğan sarımsak kokuyor diye sevilmez, itilir kakılır.

Ancak Ayşe ŞASA gibi Robert Kolej mezunu bir senaristin manyaması (şizofren teşhisi konuldu) ve tasavvuf falan tıngırdaması ADINI DESTANLAŞTIRIR…

Senin sanat dediğin ev geçindirme derdindeki Anadolulu Filmciye yar olur mu hiç.

Semih KAPLANOĞLU’dur asıl YÜKSEK SANAT FİLİMCİSİ…

Allah demenin yasak olduğu zamanda “Huzur Sokağı”nı çeken, Minyeli Abdullah yönetmeni Yücel ÇAKMAKLI’nın hastane enfeksiyonundan bir anda göçüp gitmesinin ardından masraflarının ne zorluklarla denkleştirildiğini hatırlıyorum.  

Şimdi Cumhurbaşkanlığı Kültür Ve sanat Büyük Ödülü Töreninden Cumhurbaşkanımızın yaptığı konuşmanın detayına girebiliriz:

Sanat teorilerinin çöktüğü, sanat ortamının değişime uğradığı bir çağda yaşıyoruz. Ülkemiz, dünyaya yalnızca yeni eserler sunmakla kalmayacak, geleceğin sanat mefhumlarının payandalarını da temellendirecektir.”

Vay baboooo…Bu kadar teorili meorili cümleler konuşma diye Cumhurbaşkanının önüne konur mu konuşma diye a şaşkolozlar. Dünya Sanat Camiasının manifestosu gibi. Aga bu ne…

Bereket ki Türkiye Cumhuriyeti on yıllardır solcu ve Kemalist aydın yetiştirmiyor. Zaten bir aydıncık kemalizmi din diye kafasına bulaştırmışsa ondan bir halt olmaz. Bir solcu madrabaz da çıkıp diyememiş “yahu böyle cümleleri bir siyasetçiye söylettirmek zulümdür. Sanat teorilerinin çöküşüne dair bir detay soru sorsa biri öylece kalacak.”

Gerzek solcular Atatürk falan demişler tiwitirda, slogan atıp ayar kasmışlar, gaz çıkarıp rahatlamışlar. Alayı cahil cühela olduğu için konuşma metnini ANLAYAMAMIŞLAR bile…

"Beklediğimiz o sanatçı önce kendisi olacaktır. Beklediğimiz o sanatçı önce davasını sanatıyla ifade edecektir. Beklediğimiz o sanatçı önce vaktini ve enerjisini dünyanın iyiliği adına ürettiği eserleri ile gösterecek, dünyadaki akranlarını geride bırakacaktır. Beklediğimiz o sanatçı, slogan atarak kendini göstermeye çalışmayacak, başarıları ile dünyanın en muhteşem salonlarında ayakta alkışlanacaktır. Beklediğimiz o sanatçı, marifetini sosyal medya hesabından savurduğu siyasi polemiklerle değil, kanatlanıp uçurduğu kanadıyla gösterecektir. Beklediğimiz o sanatçı ait olduğu milleti hor görüp sürekli şikayet etmek yerine kendi sanatını üretecektir"

Konuşmanın bu kısmındaki:

“Beklediğimiz o sanatçı önce vaktini ve enerjisini dünyanın iyiliği adına ürettiği eserleri ile gösterecek, dünyadaki akranlarını geride bırakacaktır.”

Cümlelerini bir Mustafa Kemal fotoğrafının üzerine ekle ve yaz altına Mustafa Kemal ATATÜRK diye 1 milyon like almazsa bir şey bilmiyorum.

Yahu Dünya’daki akranların en dandik filminin bütçesi 100 milyon dolar. Rahmetli Yücel ÇAKMAKLI “geçmiş olsun çiçeği”ndeki mikroptan vefat etti özel hastane faturasını zor denkleştirdi sinemacı ağabeylerimiz, hocalarımız.

Hiç tanışmadığım halde eserleri üzerinden hocam ve üstadım saydığım Ömer Lütfü METE’nin kıymetini ne kadar bildik?

Asistanlığını yaptığım Mesut UÇAKAN’ın ve mütedeyyin camianın bence en yetenekli yönetmeni İsmail GÜNEŞ ne yer ne içer ne iş yapar bu aralar?

Mütedeyyin siyaset hiçbir zaman ne SANATÇI YETİŞTİRMİŞTİR ne de sağda solda yetişip MÜSLÜMANCA ESER VEREN sanatçısına BORÇLU HİSSETMİŞTİR…

Bir gönül borcu bile hissetmez MÜTEDEYYİN SİYASET kendi SANATÇIsına.

Hatta KISKANIR, HOR GÖRÜR…

Boş iş olarak bakarlar ve evlatlarını döverler TİYATROYA GİTTİ diye…

Dindar adamın MÜHENDİS, DOKTOR, İŞ ADAMI ve SİYASETÇİ oğlu olur…

İşte o oğullar da bizim mahallenin sanatçısını içten içe KISKANIR ve gider öte mahallenin sanatçısını EL ÜSTÜNDE TUTAR, İMRENİR, ALKIŞLAR…

Bu gerçeği Sayın Cumhurbaşkanımız da benden çok daha iyi bilir.

Yahu Mustafa Akad diye bir adam çıktı “ÇAĞRI” filmini çekeceğim dedi 1976 yılında. Mustafa Akad Müslüman ama Hollywood yapımcısı. Bakmayın siz Müslüman ve Suriyeli olduğuna…

Adam dert edindi bu filmi. Müslüman nüfuslu devletler arasında siyasi kriz oldu film. Senaryoyu İran’ın Kum kentinden El Ezher’e kadar gezdirdi “İFTİRA VE FİTNENİN BAŞTAN ÖNÜNÜ KESMEK İÇİN” .

Yetti mi? Haaaayır. Libya’ya kadar sürdüler filmin setini. Muammer Kaddafi’yi Ömer Muhtar filmi fikriyle tavladı Mustafa Akad. Ardından ÇAĞRI filmini Libya’da çekmeyi kabul ettirdi. Filmi Muammer KADDAFİ kendi cebinden finanse etti.

Film neredeyse hiçbir Müslüman Ülke’de sinemalara sokulmadı…

Ancak Dünya 80 ihtilallerini gördükten sonra her iki film de kıymete bindi ve SİYASAL İSLAMCI TEŞKİLATLAR bu iki filmi PROPAGANDA ARACI olarak kullandı 80’lerde ve 90’larda.

Bugün her Ramazan’da illaki izlettirilen ÇAĞRI FİLMİ ne belalar ne musibetler gördü.

Ve filmin yönetmeni Mustafa Akad’ın ve finansörü Muammer KADDAFİ’nin akıbeti ne oldu…

Mustafa AKKAD’ın kaldığı otel bombalandı ve ÖLDÜRÜLDÜ, Muammer KADDAFİ’nin görüntülerine bakamadık…

İkisinin de faili DAEŞ…

Sayın Cumhurbaşkanımızın tarif ettiği “Sanat Mehdi”si tarifinde “GERİDE BIRAKILMASI GEREKEN DÜYADAKİ ÖRNEK” Mustafa Akad’ın Ömer Muhtar ve Çağrı filmleri…

Ama filmlerin yönetmeninin akıbeti bu…

DAEŞ bombalaması sonucu parçalanarak ölüm…

Allah’a tam teslim olmak ve bütün ömrü “ÖLÜM VAR” düsturuyla adımlayarak TEBLİĞ ve CİHAD’tan ibaret bilmekten başka nedir İSLAM.

“Emr-i bil maruf nehyi anil münker”den caysak da dünya bizi alkışlasa kaç ahiret eder?

Tebliği ve Cihad’ı unutarak İslam’ı bir modern ideoloji haline getirildiği çağda Müslüman nesiller SEKÜLERLEŞİYOR giderek!

Seküler Laiklerin kurduğu düzen Seküler Kemalist Dindarların omuzlarında zamana ve zemine ayak uyduraraktan sürüp gidiyor.

Cumhuraşkanımız ödül töreni konuşmasında “BEKLENEN SANATÇI” adı altında bir çeşit “MEHDİ” profili çiziyor…

Ancak görünen küresel ve toplumsal tabloda Sayın Cumhurbaşkanımızın dilediği gibi bir Hz. Ömer zuhur etse Allah muhafaza tez zamanda öldürür bu Müslüman alemi.

Veya bir Mehdi zuhur etse yine taşla sopayla kovalanmadık köy kasaba şehir pek az olur...

Neden?

Sadece ALLAH’a TESLİM OL diyecek…

GERÇEK AHLAK, FAZİLET diyecek…

TEBLİĞ diyecek CİHAD diyecek…

Gavurun medeniyeti bir illüzyon diyecek. Sen kendi kendine “GAVURUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ” telkin ediyorsun. Gavuru hayatına PUT YAPMIŞSIN diyecek.

ZÜHD diyecek TAKVA diyecek…

DERT, BELA ve MUSİBET getirecek…

Ancak günümüz MODERN SEKÜLER MÜSLÜMANI zaten Mehdi meselesini halletti. Öyle birini beklemiyor. Ola ki zuhur ede açar da mabadıyla güler iddialarına. Deli yerine koyar.

GELENEKÇİ MÜSLÜMAN ise SÜPERMAN bekliyor küffarı bir tokadıyla devirecek ve ALTIN ÇAĞI GETİRECEK…

Cumhurbaşkanımızın önerdiği “SANAT MEHDİSİ” işi de yaş. Talibi çıkmaz bu KAR VE MENFAAT DEVRİNDE…

28 Şubat sürecini ilk defa “yanınızdayız bacım edebiyatı” yapmadan kadınlar üzerinden anlatan ilk ve tek Tiyatro Oyununu yüze yakın sahnelemiş, Cumhurbaşkanımızın çocukluğu üzerinden bu milletin “ADAM YERİNE KONMA” kavgasına dokunmuş REİS FİLMİ’ni yazmış BU ZAVALLI SANATÇI bozuntusu ise…

Acı çekiyor…

Ve artık “……..M SANATINA DA” diyerek geri döneceği bir….

ÇİKÖFTE DÜKKANI DA YOK…

Varsın olmasın, varsın sanatçı da olmayalım…

Namusum yerinde hamdolsun

Amin.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Yahya Yahya 09.01.2021 19:08

Bu devirde sanatın droidi fleksisi çıktı da... boşver sanatı manatı. Deccalın oyuncağı Droid müsaade etmez!çünkü.. .. Başörtüsü mücadelesini anlayan var mı bu ülkede?? Yani müslüman kızına tak başına örtüyü erkekli kızlı üniversiteli ol demek nasıl bir şeytanlıktır. Etek ile rahat edemeyenler streç kot giyip az uzun gömlek ile p.poyu örttü mü çıtı pıtı bir türbanlı oluverdiler. Kısacası kızlı erkekli okulda ne işi var müslüman kızın.. !?!

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık