• 30 Ocak 2019, Çarşamba 12:14
ERCAN HARMANCI

ERCAN HARMANCI

Davul tozu istemiyoruz!

                              Davul Tozu İstemiyoruz (!)

                 Sosyal Medyanın Küresel Verileri (1)

Selamı kelama bağlarken hatırlatalım eskiler olmayacak bir iş için, istenilenin imkânsızlığını belirtmek için  “Davul tozu istiyorsun!” derlermiş… Belki bu bizim isteğimiz içinde yetkililer “Bizden davul tozu istemeyin!” diyecekler olsun biz yine de talebimizi dile getirelim ve bunun davul tozu olmadığını açıklamaya çalışalım… Ve artık ipe un sermeyin diyelim…

Dile getireceğimiz talep aslında bilimsel yollarla ulaşılan verilerle tespit edilen ülkemizin yarısını ilgilendiren bir talep. Tebessüm edip “Cep telefonu mu dağıtsın hükümet!” diyeceksiniz. Hayır hayır, ama yaklaştınız… Cep telefonlarında en çok kullanılan… Evet  evet, sosyal medya… Biraz düşünelim sosyal medya gerçeği üzerine ve biz sosyal medyanın neresindeyiz?

İnternet ve sosyal medya analizleri yapan “We Are Social” isimli küresel firma 2018 yılı 4. çeyrek küresel internet raporu yayınladı. Buna göre Ekim 2018 itibariyle dünya genelindeki internet kullanıcı sayısı 4,2 milyara ulaşmış. Siz isterseniz “New Age Faith” yeni nesil bir din mi deyin. Bu rakam, 7,6 milyarlık dünya nüfusu dikkate alındığında, dünyanın % 55’inin ‘online’ olduğunu gözler önüne seriyor…

Rapora göre Facebook’ta Türkiye, hem ülke hem şehir ve hem de dil özelinde dünya genelinde 9. sırada yer alıyor. Ocak ayındaki verilere göre ise ülkemiz 13. sırada yer almıştır. Bu nicel değişiklik bile ülkemiz için sosyal medyanın  ne kadar önemli ve öncelikli olduğunu göstermektedir. Türkiye’deki Facebook kullanıcı sayısı 43 milyona ulaşırken, İstanbul 11 milyon kullanıcıyla Facebook’ta en çok kullanıcısı olan şehir olmuş. Facebook’u Türkçe olarak kullananların sayısı da 46 milyona çıkmış. Tabii bu veriler diğer sosyal medya firmaları içinde benzer oranlarda ve Türkiye 200’e yakın ülkenin içinde sosyal medya konusunda “top10”da yer alıyor.

Benim dile getirmek istediğim istatistikî verilerin ötesinde ve daha öncelikli bir gerçek. Hem dünyadaki izzetimizi hem de ahiretteki cennetimizi belirleyecek bir sosyal gerçeklik. Bana bu yazıyı yazdıran derdimi soru haline getirip “Ne zamana kadar bizim inancımıza, Allah’a, Allah Rasulü’ne, sahabelere, âlimlere, şehitlere, toplumsal değerlerimize ve de Cumhurbaşkanımıza sürekli iftira ve hakaret edilen sosyal medya ortamlarını kullanmaya mahkûm kalacağız?” deyip asıl derdimizi belitmiş olalım…

Türkiye’nin öncülük edeceği sadece ülkemizin değil ümmetin maslahatları doğrultusunda bir sosyal medya hizmetinin ilk adımı atılamaz mı? Elbette atılabilir…

Sosyal medya artık bir saldırı ve savunma mecrasıdır. Hatta lazer güdümlü silahlardan daha öncelikli ve gereklidir. Birçok sosyal medya yerleşkesinin fiziksel yapısının bile Pentagon yerleşkesi yapısına benzemesi bir rastlantı mıdır?

Küresel rejim dizaynların vazgeçilmezlerinden bir tanesi neden sosyal medya hizmeti veren kurum ve kuruluşlar olmaktadır? Bugün bırakın bürokratları bakanları artık süper güç olarak kendini tanımlayan ülkeler bile ne kendi ülkelerinin kanunlarından ne de uluslararası hukuktan daha çok insanların kullandığı sosyal medyadan çekinmektedirler.

Süper güçler asırların devleti olan İran’a “Sen bizim rakibimiz olmazsın!” derken… Pentagon ya da IM6 gibi küresel rejim dizaynı yapan kurumlar sosyal medya hizmeti veren küresel kuruluşların gücünü kendilerinden danışmanlık alarak ve güçlerini ikrar ederek teslim etmektedirler. Süper güçler de artık bir birlerini sosyal medyanın verileri ile tehdit etmektedir. Bu gün birçok uluslararası kritik yargılanma süresinde bazen sanık bazen tanık bazen de bilirkişi olarak en önemli karar belirleyiciler olarak yer almaktadır. Beyaz Saray’ın tarihinde kapanmadığı kadar kapalı kalmasının asıl sebebi tabiî ki de iki ülke arasında yapılacak sınır duvarı değildi. Asıl sorun Trump ile Rusya arasındaki gizli görüşme ve tekliflerin sosyal medya üzerinden servis edilmesidir. Yoksa Trump’un istediği rakam dolar olarak önemli değildi zaten 35 gün içinde o rakam gözden çıkarılmıştı.

Kısacası dünyada rejim belirleyiciler için sosyal medya  “Like” “Dislike” ya da “Share”  değildir. Sosyal medyayı bir vücuda benzetirsek hiç tartışmasız o vücudun beynidir. Sosyal medyayı kullanabilmeniz için bir ağa bağlanmak zorundasınız; bu ağ ister legal olsun; ister illegal birilerinin takibi altındayız…

Eskiden Ajan-X’ler gizli bilgileri Top Secret toplantıları bulup deşifre ederek rejim dizaynı yapıyorlardı. Artık bilginin gizliliği kalmadı. Bu hem kullanılan araç hem de kullananlar açısından çok değişti… Kişiler en gizli toplantılarını bir birlerine twittliyor ya da bir görsel paylaşıyor… Ağa bağlandığınız anda bu özellikle kablolu bir ağ değilse isteyen sizi takip edebilir. Bu 21. Yy acımasız gerçeğidir…

Bu gerçeği bir birini takip eden birkaç yazı ile dile getirmek hem benim için; hem de okuyan sizler için daha sağlıklı olacaktır… Bir sonraki yazımda “Sosyal Medya Rejim Dizaynları” üzerine biraz beyin fırtınası yapmaya çalışalım…

Selamı kelama bağlarken “Bu ümmete, bu ülkeye; hem dünyadaki izzetleri, hem ahiretteki cennetleri için bir sosyal medya kazandıracaklara selam olsun!”

 

Ercan Harmancı

Medya ve İletişimci

ercanharmanci@hotmail.com

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık