• 15 Mart 2018, Perşembe 16:23
MONSENYÖR1.ERSİN

MONSENYÖR 1.ERSİN

Nefret mi Kıskançlık mı?

Bu kıskançlığın en büyük nedenlerinden birisi Osmanlı'nın Arap coğrafyasındaki yok olmayan hayaletidir.

Özellikle Mısır dışında iktisadî bakımdan pek de kârlı olmayan hiçbir gelir getirmeyen hatta merkezi hazineden yardım götürülen Osmanlının başlıca sâlyâneli vilayetleri dediğimiz Cezayir, Tunus, Libya, Bağdat, Habeşistan Hicaz, Yemen gibi bölgelerin Osmanlı Devleti tarafından uzun zaman karşılıksız korunmasının sebebi nedir?

Bu sorunun cevabınıTürk Devlet geleneğinde aramak gerekir.

İslam öncesi Türk devlet geleneği cihan-şümül hâkimiyet telâkkisi, “Güneş bayrak, gök kubbe çadır” ifadesiyle mana bulmuştur. İslamiyetin kabulünden sonra da hâkimiyetindeki bütün teb’a“vediatullah” (Allah’ın emaneti) olarak kabul edilmiştir. İşte bu geleneksel devlet anlayışının sırrı, Osmanlı diplomatikasında kullanılan “Mahrûsa” veya “Mahmiye” tabirlerinde gizlidir. “Korunmuş, himaye edilmiş.”manasında olan bu terimler, Osmanlı hâkimiyetine dâhil olan her karış toprak için kullanılmaktaydı. Bütün şehirler Mahrûsa veya Mahmiye sıfatları tavsif edilirdi.

Mekke; Mükerreme, Medine; Münevvere gibi...

Osmanlı hâkimiyetinde uzun yıllar kalan Arap ülkelerinden Anadolu’ya akan servet niteliğinde bir zenginlik olmamıştır. Osmanlı Devleti’nin savaştığı cephelere, hâkim olduğu bölgelerden zorla sürüklenerek (veya İngiliz ve Fransızların yaptığı gibi) kandırarak asker getirtilmemiştir, aksine 19.yy kadar bu bölgeler sömürgeci devletlere karşı himaye edilmiştir.

İnsanlığın son adası olan Osmanlı İmparatorluğunda 1876 yılında açılan Birinci Meşrutiyet Meclisi’ne, ülkenin her tarafından dil,din ırk gözetmeksizin mebus seçilmiş ve Meclis-i Mebusân’da bu vekiller görev yapmışlardır. Oysa Avrupa sömürgeciliğinde böyle bir örneğe rastlamak mümkün değildir. İngiliz Avam Kamarası’nda, Hintli, Pakistanlı, Rodezyalı veya Yeni Zelandalı, keza Fransız Parlamentosunda Cezayirli, Senegalli, Gineli bir parlamenter olabileceği hayal bile edilemezdi. Bu husus, bugün dahi en tarafsız en hamiyetli Avrupalı bilim adamları tarafından dile bile getirilmemiştir.

İşte nefretlerinin kökü olan kıskançlıklarının başlıca sebeplerinden biri de budur.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Orhan aydın Orhan aydın 15.03.2018 19:25

Mükemmel hocam ağzına yüreğine sağlık

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık