• 04 Mayıs 2019, Cumartesi 18:18
MEHMET YOLDAŞ

MEHMET YOLDAŞ

Bidatsiz Ramazanlar...

BİDATSİZ RAMAZANLAR!

 

Malûm Ramazan ayına birkaç gün kaldı.

 

Bugün sosyal belediyecilik anlayışı gereği yapılan işlerden biri de iftar programları ve düzenlenen eğlenceler.

 

İhtiyaç sahiplerine yardım etmek, onların sıkıntılarını imkanlar nispetinde gidermek sadece belediyelerin görevi değil, hali vakti yerinde olan her bireyin görevi. En yakınındaki akrabadan başlayıp ulaşılabileceğimiz en uzaktaki bireye kadar yardım yapmak dinimizin emri zaten. Bu maksatla zekât, sadaka ve fitre müesseseleri var.

 

Belediyelerin Ramazan aylarına mahsus kurdukları iftar çadırları var. İftar çadırı altında düzenlenen uygulamalar ilk bakışta faydalı gibi görünse de gelinen noktada maksadı dışına çıkmış durumda. İftar çadırlarına sadece ihtiyaç sahipleri değil, hali vakti yerinde olanların, hatta oruç tutmayanların dahi gittiğini görüp duyuyorum. Mahallenin kadınlarının toplanıp "eğlence olsun" diye buralara gittiğine şahidim. Akşam evinde iftarlığı olan biri için orada iftar açmak bana göre hak değil.

 

Ayrıca şehrin bir noktasına kurulan iftar çadırlarına uzak mahallelerden gelmek bir külfet. Üç dört kişinin gidiş geliş dolmuş parası ne kadar tutar bir hesap edin. Evinde yemeği olmayan adamın cebinde dolmuş parası mı olur...

 

Çadır maliyeti, aşçı, servis elemanı, bulaşıkçısı elektriği, gazı, getirilen sanatçılar, çalgı çengicilere verilen paralar ve konuşmacılar derken hatırı sayılır bir maliyeti var bu işin. Hiç bu işlere girmeden doğrudan ihtiyaç sahiplerine gıda ve nakit olarak verilse yardımlar daha isabetli olacağını düşünüyorum.

 

İftar çadırlarında dağıtılan yemeklerin ve diğer maliyetlerin karşılanmasında hayırsever iş adamlarından katkı sağlanıyor. Bunun da çeşitli sakıncaları var.

 

15 Temmuz zamanı her akşam Samsun Cumhuriyet Meydanı'nda toplanıyorduk. Bir akşam arkadaşlarla yan taraftaki çay ocağında çay içiyoruz. Biri, arkadaşa selam verdi. Arkadaş da buyur etti masaya. İlçe belediyelerinden birinde çalışıyormuş. Hal hatır derken "Yarınki finansörü de bulduk çok şükür" deyince. "Ne finansörü?" diye sordum. Meğer; meydanda dağıtılan yiyecek içeceklerin günlük maliyetlerini her gün bir işadamına fatura ediyorlarmış. Sohbet devam ettikçe anladım ki, Ramazan ayında da aynı uygulamayı yapıyorlarmış...

 

Düşünsenize: Belediyenin müdür seviyesinde bir personeli başkanın selamıyla iş adamlarından yardım istiyor. O iş adamı buna "hayır" diyebilir mi?

 

E sonra o iş adamının belediyede takılan bir işi olduğunda o iş adamı da, müdürüyle başkana selam gönderip işini hal yoluna gitmeyecek mi?

 

Yani belediyeyi iş adamlarına gebe bırakmak uygun bir davranış değil.

 

Burada benim önerim: Belediyeler bir fon kursun bu fona belediyeler kendi imkanları nispetinde bir kaynak aktarsın. Yıl boyu hayırsever vatandaşlardan gelen gönüllü yardımlar (Başkanın selamı marifetiyle değil) burada toplansın, ihtiyaç sahipleri ev ev tespit edilip doğrudan ailelere yapılsın yardımlar. Tabi bu aileler tespit edilirken çok hakkaniyetli davranmak lazım. Vaktiyle ANAP'lı bir belediyenin, evi olan emekli öğretmene Ramazan yardımı paketi bıraktığına şahidim.

 

Diğer bir konu da iftar çadırı ve başka etkinlikler ile mübarek ayın eğlence ayına dönüştürülmesi meselesi. Sanatçı, müzikli ilahi grupları (!), tiyatro gösterileri gibi ramazanla alakası olmayan işler yapılıyor. Muhtaçlara yardım olarak harcanması gerek bütçe bunlara veriliyor. Babalarının hayrına gelmiyorlar ya! Müzikten ne hayır olacaksa artık...

 

Hiç ücret almadan gelseler bile af, mağfiret, bereket ve ibadet ayı olan bir ayda eğlenmek ne alaka? Düpedüz haramla iştigal ediliyor. İbadet mi yapacağız eğlenecek miyiz?

 

Bu aralar pek denk gelmiyorum ama eskiden Ramazan ayında TV'lerde eğlence programları olurdu. O programlara çıkan CHP devri sanatçı, yazar çizer takımının çok söylediği "Ahhhh! Nerede o eski Ramazanlar" cümlesi çocukken hep kafama takılmıştı. Sonra anladım meğer, "Eski Ramazanlar" dedikleri eğlence imiş. Bu şahsına münhasır tipler, Ramazan Bayramı'na "Şeker Bayramı" demenin yanında Ramazan ayını hep eğlence ayı gibi anlattılar millete...

 

Şimdi bakıyorum, belediyeler eliyle Ramazan ayı eğlence ayına dönüştürülmeye çalışılıyor.

 

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

 

"Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azad olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz. Cennet kapıları açılıp Cehennem kapıları kapanır. Cehenneme girecek binlerce kişi affolur..."

 

O nedenle belediyelerin işin eğlence tarafını bırakıp hayır, hasenat tarafıyla ilgilenmeleri gerekmektedir. Müminleri yanlış şeylere değil, ibadet yapmaya, Ramazan ayının feyz ve bereketinden yararlanmaya teşvik etmek gerekir...

 

Son olarak belediyeler dahil hiçbir kurum iftar yemeği vermemelidir. Belediyelerin ve kurumların bütçesinden, yok gazetecilere, yok esnafa, yok şu bu gibi adlarla bir kurum iftar veremez. Hiçbir kurum ve belediyenin böyle bir görevi yok.

 

Ha verecekse belediye başkanı yahut kurumların müdürleri kendi ceplerinden maliyetini karşılamak suretiyle versinler, ona bir şey diyemeyiz. Yediren sevabını alır...

 

Yanlış bulduğumuz şeyleri söylerken doğru işler yapanları da övmek boynumuzun borcudur. Yeni seçilen Samsun Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, "İhtiyaç sahiplerine yardımların devam edeceğini, Ramazan eğlencelerini kaldırdığını, Ramazan'ın eğlence değil ibadet ayı olduğunu" açıklamış geçen günlerde. Kendisine teşekkür ve millete hizmet noktasında girdiği bu yolda başarılar diliyorum. Şimdiden "Gönül Belediyeciliği" kavramının içini doldurup gönlümüze girdi...

 

 

İnşallah tüm belediye ve diğer kurumlarımıza örnek olur sayın başkanın bu davranışı.

 

Ramazan ayının herkese bolluk, bereket getirmesini, günahlarımızın affına vesile olmasını diliyorum !

 

Bidatsız Ramazanlar efendim !


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık