• 27 Kasım 2018, Salı 0:23
ERCAN HARMANCI

ERCAN HARMANCI

Turuncu Devrim

Selamı kelama bağlayıp “Turuncu Devrimi” merak eden kaç siyasetçi, bürokrat ve de teknokrat vardır?” diye sormuş olalım. Geçen sene Kasım ayında pilot uygulama olarak başlatılan “Turuncu Devrim” bu sene küresel iletişimcilerin desteği ile “MyOrangeLine” kodu ile Turuncu ve Mor kombinli motiflerle küresel medyaya servis edildi, ediliyor… Kısacası… Loading

Turuncu renk kodu cinsiyet ayrımcılığı için Birleşmiş Milletler ’in kendi kullanımıdır bu linke tıklayabilirsiniz…

http://www.unwomen.org/en/news/stories/2017/11/news-orange-the-world--2017

Özellikle Uzak Doğu’da “Demokrasi” kodlamalı “Safran Devrimi” ile Müslümanların hem inançlarına hem canlarına hem de namuslarına zulmedildi. Temelleri 2010 yılında BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un 10 Aralık’ta New York'ta “Cinsel Yönelim ve Cinsiyete Dayalı Şiddet ve Cinsel Yönelim Esaslı Ceza Yaptırımlarının Sona Ermesi” başlıklı bir çalışma ile “Cinsiyet Ayrımcılığı” gündeme getirildi.

Aslında buradaki “Cinsiyet Ayrımcılığı” erkeğin kadına ya da kadının erkeğe karşı hak ihlalleri değildi. Fakat bu böyle lanse edilmezse gerçek niyet ortaya çıkarsa ciddi bir tepki ile karşı karşıya kalacaklardı.

“Cinsiyet Ayrımcılığı” kavramı ile anlatılmak istenen neydi? Dünyada cinsel yönelim ve tercihlerinden dolayı içindeki toplum ve o toplumun yasaları tarafından cezalandırılan kişilere ve bu kişileri korumaya çalışan kuruluşlara masumiyet ve haklılık ortamı oluşturmaktı.

Artık birçok ülkenin yasaları bu farklı cinsel tercihleri olan kişilerin lehine olarak düzenlendi ve bu düzenlemeler de sosyal ve ileri devlet göstergesi olarak pazarlandı. Bu mücadelede birçok devlet adamı “Ben de varım!” “MeToo” dedi.

Farklı cinsel yönelimleri toplumlar ve devletler bir cinsel kimlik olarak kabul edecek hatta bu kişiler topluma karşı korunacaktı. Bu noktada oldukça gelişme kaydettiler. Beyaz Saray ile birlikte birçok devlet binası LGBT renkleri ile gece boyunca aydınlatıldı.

“Cinsiyet Ayrımcılığı” en çok nerelerde gündeme geldi? Gelişmiş toplumlarda değil de ya Müslüman toplumlarda ya da geri kalmış 3. Sınıf ülkelerde gündeme geldi. Uluslararası kuruluşların hazırladığı raporlar hep bu ülkelere yönelikti.

Hedef alınan ülkelerden biri de bizim ülkemizdi. Geri kalmış ülke sınıfında değildik sadece toplum mühendislerinin kontrol altında tutulmalı dediği ülkelerdendik. Ülkemiz “Çocuk gelin” “Okula gönderilmeyen kızlar” “Kadınlara tanınmayan istihdam”  başlıkları ile kadına cinsiyet ayrımcılığı yapan ülke olarak amaçları belli olan küresel gözlemcilerin raporları ile uluslararası medyada gündem yapıldık.

Haberi tersten okuyamayan siyasetçilerimiz ve bürokratlarımızda bunun gerçekliği kabul edercesine “Gerekli önlemler alındı, alınacaktır” açıklamaları yaptılar.

Gerçek neydi? Küresel medyanın merkez üssü olan ABD’de durum ne? ABD’nin bazı eyaletlerinde evlenme, birlikte yaşama yaşı 15 yaşın altında olamaz derken biz de bu yaş 17 olduğunu bürokratlar unuttu.

ABD’de bazı eyaletlerde kız öğrencilerin okuması zorunlu olmadığı gibi eyaletlerin bazısı öğretim ücretini karşılamaz. Bizim bürokratlar ülkedeki her kızın okuması zorunlu ve masrafların 12 yıl boyunca devlet tarafından karşılandığını unuttu.

ABD’de yine bazı eyaletlerde kadın ve erkekler ücretsiz sağlık hizmetinden yararlanamaz kişilerin sağlık hakları devlet tarafından garanti altına alınmamışken bizim bürokratlar ülkemize gelen kardeşimiz mültecilerin bile sağlık haklarını garanti altına alındığını unutuverdi.

Kadına yönelik mobbing Türkiye’den daha çok ABD toplumunda yaşanmaktadır.

Üstelik bunlar afakî ya da masa başında yazılan cümleler değildir. Bu durumun böyle olduğunun uluslararası veri merkezlerinin verdiği istatistikî veriler ile denetlenebilir.

ABD Meclisi’nde kadın üyelerin temsil edilme oranı  % 20 bile değildir. Daha geçtiğimiz seçimlere kadar kadınların Temsilciler Meclisi’nde ve Senato’da temsil oranları birçok Afrika ülkesinden daha düşüktü. Bu anlamda bir cinsiyet ayrımcılığı varsa ABD’den başlanmalıdır…

 “My Orange Line” turuncu renk ile cinsel tercihlerin ifadesi yeni bir tasarım ve kodlama değildir. Kuzey Amerikalı Yerlileri’nin 1800’lü yıllarda cinsel tercihlerini belirtirken eşcinseller için  “İki ruhlu” şeklinde bir ifade ve turuncu renk kullanılmıştır. Bu görselde özellikle Kızılderilileri fırçasıyla tuvale aktaran Ressam George Catlin’e aittir. Tekrar sormak lazım Birleşmiş Miletler bu tarihi referansa uygun olarak mı turuncu rengi seçmiştir?

Kısacası bu yazımızda 10 Aralık 2010 yılında alınan tavsiye kararlarının  “Cinsiyet Ayrımcılığı” adı altında sosyolojide olumsuz sapma olarak ifade edilecek cinsel tercihlerde bulunanların korunması için gizlenmiş bir kavramdır.

2010 yılındaki o görüşmede beş tavsiye kararı alınmıştı o tavsiye kararları bugün küresel iletişimci J. Walter Thompson Company tasarımlarıyla dünyaya servis edilecek. Bunun sponsoru da İngiltere Kraliçesidir. Aşağıdaki beş tavsiye kararına uymayan, ya da karşı çıkan ülkelerin rejimlerin dizaynı için yeter sebep oluşmuş olacak. Beş tavsiye kararı nedir?

  1. Koruma Kararı alınacak, farklı cinsel tercihlere sahip LGBT’ye yönelik saldırılar karşısında devlet konuşturma ve tazminat haklarını koruma altına almalıdır.
  2. Önleme kararı alınacak, LGBT’ye karşı onur kırıcı
  3. İptal etme kararı alınacak, LGBT’ye yönelik önceden suç oluşturan filler suç oluşturmayacak şekilde iptal edilmelidir.
  4. Yasaklama kararı alınacak, Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılığın yasaklanmasıdır. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık yapılmasını yasaklanan konular arasına alan kapsamlı kanunlar yürürlüğe girmelidir. Özellikle de, istihdam ve sağlık hizmetleri bağlamındakiler dâhil, temel hizmetlere erişimde ayrımcılık yapılmaması garanti altına alınmalıdır.
  5. Teminat altına alma kararı alınacak, LGBT’lerin ve interseks bireylerin ifade özgürlüğü, örgütlenme ve barışçıl toplanma haklarının teminat altına alınmasıdır. Bu haklara getirilebilecek herhangi bir kısıtlama uluslararası hukuka uygun olmalı ve ayrımcı olmamalıdır. İfade özgürlüğü, örgütlenme ve barışçıl toplanma haklarını kullanan bireyler, özel kişilerce şiddete uğratılmaktan ve tehdit edilmekten korunmalıdır.

Şimdi sürekli “Cinsiyet Ayrımcılığı”  ve “Turuncu Çizgimiz” kelimelerinden oluşan bu sloganları dillendiren politikacı ve bürokratlar bu projenin perde arkasını bilerek dillendiriyorsa sözün bittiği yerdir.

Bilmeden dillendiriyorlarsa o zaman en azından otursunlar herkesin ulaşabileceği bu bilgileri okusunlar sonra tekrar düşünsünler… Devam etmek üzere şimdilik… Selam diyenlere selam olsun…

Sosyolog/Medya ve İletişimci

Ercan Harmancı

ercanharmanci@hotmail.com


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık