Çankaya artık milletin…

Çankaya artık milletin… Ankara’nın en güzel yerlerinden birinde bulunuyor Cumhurbaşkanlığı Köşkü. Önceki sakinlerinden biri tarafından 864 rakımlı tepe olarak nitelendirildi. Oysa görevi sırasında pek çok yanlışa imza atan bu kişi, oturduğu yerin yüksekliğini de yanlış biliyordu. Zira Çankaya Köşkü, bizzat Abdullah Gül tarafından açıklandığı üzere 1071 metre yüksekteydi.10 Ağustos’ta sandık başına giden Türk milleti 12. cumhurbaşkanını seçti. Aslında halkın seçtiği ilk Cumhurbaşkanı oldu Recep Tayyip Erdoğan. Bundan öncekiler ise ya emrivaki ile ya da meclis tarafından çeşitli maceraların ardından seçildiler. Cumhurbaşkanlarının bazıları çok aktif oldu, kimi de adeta varlıklarını bile unutturmaya çalıştılar. İşte cumhurbaşkanlarının, bu görevleri sırasında halkın hafızalarında yer eden faaliyetleri…

Çankaya artık milletin…

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK – ASKER

Birinci Meclis’in feshedilmesinden sonra, bizzat kendisi tarafından oluşturulup halkın oyuna alternatifsiz sunulan milletvekillerinin oyuyla seçildi.

4 kez aynı yöntemle ve muhalefet olmadığı için oybirliğiyle seçildi.

Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu

Saltanat ve hilafeti kaldırdı. Hanedan mensupları ve düşman işbirlikçisi olduğu öne sürülen 150 kişi yurt dışına sürgüne gönderildi.

İş Bankası’nı Celal Bayar’a kurdurdu.  Hindistanlı Müslümanların Hilafetin kurtarılması için Mustafa Kemal’in şahsına gönderdikleri 600 bin altın liradan kalan 250 bin lira bankanın ana sermayesi yapıldı.

Ezanın Arapça okunması yasaklandı.

İstiklal Mahkemelerini kurdurdu. Devrimlere muhalefet ettiği düşünülen kişiler, Menemen tertibi bahanesiyle yüzlerce alim, temyizi olmayan bu mahkemelerde yargılanıp asıldı.

Şapka kanunu çıkarıldı. Çarığı olmayan köylüler şapka giymeye mecbur edildi.

Harf devrimi yapıldı, takvim ve ölçü birimleri değiştirildi.

Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu teşekkül ettirildi. Güneş-Dil Teorisi ortaya atıldı. Türkçe’den “Türçe değil” bahanesiyle özellikle Kur’an-ı Kerim’de geçen kelimeler temizlendi.

Merkez Bankası kuruldu.

Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi

Milletler Cemiyeti’ne dahil olundu. Ancak daha sonra bu cemiyet akamete uğradı. Yerine Birleşmiş Milletler kuruldu.

Soyadı kanunu kabul edildi. Üyelerini bizzat seçtiği TBMM tarafından kendisine Atatürk soyadı verildi.

İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak’ın imzaladığı önergeyle mareşal oldu. O da Fevzi Çakmak’a maşeral unvanı verilmesini sağladı.

Ankara Devlet Konservatuarı kuruldu.

Montrö Anlaşması imzalandı.

Hatay’ın Türkiye’de katılması için diplomasi yürüttü. Ancak katılım ölümünden sonra gerçekleşti.

Kendi adını taşıyan Atatürk Orman Çiftliği’nde Ankara’nın ilk bira fabrikasını kendi parasıyla kurdurdu.

Eskişehir Şeker ve Bursa Merinos fabrikaları açıldı.

Dersim isyanı çok kanlı bir şekilde bastırıldı. Resmi rakamlara göre 13 bin 800 kişi ancak bazı tarihçilere göre çok daha fazlası hayatını kaybetti. Binlerce kişi Batı illerine sürgün edildi.

İstanbul ve Ankara radyolarında Türk Müziği yayını yasaklandı.

Osmanlı sultanlarının kullandığı Ertuğrul yatını beğenmeyince, dünyanın en pahalı yatı Savarona TBMM tarafından satın alınıp kendisine hediye edildi.

 

İSMET İNÖNÜ-ASKER

Atatürk’ün ölümünden sonra Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’ın adeta ikramıyla ikinci Cumhurbaşkanı seçildi.

CHP tarafından “Milli Şef” ilan edildi.

Paraların üzerine, Atatürk resmi yerine kendi resimlerini bastırdı.

Döneminde ekmek karneyle satıldı, halk çok büyük ekonomik sıkıntılar çekti.

Arapça ezan yasağı devam etti.

Varlık Vergisi çıkarıldı.  Korkunç boyuttaki vergileri ödeyemeyen azınlıklar, çalışma kamplarına gönderildi. Bu kanundan sonra azınlıkların Türkiye’den kaçışı hızlandı.

Köy Enstitüleri kuruldu.

İkinci Dünya Savaşı galiplerinin de ısrarıyla Türkiye demokrasiye geçişi kabul etmek zorunda kaldı.

 

CELAL BAYAR – YARI SİVİL

Kurtuluş Savaşı yıllarında Galip Hoca adıyla faaliyet gösterdi.

Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren devam eden  “açık oy, gizli tasnif” uygulaması değişince Demokrat Parti seçimi kazandı. Ve DP grubu tarafından Cumhurbaşkanı seçildi.

Başbakan Menderes ve arkadaşlarının da ısrarıyla Ezan yasağı kaldırıldı.

CHP’nin bütün itirazlarına ve “kişiye özel yasa olmaz” ikazlarına rağmen Atatürk’ü Koruma Kanunu çıkarıldı. 103 yaşındayken söylediği “Atatürk’ü sevmek milli ibadettir” sözü başka Kemalistler tarafından da tekrarlandı.

Paraların üzerinden İsmet İnönü’nün resmi kaldırılıp yeniden Atatürk resmine dönüldü.

1960′da TSK içindeki bir cuntanın yaptığı darbe ile görevine son verildi. İdama mahkum edilen Bayar, ileri yaşı sebebiyle asılmadı.

 

CEMAL GÜRSEL – ASKER/GENELKURMAY BAŞKANI

 

En üst rütbelisi albay olan TSK içindeki bir cunta tarafından darbenin lideri ilan edilip halkoyuna sunulan anayasa gereğince Cumhurbaşkanı oldu.

Darbenin ardından kısa süre içinde 250′si general, 7 bin subay cuntaya karşı oldukları için emekli edildi. Ordudaki general sayısının 300 civarında olduğu düşünülürse kıyımın büyüklüğü daha kolay anlaşılır.

147 üniversite öğretim görevlisi görevden alındı. Bazı üniversiteler kapatılıp el konularak, üniversiteler; 520 hakim ve yargıç görevden alınılarak, yargı kontrol altına alındı.

Cuntacıların atadıkları hakim ve savcıların “Sizi buraya tıkan güç böyle istiyor” diyerek verdikleri önceden belli karar sonunda Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatih Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edildi. Menderes’in idamında kullanılan ip, idam gömleği, cellat, imam ve son gün yiyip içtiklerinin parası eşi Berin Menderes’ten alındı.

Erzurum radyosunu kurdurdu.

Humeyni ve Barzani’ye Türkiye’ye sığınma izni verildi.

Devlet Planlama Teşkilatı ve İstatistik Enstitüsü kuruldu.

Türkiye’nin ilk yerli otomobil projesi olan Devrim’i başlattı.

Cumhurbaşkanlığı maaşı almayı reddetti. Masraflarını kendisi karşıladı.

Hastalığı sebebiyle görevine TBMM tarafından son verildi.

 

CEVDET SUNAY – ASKER/GENELKURMAY BAŞKANI

Döneminde sağ-sol kavgaları büyük artış gösterdi.

İsrail Büyükelçisi kaçırılıp öldürüldü.

12 Mart muhtırası verildi.

 

FAHRİ KORUTÜRK – ASKER/DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANI

Kıbrıs Harekatı onun döneminde yapıldı.

Öğrenci olayları, sağ-sol kavgaları ve anarşi iyice artış gösterdi. Cumhurbaşkanlığının son senesinde her gün 15-20 kişi öldürüldü.

Kendisine gidip ordunun yönetime el koymak istediğini söyleyen Kenan Evren’e “Ben görevdeyken yapmayın” dediği ve Evren’i ikna ettiği iddia edilir. 12 Eylül darbesi, Korutürk’ün görevi bırakmasından 6 ay sonra yapılır.

Çankaya resepsiyonlarına ilk kez sanatçı ve aydınlar davet edildi.

Demirel tarafından kendisine “Çankaya’nın noteri” lakabı takıldı.

Sakin tavırlarıyla tanındı.

 

KENAN EVREN – ASKER/GENELKURMAY BAŞKANI

12 Eylül darbesini yaptıktan sonra halkoyuna sunulan anayasanın maddeleri arasına sıkıştırılan bir madde ile Çankaya’ya çıktı.

Atatürk’ü taklit ederek elinde baston, başında fötr şapkayla bütün yurdu trenle dolaştı. Şener Şen’in meşhur Selamsız Bandosu filmi bu gezilerden esinlenerek çekildi.

“Bir sağdan-bir soldan idam etmeye özen gösterdik” cümlesiyle akıllara kazındı.

Erdal Eren adlı çocuk, yaşı mahkeme kararıyla büyütülerek idam edildi.

Hapisteki idam mahkûmları için “Asmayalım da besleyelim mi?” diyerek çok veciz bir söze imza attı.

Demirel, Ecevit, Erbakan ve Türkeş’i siyasi yasaklı ilan ettirdi.

“Netekim” sözü alamet-i farikası oldu.

Özal’ın parti kurmasını veto ettirmediği için pişmanlık duyduğunu söyledi.

Her gün 15-20 kişinin öldürüldüğü bir ortamda, 12 Eylül’den önce ihtilal şartlarının olgunlaşmasını beklediklerini, olaylara müdahale etmediklerini itiraf etti.

“Kıbrıs’ta sonradan müzakerelerde geri veririz diye fazla toprak aldık” sözüyle Rumların eline koz verdi.

 

TURGUT ÖZAL – SİVİL/BAŞBAKAN

Türkiye’ye adeta çağ atlatan bir başbakanlık döneminin ardından, ilk sivil ve dindar Cumhurbaşkanı olarak halkın büyük sevgisine mazhar oldu.

Bazı kesimler tarafından bilinçli bir karalama kampanyasına muhatap oldu. Alışamadım diye kendisine telgraf çeken teğmen “mecburen” emekliye sevk edildi. Nitekim bu şahıs daha sonra da Abdullah Gül’e de alışamadığını belirterek, o makamda dindar kimse görmek istemediğini kaydetti.

Anayasa Mahkemesi’nin nasıl bir yapılanma içinde olduğunu çok iyi görerek belli kesimlerin çok tepkisini çeken iki kişiyi üye olarak atadı. Nitekim sonraki yıllar boyunca milletin benimsemediği her karara bu isimler şerh koydu.

Nezaket hudutlarını aşan Demirel tarafından “Çankaya’nın şişmanı” olarak hakarete uğradı.

DYP ile SHP bir olup Özal’ı indirmeye çalıştı. Ancak güçleri buna yetmedi.

Körfez krizi sırasında Türk askerinin Irak’a girip inisiyatif almasını istedi, ancak Genelkurmay Başkanı Torumtay’ın istifası ve hükümetin karşı koyması yüzünden bu isteği gerçekleşmedi.

Kürt sorunu ve PKK’nın bitirilmesi için büyük gayretler gösterdi, ancak ölümüyle terör daha da azdı.

Başbakanlıktan sonra geldiği bu makamı çok sevemedi. Üretmek, köprü ve otoyollar gibi yeni eserler ortaya koymak için siyasete yeniden dönmeyi düşündü. Ancak ömrü vefa etmedi. 17 Nisan 1993′te görevi başında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Bugün bile hala zehirlendiği iddiaları tam olarak aydınlatılamadı. Yüz binlerce kişi Fatih Camii’ndeki cenaze namazına katıldı. Naaşı Topkapı’daki anıt mezara defnedildi.

Cenazesine milletin teveccühü karşısında, muhalifi Hürriyet Gazetesi “Meğer alışmışız” manşetiyle çıkmak zorunda kaldı.

 

SÜLEYMAN DEMİREL – SİVİL/BAŞBAKAN

Özal’ın vefatının ardından yangından mal kaçırır gibi hemen Çankaya Köşkü’ne çıktı.

Kendisinden sonra DYP’nin başına gelen Tansu Çiller’e hükümeti kurma görevi anlamına gelen mektubu bizzat vermemek için yere attı. Çiller, bu mektubu eğilip almak zorunda kaldı.

28 Şubat döneminde hükümeti düşürmek için ellerinden geleni yapanların yanında yer aldı. Sonradan bunu, “Böyle yaparak darbeyi önledim” diye açıklamaya çalıştı.

Tehdit ve şantajlarla Refah-Yol koalisyonunda yer alan çok sayıda milletvekili partilerinden istifa ettirildi.

1998′de, yani bazılarının 28 Şubat’ın bin yıl süreceğine inandığı bir dönemde Beethoven’ın 9. Senfoni’sini dinledikten sonra sahneye çıkıp “İşte çağdaş Türkiye” diye haykırdı.  Böylece 28 Şubat’ta tuttuğu safı daha da sıklaştırmış oldu.

Görev süresinin uzatılması için çok istekli oldu. Ancak mümkün olmadı.

 

 

AHMET NECDET SEZER – SİVİL/ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI

Ecevit’in önerisiyle Anayasa Mahkemesi başkanı iken Çankaya’ya çıktı.

MGK toplantısında anayasa kitapçığını Ecevit’e fırlattı, döviz bir gecede iki katına fırladı. Borsa çöktü, faizler inanılmaz boyutlara ulaştı. Türkiye bir gecede milyarlarca dolar kayba uğradı, halk fakirleşti.

Makam arabasıyla gezerken kırmızı ışıkta durdu.

Market alışverişine eşiyle birlikte çıktı.

Veto müessesesini en çok kullanan Cumhurbaşkanı olan Sezer 67 yasa, 22 Bakanlar Kurulu kararı ve 729 müşterek kararname iade ederek, özellikle AK Parti hükümetlerinin karşısında adeta muhalefet partisi gibi hareket etti.

AK Parti’nin hükümete gelmesinden sonra Çankaya’yı kamusal alan ilan edip önceki uygulamalarının aksine türbanlı vekil eşlerini köşkün bahçesine dahi sokmadı.

Görev süresi dolmasına rağmen 367 garabetiyle seçim yapılması engellenince 3.5 ay hukuksuz olarak köşkte oturmaya devam etti.

Görevdeyken büyük çoğunluğu sol ve terör örgütüne mensup 190 mahkumu affetti. Bunlardan bazıları daha sonra yeni eylemlerde yakalandı. Sezer’in affettiği bir kişi de ABD Büyükelçiliği’ne intihar girişimi sırasında öldü.

Kullandığı öztürkçe/ uydurukça dil ile dikkat çekti.

ABDULLAH GÜL – SİVİL/DIŞİŞLERİ BAKANI

Hükümetlerle büyük bir uyum içinde çalışan Gül, halkın hizmet almasını engellemek yerine hizmetlerin önünü açmayı tercih etti. Gereksiz yere veto hakkını fazla kullanmadı.

Eşi başörtülü ilk Cumhurbaşkanı olan Gül, Çankaya Köşkü’nü bütün Türk halkına açtı.

Görev süresi bitince yeniden AK Parti’ye dönerek siyaset yapacağını açıkladı.

 

VE 12. CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN – SİVİL/BAŞBAKAN

Aslında halkın seçtiği ilk Cumhurbaşkanı… Muhtar bile olamaz dedikleri bir dönemin ardından 12 yılda toplam 9 seçim zaferi kazandı.

Türkiye onun döneminde inanılması güç başarılara imza attı.

Döviz rezervi dört katına çıktı.

IMF’ye olan borçların tamamı ödendi.

Enflasyon tek haneli rakamlara indi.

Yüksek Hızlı Tren, Marmaray, duble yollar yapıldı.

Sağlık alanında gerçek bir reform gerçekleştirildi. Sosyal güvenlik kuruluşları tek çatı altında toplandı. Devlet, SSK hastanelerine gitmek işkence iken Türkiye’yi başka devletlerin örnek aldığı bir sisteme kavuşturdu.

Türkiye’nin hemen her yanında konut açığı varken TOKİ ile Türkiye’nin tamamı şantiyeye çevrildi. TOKİ’nin uygulamaları sayesinde hemen her kesim eskisine oranla daha kolay ve ucuza ev sahibi oldu. Söz konusu dönemde toplam 615 bin konut inşa edildi.

12 yıl boyunca sürekli yüksek büyüme rakamları yakalandı.

Ve diğerleri…

Şimdi Erdoğan Çanka’ya Köşkü’nün yeni sakini… Erdoğan’ın kişiliği ve halk oyuyla bu makama gelmesi, kendisinden önceki Cumhurbaşkanlarının aksine daha inisiyatif sahibi bir Cumhurbaşkanı, hatta belki Anayasa değişikliği yapılırsa Başkan olacağını söylüyor zaten.

Önümüzdeki 5 yılın hem cumhura hem de başkanına hayırlar getirmesini diliyoruz.

 İsmail Sefa İpşir

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık