Müslüman Mezarlığında Yahudi Kanı

Hazırladıkları çarpıcı haber dosyaları ve sundukları belgelerle bir döneme damgasını vurmuş,kafalarda bir çok soru işaretini aydınlatmış olan www.yeşil.org’un 2005 yılında hazırladığı bir dosya bu dosyanın önemi Üzeyir Garih cinayeti olması değil 2007 yılında adını duyduğumuz Ergenekon Terör Örgütünün isminin geçmesi ve bu dosya yayınlandıktan 1 hafta sonra sitenin ilginç bir şekilde yayın hayatına son vermesi/verilmesidir.

Müslüman Mezarlığında Yahudi Kanı

Devam edecek dedikleri halde yeni bir dosya dahi hazırlayamadan yayın hayatlarını noktalamaları kafalarda başka bir soru işaretidir.

Ayrıca Üzeyir Garih ve Fetullah Gülenin yakın olmaları ve Fetullah Gülenin Ergenekon ile anılması da başka bir tesadüftür.

İktibas ettiğimiz bu dosya için her ne kadar yayın hayatları bitmiş olsa da yeşil.org sitesine teşekkürlerimizi sunmayı bir borç biliriz.

“Onları kasaplık koyunlar gibi ayır, 
ve öldürme günü için onları hazırla

YEREMYA BAB: 12 AYET: 3 

Bazı ayrıntılar vardır, çok önemsiz, sıradan, normalmiş gibi gelir insanlara. Mesela Üsame’nin militanları tarafından yapıldığı söylenen WTC eyleminin harekat üssü olan Boston. Çok az insan MOSSAD’ın en önemli üssünün Boston’da, hem de militanların istirahat ettiği söylenen motelin bir kaç blok ötesindeki 7 katlı bina olduğunu bilir. Bir ayrıntıdır ama önemsizdir

Üzeyir Garih cinayeti de böyle bir cinayet… Planlanışıyla, çözümüyle, soru işaretleriyle tam bir profesyonel işi. Bizim komplosever beyinlerin tahmin ettiklerinin aksine, cok basit ama, bir kaç denklemlik bir operasyon. Ama bunu anlayabilecek bir komleks zeka henüz yok bu topraklarda.Mesela insanların aklına düşen uçakların karakutularında ses kaydının olmaması saçma geliyor da, katil adayı Yener Yermez’in Beşiktaş’ta bir bankanın ATM’sine bıraktığı kartta parmak izinin nasıl olmadığı sorusu gelmiyor. Ya da kimin sildiği!!!Benzeri bir operasyon yıllar once Jak Kamhi için tasarlanmıştı. Bir şekilde duyumunu almıştım operasyonun. Ancak operasyonu yöneten ekibin bir üst halkası, Kamhi Suikasti’nin sadece ‘girişim’ ile sınırlı tutulacağını, verilmesi ve alınması gereken mesajların yerine ulaşacağını söylemişlerdi.Öyle de çıktı.

Şimdi araştırmacıların cevabını arayacakları soru şudur: Kamhi Suikasti’nden dolayı içeri alınan iki şahıs (ki bunlardan sadece biridir önemli olan. Çünkü esas beyin oydu) şu anda nerdedir? Acaba devlet yetkilileri bu sorunun cevabını biliyorlar mı? Yoksa resmi estetik operasyonlarını yapan mikrocerrahın toz edilen randevu defterine mi başvuracağız…
Geçiyoruz…

MESAJ ALINMIŞTIR!

Ancak her operasyon Kamhi Suikasti gibi, mesaj vermek amacıyla yapılmaz. Garih Operasyonu da böyle bir şeydi. Ciddiydi, çünkü bir kaç menfaat gurubu birden sinirlenmişti.

Siz bakmayın olaydan sonra, bir şekilde medya piyonlarını kullanar tarafından ‘Dul kadın safsatası’ ile kandırılan kamuoyuna. Garih de diğer dindaşları gibi kendi ülkesine, zorunlu olarak vergi ödüyordu. 

Ne var ki, klasik Yahudi genlerinin etkisiyle bir süre sonra ödediği miktarın çokluğundan şikayet edip, indirime gidilmesini istemişti. Elbette Kabul edilmez olan bu teklif tereddütsüz reddedildi ve Üzeyir Garih için yaşamın tehlikeli ve kaypak olan günleri başladı. İşte tam bugünlerde, ortağı Alaton ile yurtdışında emniyetli bir yerde istişare edilip, yeni vasiyetler düzenlendi. Garih yaşadığı ülke ile, mensup olduğu etnik kökekinin açıklarını ve güç noktalarını çok iyi biliyordu. Vergi vermemek için başka, ancak yerli bir birime müracaat etti. Ancak tam bir yağmurdan kaçarken, doluya tutulma hadisesi yaşadı. Kendisini Yahudilere karşı koruyacak bu yerli derinlik, daha çok büyük bir delik açmış, Garih’I emmeye başlamıştı. Bundan da rahatsız olan Garih, başta Devlet Bahçeli olmak üzere, tüm legal ve illegal kanalları denedi. Ancak bütün bunlara rağmen, bagajındaki çantaya koyduğu para eksilmedi. 

Ve Garih sonunda bir gün yeter, dedi. 

Resti çekmişti. 

Elbette çok kızdı yerel derinlik. Zaten son dönemlerde ‘Ergenekon’ adı altında yavaş yavaş deşifre edildikleri için Garih, sesini çok çıkararak iliğinin emilmesini engelleyeceğini düşündü. 

VE EYLEM PLANLANIYOR

Eylem için toplam üç toplantı yapıldı. Üç ayrı alternatif teker teker değerlendirildi. Bir taraftan da Eski Ahit tetkik ediliyor, dinsel referanslar aranıyordu. Bulundu da. O sırada askerlik yapan bir ülkücü (cezaevinde ülkücü olmustu zira) Yener Yermez’e yahudilik hakkında kısa ve küçük dersler verildi. (Bu arada bu derinliğin elindeki diğer kont-militanlar da gözden geçirildi. Bu iş için yetiştirilen İBDA-C timleri elden geçirildi) Ancak Yermez de karar kılınıldı. Eylemi nasıl yapacağı anlatıldı. Hatta dosyası son anda Af yasasına yetiştirildi ve TSK’daki dosyasına çok sonradan bir akıl hastanesi raporu eklendi. Aslında görevi tek başına yapamayacağı cok iyi biliniyordu ve bu tür işler şansa bırakılmayacak kadar ciddiydi. Yanında bulunan iki arkadaşı, kendisini yönetmesine rağmen, lider oymuş gibi görüntü çizildi. 

Şimdi zihninizi toplayıp ilk güne gidin. Ve resmi raporlara olayın kaç suç aletiyle işlendiğinin geçtiğini hatırlayın. 

3 değil mi? 

Hatta birinin çok sonradan kasatura olduğu iddia edildi, ama elbette bu bir dezenformasyondu. Peki nereye gitti diğer iki bıçak?

Bu sırada Garih toplantı üzerine toplantı yapıyor, aracı üzerine aracı arıyordu. Ertaç Dinar’dan, İlhan Kesici’ye kadar bir çok kişiyle üst üste toplantılar yaptı. Yarı-resmi İsrailli temsilciler ile mülakatlar yaptı. Bu sırada, operasyon ekibi, olay yeriyle ilgili keşiflere başlamışlardı bile. Çok ayrıntılı bir çalışma ile, işin içine fuhuş yapan kadınlar katıldı. Yermez’in olaydan bir kaç ay öncesinden bu insanlarla tanıştırılıp ilişkiye girmesi sağlandı. 

Olay gününü daha sonra anlatacağım, zira ulaşamadığım karanlık bir iki küçük ayrıntı kaldı. Ama sonrası zaten çok net..

Garih vurulduktan sonra gözcü ve bıçaklayan iki kişi onun üzerinde, kendilyerine tarif edilen şekilde çalışmaya başladılar. Talmud’ta belirtildiği gibi, arkadan kalbine kadar ulaşacak bir darbe vurdular. Sonra kücük ve sivri bir bıçak ile her iki gözünü deldiler. Eski Ahit buna ‘göz akıtma’ diyordu ve aç gözlülere uygulanan bir cezayldı bu. Ne yazık ki otopsi kayıtlarına geçmeyecekti bu yaralar. Zaten bütün bunlar ilk etapta görülmesin diye

ceset ters çevrildi. Ve sol diz kapağı da tam altından keskin ve kalın olan bıçakla parçalandı. Bu da ‘Yahudilik davasından dışarı adım atmanın’ cezasıydı.

Bütün bu mesajları alabilecek kişiler vardı. 

Nitetim Rigudin, yani Vasili Vasili Siguryev bunlardan biriydi. Balkan bölgesinin avcunun içi gibi bilen bu ajan, esasen Garih’in öldürüldüğü günkü Bulgar İş konseyi ile görüşmeyi sağlayan kişilerden biriydi. Ve gündemsiz bu ölümün peşine düşmüştü. İddiaya gore Dimitar Rigudin Trud gazetesinin 28 Ağustos salı günkü sitesinde şu iddiayı dile getirmişti: “İsrail gizli istihbarat örgütü MOSSAD, Amerikan Merkezi İstihbarat Örgütü CIA’ya rapor gibi bir kaset hazırladı.” Rigudin’e göre, kasette, “Garih’in başına bir şey gelirse, bizden uzaklaştığı için gelir” sözleri kayıtlıydı. Rigudin, bu sözlerden hareketle, Garih cinayetinde MOSSAD parmağı olduğunu açıkça yazmıştı. Ve 4 Eylül gibi göldürüldü. Bilin bakalım nasıl?

Söyleyeyim:

Çok yakından ensesine ateşli silahla tek el ateş edilerek!
Eylem aklınıza ilk neyi getiriyor acaba?

Bir ayrıntı daha, aslen Rus olan Rigudin, İbranice’yi ana dili gibi biliyor. Tabii Eski Ahit’I de…

Yapılan ilk planlara gore Yener Yermez’in ortaya çıkmaması lazımdı. Ancak hesapta olmayan bir aptallık. Yani cep telefonun başka GSM kartıyla kullanılması, MOSSAD ajanlarının Yermez’e ulaşmalarını sağladı. 

O sırada buram buram acemilik kokan bir ‘firar’ senaryosu oynandı. Oyza Yermez’in birilerinin elinde olduğunu işten anlayan herkes biliyordu. Senaryonun delmikleri tıkandıktan sonra Kayseri otobüsüne onu oturtanları bulup sormak lazım: Bütün Türkiye’nin aradığı katil adayını, hangi geri zekalı düşünce, kendi köyüne gitmek için, üstelik adım başı arama yapılan şehirelerası otobüse bindirip yollar?

Bu aşadaman sonra, ikinci senaryo devreye girdi. Ve hemen fuhuş yapan cahil küçük kadınlar senaryosu oynanmaya başladı. Türk medyası da buna çoktan razıydı zaten.
Deli Fuat’ın yerine Deli Yener konmuştu o kadar. Bir de, Türk insanının affetmeyeceği ‘Mezarlıkta zina yapan Ahlaksız sapıklar’ görüntüsü. 

Olaydan bir kaç gün once Kudus’te yayın yapan Jarusalem Post gazetesi, Türkiye’deki Yahudi işadamlarınrın adlarını sayarken, Garih’ten pek iyi cümlelerle söz etmezken, ölümünden sonra bir Yahudi kahramanın öldüğünü duyarması, kendi içlerine ağlamak olarak ifade edilebilir. 

ŞİMDİ NE OLACAK?

Garih Cinayeti şeklen cözülmüş gibi gösterilebilir. Ki öyle bir yöne doğru gidiyor. Zira Ergenekon’un çözülmesi şimdilik mümkün değil. Mossad ise uzun süredir vergisini aksatan Garih’in temizlenmesinden memnun, Alaton’un aynı akibete uğramaması için görüşmelere başladı bile. Garih’in aylar once geri yolladığı Yahudi korumalar yine Alarko binasının önüne gelmeye başladılar. 

Devam edecek…

iktibas.Yeşil.org

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık