• 20 Şubat 2019, Çarşamba 0:27
MEHMET YOLDAŞ

MEHMET YOLDAŞ

Çakal öldü, tilki yaşıyor!

ÇAKAL ÖLDÜ TİLKİ YAŞIYOR !

 

Ormanlar kralı aslan, tilki ve çakala "Bundan sonra benim adamımsınız. Birlikte avlanacağız" deyip yanına alır.

Aslan acıkır ava çıkarlar.

Aslan, bir ceylanı avlayıp çakala "taksim et de yiyelim" der.

Çakal, avı üçe taksim edip getirir. Aslan, "bu ne" deyince çakal, "Efendim bu ormanlar kralı sizin payınız, bu tilki kardeşin, bu da benim payım" der. Aslan hiddetlenerek "böyle pay mı olur" deyip çakala pençeyi vurduğu gibi öldürür...

Ertesi gün aslan yine acıkır tilkiyle birlikte ava çıkarlar. Bir ceylan daha yakalayıp tilkiye pay et diye verir.

Tilki, avı üç pay eder çıkar aslanın huzuruna. Aslan yine avı üç pay görünce hiddetlenerek, "bu ne diye" sorar tilkiye.

Tilki, "Efendim bu ormanlar kralı aslan efendimizin sabah kahvaltısı, bu öğle yemeği, bu da akşam yemeği" der. Aslan, "aferim len sen nereden ögrendin böyle pay etmeyi" deyince tilki ağacın dibinde ölü yatan çakalı göstererek "çakaldan efendim, çakaldan" der...

Seksen öncesini çok fazla hatırlamıyorum ama seksen sonrası olanları yaşayarak geldik bu günlere...

Demirel siyasi yasaklar kalkınca öyle bir giriş yaptı ki siyasete, kendi adına "hamsiyi kavağa çıkardı" adeta...

Özal'ın, seksen darbesinden sonra Türkiye'yi getirdiği nokta ile Demirel'in yirmibeş sente muhtaç Türkiye’si kıyas dahi götürmezdi halbuki. Yokluklar, kuyruklar ve karaborsa bitmişti ama halk Özal’dan yine de memnun değildi. Yüksek enflasyon devam ediyordu ayrıca KDV gibi yeni vergiler gelmişti. Papatyalar da cabası...

Geçen 7- 8 yılda yokluklar ve kuyruklar unutulmuş halk daha fazlasını istiyordu. Onca sorunu çözdü diğerlerini de çözer diye sabır göstermek istemeyen çoktu...

Demirel tam da bu noktaya oynuyordu. Onlar ne verirse "beş fazlası" dedi. Fındığa, tütüne, çaya, pamuğa, buğdaya ne varsa ANAP'tan çok daha fazlasını vermeyi vaad etti. Verdiği fiyatlar dünya fiyatlarının çok üzerinde olmasının yanında bunu bütçede karşılığı da yoktu. Bütçe zaten açık veriyordu. Memura işçiye de yine çiftçiye vaad ettiği gibi çok fazlasını vaad etti...

Öyle ki 18 ay olan askerlik süresini dahi 15 aya düşüreceğini vaad ediyordu...

En flaş vaadi de "iki anahtar"dı. Herkesin hayali ev ve araba. Bugün kolay ama rüya gibi bir şey o yıllar ev ve araba sahibi olmak...

Bir de buraya "Baba Demirel" imajı eklenince inanmamak elde değildi...

Hiç bir kesimi atlamadan herkese mavi boncuk dağıtıyordu. Kimse Demirel'in 7-8 yıl önce Türkiye'yi yokluklara mahkum eden, darbeye taşıyan baş aktörlerden biri olduğunu hatırlamıyordu bile. Renkli televizyondan izlemeye başladığı Hollywood filmlerinin büyüsüne kapılmış, her şeye bir anda sahip olmak istiyordu...

Aslan (Demirel) avlayacak koyacaktı hazır yemeği herkesin önüne. Çakal ile tilkinin avlanmasına gerek yoktu...

Bu vaatler DYP'yi birinci parti, Demirel'i de koalisyon hükümetinin başbakanı yaptı...

Beş yüz gün süre istemişti Demirel ekonomiyi düzeltmek için. Bırak düzeltmeyi Demirel, Özal'ın ölmesiyle Çankaya'ya kapağı atmış, siyaseten hesap vermekten kendini kurtarmıştı ama sonrasında Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizini kucağında bulmuştu halk.

Fazi, Döviz ve enflasyon iki katına çıktı 5 Nisan sabahı...

Askerlik dahi 15 aydan 19 aya çıktı anlayın artık...

Halk yaptığı hatayı anlamıştı ama çok geçti artık. Özal'ın cenazesindeki o görülmemiş kalabalık bana göre Özal'a yapılan vefasızlığın özrü, Demirel'i cenazesinde "Şam Babası" gibi yalnız bırakması Demirel'e duyulan nefretin göstergesi gibiydi...

Sonrası tam bir siyasi istikrarsızlık ve ekonomik buhran yılları oldu. Ard arda gelen koalisyon hükümetleri hiçbir şeye çare olamamış 2001 yılında tarihin ikinci büyük ekonomik kriziyle adeta deniz bitmişti.

Yirmibeş Cent'e muhtaçtık yine...

Tüm bu süreçleri yaşamış birinde ticareten batmış, diğerinde çalıştığı şirket batıp işsiz kalmış biri olarak hiçbir ekonomik vaade kanmam. Para hırsı olan biri de değilim. Benim ideallerim çok başka...

Son altı aydır büyük bir ekonomik kriz yaşadık. Krizin büyüklüğü öncekilerden aşağı değildi. Aşırı fiyat yükselmesi (enflasyon) oldu, alım gücü azaldı. Ama kapanan iş yeri ve işşiz kalanların sayısı diğerleriyle kıyaslanmayacak kadar az. Devletin kasası dolu. Ne memurun maaşını veremeyecek duruma geldik, ne de 3-5 milyon nüfuslu ülkelerden para dilenmek zorunda kaldık.

Ecevit’in Clinton karşısındaki o aciz fotoğrafı hala içimizi sızlatır unutmuş değiliz.

AK Partinin yahut Başkan Erdoğan'ın hataları olmadı mı ? Olmamıştır demem. Bana göre de var.

Öte yandan askeri darbeyi defetmiş ve terörle içte ve dışta amansız bir mücadeleye girmiş Başkan Erdoğan var. Öpücük atmıyoruz elbette atılan her merminin bir maliyetinin olduğunu biliyorum.

Ama...En nihayetinde çöpümuzü toplayacak belediye başkanı adaylarının "İşsizliği azaltacağız, ekonomiyi düzelteceğiz, EYT'yi çözeceğiz vaadleri ne kadar gerçekçi. "Erdoğan'ı devirmek" ile belediyelerin ne alakası var. Şehrin görüntüsünü bozan ucube gökdelenlerden kaçını devireceksin sen ondan haber ver!

Çarpık yapılaşma ve ranta ailecek çökenler gözümüzden kaçmış değil. Başka başka şeyler de var diyalogçular, dinde reformcular gibi arsız arsız ortalıkta gezen...

Fakat, ülkeyi ekonomik olarak en dipten alıp belli bir ekonomik refaha taşıyanlara, onca faydalı hizmet yapanlara soğan, patates fiyatı yüzünden sırt çevirmek vefasızlık olmaz mı? Hata yapmış olsalar bile o hataları düzeltme fırsatı vermeyecek miyiz? Hak etmiyorlar mı bir şansı daha? O zaman referanduma neden "Evet" dedik. Daha bir yıl olmadı yeni sisteme geçeli. Yüz yıllık bir sistemin arızalarını bir yılda düzeltmeyi beklemekte akla mantığa aykırı yani.

Millet ittifakının bileşenlerine bakıp Ülkücü katiline oy isteyen Akşener'e ve Partililerinin dahi güvenmediği Kılıçtaroğlu'na nasıl güvenip ülkeyi teslim edelim. Hangi faydalı işlerinden dolayı belediyeleri yönetme şansını onlara verelim...

Öte yandan son günlerde birilerinin zemin hazırlamaya çalıştığı yeni bir partiden bahsediliyor. "Sıfır sorun" deyip hiçbir sorunu çözmeden giden Profesör ile, hakkı olan Cumhurbaşkanlığını kardeşine vermek için ne zorluklara göğüs geren kardeşi, Cumhurbaşkanı olduktan sonra yarı yolda bırakan muğlağa güvenmemi de kimse beklemesin...

Çakaldan çok şey öğrendim.

Çakal öldü. Demirel de...

Ama tilki yaşıyor !


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


İsmail İsmail 20.02.2019 23:54

Kardeşim bu makaleni tüm gazeteler in İlk sayfasında yayımlamali belki yalın gerçeği bu millet görüp anlayabilir saygılar

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık