• 23 Mayıs 2019, Perşembe 23:52
MEHMET YOLDAŞ

MEHMET YOLDAŞ

Dakka bir, gol bir!

DAKKA BİR GOL BİR !

Bir şey ya doğrudur, ya yanlış...
Ya vardır, ya yoktur...
Ya olmuştur, ya olmamış...
YSK'nın kararından bahsediyorum efendim.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde hile var mı, yok mu ?
Oy çalındı mı, çalınmadı mı ? 
Sonucu etkileyecek müdehaleler olmuş mu, olmamış mı ?
YSK'nın yedi üyesine göre olmuş, dört üyesine göre olmamış.
Bu nasıl hukuk ?
Hukuk kişiye göre midir, kitapta yazana uyup uymadığına göre midir ?
Sana göre, bana göre hukuk mu olurmuş...
Kanunlarda mı muğlaklık var, hakimlerde mi tarafgirlik...
Şimdi...
Geç kenara tarafsız bir gözle bak bakalım; yedi üye mi doğru karar verdi, dört üye mi ?
Seçimin tekrar edilmesi yönünde karar verenler, seçimde hile yapılmadığına inananlar tarafından suçlu ilan edildi.
Seçimde hile yapıldığı yönünde karar verenler, seçimin tekrarına gerek yok diyenler tarafından hatalı karar vermekle suçlandı.
Peki hukuk tartışma çıkartmak için midir, tartışmaları bitirmek için mi ?
Bizim ortaokula gittiğimiz zamanlar tek dersten kalanlar için öğretmenler kurulu toplanır kanaate göre karar verirlerdi. "Bu çocuk efendi. Geçsin..." Yahut "Haylaz, yaramaz. Kalsın..." 
YSK kararı da bu yöntemle alınmış bir karara benziyor. Her üye kanatine göre karar vermiş gibi. Hukuka göre karar verseler tüm üyeler aynı kararı vermesi gerekmez miydi?
Bütün ülkenin ilgilendiği bir konuda böyle bir karar veriliyor ise bilmediğimiz duymadığımız hadiselerde ne kararlar veriliyordur kimbilir.
Yine kamuoyuna malolmuş bir çok meselede bu tür kararlar verildi. AK Parti'nin kapatma davasında bir üye farklı oy verse bugün AK Parti diye bir parti yoktu.
Uydurma 367 kararını unutmadık. O karar yüzünden milletin seçtiği meclis cumhurbaşkanı seçemedi.
Devlet sırrını ifaşa etmekten yargılanan Can Dündar önce serbest bırakılıp sonra suçlu bulunmadı mı ? Tabi bu ara adam elini kolunu sallaya sallaya  yurt dışına kaçtı.
Kendi kanaatimi bir kenara bırakarak soruyorum: Hangi üye  kararını hukuka göre verdi ?
Ortaya konan delilleri hukuk adamı onbir üyenin bir kısmının diğerlerinin tam tersi yönünde değerlendirmesini aklım almıyor bir türlü.
Hukuk adamına ne siyasetten. Sen kararını kanunun emrettiği şekilde versene. Onbir üye aynı kararı verse adaletin kestiği parmak acımaz deyip karara eyvallah diyeceğiz. Ama bir üyenin dahi aksi kararı tarafgirlik saikiyle karar verildiği süphesini uyandırır.
Kılıçtaroğlu seçimin tekrarı yönünde karar veren yedi üyeye ağzına geleni söyleyip AK Partili olmakla itham etti.  E şimdi "seçimin tekrarına gerek yok diyen dört üye de CHPli o zaman" derse biri ne diyeceksin Kılıçtaroğlu.
Meselenin diğer bir boyutu da seçimin sonucunu değiştirecek onca organizasyonu kim yaptı belli değil. 
Rahmetli Özal'ın zehirlenip zehirlenmediğine dair Adli Tıp'ın raporuna benzetiyorum YSK'nın Kararını. "Zehir var ama zehirlenme yok" diye karar açıklamıştı Adli Tıp. YSK'dan seçimi yenileme kararı çıkmış olmasına rağmen karar "Hırsızlık var ama hırsız yok" diye düşünmeye sevkediyor insanı.
Seçimin sonucunu değiştirecek üçyüz bin oy, kimlerin organizasyonu ile yer değiştirdi bu belli değil.
YSK suçlu benim dedi adeta açıkladığı karar ile.
Eğer YSK tüm bu hadiselere sebep oldu ise, aynı YSK hakimleri ve üyeleri ile seçimin yenilenmesi ne kadar doğru.
Maltepe ilçe seçim kurulu, sandık kurulu listelerini hala vermedi YSK'ya. Partiler'in inceleyip itiraz etmesi için Cuma günü son gün. Bu gün Perşembe partiler ne zaman inceleyip itiraz edecek, yahut etmeyecek...
Dakika bir gol bir.
Hadi çıkın işin içinden !


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık