• 21 Ocak 2019, Pazartesi 19:26
MURADÖZDİL

MURAD ÖZDİL

Allahsızlık in iman out!

ALLAHSIZLIK İN İMAN OUT

Siz hiç Allah korkusu olmayan birini sevdiniz mi…

Üstünüze çamur, leş kokusu, kan bulaşması pahasına. Bir yandan saflaşma ve masumiyet arayışınıza yol almak için zikir ve ibadetiniz Allah’ın huzurunda eğreti işçilikle sıvanmış boya gibi dökülürken; diğer yandan insanların arasında insanlardan bir insan olmak için debelendiniz mi…

Allah’tan korkmayanlar ne kolay bahsediyorlar Allah’ı sevmekten. İnsandan korkmayanlar, utanmayanlar, sıkılmayanlar ne kolay bahsediyorlar İNSAN SEVMEKTEN…

Hele olmaya gayret etmek gibi çiğ, yüzsüz bir ahlaksızlık ne kadar yayılmış ağızlarda ciklet olmuş. Sevmeye çalışmak, insan olmaya çalışmak, aldatmamaya çalışmak, çalmamaya çalışmak, sözünün işinin ve bedeninin alan razı satan razı puştmodern fahişesi olmamaya elden geldiğince çabalamak falan…

Benim sigarayı bırakmaya çalışmama benziyor…

Yalan…

Nasıl ki zalim zorba kendine ettiği zalimlik ve zorbalığı kendine yanaşanlara bulaştırıyorsa yalan da böyle. Önce kendilerine söylüyor ve inandırıyorlar yeni çağın ahlaksız yalanlarını ve herkese söyleyebiliyorlar…

Başka türlü yaşayamazlar artık. Yüzleşemezler oldukları şeyle. Aynaya bakarak “ben ne kaşarlanmış bir fahişe oldum böyle” diyemezler. İster çağdaşlık, insan hakları, solculuk, deizm mavalını tuttursunlar; isterlerse İslam, insan, akletmez misiniz mavalını.

Hepsi birdir. Aynı şeytanın gönüllü müminleri ve köleleri onlar.

Kendini sokaklara atmış, fiyatı üzerinde yazan ve dilinden de dürüstçe  dökülen sokak fahişesi kadar haysiyetleri yok bu yeni çağ hayat fahişelerinin. Rötuşlu ve doğru açılı fotoğrafları üzerine boca ettikleri yalanlarla hayatta kalabilirler yalnızca. Birbirlerine yalan saçarak, sıçratarak kendilerini iyi hissedebilirler. Coşsun beğeniler, gelsin onaylamalar. O yalanı devam ettirebilmenin onayıyla devam yalanlaşmaya.

Allah belanızı verecekmiş peh! Allah da kim oluyor paylaşımım yüzlerce binlerce beğeni alıyor. Ben kendimden ve yalanımdan emin olmayayım öyle mi. Ortalık fahişesi mi diyorsun bana terbiyesiz. Sen hastasın. Göremiyorsun, bilmiyorsun biz ne dertler çektik bu yalanlarla yaşamaya kendimizi alıştırana kadar.

“-Araplar kadar güzel masal uyduran, İranlılar kadar güzel masal anlatan, Türkler kadar masallara inanan başka bir millet yoktur-

Mirza Fethali Ahdunov…”

Yukarıda gördüğünüz ve genç zihinlerde pırıl pırıl parlamaya namzet sözün sahibi bir ateist. Sözün hedefiyse doğrudan doğruya İSLAM…

Peki bu sözü paylaşan şahıs kim!

Müslüman ve dertli bir mütefekkir olduğunu iddia eden Mustafa İSLAMOĞLU…

Soyadına bakarsak “İSLAM-ın-OĞLU” ; İSLAM’ın masal olduğu iddiasındaki bir ateisin sözünü “büyük filozof ve düşünür” yakıştırmasıyla sosyal medyada paylaşmış. Gelsin retweetler, beğeniler coşsun. İnsanlığa, insan aklına dair daha ne güzellemeler gazellemeler. Genç zihinleri aklın zirvelerinde DİNSİZLEŞTİRME davasının MÜTEFEKKİR’inin marifetleri.

Mustafa İSLAMOĞLU’nu “seçilmiş kişiler koalisyonu”ndan oluşturulmuş sıkıcı bir tartışma ve siyasi –goy goy- programında son izlediğimde ULTRA KEMALİST bir emekli tüm generalin “her söylediğinin altına imza atarım” derken görmüştüm en son. Aferin İslamoğlu sana. Ne aydın, ne seküler, ne dinsiz, ne ALLAHSIZ bir İSLAM-sız-OĞLU mütefekkirmişsin sen. Düşünmekten anan ağlıyordur muhakkak bunca ALLAHSIZLIĞI…

 Bizim beş duyuyla algılayamadığımız ALLAH’ın varlığına inanmamızı “şizofreni”, ellerimizi açarak dua etmemizi “sanrılı sayıklamalar” şeklinde BİLİMSEL ZEMİNDE tanımlayan bir ALLAHSIZ ATEİST’in İslam’ın bir masal olduğuna dair parlak lafını utanmazca sosyal medya hesabından bir bıçağı iteler gibi itelemekten çekinmiyor.

Çağın ahiret cellatlarından yalnızca biri…

Mekke müşriklerinin Kuran’da anıldığı gibi “Eskilerin Masalları” diyor Kuran’a ve İslam’a…

Mustafa İSLAMOĞLU bir zamanlar tuhaf seküler “irani masalsı anlatımlı” TEFSİR DERSLERİYLE meşhurdu. Efendilerine Kuran’a tefsir yoluyla itelemeler ve çıkarsamalar sokuşturma hizmetini tamamlar tamamlamaz MEDDAHLIĞA başladı.

İçine büründüğü İrani (şia kokan) tavır, kılık ve traşını zerre bozmadan imanın yerine aklı; Hira’nın yerine aklın putlarıyla dolu kabeyi işaret etmeye devam ediyor. Atadan dededen imanı koklamış gençleri aklın pırıltılarıyla İBLİS’in İBADETGAHI olan “zamanın bilimsel gerçeklerine” çağırıyor.

Efendim AK PARTİ iktidarı ile “parayı bulmuş” GÜRUH’un daha bir üst orta sınıf pembe mabadlı vakıf üniversitelisi “muhafazakar genci”yseniz ve TASAVVUF’a meyliniz varsa yolunuzu kesecek Dücane CÜNDİOĞLU verelim. Zurnanın zırt dediği yere kadar sizi taşıdıktan sonra “iman ergen işidir” deyiversin. Yetişkinliğe ulaşmanın yolu “akıldan geçer” deyiversin. Sonrası mı? Sonrasında o tatlı dili ballı dudaklarıyla ne Aristolar, ne Herakleitoslar, ne Platonlar ve daha ne Antik Yunan putperest dallamalıkları anlatacak size ne dallamalıklar. Oturun karşısına karizmayı hissedin ve dinleyin yalnızca koyunlar gibi. Tefekkürünüz coşsun…

İslam’la ilgili fazla bilginiz yok ve Allah’a inanmakla birlikte İslam’a sempatiyle mi bakıyorsunuz. Size CERN’den, fizikten, kimyadan bilmem ne bilimlerinden, uzay bilimlerinden kuantuma varana kadar habarı olan İtalyan görünümlü, yakışıklı ve ciks, ilahiyat dünyasının dahi ve playboy görünümünü bir potada eritmeyi başarmış Caner TASLAMAN’ını verelim büyruuuuun. Hadis ve sünnete dahiyane saldırılarıyla zevklenin. Ne kadar bilimsel bir Müslüman olduğunuzla övünün…

Elhamdirilillirililliri lilli yar Müslüman mısın? Vur patlasın rakıya çal oynalayalım Tanrı affeder kafalarında mısınız? Yaşar Nuri takipçisi modern hocalar var “Türkçe İbadet” şovmeni, süper Atatürkçü, mega ilerici, ultra konformist, mezarlarından ışıklar saçacaklarını uman dangalaklar sürüsü için. Var efendim var. Onların İslam’ı en kolayı. Kuleli Askeri Lisesi’ndeki din kültürü ve ahlak bilgisi subayımızın “peygamber bugün yaşasa traş olur aftershave sürerdi” manyaklaşmalarının fetvacıları çok. Gerçi bu sürüye haber saldım Türkçe namaz kılma seferberliğine gelin ezanı da namazı da benden diye. Daha iki kişilik cemaat gelip bulmadı. Türkçe ibadetin kanunlaşmasını istiyorlar ama hadi poponu kaldır gel kılalım diyorum hepsinin işi gücü var. Allahla arama girme diyor da başka bir şey demiyorlar. Pembe popocuklarının tatlı raatını Allaaaa zannediyorlar.

Peygamber’in Kuran’ı kendi kelimeleriyle yazdırdığını iddia eden Mustafa ÖZTÜRK’e neden kızıyorsunuz ki. Allah’ın ayetlerinin bazılarının hükümsüz olduğu için Kuran’dan çıkarılması gerektiğini sessizce savunan ama ateşli biçimde hadis ve sünnet kültürüne saldıran Fazlurrahmancılar on yıllardır Ankara İlahiyat’ı ele geçirmişler. Fevc Fevc imam, müftü ve hatta Diyanet İşleri Başkanı yetiştirmiyor mu. Bu en süper bilen seküler akıl “Müselmanları!” cahil ve gariban halka namaz kıldırıyor ve fetva kesmiyorlar mı?

Solcu hallenmelerde misin de İslami sos mu istiyorsun üzerine. FETÖ’den hapis yatalağı Eren ERDEM ve İhsan Eliaçık ahiret davacısı da bulmuşlar kendilerine. Ebu Zer el-Gıfari’yi Karl Marks’ın önüne oturtmuş sosyalist yapmışlar. Zevzeklenmekten kafalarını kaldıramıyorlar. Kapitalizme büyük düşmanlar ama aynı tezgâhın malı olmuşlar…

Büyrunnnn efendim. Has, halis, muhlis İngiliz YENİ ÇAĞ’a mallaşmış-metalaşmış DEİST YETİŞTİRME tükkanı buradaaa. İngiliz aklının MALLARI bunlarrrr. Seç beğen allll… Allah’ın, kitabın, imanını koy karşılığında nelerrrr neleerrr…

İngiliz aklının Hira’ya hiç girmemiş ve Kabe etrafındaki satanist Puthane kültürünün pazarlamacıları ahiretlerini ne karşılığı sattılar.

Kuran’ın Bakara Suresi 8. ayetten 20. ayetine kadar içini dışını tarif ettiği bu tahtakuruları nasıl bir pazarlığın zehirli ürünleri. Kandırdıkları gariban gençlere ne vaad ediyorlar. İngiliz’in aklı ne vaad eder ki: 

Kızılderililere ve Afrika yerlilerine ne verildiyse o. İncik boncuk, sarhoş eden ateş suyu, iyice yozlaştığında birbirini katletmek için çakar almaz türden bolca silahçık.

Peki sokakta gördüğün “düşmüşü”, kendini aydın, modern ve daha da kepazesi postmodern İNSAN (kadın-erkek) zanneden MALLAŞMIŞ-METALAŞMIŞ kepazeyi sevebilmek mümkün mü “iman kanatlarıyla kim bilir nerelere uçurduğun” varoluşunla.

Siz hiç Allah korkusu olmayan birini sevdiniz mi…

Korunaklı cemiyetinin-cemaatinin-tarikatinin içinde akça akça ve de paka pakçalaştırdığın, o mübarek varoluşunu nerene süreceksin diye düşünmeden zamanın ruhuna bütün sensörlerini ve algılarını kapatmaya çalışmayı hizmet bellemişsin. Kapının dışında bir dünya yıkılırken bir diğeri inşa ediliyor. Bahsettiğim seküler-ALLAHSIZ- putperest İngiliz tezgahlarının müşterilerinin çoğu İmam Hatip Liseleri mezunu genç BEYİNLER. Gençlerin zihinleri, dünyaları Küresel Güç Baronlarının (İblis’in Kıyamet Baronları) kurduğu plan doğrultusunda tecavüze uğruyor.

Haraptar Köyü-Tarikatler 1 yazımda yılbaşının ne büyük bela olduğuna dair ezbere saçmalıklar yazan A4 fotokopi kağıtlarını dağıtan iki genç İsmailağa kopilinden bahsetmiştim. Üniversite öğrenciliğimde TKP’li gençlerin dağıttığı bildirilerden farkının olmadığını söylemiştim. Dün 6 yaşındaki kızıma karne hediyesi olarak çocuk kitabı almak için Semerkand kitapçısına girdim. 9 kitaplık bir seriye 90 TL dedi çocuk. Yuh! Aylık çocuk dergisi 14 TL. Yıllık abonelik 140 TL. Yuh! Yengesi D&R’da çalıştığı için kızımın kütüphanesi benimkinden zengin maşallah. Ama kızıma Semerkand’dan çocuk kitabı alırken “yuh” dedim içimden fiyatlara. Esanslara bir bakayım dedim eyvah. Hangi esans hangi çiçeğin işi belli değil. Yalnızca “Menzil’in Gülü” isimli olanın gül olduğunu koklamadan bilebiliyorsunuz. Diğerlerinin de ne olduğunu kokladığınızda da hakim değilseniz bilemezsiniz. Haşimin şusu, semerkandın busu, onun bilmem nesi gibi isimler. Ama kokuların neyin nesi olduğu belli değil. Beğendiğini sür işte kurcalama fazla. Menzil kültürünce isimler verdik kurban ne zararı var. Gül, lavanta, yasemin ve nane yağlarını karıştırarak zeytinyağı ile incelterek kullanıyorum. Ne koktuğumu biliyorum ama bir önemi yok tabi. Çocuğa iki kitap seçtim çıktım yaşına uygun.

Bu İngiliz seküller-ALLAHSIZ-putperest aklının SÜPER İMAMLARININ hedefinde ve cahil, gelenekçi, hiç de moda ve cool olmayan, kültürsüz büyük kalabalıklar olarak hedefe konuyoruz. Hadi 15 yıl önce kapandığımız kabuğumuzda kendi yağımızla kavrulup gidiyorduk. Şimdi partiyle siyasetle kirletiyoruz kabuğun içinde. Yahu öyle kirleneceğine biz bize takıldığın çay ocağında git o balattaki entel kafesine orada kirlen. Anlatma hakikatlerini, bilmem nelerini. Herkesin karnı nutuk dinlemeye tok. Sahici adam görmeye açlar. Onca sahici adamsınız. Gösterin kendinizi orada burada. Sadece gösterin. Sorulduğunda anlatın ama kimseye bir şey öğretmeye kalkmayın. Karınlar tok vaazlara. Kirlenin arkadaş. Üstüne çamur, leş kokusu, kan mı bulaşacak! Bulaştır arkadaş. Her yerine bulaştır. Kapının dışında oluyordu ve ahrette bulaşacak zaten o zıkkımlar üzerine. Sen neredeydin diyecekler. Sen ne diyeceksin. Çay ocağında biz bize oturup tarikat üstü az parti siyaseti demleniyorduk mu diyeceksin.

Yahu bu namussuzların anlattığı SEKÜLER MASALLARIN uzaktan pek de sevimli görünmeyen kahramanı olma artık yeter. Bir dünya yıkılıyor ve bir başka dünya kuruluyor çay ocağının kapısının dışında.

Senin imanın ne Mekke’de ortaya çıktı ne de Medine’de

Bir mağarada…

Hira’da...

Kuran, talep eden insana hakikatini ve yaratılış anlam ve amacını Hira’da açtı. İman seni mağaranda buldu. Tefekkür, iman ve tarikatin ehlisin.

Bir çıkalım şu Hira’dan. Bak şehrine bir Mekke puthanesine dönmüş. Hiçbir şey anlatmasan, insanların arasına karışarak yalnızca hüznüne dalsan biri soracak “yahu sana ne oluyor” diye. Derdini anlat sorulduğunda. Kirleneceksin evet, çamura, kana, leş kokusuna bulaşacaksın. Ama öyle de bulaştıracaklar böyle de bulaştıracaklar.

15 Temmuz’dan sonra Küresel Finans Baronlarının (İblis’in Kıyamet Baronları) güttüğü CİA destekli FETÖ’nün bürokrasi ve toplum içerisinde boşaltıldığı yeri “ŞEHİT VE GAZİLER VEREN” Türk Milleti ve biz mi doldurduk. Kör müsün! ABD finansçılarının boşaltıldığı her yere İNGiLİZ AKLI’nın BENDELERİ, MÜMİNLERİ, seküler  ALLAHSIZları dolduruldu. Son stratejik yerleşmelerini tamamladıklarında bu milletin GELENEKSEL İMANININ son temsilcileri olan TARİKATLERE SALDIRACAKLAR!

15 Temmuz Darbe Girişimi CİA kumandanı Graham Füller ile 28 Şubat sürecinde ABD’de konferanslara katılan Merve Kavakçı’nın birlikte meclise girdiği Nazzlı ILICAK FETÖ’den hapiste. Kavakçı Büyükelçi, kardeşi milletvekili, kızı cumhurbaşkanı danışmanı ve ne FERASETLİ BİR SÜLALEDİR Kİ birçokları biryerlerdeler…

“28 Şubat 1000 Yıl Sürecek!” dediğinde ALLAHSIZ’ın biri öfkeyle gülüp geçmiştim ama dehşetle görmüyor musunuz 28 Şubat süreci hala dipdiri ayakta ve devam ediyor. Biz de 2023, 2071 hikayeleriyle avutuluyoruz ve İKTİDARDAYIZ SANIYORUZ…

Yozlaşmanın dibini kazan AK PARTİ’ye iktidarı verenler onu geri almaya hazırlanıyorlar ve alacaklar. Yeni dengeler kuracaklar REİS’i mengeneye aldıklarında.

Biz mi ne yapacağız. 1994 öncesine geri döneceğiz. Milli Görüş Hareketinin romantik günlerine. Romantik ve hüzünlü günler bizi bekliyor olacak. Dünya nereye gidiyor, vah vah ortalık yangın yeri, gençlerimizin imanı göz göre göre çalınıyor diyeceğiz oturduğumuz siyasi emeklilik tahta sandalyesinde çayımızı içerek burnumuzu saklarken ateşten.

O çay bana zehir olsun vallahi de billahi de. Allah aşkına çıkaralım burnumuzu şu biz bize toplaştığımız iman zindanlarından. İnsan içinde nefes alsak bile kar.  Bu yazıya Beyoğlu Taksim’de bir cafede gece yarısı başladım ve Kocamustafapaşa’da bir sabahçı kahvesinde bitiriyorum.

Cafeye gidene kadar iki hayat kadını gel gel etti. Birine yemek ısmarlamıştım bir zaman “birlikte yiyelim mi” diyerek. Ermeni yaşlı bir gariban. Ermenistan’da ailesine para gönderiyor. Müşterisi pek az. Karın tokluğuna yaşıyor. İki bar tellalı gel gel etti dönüp bakmadım alışığım gel gellerine. Yanıbaşımdan birkaç travesti geçti gitti kendi hallerinde. Onlar kenar köşe garibanları bu şehrin. İsi çamuru görünüyor hallerinde hepimiz gibi hayatın.

Çok daha büyük ve tehlikeli fahişelikler, gel gelciliklerle yangın yeri olmuş dünya, zihinler tecavüze uğruyor…

Siz hiç Allah korkusu olmayan birini sevdiniz mi. Allah korkumuzca Allah’ı seviyorsak. Allah korkusu olmayanları da sevelim. Sevgimizle zehirleyelim onları.

Bedir’de 313 mümin dövüşürken çamura, kire, akrabalarının, kardeşlerinin, babalarının, evlatlarının ve kendi kanlarına bulanmadılar mı? Yalın kılıç dövüşürken ter kokuları birbirine karışmadı mı?

Kendi çamurumuza, kendi ter kokumuza, kendi kanımıza BEDİR’İN ASLANLARI gibi atlayalım ve batalım artık yeter.

Allah aşkına…

 

Not: Bir dahaki yazımda İBB’de (İstanbul Büyükşehir Belediyesi) Kültür Sanat işleri nasıl yürüyor bir dökeceğim. İyi bildiğim yerden sallayacağım kılıcı. Bakalım kime ne kısmet denk gelecek…

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Mehmet ce Mehmet ce 22.01.2019 00:16

Ne salladın be abi hem hasımlara hem hısımlara Allah c c razı olsun Rabbim bu davaya hizmet eden erlerden ayırmasın bizleri

Mehmet Mercan Mehmet Mercan 27.01.2019 00:17

Hocam ne kadar dağıldıysan O kadar dağıttın beni.! Yüreğine sağlık

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık