• 23 Ekim 2018, Salı 23:03
MURADÖZDİL

MURAD ÖZDİL

Andımız veya Atatürk katilleri

ANDIMIZ’IN  ATATÜRK  KATİLİ  SAVUNUCULARI

“İsmet Paşa'ya göre, biz ciddi işleri içki âlemlerinde hal etmeğe kalkıyormuşuz.”

                                                                       Mustafa Kemal ATATÜRK

Söylenenlere göre o gün Mustafa Kemal nezle olduğunu söyleyerek çay içiyordu. İsmet İnönü ise viskiyi biraz fazla kaçırmıştı. Atatürk Tarım Bakanıyla istişare halindeydi. İsmet İnönü’ye konuyla ilgili bir talimat verdi. İsmet İnönü Atatrükçülük Dini müminlerinin köşe bucak gizledikleri talihsiz ve VECİZ  ifadeleri söyleyiverdi:

“Devlet meselelerini daha ne kadar içki sofrasında konuşacağız?”

                                                                     İsmet İNÖNÜ

Yıl 1935…

Mustafa Kemal ATATÜRK iki yıldır zehirleniyordu ve bu durumu farkına vardığında iş işten çoktan geçmişti. Zehirlenmenin üstüne bir de sıtma teşhisi koyarak cıva gibi bir ağır metal içeren uzun süreli bir ilaç “tedavisine” giriştiler.

“Beni Türk Doktorlarına emanet ediniz” diyen ADAMın önce etrafını kuşattılar, Çankaya Köşkü ve Dolmabahçe Sarayı’na hapsettiler ve zehirleyerek yavaş yavaş öldürdüler.

Hastalığı siroza döndüğünde artık günleri sayılıydı. 1937 yılıydı İsmet İNÖNÜ’yü İstanbul’a çağırttığında.

İsmet İNÖNÜ gitmedi. Yolda öldürüleceği bilgisi ulaşmıştı kendisine. İşte böyle kanlı bıçaklıydılar.

Mustafa Kemal 1933’ten beri devam eden Devletçi Ekonomi Politikalarından rahatsızdı. Halkın fakirleştiğini Devlet Bürokrasisinin etrafına çöreklenen zevatın Devletin kaynaklarını hunharca sömürerek semirdiğini de görebiliyordu.

1935 yılında MASON LOCALARINI kapattı.

Hani bugün yere göğe ATATÜRRRRRKKK diye höynküren GÜRUH’un evlerini başlarına yıktı ve 1948 yılına kadar UYKUYA YATTILAR.

İsrail’in Kurulduğu yıla denk gelmesi tabii ki tamamen tesadüf.

Mustafa Kemal’in özel doktoru Mim Kemal ÖKE’nin Mason Locası Büyük Üstadı olması da tesadüf. Onlar zehirlemedi Atatürk’ü değil mi?

Mustafa Kemal ÖLDÜRÜLDÜKTEN SONRA siroz hastalığının AŞIRI ALKOL TÜKETİMİNDEN olduğunu iddia eden zevat 1939’da hangi kurumu kurdular dersiniz.

YEŞİLAY…

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu KEMALİSTLERİ arasındaki yarılma İZMİR SUİKASTİ KOMPLOSU’yla başlar…

İttihadçı bir deli silahşör  ciddi ciddi suikast tasarlamıştır. Yeltenemeden yakalanmıştır. Suikastçı ile Mustafa Kemal o kadar yakındırlar ki baş başa konuşurlar. Suikastçi göğsünü gere gere “seni öldürecektim” der. İttihadçılar böyledir.

Rahmetli Yakup Cemil’i hatırladım şimdi. Enver’in baş belası deli…

1930 yılında olaya benzin dökenlerce yangına dönüştürülen İzmir Suikasti Komplosu öyle bir delirmeye sebep olmuştu ki Kazım Karabekir, Ali Fuat, Refet Bele gibi Liberal görüşlü Kemalist Kurtuluş Önderleri tutuklandı. Ankara’da subaylar ayaklandı ve karakolu kuşattılar. En ufak bir kıvılcımla Ankara tutuşmak üzereydi.

İsmet İnönü içinde olduğu komplonun yangına dönüştüğünü gördüğünde “TUTUKLULARIN SALIVERİLMESİ” için İzmir’de kurulan İstiklal mahkemesi hakimine baş vurduğunda İZMİRDEKİ MANYAK HAKİM İsmet İnönü’nün de tutuklanmasını emretmişti.

Fırtına dindiğinde Mustafa Kemal bütün liberal dostlarını kaybetmişti. En büyük kaybı da Kazım Karabekirdi.

Kazım Karabekir’in liberal bir duruşta olması bir kısım muhafazlakarlar tarafından Cumhuriyet Devrimlerine muhalif bir tavır olarak görülür ve alkışlanır. Değildir oysa ki. Mustafa Kemal’in en yakın Milli Mücadele dostuydu Kazım Karabekir. Bektaşimeşrep, rakısından geri kalmayan, hoş sohbet bir adamdır ve çok iyi bir askerdir.

Mustafa Kemal ATATÜRK en yakın dostu Kazım Karabekir’i de böyle kaybetti…

Hatta İzmir Suikasti Komplosundan  sonra Mustafa Kemal ATATÜRK’ün hiç dostu kalmadı.

Korku ve hayranlık figürü haline getirildi. Etrafı iyice sarıldı ve hareket edemez oldu.

Etrafındaki insanlar artık ona bir YARI TANRI’ymış gibi muamele ederek pış pışlıyor ama tamamiyle farklı gündemlere göre hareket ediyorlardı.

Kız kardeşi Makbule’yi bile fazla yanaştırmıyorlardı yanına.

Peki kimdi bu ATATÜRK KATİLLERİ!

1924 İzmir İktisad Kongresini alaycı gülümsemelerle alkışlayan LEVANTEN VE SABETAİST eğitimli, çok varlıklı “İZMİR VE İSTANBUL’UN KÖKLÜ AİLELERİ”…

İkinci Dünya Savaşı Ekonomisi, Varlık Vergisi, Marshall Yardımları, İş Bankası Kredileri…

Milletin kanını emerek güçlendiler. Hatta öyle güçlendiler ki birbirleri arasındaki siyasi ve ekonomik kavgalardan ibaret Türkiye Cumhuriyeti Siyasi Tarihi. Sağcı onlar, Solcu onlar, Devrimci onlar, Türkçü onlar, İslamcı onlar…

Efendim memlekette din ve vicdan özgürlüğü var. Bir Sabetaist ister sağcı olur, ister solcu, ister türkçü, ister İslamcı.

İlerici ve Atatürkçü olsun da değil mi…

Allah belanızı versin ATATÜRK KATİLLERİ.

Mustafa Kemal’i mumyalayıp müzeye kaldırırken cesedi üzerinden de hatırasını KATLETMEYE GİRİŞTİLER.

6 oklu, büstlü, heykelli, her konu hakkında yüzlerce sözü ile onu TANRILAŞTIRDIKLARI Atatürkçülük Dinini icad ettiler.

Çok ekmeğini yediler Atatürkçülük Dininin.

Bu milletin ekmeğini elinden almak için Atatürkçülük Dininin arkasına saklandılar. “Atatürrrrk!” dediklerinde biz de ne yapalım öyle far görmüş tavşanlar gibi kalakaldık. Onlar da ezip geçtiler bizi son model Tomofilleriyle.

1950 Demokrat Parti hareketi kimse kusura bakmasın LİBERAL KEMALİST bir hareketti. Adnan Menderes de Mustafa Kemal’in siyasete kazandırdığı. Sabetaist damadı bir adamdı. Pek kolay dışarı kız vermezlerse de damat olmuştu o RANT KAPISINA.

Türkiye Cumhuriyeti’nde Liberal Kemalistler ile Sol Kemalistler arasındaki yarı samimi yarı semirmeli münafık kavgası 12 Eylül 1980’e kadar sürdü.

Sokaklarda hep en halk çocuğu olanlar öldü. Onlar bayraklaştı, tişörtlere resim oldu. Tuzu kuru pembe mabadlılar her daim yürüdüler yollarında. En fazla Paris veya Londra’da SÜRGÜN HAYATI! Yaşayarak memleket hasretiyle KAHROLDUKTAN!  sonra kaldıkları yerden devam ettiler MÜCADELELERİNE!

Millete de ANDIMIZ ezberlettiler!

Hiç utanmıyorlar çünkü bu ATATÜRK KATİLLERİ.

Arsızlar, haramiler, ahlaksızlar…

Bir tavır konuyor ortaya. Metnin içeriğini beğenirsin beğenmezsin ki beğenmeme özgürlüğü de olmalı. Ancak bu metni her gün 7 yaşından 14 yaşına kadar çivi gibi çocukların kafasına çakmak:

12 EYLÜL FAŞİZMİNİN ARTIĞI BİR FAŞİZMDİR!

Bugün kendine KEMALİST ve ATATÜRKÇÜ diyen “ATATÜRK DİNİ DİNDARLARI” yüreğiniz  yetiyorsa canınızı dişinize takın da ATATÜRK’ÜN CİNAYETİNİN PEŞİNE DÜŞÜN. KATİLLERİNDEN HESAP SORUN.

Onlar size bu DİNİ EZBERLETEN Peygamberleriniz, evliyalarınız ve alimleriniz. Siz de şüphe etmeden İNANAN MÜMİNLER.

Akıma Mustafa Kemal’in 1923 yılında Latife ile evlenmesi geldi. Londra ve Paris görmüş, Sorbonne’da hukuk eğitimi almış Latife.

Aydın ve Çağdaş kadının örnek temsilcisi. Ve bir sürü edebiyat.

Peki Atatürk’ün yaveri Salih BOZOK’un hatıralarında çok hüzünlü bir aşk hikayesi olarak anlattığı Fikriye’yi nereye koyacağız.

Peki Mustafa Kemal’in Çankaya Köşkü’ndeki imam nikahlı eşi Fikriye hani nerede. İmam nikahlı eşi üzerine resmi nikahlı evlilik yapan Mustafa Kemal ATATÜRK!

Nereye koyacağız Fikriye’yi? Mustafa Kemal’in bütün Kurtuluş Savaşı boyunca cefa ve dert ortağı KADIN’ı.

Mustafa Kemal’in ikinci eş ve resmi nikahlı bir KUMA getirmesine çok üzüldü ve hastalandı.

Mustafa Kemal ATATÜRK Latife ile evlendikten sonra Çankaya Köşkünde yer bulamadı.

Arada sırada ziyaretleşirlerdi karşılıklı Mustafa Kemal ile Fikriye.

Birgün Fikriye göğsünden vurulmuş bir halde Köşkün bahçesinde bulunana kadar. Gizemli bir şekilde sessiz sedasız ATATÜRK Latife’yi de boşadı.

Fikriye’nin göğsünden tek kurşunla vurulması hala bir sır.  

Birileri ondan 1925’te can yoldaşı Fikriye’yi, 1930’da Silah arkadaşı dostlarını, sonrasında sağlığını aldı…

Ve en sonunda da canını...

Mustafa Kemal ATATÜRK Fikriye için bakın ne demiş:

"İçsem de bir kadeh hayat iksirinden,zamansız ayrıldım, bilinsin Fikriye’den.
Bıkmadım ki doyayım o narin ellerinden,
Ümmid-i aşkım saracak seni, cefakâr teninden."

                                                           Mustafa Kemal ATATÜRK

Yarini, dostlarını almışlar elinden. Etrafını bir alay çapsız hain sarmış. Ne diyormuş İsmet İnönü Paşa Hazretleri: Atatürk çok içiyormuş.

İnsaf yahu İsmet. O içmesin de kim içsin…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                              


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Taylan Atasoy Taylan Atasoy 09.04.2019 19:11

Recep Tayyip Erdoğan da aynı durumda değil mi ? Etrafı leş köpekleri tarafından sarılmış değil mi ? Onu vitrine koydular , heryeri talan ediyorlar hırsızlar .9

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık