• 30 Aralık 2018, Pazar 9:21
M.FATİHCAN

M.FATİH CAN

Yılbaşı düşünceleri...

Yılbaşı düşünceleri...

 

Eflatun’a sordular: “İnsanın sizi en şaşırtan iki davranışı nedir?”

Tek tek sıraladı Usta: “Çocukluktan sıkılır; büyümek için acele eder. Ne var ki çocukluğunu özler…

Para kazanmak için sağlığını harcar ama geri almak için de parasını…

Yarınından endişe ederken bu gününü unutur. Ne bu günü ne de yarını yaşar…

Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar, ancak hiç yaşamayacakmış gibi ölür...”

İnsan nefs yönüyle tam da böyle bir fenomendir gerçekten. Paradoks dediğimiz muammalar sarmalının nesnesidir…

Zıtlıklar, çelişkiler, dikotemilerle mülemma bir âlemdir…

Varlıkta “acz” ile yoğrulmuşluğun; bir türlü kabullenemediği açmazları çıkar önüne sürekli…

Mesela, hayatının ilkbaharında enerjisi ve umudu sonsuzdur, zamanı da; fakat imkânı sınırlıdır…

Büyür, parayı bulur, enerjisi de vardır; lakin zamanı olmaz…

Bir vakit gelir her şeyi olur, ama mevsim sonbahardır ve yakıt azalmıştır…

Bütün bir ömür, imkân ve bol zaman yakalamak için harcadığı enerji, beslediği umut ondan uzaklaşmıştır artık…

 

Prangalar

Hayat cilvelidir. Her kademede bir şeyi eksik bırakır, bir hayali kırar; ama umudun birini söndürürken diğerinin fitilini ateşlemeyi ihmal etmez…

Dünya bir umut hapishanesidir aslında…

“Ümidini kestiğin şeyden hürsün. Tamah ettiğin şeyin ise kölesisin” der Atâullah İskenderî hazretleri bu yüzden...

Cilvelere işaret etmek istemiştir; ariflerin tûl-i emel dedikleri o görünmez prangalara dikkat çekmiştir…

Hakikaten, sahip olmak istediklerinden bir dünya kurar kendisine insan ve önce bekçisi olur onun, sonra esiri…

 

Gam küresi!

Nefsine yaptığı en büyük zulüm de onu bir serabın kucağına çeken; bir umudun içine hapseden şu dünyanın parmaklıkları arasından gördüğünü hayat zannetmesidir…

Halbuki oradan gördüğü şey izafidir; zamanda vehmettiği kısalık da uzunluk da; mekânda zannettiği genişlik de darlık da her şey…

Panin’in; “Gençlikte günler kısa yıllar uzun, yaşlılıkta günler uzun yıllar kısa...” tespiti türünden bir yanılsama…

Filhakika zaman aynı zamandır; onu uzatan da kısaltan da insanın mağlubu olduğu an ile alakalıdır…

Istırabı olur; zaman uzar da uzar ve feryat eder:

“Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkıt ne bilir?

Müptelayı gâma sor kim geceler kaç saat…” diye inleyen şair gibi...

Neşesi olur, vakti tutamaz; bu sefer hızından, kısalığından yakınır…

Hayatın hây ı hûyu içinde şâduman olsa da gâmında yuvarlansa da hayıflanmak kaderidir…

Yani ne kadar güçlü hissederse hissetsin, mutsuzluk da mutluluk da zannîdir, izafidir…

Mamafih bu âlemde hüzün neşeye galiptir ki agâh olunsun...

Onun içindir ki, iki keder bir mutluluk terkibinden ibaret hayatta, zannî olana göre gerçeğe daha yakın duran odur…

Müslüman âlimler dünyayı tarif ederken “gâm küresi” derlermiş eskiden…

“Cihanda adem olan bî gâm olmaz” derlermiş…

Hakikaten hep bir tarafı göçüktür insanın; saklamaya çalışsa da…

Ağız tadını bozan bir kekrelik vardır, lezzetlerinde…

Sürekli açık tuttuğu yorgun gözleri de hep buzlu bir camın ardından görür manzarayı, öyle sanmasa da... İnsan kendini kandırmayı da bilir; hayata tutunmak zorundadır ve yaşama tutkusu verili bir değerdir çünkü…

Sonluluk gerçeğinin tüm faraziyelerini boşluğa düşürdüğü ünlü ate Volter’in; “Ben varken ölüm yok; ölüm varken ben yok (!)” aforizmasıyla kafayı bulup rahatladığı gibi…

Yoklukla varlığa tutunmaya çalışan zavallı Aydınlanmacı...

 

Kalmak mı gitmek mi?

Ademoğlu’nun freni de tutmaz...

Sürekli daha iyiler, daha çoklar, daha güzellerin peşinde savrulur durur...

Halbuki daha iyiler, daha çoklar, daha güzeller hep bir adım öndedir…

Ömrü hayata tohum atmakla geçer; hasat için sabırsızlanır; onu vadeden zamanı iple çeker; ne var ki umduğuna kavuşturan zaman hayattan çalmaktadır…

Mürur edip giden anın ömürden olduğunu bile bile bakışları yönelişleri hep atiye müteveccihtir…

Durmakla gitmek arasında bocalasa da onu ileriye çeken bir şey vardır…

Bu sarmal onu hiç bırakmaz…

Tuttuğu şey hızla önemsizleşirken henüz tutamadığının büyülü cazibesi ihtirasını kamçılar...

Cebine attığına bakmaz; atacak olduğuna diker gözünü…

“Sonuç” odaklı yaşar…

Kelimenin mastarı olan “son” un, ürkütücü bir iç sesin telini titreten tedaisine rağmen her çabası, her çırpınışı, her gayreti “sonuç”a vasıl olma adınadır...

 

İdam mahkûmu!

Asli gerçekse bambaşkadır...

İnsan doğduğu andan itibaren hızla yeniden küçülmek için büyür ve bir anlamda ölmek için yaşar…  Yaşamak için öldüğü de olur...

Hadi itiraf edelim; zamanı ve şekli tebliğ olunmamış bir idam mahkûmudur ne yazık ki…

Elhasıl; beşerin “ön hayat” ına dair sayısız paradoks tespit etmek mümkündür.

Ve varlık âlemindeki bütün paradoksların tek bir izahı vardır…

Allah “Câmiü’l ezdâd” olduğundan ve kulu da esmasının yansımalarına muhatap olma şerefi ve sıkletiyle mücehhez bulunduğundan; onun şu hem kalmak hem gitmek tezadıyla sarmalanmış olma hali ancak bu sırdan hareketle kendine esrarlı bir izah bulur...

Yaratıcının bu âleme dair tanzimi (Sünnetullah) gereği; varlık kategorisini oluşturan cemadât, nebatât, hayvanât ve nâs’ın devinimi, debelenişi, arayışı da biteviye sürer gider...

Ve insanoğlunun telaşı, mutsuzluğu, hasreti; şu dâr-ı fenâ’da gurbette olmaklığından olsa gerek hiç dinmez…

Fark şu ki, kimi ötelere çekilişin sırrını müdrik olmak hasebiyle, sakin ve tabiî bir seyyaliyetle sonsuza akarken bazısı şu arayışın cevabını sonlu bir zaman ve mekânın imkanlarında bulabilme zannıyla sürüklenir durur...

Abbasilerin büyük şairi Mütenebbi, bu muammaya ilginç bir yorum katar:  

“Ruh büyük olursa bu büyük ruhun sonsuza rabıtalı yüce emel ve arzuları mütemadi hamlelerle, dar beden kafesini yorar. Ama ruh; ezeli âleme bağlı olduğu için yorulmaz, doymaz, bıkmaz, usanmaz...

Ruhunu kirletmiş olanın huzursuzluğu da, ruhunu ben hapishanesinin küçük hesaplarına, sonlu heveslerine mahkûm etmesinden kaynaklanan gerilimdendir...”

Kim ne derse desin; “sonluluk” diye bir şey varsa, dünyanın son sözü bir rüya tabirinden ibaret olacaktır…

 

En temel paradoks…

O halde sürüklenişten akış haline geçişin sırrını Nebeviyyet kitabından haber verelim:

“Mûtü en temûtü! / Ölmeden önce ölünüz!”

Velayet kitabından da bir tembih paylaşalım:

“Ey nefis taşıyan! Dikkat et! Dünya arkasını döndü gidiyor…  Ahiret yüzünü çevirdi sana doğru geliyor… İkisinin de taliplileri var. Sen ebediyet insanı olmaya bak. Unutma! Bugün amel var hesap yok! Yarın hesap var amel yok…” (Hz. Ali kv.)

Şu hikmetler; fıtratı sonsuza ayarlı insana, hem sonluyu hem sonsuzu hakikat kategorisindeki gerçek yerlerine oturtmayı teklif ediyor ki bu adalete davettir.

Adalet ancak bu manada yerini bulursa dünya, harika bir atlama taşı olacaktır…

Bu ölçek; “niyet” dediğimiz yegâne mihengin fiyat oluşturuculuğunu, kıymet biçiciliğini de ifade eder…

Nihayet; geçen her anın, saatin, günün, ayın, senenin hayat sermayesinden yediğini bile bile hep bir sonranın ipini çekmeye mahkûm oluşu, insanın bu gezegendeki en temel paradoksu olsa gerektir…

 

Soruyor…

Soruyor; zafer kazanmış bir üslupla; “yeni yıldan ne bekliyorsun?” diyor…

Geçen yıldan, yıllardan sormuyor…

Düne göre bir gün önde olmayı kıymetli buluyor ama bunun bir “çekiliş” olduğunu düşünmüyor…

Mesafe kat etmekse; geri geri giden bir vasıta da mesafe kat etmiş olmuyor mu?

Rakamlar yalan söylüyor ya; inanıyor...

Alın size; modern insanın bir açmazı daha…

Sayılar üzerinden bir okumayla bir fazlayı, kazanım kabul ediyor, mutlu oluyor…

Ya da geldiği yere doğru hızla uzamanın bir bükülme hali olması gerçeği ürkütücü olsa gerek, kafa konforunu bozmak istemiyor…

“İleriye bak! Geçmişe takılıp kalma!” diyor.

Geçmişin bizi ileri iten bir dinamik; geriye atanınsa gelecek olduğunu hiç düşünmemiş belli ki…

Quo vadis?

Ben de soruyorum: Ey modern çağın ağına takılmış adam!

Senin “gelecek” dediğin şey; zannettiğinin aksine bir geriletendir; haddizatında bir pörsütendir...

Alınanı sana yeniden kazandıran, seni anlamlı kılansa geçmişindir yani tarihin...

Bazen ardında bıraktığını zannettiğin önüne geçer de onun ışıttığıyla önünü görür, yolunu bulursun…

Bu paradoks da cilvelerden bir cilvedir...

Seviniyorsun; yeni bir yıla daha girdim diye, kutlamak için âlemlere akıyorsun; ondan beklentilerini sıralıyorsun…

Bulamayınca suçluyorsun…

Zamandan beklenmez, zaman senden bekler...

“Aşiyana göre kuş olmaz kuşa göre aşiyan olur…

Zamana göre insan olmaz insana göre zaman olur”, demişler…

Kaçıyorsun eze eze zamanı; koşuyorsun seni seraba çeken yeni hapislere doğru…

Eze eze, yarışa yarışa değil; pişmanlıklarını azalta azalta varmaktır varışa, aslolan...

Varış da şairin; “Ölümden ilerde varış dediğin...” dediği gibidir...

 

Bütün mesele…

“Yerin altında en çok ne var?” diye sordu Behlül Dâna, Halife Harun Reşid’e…

“Herhalde ölüler var” deyince;

“Yok” dedi Behlül;

“En çok ölülerin pişmanlıkları var…”

İki bin on dokuz; pişmanlıklarını azaltarak yüceleceğin bir yıl olsun dilerim.

Sana söylediklerimi kendime de yazdım…

 

İktidar Ocak 2018

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Murat ÖZDİL Murat ÖZDİL 30.12.2018 09:29

Hocam neden daha sık yazmıyorsunuz...

  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
1 İstanbul Başakşehir 13 9 3 1 14 30
2 Kasımpaşa 13 8 1 4 10 25
3 Galatasaray 13 7 3 3 8 24
4 Beşiktaş 13 6 3 4 7 21
5 Yeni Malatyaspor 13 6 3 4 6 21
6 Atiker Konyaspor 14 5 6 3 5 21
7 MKE Ankaragücü 14 6 2 6 -1 20
8 Antalyaspor 13 6 2 5 -3 20
9 Trabzonspor 13 5 4 4 2 19
10 Göztepe 13 6 0 7 -1 18
11 Bursaspor 13 3 7 3 1 16
12 Demir Grup Sivasspor 13 3 6 4 -4 15
13 Aytemiz Alanyaspor 14 5 0 9 -9 15
14 Erzurum BB 13 3 5 5 -3 14
15 Fenerbahçe 13 3 4 6 -5 13
16 Akhisarspor 13 3 3 7 -9 12
17 Kayserispor 13 3 3 7 -12 12
18 Çaykur Rizespor 14 1 7 6 -6 10
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
1 Çaykur Rizespor 34 20 9 5 30 69
2 MKE Ankaragücü 34 18 9 7 21 63
3 Boluspor 34 18 6 10 23 60
4 Ümraniyespor 34 17 8 9 14 59
5 Erzurum BB 34 14 11 9 12 53
6 Gazisehir Gaziantep FK 34 15 8 11 19 53
7 Altınordu 34 15 8 11 10 53
8 Balıkesirspor 34 16 7 11 10 52
9 İstanbulspor 34 14 8 12 6 50
10 Vartaş Elazığspor 34 13 9 12 9 48
11 Giresunspor 34 13 8 13 6 47
12 Adanaspor 34 12 7 15 -15 43
13 Adana Demirspor 34 11 8 15 -3 41
14 Eskişehirspor 34 12 8 14 7 41
15 Denizlispor 34 10 8 16 -4 38
16 Samsunspor 34 7 15 12 -14 36
17 Manisaspor 34 7 3 24 -49 12
18 Gaziantepspor 34 2 4 28 -82 1
    Takımlar O G B M Av P
1 Hatayspor 34 23 7 4 48 76
2 Menemen Belediyespor 34 22 8 4 42 74
3 Afjet Afyonspor 34 21 7 6 31 70
4 Sivas Belediyespor 34 19 10 5 28 67
5 Keçiörengücü 34 19 7 8 36 64
6 Sancaktepe Belediyespor 34 16 11 7 26 59
7 İnegölspor 34 17 8 9 12 59
8 Sarıyer 34 13 5 16 -1 44
9 Tokatspor 34 11 10 13 -8 43
10 Etimesgut Belediyespor 34 11 9 14 -3 42
11 Kastamonuspor 34 12 4 18 -3 40
12 Eyüpspor 34 11 6 17 -10 39
13 Tuzlaspor 34 10 8 16 -9 38
14 Bodrumspor 34 10 8 16 -14 38
15 Amed Sportif 34 10 10 14 -4 37
16 Bucaspor 34 10 9 15 -9 36
17 Korfez SK 34 4 4 26 -48 13
18 Mersin İdmanyurdu 34 1 1 32 -114 -17
    Takımlar O G B M Av P
1 Altay 34 19 9 6 30 66
2 Bandırmaspor 34 19 7 8 22 64
3 Gümüşhanespor 34 19 7 8 25 64
4 Sanliurfaspor 34 19 6 9 21 63
5 Sakaryaspor 34 17 10 7 15 61
6 Bugsaşspor 34 15 11 8 20 56
7 Hacettepe Spor 34 15 11 8 16 56
8 Konya Anadolu Selçukspor 34 15 10 9 7 55
9 Niğde Belediyespor 34 14 7 13 -1 49
10 Kırklarelispor 34 11 9 14 -9 42
11 Kahramanmaraşspor 34 9 12 13 -14 39
12 Zonguldak Kömürspor 34 9 11 14 -14 38
13 Pendikspor 34 9 10 15 -13 37
14 Fethiyespor 34 8 12 14 -9 36
15 Fatih Karagümrük 29 9 4 16 -13 31
16 Nazilli Belediyespor 34 7 8 19 -24 29
17 Karşıyaka 34 6 9 19 -22 21
18 Silivrispor 34 2 11 21 -34 17

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık