• 26 Eylül 2018, Çarşamba 0:14
MEHMET YOLDAŞ

MEHMET YOLDAŞ

Telaşe gerek yok beyler!

 

Bizimkiler, "muhalefet olsun ama yapıcı muhalefet olsun" deyip mevcut muhalefetten şikayetçi oluyor.
Ben de aynı fikirdeyim.
Şu an bizdeki muhalefet, görevini  yapmıyor, "İktidarı devireceğim" diye, ülkeye düşmanlık ediyor.
N'aptıkları malûm, girmeyeceğim detaylara...
Ve fakat...
Beklenti olan yapıcı muhalefeti, iktidara oy vermiş, hiç bir zaman desteğini esirgememiş bizler yapıyoruz bugün. Ama "Yapıcı muhalefet" diyenler bize de "Kripto" diyorlar.
Bir memnuniyetsizlik beyzadelerde !
Onlara uyup ben de cevaben, "Senin kişisel ne menfeatin var AK Parti'den? Bu telaşın niye?" desem kim ne diyebilir? Kolay ılıca kazıp laf ebeliği mi yapılım?
"Yapıcı muhalefet nedir?" diye soran olursa en kısa tarifi;  Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilmek ve çözüm önerisi sunmaktır bana göre. Tabi bunun yerli yerinde ve zamanında olması lazım. Testi kırıldıktan sonra akıl veren çok olur. 
Bugün mevcut muhalefet, "Yıkacağız" diyor. Biz ise, "Bu yanlış, düzeltin" diyoruz.
Onlar, doğru/yanlış herşeye karşılar. Biz, memleketin hayrına yaptıkları her iş için ellerimiz patlayana kadar alkışlayıp, gırtlağımız patlayana kadar  "Helal olsun size" diye haykırıyoruz.
Kimse bu dediğimizi "Yalan" diyemez.
Mark bile şahit yazdıklarımıza.
Gözüne sokarım yok diyenin !
Yaptığımız şey belki amatörce ama samimi. Kimsenin adamı değiliz. Milletimizi ve devletimizi karşılıksız seviyoruz. 
Bu toprklarda yaşamak, bu aziz milletin bir ferdi olmaktan daha büyük bir nimet var mı  bir Müslüman için?
Kafir bir memlekette doğmamışız, sapkın bir fırkanın içinde büyümemişiz. Doğruyu aramak zorunda kalmamış, hakikatin içinde doğmuşuz.
Anlayana ne büyük nimettir bu.
İstiyoruz ki, bizim sahip olduğumuz bu nimetlere çocuklarımız, torunlarımız da sahip olsun. Bize atalarımızın tertemiz teslim erttiği bu dini ve toprakları bizden sonraki nesillere tertemiz bırakalım.
Şurada karaladığımız iki satırı birileri istedi diye yazmıyoruz. Bir faydamız dokunur mu? Ondan da emin değilim. Karınca misali yangına su taşıdık mı? Taşıdık...
Bu işten para kazanmıyoruz. Yahut gelecek zamanlarda bir beklenti içinde olduğumuz için yarına yol yapmıyoruz.
Hiçbir menfaat beklemediğimiz için "Kim ne der?" diye bir endişemiz yok. Olmadığı için elimiz titremiyor yazarken. Denge gözetmek zorunda değiliz yani.
Gözetmek zorunda olduğumuz tek şey devletimiz ve milletimizin menfaatleri.
Benim için partilerin, şahısların adının bir önemi yok. Ne yaptıklarına/yapmadıklarına bakarım.
Yıllarca oy verdiğim MHP'yi, yine yıllarca (7 Haziran seçimleri sonrasına kadar) şiddetle eleştirdim. Neden ? Ülkesi için çırpınan adamın yanında durmayıp CHP ile ortak hareket ettiği için.
Neydi o ortak aday göstermeler falan. Sussa mıydım ?
320 milletvekili varken "Yalnızım" dedi Adam. Yani, "Kelle var ama adam yok yanımda" dedi. O feryada ülkücü kardeşlerimiz yetişti.
Sonra Bahçeli eleştirdiğimiz şeyleri bırakıp devletimizin yanında yer alınca tüm eleştirlerimizi geri çektik. İstediğimiz oydu çünkü. 
"Nikahına beni de çağır sevgilim" diye başlık atmıştım Reisler'in  millet için kucaklaştığını gördüğümde.
Bahçeli Bey, "Yerel seçimlerde de ittifk devam etsin" diyor. Yetmiyor "İstanbul'dan aday çıkarmayacağız" diyerek jest yapıyor AK Parti temsilcilerinin yaptıkları açıklamalara bakın, hangisi yapıcı bir açıklama. Belli ki, rahatsız olmuşlar Bahçeli Bey'in ittifak çağrısından...
Bu nikahı bozana, bozmak için çaba gösterene de susmam, tepeden aşağıya giydiririm.
Tepede lider, aşağıda milyonlarca sesiz yığınlar, "Beka sorunu var" diye canını ortaya koymuşken, seçtiklerimizden büyük bir kısmının hiç bir taşın altına ellerini koymayıp, statülerini ve ticaretlerini koruma gayretine girenlere, babam olsa lafımı esirgemem...
Lider her fırsatta halkla iç içe olurken, partiyi temsil eden diğerlerinin kibre kapılıp, halkı küstürmelerine sonuna kadar feryat ederim.
Var mı Reis'ten başka diz kırıp halk sofrasına oturan bir AK Partili fotosu?
Namazında niyazında olup metres tutan yükunü tutmuş abilerimizin ve başı kapalı, boya küpünden çıkmış, başının tepesinde kaynakçı gözlüğünü andıran siyah gözlükleriyle kırıta kırıta yürüyen dindar (!) hanım elitlerimizi, aynı partiye oy veriyoruz diye görmezden gelemem. Yüz yıllık elitlerden dert yanarken, başımıza başka bir elit kitlenin musallat olmasına seyirci mi kalayım ?
Velhasıl... Dedik ya; taraftar değiliz, tarafız.
Devletten, milletten, hak ve helal olandan taraf...
Yahu ! Sanki çok alternatifimiz var.
Biz, CHP kapılarında sürtecek, Akşener'in eteğinin altına saklanacak, Karamollaoğlu'nun sakallarına kanacak adamlar değiliz.
Gideceğimiz iki kapı var, mevcudu niye yıkayım. Kaybedersek kahredecek yine benim, yarınlarımız adına.
Kafalarına vura vura düzelteceğiz yanlış yaptıklarında, şahsi hevâ ve heveslere kapıldıklarında.
Susarak neyi düzeltebiliriz ?
Demezsen adam bilmez ki yanlış yaptığını, "doğru yapıyorum" zanneder.
Söyleyeceksin ki, düzeltsin.
Biz sadece söylüyoruz, makam mevki bekleyip para istemiyoruz.
Telaşa gerek yok beyler hepsi sizin olsun.
Adam olun yeter !


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık